katılan İran Cumhurbaşkanı Seyyid İbrahim Reisi, toplantı sırasında Cezayir
merkezli El İhbariye Kanalı’nın sorularını yanıtladı.
Resi Tahran’ın Gazze meselesindeki tutumunu, İran’ın Arap
ülkeleri ile olan ilişkilerini, nükleer anlaşması faaliyetlerini ve İran ve
Cezayır arasındaki işbirliğini anlattı.
Aşağıdaki yazıda bu röportajı okuyabilirsiniz:
1- Sayın Reisi 7. Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu’ndaki
konuşmanızda Filistin meselesine değindiniz. Filistin meselesine bu kadar ilgi
göstermenizin sebebini anlatabilir misiniz?
Bu toplantının başında Filistin ve Gazze meselesinin büyük
önemi ve hassasiyeti nedeniyle konuşmama bu konuyu ele alarak başlamak istedim.
Çünkü bugün Filistin meselesi sadece İslam dünyasının değil, aynı zamanda tüm
insanlığın meselesidir.
Şuan Gazze’de uluslararası yasaların ihlali olan cinayet ve
savaş suçuna şahidiz.
Siyonist rejim 75 yıldır Filistin halkının topraklarını
işgal ederek, evlerini yıkarak, tarım arazilerini yok ederek, gençleri esir
alıp işkence ederek korkunç suçları işlemektedir.
Tüm dünya halkı Gazze halkından yana olmasına rağmen
maalesef ABD tüm gücü ile siyonist rejimi desteklemektedir.
Siyonist rejim Gazze halkına yönelik saldırılarını uç
noktaya getirdiği, halde ABD ve diğer Batı ülkeleri bu saldırıların
durdurulması için baskı uygulamak yerine İsrail’i destekliyor. Elbette bu
olaylarla dünya düzeninin adaletsiz ve baskıcı bir sistemden adil bir düzene
dönüşmesi gerekiyor.
İslam Devrimi’nin zafer kazanmasında beri İran’ın temel dış
politikası dünyadaki mazlumları savunmak olmuştur. Bugün zulmün en açık
tezahürünü Filistin’de görüyoruz. Bu konuda dost ve kardeş ülke Cezayir de
bizimle hemfikirdir.
2- Cezayir’in Filistin meselesinde BM’deki rolünü nasıl
değerlendiriyorsunuz?
BM Güvenlik Konseyi’ne üye ülkelerin, Filistin konusunda
büyük bir sorumluluğa sahip olduğuna ve bu alanda rol oynaması gerektiğine
inanıyorum. Cezayir’in, Filistin meselesindeki iyi konumu dikkate alındığında,
Güvenlik Konseyi’nde rol oynayabileceğine ve Filistin’in mazlum ve güçlü
halkının sesi olabileceğine eminim.
3- İran’ın Gazze’daki savaşı durdurmak için gösterdiği çabalara
rağmen bazıları İran’ı bu savaşı genişletmeye çalışmakla suçluyor. Bu konudaki
yorumunuz nedir?
Savaşın kapsamını genişletmeye çalışanların Amerikalılar ve
İngilizler olduğuna inanıyoruz. İngiliz ve ABD halkının Filistin’e destek
gösterileri düzenlemesine ve ABD’li bir askerin İsrail saldırıları nedeniyle
kendisini yakmasına rağmen kendi halkının sesini duymayan bu devletlerle karşı
karşıyayız. Bu devletler savaşı genişletmek peşinde. İsrail saldırılarının
başlangıcını 7 Ekim’deki Aksa Tufanı operasyonuna bağlıyorlar, fakat Filistin
halkı 75 senedir İsrail zulmü ile karşı karşıyadır
4- İran-Cezayir ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
İran ve Cezayir ilişkileri özellikle İslam Devrimi
zaferinden sonra olumlu yönde ilerlemektedir. Cezayir hükümeti ve milleti, İran
halkı için topraklarını savunan ve sömürgeci devletleri ülkelerinden kovan ve
bu yolda şehit veren bir halk olarak tanınmaktadır. İki ülke arasındaki olumlu
siyasi ilişkilerin ekonomik ve ticari ilişkilerine yansıması gerektiğine inanıyoruz.
Ülkemiz ticari ve ekonomik alanlarda, özellikle teknik-mühendislik , petrol,
gaz, petrokimya hizmetleri gibi alanlarda önemli tecrübeler elde etmiş.
Tecrübelerimizi Cezayir’e aktarmaya hazırız.
5- Gelecekte karşılıklı işbirliği için hangi ortak ekonomik
projeleri düşünüyorsunuz?
Enerji, ticaret ve deniz ulaştırma gibi projelerde ortak
program hazırlayıp uygulayabiliriz. Bankacılık konularında da olumlu bir
işbirliği yürütebiliriz.
6- İran’ın Arap ülkeleri ile yakınlaşması konusundaki
engel nedir?
Bizim Arap ülkeleri ile sorunumuz yok. Düşmanların İranofobi
çabalarına rağmen Arap ülkeleri ile olumlu bir ilişkimiz var. Düşman iki adım
atmaktadır: Birincisi İranofobiyi yaratmak, ikincisi ise Arap ve İslam
ülkelerini Siyonist rejime yakınlaştırmaya veya ilişkileri normalleştirmeye
çalışmak. Bence Düşman İranofobiyi yaratarak İran’ı yalnızlaştırma peşindeydi.
Ama başaramadı. Şuan İran bölgede önemli bir role sahip. Siyonist rejimle
ilişkilerini normalleştiren ülkeler bile, bırakın kendi ülkeleri dışında, kendi
halkının karşısında eylemlerini savunamıyor, bu ülkeler kendi yaptıklarından
dolayı utanıyorlar. Normalleşme peşinde olan ülkeler Filistin halkını arkadan
vurdu ve bu halk asla bu ülkeleri affetmeyecek. Dolayısıyla son dönemde Suudi
Arabistan’la yakınlaşmanız Siyonist rejimi rahatsız ediyor diyebilir miyiz?
Suudi Arabistan’la ilişkilerimiz var. Siyasi ilişkilerimiz
yeniden kurulmuştur ve Siyonist rejim, İslam ülkeleri arasındaki ilişkilerin bu
kadar gelişmesinden rahatsız olmuştur mutlaka. Hatta bu konuda İran’a karşı
kızgın. Buna cevamen Kur’an Kerim’de Allah buyuruyor: “De ki: Geberin
kininizle”
7- İran’ın nükleer faaliyeti ve Batı’yla ilişkilerinin
konusunda son durum nedir?
Nükleer enerji İran’ın vazgeçilmez hakkıdır. Bu hediyeyi
insanlarımızın refahı ve yaşamlarının iyileştirilmesi için kullanmalıyız.
Nükleer enerjinin tıpta, sanayide, madencilik, enerjide, petrol ve gazda ve
petrokimyada birçok kullanım alanı vardır.
Batılıların, özellikle de Amerikalıların endişe duyduğu şey,
İran’ın nükleer enerjiyi kullanarak atom bombası yapmak istemesidir ancak biz
nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanacağımızı defalarca anlattık.
Nükleer faaliyetlerin barışçıl olarak kullanmamızın sebebi,
nükleer bombaya sahip ülkelerin yasaklanmasından değil, bizim inancımıza
dayanmaktadır. Bu ülkeler neden nükleer savaş başlıklarına sahip Siyonist
rejimden endişe duymuyorlar?!
İran iyi niyetini göstermek için hiçbir zaman müzakere
masasını terketmedi/mehr
