Rasthaber – İran’da 28 Aralıkta Meşhed’de başlayan daha sonra ülkenin diğer kentlerine de yayılan protesto eylemlerinin kaynağı konusunda 3 farklı görüş ön plana çıkmış bulunmakta.
İlk olarak olayların halk kaynaklı olarak doğal bir şekilde başladığı; ekonomi, adalet ve yolsuzluk sorunlarına karşı halkın sokağa çıktığı ve itirazların dile getirdiği söylenilmektedir. Her köyün bir muhtarı olduğunu, dünya köyünün muhtarının da ABD olduğunu söyleyen ve ABD ile anlaşarak dünyadan izole edilen ülkenin yeniden dünya ile ilişki içerisinde olacağı böylece ambargoların son bulacağını ve ekonomik sorunların çözüleceği vaadiyle göreve gelen Ruhani hükumeti 5+1 ülkeleri ile Nükleer anlaşmayı yapmasına rağmen ekonomik sorunları çözememiş halk tarafından ikinci bir şans verilerek hükumete getirilen Ruhani ve kabinesinin halkın sorunlarını dikkate almaması bardağı taşıran son damla olmuştur.
Ülkede bir kaç milyon insanın iflas eden finans şirketlerine sermayelerini kaptırmaları, yoksul halkın zamlar karşısında tahammüllünün kalmaması, üniversite mezunu olup iş bulamayan gençlerin sayısının her geçen gün artması, Kirmanşah’ta yaşanan deprem sonrası çok zor durumda bulunan halka hükümet yetkililerinin yeteri derecede yardımda bulunmaması hatta halk tarafından toplanan yardımların depremzedelere ulaştırılmaması, emekli maaşlarının ödenmemesi, birçok fabrikanın kapanması ve artan enflasyona rağmen kapılarına kilit vurmayan fabrikaların çalışanlarının maaşlarını ödeyememesi bunun karşısında hükümet yetkililerinin kendileri ve yakınlarının yolsuzluk yapmaları milyarlarca dolar kaçırmaları, yüksek maaş almaları halkın doğal bir şekilde sokağa çıkmasının delili olarak gösterilmektedir. Buna ilave olarak ülkede adalet sisteminde yaşanan büyük sorunlar halkın adalet kurumlarına olan güvenini ciddi bir şekilde sarsmış, adalet kurumlarına başvurmanın sorunlarını çözmek yerine kendileri için daha büyük sorunlar yarattığı görülmüş ve halkın isyanına neden olmuştur.
İkinci görüş olarak olayların hükumet muhalifleri kaynaklı olduğu, siyasi iç çekişmenin sonucu olarak hükumet karşıtlarının bu gösterilerin arkasında olduğu ve ekonomik sorunlar bahane edilerek halkın hükumeti hedef alacak şekilde sokağa çıkarıldığı söylenilmektedir.
Bu görüşe dayanak olarak olayların Meşhed’de başlaması ve Kum gibi dini şehirlerde olması, ayrıca Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri’nin olaylardan bir gün sonra; “Bu olayları başlatanların sonunu getiremeyeceğini ve kendilerinin de zararına olacağı, bu ateşi yakanların ateşin dumanında kendi gözlerinin de yanacağı” açıklamasından bulunması gösterilmektedir. Yine Ruhani; olayların başlangıcında İran Radyo ve Televizyon Kurumu’nun göstericilere destek verdiğini söylemesi, olayların sadece ekonomik kaynaklı olmadığını dile getirmesi de olayların kaynağının muhalifler olduğu görüşünü ortaya çıkarmaktadır.
Üçüncü olarak ise olayların dış kaynaklı olduğu, İran’ın bölgede artan gücüne karşı ABD ve İsrail’in başını çektiği İran düşmanlarının başlattığı söylenilmektedir.
Son yıllarda bölgede yaşanan gelişmeler karşısında İran bölgedeki nüfuzu, ABD ve yandaşlarının planlarının aksine artmış ABD, İsrail ve müttefikleri bölgedeki tüm savaşlarda yenilgiye uğramış ve güç kaybetmiştir. Bunun intikamını almak ve asıl düşman olan İran’ı zayıflatmanın dışarıdan müdahale ile olamayacağını gören dış güçlerin İran’ı içeride karıştırarak zayıflatmayı hedeflemesi sonucu olduğu söylenilmektedir. Olaylarda Kanada’da yaşayan ve İngiltere’de okuyan bir kızın başörtüsünü çıkarıp bir sopanın ucunda sallaması, yine İran’ın dış politikasını hedef alan sloganların atılması delil olarak gösterilmektedir.
Yine CIA’in İran’daki operasyonlarının başına Müslüman Mike ya da Karanlık Prens lakaplı D’Andrea’yı getirmesi ve olaylar başlarbaşlamaz ABD Başkanı Trump başta olmak üzere İsrail, Arabistan, İngiltere gibi ülke yetkililerinin İran’daki olayları destekledikleri açıklamalarını yapmaları ve halka destek verdiklerini halkın sokaklara davet etmeleri olayların dış kaynaklı olduğu görüşünü desteklemektedir.
Sonuç olarak atılan sloganlar ve yapılan açıklamalara bakacak olursak öne sürülen iddialardan olayların iç kaynaklı olduğu daha sonra dışarıdan sadece açıklamalarla desteklendiği görüşünün daha nesnel olduğunu söyleyebiliriz. Hükumet yetkililerinin tüm uyarılara rağmen halkın sorunlarını dikkate almaması, üstelik olayları daha başladığı an yatıştırmaya çalışmak yerine kışkırtıcı açıklamalarda bulunmaları ve bundan bir çıkar sağlama peşinde olduğu gözlenmektedir.
