IŞİD’in Sonu ve Musul Operasyonu

rasthaber

Irak Başbakanı Haydar el İbadi’nin, Musul’u IŞİD’den kurtarma operasyonunun başladığını duyurması ardından bu ülke askeri ve güvenlik güçleri, Halk direniş güçleri Haşd El-Şabi ve Kürt Peşmerge güçlerinin de desteğinde şehre yönelik muhtelif semtlerden taarruza geçtiler. 

Musul’u kurtarma operasyonuyla ilgili, Musul halkının güvenlik güçleriyle dayanışma içerisinde olmalarını isteyen İbadi’nin yanında ülke Genelkurmay Başkanı Ganimi başta olmak üzere dokuz generalin yer alması ise dikkatlerden kaçmamıştır.

Iraklıların birlik ve dayanışması ve sadece iç dinamik ve imkanlara dayanarak operasyonlarını sürdürmesi son aylarda IŞİD terör örgütü karşısında muhtelif bölgelerde elde ettiği başarı ve zaferlerin ana kaynağını oluşturmaktadır.

Bilindiği üzere tekfirci IŞİD terör örgütü bundan iki yıl önce uluslararası ve bölgesel bir komplo çerçevesinde ve Irak içindeki uzantılarının yardım ve desteği ile Musul kentinin rahatlıklı işgal etmeyi ve kendi kontrolü altına geçirmeyi başarmıştı. Ancak daha sonra kendi toparlayan ve halk direniş birimlerini oluşturan Irak merkez yönetimi ordu ve Haşd’uş Şa’bi güçlerinin yardımıyla Haziran 2014 tarihinden itibaren IŞİD terör örgütüne karşı ciddi bir mücadele başlatmıştır.

Halk, hükümet ve ordu arasında yakın işbirliği ve dayanışma, IŞİD terör örgütünün zayıflatılması ve bu tekfiri teröristlerin Neyneva eyaleti sınırları içinde ablukaya alınmasında önemli bir denklem olmuştur. Irak’ın üst düzey yetkilileri Haşd’uş Şa’ba halk direniş güçleri, ordu ve hükümet denkleminin kader belirleyici fonksiyonunun farkına vararak 2016 yılını IŞİD terör örgütünün Irak’ta ölüm yılı olarak ilan etmiştir ve şimdi ise böyle önemli bir operasyonun başlatılması bu tesbitin doğruluğu ve Irak güçlerinin kararlılığını gösteriyor.

Musul operasyonun başlaması demek aslında IŞİD’in Irak’tan kökünün kazınması demektir. Ancak şunu da dikkate almak gerekir ki Irak’ta artık kendi mevcudiyet ve varlığını tehlikede gören ve yok olma eşiğinde olduğunu fark eden tekfirci IŞİD terör örgütü cinayetlerini artırarak, Irak’taki ağır yenilgisinin engellemek istemektedir. Bu ise terör örgütünün sivil halka yönelik yeni cinayet girişimleri yapma ihtimalinin bulunduğunu göstermektedir.

Tüm bu gerekçelerin göz önüne alınması nedeniyle de Iraklı yetkililer Musul’un kurtarılması operasyonunu gecikmeyle başlatmış ve sivil halkın zarar görmemesi yönünde gerekli tedbirleri aldıktan sonra bu konuda karar verebilmiştir.

Bu arada Iraklı yetkililer son günlerde IŞİD terör örgütünün yıkıcı girişimlerinin ülkeye verdiği zarar ve ziyanların hacmini açıklamıştır. Nitekim Irak başbakanı Haydar el-İbadi, IŞİD terör örgütünün Irak’ı işgal etmekle gerçekte bu ülkeye 35 milyar dolar zarar verdirdiğini bildirmiştir. IŞİD’in bu zarar ve ziyanları Musul da dahil bazı bölgelerde o hadde fazladır ki uzmanlar bu ziyan ve hasarların telafisinin 10 yıl gibi bir zaman alabileceğini belirtmiş bulunmaktalar.

Her halükarda IŞİD terör örgütü ve onun Amerika, Suudi rejimi ve diğer bir kaç gereci bölge rejimi tarafından desteklenmesi, Irak halkı üzerinde çok ağır bir ziyana yol açmış ve şimdi Irak halkı, Musul operasyonu ile birlikte artık tekfirci IŞİD terör örgütünün işinin tamamen bitirilmesi ile ülkedeki kaos ve kriz ortamının sonlandırılması ve ülkenin yeniden yapılandırılması çalışmalarının başlatılmasını temenni ediyor.

Bu hususla ilgili olarak dünya barış ve güvenliğini sağlanmasında en önemli uluslararası kuruluş olarak BM Teşkilatı, Musul’da insani facianın en aza indirilmesi konusunda önemli bir rol ifa edebilir.

BM Teşkilatı bu rolünü, kendine bağlı Dünya Sağlık Örgütü, Sığınmacılar Yüksek Komiserliği, UNİCEF ve FAO gibi kuruluşları vasıtasıyla yerine getirebilir. BM’ye karşı var olan böyle bir beklenti bu teşkilatın sorumluluğunu daha da artırmaktadır.

parstoday

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın