ABD ve Avrupa’da özellikle Müslüman göçmen gençlerin IŞİD’den ilham alarak yürüttükleri şiddet eylemleri sürekli gündemde. Batılı devletler IŞİD sempatizanı sosyal medya gruplarını kapatmaya uğraşadursun, IŞİD internet üzerinden insanlara ulaşmaya devam ediyor.
ABD’de fizikçi, bilgisayar bilimci ve sosyal bilimci bir ekip, 2015 yılının sekiz ayı boyunca IŞİD’e yakın sosyal medya ağlarını sahte hesaplarla takip etti. Ekip, VKontakte adlı Rusya kökenli sosyal medya platformuna yoğunlaştı. Ekibin açıklamasına göre, burada cihatçı gruplar Facebook’ta gördükleri baskıyı görmüyorlar, ayrıca cihatçı Çeçen gruplar Rusya kökenli olduğu için VKontakte’yı tercih ediyor.
Ekip, Science’taki makalelerinde IŞİD sempatizanlarının oluşturduğu ve 100 bin kullanıcı içeren 196 irili ufaklı grubun ağ yapısını ve bunun değişimini inceledi.
Grupların genelde küçük başlayıp, sonra isim değiştirerek veya dışarıya kapanarak kendilerini polis veya hacker faaliyetinden korumaya çalıştıkları görüldü.
Küçük gruplar zaman zaman birbirlerine katılarak geniş IŞİD yanlısı ağlar doğurabiliyordu. Ancak gruplar çok büyüyünce dikkat çekiyor ve dağıtılıyor veya kapatılıyorlardı. Tabii bu arada bireysel bağlantılar da kurulmuş oluyordu.
Grupların reenkarnasyonu da bir diğer ilginç gözlendi. Bir grup kendini kapatıyor, bir süre sonra başka bir ad altında ama yaklaşık aynı üye profiliyle yeniden doğuyor. Gruplar bu gibi taktiklerle “avcılara” karşı ömürlerini uzatmaya çalışıyor.
Ayrıca ekip, IŞİD yanlısı ağlar içinde kadınların erkeklerden daha merkezi bir yerde durduğunu ifade ediyor. Yani ağ içinde kadınların daha fazla bağlantısı var. Oysa ki bugün dünya genelindeki sosyal medya ağları içinde durum tam tersi imiş – kadınlar erkeklerden biraz daha az merkezi.
NE YAPMALI?
Yazarlar, küçük grupların hedeflenip dağıtılmasıyla büyük grupların oluşumunun engellenebileceğini tahmin ediyor. Bu gruplaşmaların hedeflenmesinin, bireysel faaliyetleri takip etmekten daha etkili olacağını da söylüyorlar.
Öte yandan hem makalede hem de makale hakkında Science’ta çıkan yazıda, IŞİD’le mücadelenin yalnızca teknik bir süreç olduğu kabulü hemen belli oluyor. Uzun zamandır ABD’de “terörizmle mücadeleyi” tıpkı “sivrisineklerle mücadele” düzeyinde ele alan bir literatür gelişmiş durumda. Teröristlerin hep varolduğu ve olacağı, bunları en etkili biçimde engellemenin teknik yollarının bulunması gerektiği gibi bir varsayım mevcut.
Acaba bu ilginç modelleme çalışmasını yürütenler, IŞİD’in neden ortaya çıktığı ve Batılı Müslüman gençlerin buna niye sempati duyduğu sorularını hiç soruyorlar mı kendilerine?
sol
