İran ile ABD cumhurbaşkanları arasında imzalanan mutabakatın ardından İslam Devrimi Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamanei’nin İran halkına hitaben yayımladığı mesaj, siyasi ve medya çevrelerinde geniş yankı uyandırdı.
Mesajında bu aşamaya ulaşılması için yetkililerin gösterdiği çabaya değinen Ayetullah Seyyid Mücteba Hamanei, “prensip olarak” farklı bir görüşe sahip olduğunu belirtmekle birlikte, Cumhurbaşkanı ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi üyelerinin İran halkının ve Direniş Cephesi’nin haklarını koruma yönündeki taahhütleri ile bu sürecin sorumluluğunu üstlenmeleri nedeniyle gerekli izni verdiğini ifade etti.
İran lideri ayrıca bundan sonraki süreçte, kendisinin ve İran halkının açıklanan şartlar ve taahhütlerin yerine getirilmesini bekleyeceğini vurgularken, gelecekte yapılabilecek müzakerelerin düşmanın görüşlerini kabul etmek anlamına gelmeyeceğinin altını çizdi.
Bu kapsamda Uzmanlar Meclisi üyesi ve Kum’daki Şehit Devrim Lideri Eserlerini Koruma ve Yayma Bürosu Başkanı Hüccetülislam Said Sulh Mirzayi, Fars Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada söz konusu mesajın çeşitli boyutlarını değerlendirdi.
Sulh Mirzayi, “Liderin kısa ancak derin anlamlar içeren mesajı, İmam Humeyni ve İmam Hamaneiy ekolünün temel ilkeleri doğrultusunda yayımlandı” ifadelerini kullanarak, bunun halk arasında dile getirilen “Allah’ın eli ortaya çıktı, Hamanei gençleşti” sloganının bir kez daha teyidi niteliğinde olduğunu söyledi.
Mesajdaki 12 temel ilke
Uzmanlar Meclisi üyesi, mesajda yer alan ilkeleri şu şekilde sıraladı:
- Dini demokrasiye bağlılık ve halk oyuyla seçilen Cumhurbaşkanı’nın görüşlerine saygı gösterilmesi.
- İslam Cumhuriyeti kurumlarının güçlendirilmesi ve liderliğin görüşlerinin Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’ne dayatılmaması.
- Cumhurbaşkanı ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi üyelerinin İran halkının ve Direniş Cephesi’nin haklarını koruma taahhütlerinin kabul edilmesi.
- Yetkililerin halkın haklarını savunmak ve “şeytan” olarak nitelendirilen tarafla müzakereleri yürütürken iyi niyetli kabul edilmesi.
- Hükümetin yürüttüğü müzakerelerin sistemin bütünüyle özdeş görülmemesi. Sulh Mirzayi, “Şehit İmam, liderlik makamının Amerikalılarla doğrudan müzakere etmediğini, müzakerelerin liderlikten izin alınarak ve kırmızı çizgilere bağlı kalınarak hükümetler tarafından yürütüldüğünü söylerdi” dedi.
- Liderliğin görevlerini yerine getirirken halk desteğine dayanması.
- Başta ABD olmak üzere “istikbar cephesi” olarak tanımlanan güçlere karşı sürekli güvensizlik.
- Yapılan mutabakat çerçevesinde karşılıklı adım ilkesinin benimsenmesi ve gerektiğinde anlaşmadan çekilme seçeneğinin saklı tutulması.
- Koşullu izin ile tam memnuniyet arasında fark bulunduğu anlayışı.
- Direniş Cephesi’nin farklı alanlarının birlik içinde değerlendirilmesi.
- Halkla samimi ilişki kurulması ve perde arkasındaki gelişmeler hakkında bilgilendirilmeleri.
- En önemli ilke olarak, İmam Mehdi’ye sığınma ve ilahi yardım olmadan hiçbir başarının mümkün olmayacağı inancı.
Halk ve yetkililer için 6 görev
Sulh Mirzayi, mevcut şartlarda halk ve yetkililerin yerine getirmesi gereken görevleri de sıraladı.
Birinci görevin, düşmana ayrılık yaratma fırsatı vermemek için birlik ve beraberliğin korunması olduğunu belirten Mirzayi, ikinci görevin ise liderin belirlediği kırmızı çizgilerin yetkililerden talep edilmesi olduğunu söyledi.
Üçüncü görevin, muhtemel bir savaşa karşı hazırlıklı olunması amacıyla ulusal dayanıklılığın güçlendirilmesi olduğunu ifade eden Mirzayi, dördüncü görevin de “Şehit İmam” ile İran ve Direniş Cephesi şehitlerinin intikamı konusunda dini hassasiyetin ortaya konulması olduğunu kaydetti.
Beşinci görevin cihat ve şehadete hazırlıklı olmak olduğunu belirten Uzmanlar Meclisi üyesi, altıncı görevin ise özellikle seçkinler, yetkililer ve medya mensupları için, “Veliyy-i Fakih’in hesaplama mantığını anlamak ve onun düşünce ufkundan uzak kalmış olmaktan dolayı istiğfar etmek” olduğunu ifade etti.
