suçları işleyen İsrail devleti ve İsrail hükümeti, ABD ve küresel medya
desteğine rağmen üç büyük sorunla karşı karşıya:
1. İSRAİL BATI DESTEĞİNİ KAYBEDİYOR
Asya, Afrika ve Güney Amerika ülkeleri ilk günden itibaren
değişik seviyelerde İsrail’e tepkilerini gösteriyorlardı. Ancak gün geçtikçe,
Avrupa ülkeleri de İsrail’e karşı pozisyon almaya başladılar.
Nitekim eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, “Dünya
kamuoyu artık bizimle değil” diyerek ve eski İsrail Başbakanı Ehud Barak,
“Avrupa’da kamuoyunu kaybediyoruz, Avrupa’da hükümetleri de kaybetmeye
başlayacağız” diyerek uyarmıştı Netanyahu hükümetini…
AB dönem başkanı İspanya’nın başbakanı Pedro Sanches ile 1
Ocak’ta AB dönem başkanlığını alacak Belçika’nın başbakanı Alexander De
Croo’nun birlikte gösterdikleri tepki, İsrail’in Avrupa hükümetlerini de
kaybetmesinin başlangıcı oldu.
İkili Kudüs’te ayrı ayrı görüştükleri İsrail Cumhurbaşkanı
İsaac Herzog ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’yu açık açık uyardılar.
Dahası İspanya Başbakanı Sanches, Refah Kapısı’nda yaptığı konuşmada “AB,
Filistin devletini tanımazsa İspanya kendi kararını alacaktır” dedi.
Netanyahu’nun bu durum karşısında sarıldığı argüman ise
İspanya ve Belçika başbakanlarını “terörizmi desteklemekle” suçlamak oldu. Tabi
İsrail büyükelçileri anında dışişlerine çağrılarak uyarıldı.
2. İSRAİL KURUMLARI BİRBİRİNİ SUÇLUYOR
Savaşların sonucu insan kayıplarıyla ölçülmez. Tarihte daha
çok kayıp verenlerin kazandığı da görülmüştür. Filistinliler ise ölüme koşarak
vatanlarını savundukları için zaten eninde sonunda kazanacaklar…
İsrail’in kazanamadığının en önemli göstergelerinden biri de
şu: İlk kez İsrail hükümeti ile İsrail kurumları arasında ve kurumların da
birbirleriyle çatışmaları, bu oranda su yüzüne çıktı. Çünkü İsrail açısından
ortada bir 7 Ekim yenilgisi var ve hiç kimse bu yenilginin sorumluluğunu
alamıyor. Dahası er geç fatura önlerine konacağı için, kurumlar şimdiden
birbirini suçlayarak kendi konumlarını korumaya çalışıyor.
Anımsayacaksınız, İsrail Başbakanı Netanyahu 7 Ekim’i
“İsrail tarihinin kara günü” ve “fiyasko” olarak nitelendirmiş, “berbat bir
zafiyet olduğunu” söylemiş, hükümetine 7 Ekim öncesinde sadece “Hamas
yıldırıldı” türünden istihbaratlar geldiğini belirterek güvenlik ve istihbarat
birimlerini suçlamıştı. Ancak tepkiler üzerine güvenlik ve istihbarat
birimlerinden özür dileyerek suçlama mesajlarını silmişti.
Bu kez fatura telaşıyla güvenlik ve istihbarat kurumları
birbirlerini suçlamaya başladı.
Örneğin bir kesim İngiliz Financial Times üzerinden mesaj
verdi: “Hamas’ın büyük bir saldırıya hazırlandığı konusunda İsrail Savunma
Kuvvetleri Güney Komutanlığı’nın istihbarat başkanına detaylı bir rapor
sunulduğu ancak yetkilinin raporu ‘hayali senaryo’ olarak gördüğü ortaya
çıktı.”
İsrail Savunma Bakanlığı yetkilileri ise Haaretz gazetesi
üzerinden verdikleri mesajda, “İsrail askeri istihbaratının bir yıl önce
Hamas’ın saldırı planlarından haberdar olduğunu, ilgili bilgilerin İsrail Genel
Güvenlik Servisi Şin Bet’e iletildiğini, ancak yetkili organların tehdide
gerekli şekilde hazırlanmadığını” belirtti.
Fatura günü yaklaştıkça, bu suçlamalar daha da artacaktır.
3. NETANYAHU’YA İSTİFA BASKISI
Yargıyı denetimi altına almaya çalışması nedeniyle İsrail
halkının bir yıldır protesto ettiği Netanyahu’yu savaş da kurtaramadı. İsrail
halkı, savaş gerekçesiyle başbakanının etrafında kenetlenmedi, tersine savaşın
ortasında Netanyahu’ya karşı eylemler ve istifa baskıları sürdü, sürüyor.
Netanyahu’nun konutu yakınında hemen her gün eylem yapan
protestocular, başbakanın “hemen şimdi” istifa etmesini istiyor.
cumhuriyet
