basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Pandemi dönemiyle
beraber esnafın, işçinin, vatandaşın büyük bir sıkıntı içerisinde olduğunu
söyleyen Saadet lideri Karamollaoğlu, “Pandemiye özel olan kısa çalışma
ödeneğini dikkate almadığımızda, işsizlik sigortası fonundan işverene 23,6
milyar lira teşvik verirken bu fonun asıl sahibi olan işsize ise sadece 9,3
milyar lira verilmiştir. El insaf, el insaf, el insaf.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen Karamollaoğlu, “Empati
yapın. Esnafın, çiftçinin, işsizin, kendinizi bunların yerine koyun. Bir KHK
mağdurunu düşünün işinden uzaklaştırılmış, mahkemeye gitmiş ve kazanmış ama siz
ben seni işine göndermem diyorsunuz. Bir kere empati yapın, ya sen bu duruma
düşseydin ya bir yakının düşseydi. İktidar empati yapmadığı zaman zalimleşir.
Bakar ama görmez, ülkenin problemlerini çözemez.” diye konuştu.
Karamollaoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Kapanma tedbirleri kapsamında içinde bulunduğumuz günlerin
Kovid 19 salgınından kurtulduğumuz; mutlu, huzurlu ve sağlık dolu günlere
ulaşmamıza vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Bütün İslam aleminin hem Kadir Gecesini hem de Ramazan
Bayramını bugünden tebrik ediyorum.
Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de Doğu Türkistan’da, Arakan’da ve
daha birçok İslam ülkesinde akan kan ve gözyaşının dinmesi için bu rahmet
ikliminin bir fırsat olmasını arzuluyorum.
Ramazan ayının son haftasında Kudüs Günü vesilesiyle
Müslümanların ilk kıblesi olan ve yüzyıllar boyu Darusselam yani barış yurdu
olarak hatırlanan Kudüs’ün bir an önce Siyonist işgalden kurtulmasını canı
gönülden diliyorum.
Ülkemizdeki değerli alanların tahrip edilmesini asla doğru
bulmuyoruz. İkizdere’de yaşanan doğa katliamı gözden uzak tutulacak bir gelişme
değildir. Doğayı inşaat için, taş ocakları için yok ederseniz insan canına
kıymış kadar yanlış yapmış olursunuz. Maalesef iktidar kafayı betona takmış,
düşünürken ya beton ya demir ya asfalt. Ülkenin düzelmesi için aklına başka bir
şey gelmiyor. İkizdere’de başlayan bu tahribat durdurulmazsa Karadeniz sadece
güzelliğini değil, geçim kaynaklarını da kaybeder endişesini taşıyoruz.
Ekonomik kriz bu arkadaşların attıkları adımlarla
düzeleceğine daha da büyüyor. IMF verilerine göre Nisan 2021 itibarıyla
Türkiye’nin pandemi döneminde yaptığı yardımların milli gelirine oranı yüzde
1,9. Bu bizi dünyada yardım yapan ülkeler içinde en sonlara itelemiş.
Pandemiye özel olan kısa çalışma ödeneğini dikkate
almadığımızda, işsizlik sigortası fonundan işverene 23,6 milyar lira teşvik
verirken bu fonun asıl sahibi olan işsize ise sadece 9,3 milyar lira
verilmiştir. El insaf, el insaf, el insaf.
Son bir yılda ayçiçek yağı yüzde 55, yumurta yüzde 50,
mercimek yüzde 50, pırasa yüzde 40, tavuk eti yüzde 39 ve margarin yüzde 39
zamla fiyatı en çok artan bazı temel gıda ürünleri arasında yer almaktadır.
İnsanlar bebeklerine bebek bezi alamamakta çocuklarına 5
lira, 10 lira harçlık verememektedir. Çaresizlik içinde kıvranıyor
vatandaşımız. Bu tablo karşısında insan uyan ey akıl, ey vicdan, ey insanlık
diye bağırmak istiyor ama bağırsak kaç para bağırmazsak kaç para?
İktidara dinlemese de sesleniyorum. Gelin, Türkiye’de bütün
siyasi partilerin tamamını ekonomik krizi siz nasıl çözerdiniz? diye bir toplantıya
davet edin. Emin olun, bundan istifade edersiniz. Kapanma sürecinde alınan
destek kararlarının vatandaşa hiçbir faydası olmayacağını ısrarla söylüyoruz.
Pandemi başladığından beri söylüyoruz gelin, her insanımıza bir defaya mahsus
1000 TL destek verin. Emin olun bu vatandaşı ciddi olarak rahatlatacaktır.
Çiftçimiz de besicimiz de esnafımız da bir borç batağının içine sürüklenmiş
bulunuyor ve iktidardan kurtuluş reçetesini bekliyor. Buna karşı iktidar bu
dertlerin büyümesine sebep oluyor.
Turistler otellerde şenlikler düzenler, denizde yüzerlerken
iki Türk vatandaşını cezalandırmak akıl ve mantıkla bağdaşan bir davranış
değildir. Otellerde virüs bulaşmıyor da iki vatandaş yürüyüş yapınca mı pandemi
meydana geliyor. Aklı selim, itidal, bunu kaybetti iktidar. Necip Fazıl’ı
hatırlıyoruz. Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya, öz yurdunda garipsin, öz
vatanında parya demek mecburiyetinde kalıyoruz.
Gaziantep’te bir cami içerisinde meydana gelen hadiseleri
çok büyük üzüntüyle ve şaşkınlıkla karşıladım. Ne olduğu tam belli değil ama
böyle bir hadise olmamalıydı. Teröristlere gaz sıkar gibi cami içindekilere gaz
sıkmak akla, mantığa ve vicdana uygun değil! Bunun usulü bu değildir.
Üzülerek ifade ediyorum ki sıkıntıya düşüp bu sıkıntılardan
kurtulamayanların intihar hadislerinde yaşanan artışla karşı karşıyayız.
Taşıyamıyorum ben bu yükü diyor insanlar. İktidarın bunu uzun uzun düşünmesi
gerekiyor.
Akşam alınan bir karar sabah değişiyor, sabah alsa akşam
değiştiriyor. Ülke böyle yönetilmez, kimse iktidarın aldığı kararlara
güvenmiyor artık.
Millet karnını doyurma derdinde. Sen hangi kanunu, anayasa
değişikliğini gündeme getirirsen getir. Zaten onu icraya koyacak gücün de yok.
Salgın süreciyle birlikte dayatılan yeni normal değil sosyal hayattan tecrit edilen
birey, işsiz kalan insan, evine ekmek götüremeyen baba, kepenk kapatan esnaf,
borca batan vatandaş anlayışı maalesef bir çıkış bulamayanı intihara
yönelenlerdir. Şu beş husus bizlerin de iktidarında gündeminde olmalıdır.
Huzur, barış ve güvenlik, insan hakları ve özgürlükleri, Adalet, refah, zengin
vatandaş, zengin devlet ve şahsiyetli dış politika.
Borcunu ödeyemeyen esnafımızın yerine koyacaksınız
kendinizi. 5 yerden maaş alıyor, bu ülkede kim hangi sıkıntıdan bahsediyor
diyebiliyor bazıları. Bir eli yağda bir eli balda.
Cumhurbaşkanına, bakanlara, vekillere sesleniyorum. Empati
yapın. Esnafın, çiftçinin, işsizin, kendinizi bunların yerine koyun. Bir KHK
mağdurunu düşünün işinden uzaklaştırılmış, mahkemeye gitmiş ve kazanmış ama siz
ben seni işine göndermem diyorsunuz. Bir kere empati yapın, ya sen bu duruma
düşseydin ya bir yakının düşseydi. İktidar empati yapmadığı zaman zalimleşir.
Bakar ama görmez, ülkenin problemlerini çözemez.”
Temel Karamollaoğlu, konuşmasının ardından basın mensuplarının
sorularını cevapladı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu
hakkında, “türbe ziyaretinde ellerini arkaya bağladığı” gerekçesiyle
yürütülen incelemeye ilişkin soru üzerine Karamollaoğlu, “Bunun bir kanuni
suç addedilip, dava açılma gibi bir yola girilmesini aklım ve havsalam almaz.
Bir yerde bir kişi nasıl davranılması icap ettiğini bilmiyorsa, vatandaş
nezdinde tenkit görür.” diye konuştu.
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, bir başka
soru üzerine de MHP’nin dün açıklanan yeni anayasa çalışmalarını, “İktidar
yanlısı bir partinin, 100 maddelik anayasa metnini hazırlamış olmasını
garipsemem. Ama ‘memleketimizin bütün problemlerini çözecek’ gibi bir anlayışı
da beklemek mümkün olmaz.” şeklinde değerlendirdi.
