‘Türkiye’de hayat nasıl bayram olur?’ serisinin konuğu oldu. Kılıçdaroğlu,
Sabuncu’nun sorularını yanıtladığı video söyleşide, ülke gündeminde bulunan
konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
‘AKP’nin animasyon filmini CHP sitesine koyalım’
Kılıçdaroğlu, içinde kendisinin ağzından defalarca “128 milyar
dolar nerede?” sorusunun yöneltildiği AKP’nin CHP’ye yönelik animasyon filmini
gördüğünde inanamadığını vurguladı.
AK Parti’nin kısa sürede yayından kaldırdığı film için
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
“Animasyonu gülümseyerek izledim ve arkadaşlara, ‘Gerçekten
bunu AKP’nin yayına koyduğundan emin misiniz?’ diye sordum. ‘Evet’ dediler,
‘Çok iyi, o zaman biz bunu alalım kendi sitemize koyalım. Biz de bunu
yayınlayalım’ dedim” açıklamasını yaptı. Kılıçdaroğlu, “AK Parti artık
Türkiye’yi yönetemiyor. Yani, bu noktaya gelmiş durumda. Bir şeyler yapmak
istiyor ama beceremiyor. Bizi eleştirmek istiyor ama eleştiremiyor. Çünkü
aslında ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar… Samimi olarak düşüncemi ifade etmek
gerekirse, ülkeyi yönetemiyorlar. Yönetemediklerinin de farkındalar. Sözde,
bizim ‘128 miyar dolar nerede?’ sorumuzu en azından tiye alacaklardı, bunun
doğru olmadığını sözde ifade edeceklerdi ama onlar da gayet iyi biliyorlar ki
bu sorunun cevabını veremediler. ‘128 milyar dolar nerede?’sorusu hâlâ yanıt bekliyor”
‘Türkiye savaşa girse kendisine ait bir senti bile yok’
“Bu olay aslında espriyle geçiştirilecek bir olay değil”
diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti herhangi bir savaşa girse
kendisine ait bir senti bile yok. Merkez Bankası’nda şu anda eksi 46 milyar
dolarlık bir rezerv var. Merkez Bankası’nın yetkilerini siz, bir protokolle
elinden alıp Hazine ve Maliye Bakanlığı’na veriyorsunuz, Hazine ve Maliye
Bakanlığı bu parayı niçin, hangi gerekçelerle, hangi kur üzerinden sattığını
açıklamıyor. ‘128 miyar dolar nerede?’ sorusunun peşini bırakmayacağız”.
‘Acaba beşli çete buradan ne kadar para aldı?’
2001 krizi sırasında Merkez Bankası’nın 5 milyar dolarlık
döviz satışının tartışma yarattığını, 2003 yılında Erdoğan’ın bu konuda “Tüyü
bitmemiş yetimin hakkını soracağım” dediğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Bütün AK
Partiler de alkışladı. Şimdi, değil 4 milyar 900 milyon dolar, 128 milyar
dolar, üstelik Merkez Bankası da değil. Yasalara aykırı olarak bir protokolle
Merkez Bankası’nın yetkisi alınıyor, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na
devrediliyor, Hazine ve Maliye Bakanı’na deniyor ki ‘Bu parayı ben talimat
vereceğim, kim istiyorsa o kur üzerinden verin.’ Acaba beşli çete buradan ne
kadar para aldı? Beşli çete kaç lira döviz aldı ben merak ediyorum” diye
konuştu.
‘İktidar, ‘İmamoğlu’nu nasıl hizmet edemez hale getiririz’
arayışı içinde’
Türbe ziyaretinde ellerini arkadan bağladığı için İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik incelemeyi ve İçişleri
Bakanı Süleyman Soylu’nun “Yaptığı bana göre suç” sözlerini değerlendiren Kemal
Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi:
“Akıl dışı. Akılla bağdaşmayan, hukukla bağdaşmayan, normal
yaşamla bağdaşmayan bir tanımlama. ‘Bana göre suç’, iyi de siz kimsiniz? Siz,
Ceza Kanunu musunuz? Sizin her söylediğinizin bir yasa metni olduğunu söyleyen
bir TBMM kararı mı var? Nerden alıyorsunuz siz böyle bir yetkiyi? ‘Bana göre
suç’; bunu söyleyen de işin garip tarafı devletin bütün güvenlik güçlerini
yöneten kişi aynı zamanda. Size göre suç olduğu andan itibaren, yani suç
şahsileştiği andan itibaren o zaman herkes beğenmediği kişiyi suçlayabilir. Şu
soruyu sormak lazım; İçişleri Bakanı, bu gücü nerden alıyor? Bu anlayışı nerden
alıyor? Erdoğan’dan alıyor…Baş öyleyse etrafı da böyle olacaktır. Kendisine
göre suç yaratacaktır. ‘Efendim, suçmuş da yine de soruşturma için izin
vermeyecekmiş. Ver kardeşim. Eğer, şuç konusunda soruşturma izni vermiyorsan o
zaman sen suçlusun…”
Kılıçdaroğlu, iktidarın İmamoğlu’nun elini kolunu
bağlayarak, ‘acaba nasıl hizmet edemez hale getiririz’ diye bir arayış içinde
olduğunu vurguladı.
‘Fettah Tamince’yi ben unuttum mu sanıyorlar?’
Rıza Zarrap ve Sezgin Baran Korkmaz’ın yurt dışına ‘elini
kolunu sallayarak çıktığını’ söyleyen Kılıçdaroğlu, “Peki siz devlet olarak
hangi önlemi aldınız? Yazık günah değil mi, Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarını
bu şekliyle yerle bir ediyorsunuz. Yine aynı şekilde, 17-25 Aralık’tan sonra
bile Fethullah Gülen terör örgütüyle ilişkisini sürdüren kişiyi, devletin
protokolüne almadınız mı? Fettah Tamince’yi ben unuttum mu sanıyorlar? Hala
büyük ihaleler veriyorlar. Bank Asya’nın önünden geçenleri hapse attılar,
beyefendiler krallar gibi yaşıyorlar. Kimin, ne yaptığını devlet çok iyi bilir.
Ama bütün mesele devletin arşivine aldığı, gördüğü olayları devleti
yönetenlerin görmemesidir. Onların sırtını sıvazlamasıdır. Asıl acı olan da
budur” diye konuştu.
Rüşvet alanlar büyükelçi atandığına göre yeni adayımız
Ruhsar Pekcan
Ruhsar Pekcan’ın Ticaret Bakanlığı döneminde kendi
bakanlığına, ihale de düzenlenmeyen bir süreçte dezenfektan sattığının ortaya
çıkmasıyla ilgili skandalı değerlendiren Kılıçdaroğlu, bu konuda soruşturma
komisyonu kurulması girişiminde bulunacaklarını vurgulayarak şunları söyledi:
“Bıraktım Türkiye Cumhuriyet’i tarihini, dünyada bütün
ülkelerin tarihlerine bakın, rüşvet alan kişi, bir başka ülkeye büyükelçi
atanır mı? Atadılar. Hatta birisinin rüşvet belgesini ben açıklamıştım, 1
milyon dolar. Üstelik dava dosyasından çıkarmıştım bunu? İki büyükelçimiz
rüşvet alan kişiler ve bunlar Türkiye Cumhuriyeti bayrağını taşıyor. Orası öyle
olursa, Ticaret Bakanı da böyle yapar. Yolsuzluğu meşrulaştırdığınız andan
itibaren yolsuzlukla mücadele edemezsiniz…’Ruhsar Pekcan’ı bakanlıktan
aldık…’ Yarın onu da bir yere büyükelçi tayin ederler ne olacak yani. Rüşvet
alanlar büyükelçi atandığına göre potansiyel büyükelçi adayımız da Ruhsar
Pekcan”.
Kanal İstanbul çıkışı
Kanal İstanbul projesini de değerlendiren Kılıçdaroğlu, şu
görüşleri dile getirdi:
“O havzayı gezdim. Olağanüstü güzel bir doğa harikası
aslında. Tarihi eserleri var. Orayı yok edeceksiniz. Şunu açık ve net olarak
ifade edeyim. İster ihale etsinler, ister etmesinler, kime verirlerse
versinler. İktidar olduğumuzda; bir, eğer o ihaleye giren yabancı bir ülke
olursa biz o yabancı ülkeyle aramıza mesafe koyacağız. İki; bunların paralarını
kesinlikle ödemeyeceğiz. Nereye giderlerse gitsinler. Türkiye, soyulacak bir
ülke değildir. Türkiye, birilerine rant yaratacak bir ülke değildir. Eğer bir
rant varsa bir yerde, o rantın sahibi orada yaşayanlardır. Orada yaşamayıp,
efendim bilmem hangi ülkede yaşadım, orada arsalar aldım, büyük vurgunlar
vuracağım. Türkiye Cumhuriyeti, size rant sağlamak zorunda değil ki. Hükümetin,
oturması konuşması lazım. Burada eğer bir rant varsa, bu rant
İstanbullularındır. Ne kanalı? Ne yapıyorsunuz siz bu kanalla? Dünyanın
parasını buraya nasıl gömüyorsunuz? Onu yapacağınıza Harran Ovası duruyor
orada. Mavi tünel, Konya Ovası bekliyor. Hadi gidin Aksaray- Mersin demiryolunu
yapın. Hızlı trenleri yapın. Samsun- Mersin petrol boru hattını yapın.
İskenderun petrol boru hattını yapın. Yük azalmış olur en azından. Boğazların
yükü hafiflemiş olur. Bütün bunlar, çok daha düşük maliyetlerle, çok daha
ekonomik üstelik, Türkiye ekonomisine katkı yapacak dünyanın projeleri var.
Paraları buraya harcayın. Neden oraya harcanıyor? Hangi gerekçeyle açıklamıyor?
Toplumun önüne çıkıp aklı başında bir adam açıklamış değil. Çünkü bu akılcı bir
proje değil. Ben bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum. Arada bir gündem
değiştirmek için bunu yapıyorlar. Hiçbir ülkenin şirketinin de kalkıp bu
projeye gireceğini de düşünmüyorum. Bankaların buna finans kaynağı ayıracağını
da düşünmüyorum. Eğer bizden bir banka buraya kredi verirse günü geldiğinde o
da görür. Bakın bu kadar açık, net söylüyorum. Bu ülke talan ülkesi değildir.
Herkesin sorumluluğu vardır. Kredi açanın da sorumluluğu vardır. Bizimle dost
olan ülkelerin de kendilerine göre sorumluluğu vardır”.
‘Ak Parti yoksulluğu oy devşirme politikası olarak gördü’
Yoksullukla mücadele için 50 yıldır bekleyen Aile Destekleri
Sigortası’nı hayata geçireceklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, “AK Parti yoksulluğu
sonlandırmak değil, yoksulluğu yöneterek oy devşirme politikası olarak gördü
bunu” dedi. CHP lideri, vergi politikasını sağlıklı ve tutarlı hale
getireceklerini, devletteki israfı önleyeceklerini, kaynakları doğru ve verimli
kullanacaklarını aktardı.
Millet İttifakı’nın genişlemesi
İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Millet İttifakı’nın
genişleyebileceği yönündeki sözlerine ilişkin soru üzerine CHP lideri Kemal
Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Var olan sistemden ya da rejimden rahatsız olan bütün
partilerin ortak geliştirdikleri bir söylem var. ‘Güçlendirilmiş parlamenter
siteme yeniden dönelim.’ Güçlendirilmiş parlamenter siteme dönelim derken
eskiye dönelim değil. Eskinin hatalarını tümüyle telafi ederek, darbe hukukunun
bozduğu bütün o anlayışları tümüyle değiştirerek, çağdaş, uygar yeni bir
anayasayı oluşturalım ve güçlendirilmiş parlamenter sitem olsun. Bakanlar,
Başbakan, parlamento içinden çıksın. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı tarafsız
olsun. Cumhurbaşkanı böyle her gün, her saat konuşmasın. Belli günlerde, belli aralıklarla,
belli zaman dilimlerinde konuşsun. Konuştuğu zaman her partiden vatandaş
rahatlıkla Cumhurbaşkanı’nı dinlesin. Böyle bir tablo istiyoruz biz. Ödenen
vergilerin hesabının mutlaka verilmesi lazım. Yani devlet yönetiminin şeffaf
olması lazım. Devlette liyakat olması lazım. Her önüne gelenin belli yerlere
atanmaması lazım. Bu çerçevede bir çalışma var. Millet İttifakı’nın bileşenleri
olarak güçlendirilmiş parlamenter sistemden ne anlıyoruz, bizim bunu da
vatandaşın önüne koymamız lazım. Biz bir çalışma yapıyoruz. Sayın Davutoğlu bir
çalışma yaptı ve çalışmayı bize ve diğer partilere sundu. Sayın Babacan bir
çalışma yapıyor. Biz bir çalışma yapıyoruz. Çalışmamızı bitirdik, Merkez
Yönetim Kurulu’na sunduk. Daha sonra bunu ilkeler haline getirmemiz lazım. O
ilkeleri belirledikten sonra da herhalde oturulup, Millet İttifakı’nı oluşturan
partiler bir araya gelip bir karar vereceklerdir”.
‘Millet İttifakı’nın içinde HDP yok ama…’
Kılıçdaroğlu, “Millet İttifakı, HDP’yi nerede tutacak?”
sorusuna şu yanıtı verdi:
“Şimdi bizim Millet İttifakı’nın içinde HDP yok. Ama HDP’nin
yöneticileri de zaman zaman güçlendirilmiş parlamenter sistemden söz ediyorlar.
Onların da hakkını yememek lazım. Dolayısıyla, bu düzenleme bir anayasal
değişikliği gerektiriyor. Dolayısıyla, anayasal bir değişiklik olduğu zaman,
parlamentoda bütün partilerin destek vereceği bir düzenlemeyi istersiniz.
Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçerken, Cumhur İttifakı’nı oluşturan pek
çok milletvekili, var olan sistemin hatalarını gördüler, bunun Türkiye için bir
felaket olduğunu gördüler, bir derebeylik anlayışının Türkiye’ye egemen
olduğunu gördüler. Dolasıyla, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmeyi onlar
da kabul edeceklerdir diye düşünüyorum. HDP’yi de bu bağlamda düşünmemiz lazım.
HDP, elbette ki siyasal yaşamımız açısından, siyasi partiler demokrasinin
vazgeçilmez unsurlarıdır. HDP de bu unsurlardan birisi zaten”.
‘MHP’nin anayasa önerisi gündem değiştirmeye yönelik’
MHP’nin hazırladığı 100 maddelik anayasa önerisini de
değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Tümüyle gündem değiştirmeye yönelik bir uygulama
olarak görüyorum. Çünkü bugün samimi söylemem gerekirse AK Parti
milletvekillerinin pek çoğu var olan sistemden memnun değiller. Kamuoyu
yoklamaları da zaten bunu gösteriyor. Devletin bütün yetkileri bir kişiye
bağlanamaz. Bir kişi devlet adına her şeyi yapamaz. Genelge dahi… Yani yazdığı
kararı üç gün sonra değiştiriyor. Resmi Gazete’de tarih atmasını dahi
bilmiyorlar. Dolayısıyla bu mümkün değil. Böyle bir anlayışla devlet asla
yönetilemez” dedi.
‘İktidar olduğumuzda orada Temel Bey de olacak,
güvenmiyorlar mı?’
Murat Sabuncu’nun, bir iktidar değişikliğinde muhafazakâr
kesimin olası endişelerine yönelik olarak sorduğu soru üzerine CHP lideri
Kılıçdaroğlu şu görüşleri dile getirdi:
“Devlet, kinle, intikam duygusuyla, öfkeyle yönetilmez.
Dolayısıyla hani böyle, ‘devri sabık yaratacağız, çıkaracağız mahkemeye’,
bunlar doğru değil. Bu anlayış doğru değil. Devletin ciddiyetine ve vakarına
yakışmaz. Bu anlayış, darbeler döneminde olan bir anlayıştır. İntikam üzerine
mahkemeler kurulur, mahkemeler bağımsız ve tarafsız değildir. O mahkemelerin verdiği kararlar belli bir
zaman diliminden sonra toplum vicdanında sorgulanır ve yapılan yanlışlıklar
nedeniyle idam ettiğimiz, astığımız kişiler adına, üniversiteler kurarız,
yollar yaparız, havaalanları yaparız, yaptığımız hataları telafi etmek için. Bu
defteri tümüyle kapatmamız lazım, böyle bir şey olmaz. Devleti bilgiyle,
birikimle, adaletle, ahlakla yönetmek zorundasınız. Bunu yaptığınız takdirde
zaten vatandaş size güvenir. Karşılıklı güveni sağlamak zorundasınız. ‘CHP
iktidara geldiğinde başörtüsü, şu, bu elde ettiğimiz kazanımlar elimizden
alınır mı?’ diye bir kaygı pompalanmak isteniyor. Dostlarımızla birlikte
iktidar olduğumuzda orada Temel Bey de (SP lideri Temel Karamollaoğlu) da
olacak. Temel Bey’e başörtüsü konusunda güvenmiyorlar mı? İyi Parti orada
olacak. Öteden beri söylediğin bir söz var; hiç kimsenin inancını, hiç kimsenin
kimliğini, hiç kimsenin yaşam tarzını kısır siyasete alet etmeyeceğiz. Artık
Türkiye bunları aşmak zorundadır”.
‘Türkiye’de hayat nasıl bayram olur?’
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Türkiye’de hayat
nasıl bayram olur?” sorusuna, “Türkiye’de yaşamı bayrama çevirmek çok kolay
aslında. Herkese saygı duyacaksınız. Kimsenin yaşam tarzına kimliğine müdahale
etmeyeceksiniz. Herkesin düşüncesini özgürce ifade ettiği bir Türkiye olacak”
yanıtını verdi.
