Kişinin Zâtına Dönmesinde İbadetin Rolü

İnsanın maddiyat sarmalında yok olmasına neden olan şey zâtından uzaklaşması ve bu uzaklığı hissedilebilir seviyeye getirmesidir. İbadet insanı kendi zâtına yaklaştırır ve ona ulaştırır. İbadet, insanı ayık kılar ve bilinç kanallarını açar. Denizin derinliklerinde boğulmak üzere olan insanın kurtarılması gibi, maddiyatta boğulmakta olan insanı kurtarır.

İbadetin ve Allah’ı anmanın gölgesinde insan, zâtını olduğu gibi ve hakikat üzere görür, eksikliklerinin ve kusurlarının farkına varır. Varlığa, hayata, zamana ve mekâna en üst perdeden bakma olanağını elde eder. İbadetle insan sınırlı maddî arzularının değersizliğini görür. Varlığın merkezine ulaşmak ve seyr için kuşanmış olur.

Ben, günümüzün meşhur bilgini Einstein’ın açıklamalarına sürekli olarak hayretle bakardım. Bu konuda daha çok dehşet uyandıran şey ise bu adamın psikoloji ve dinî ilimlerde değil de fizik ve matematik gibi bilimlerde uzman olmasıdır. Bu

adam dini üç kısma ayırmaktadır: Üçüncü kısmı, varlığın yolu adıyla hakikî din olarak adlandırmaktadır. Sonra da insanın duygularını hakikî yolun gölgesinde açıklamaya çalışır:

İnsan bu dinin gölgesinde arzuların ve beşerî hedeflerin değersizliğini hisseder. Tabiat ve düşüncelerde somutlaşan görünen şeylerin ötesinde gizli olan şeylerin azametini ve celalini idrak eder. Kendisine bir şeyleri fısıldayan bazı içsel ilhamlar

benliğinde oluşur. Sanki gemilere benzeyen şeylerde yaşadığını ve beden kafesinden kurtulmak istediğini, bütün varlığı çıplaklığı ve hakikati üzere görmek istediğini hisseder. 1

William James dua hakkında şöyle der:

İnsanı dua ve yakarışa sevk eden sebep, iradî ve pratik olarak benliklerinin en içsel bölümü toplumsal benlik türünden olmasına rağmen kendi kâmil dostunu sadece düşünce dünyasında bulmasının doğal bir sonucudur. İnsanların çoğu ister ara sıra, ister daimi şekilde olsun, kendi kalbinde duaya başvurmaktadır.

Yeryüzündeki en değersiz birey bile yüce yönelişle kendini bir gerçek olarak görür ve kendini değerlendirmiş olur. 2

Muhammed İkbal’in de ibadet ve duanın insanın benliğini bulmadaki değeri konusunda çok güzel bir sözü vardır:

Nefsanî aydınlanma yoluyla yapılan dua, hayatî bir eylemdir; bu vesileyle kişiliğimizin küçük adası anlaşılır, hayatın en büyük bölümüne yerleştirilir. 3

——————————————–

1 Mutahharî, Dünya Görüşüm, s. 57.

2 Muhammed İkbal, Dinî Düşüncenin İhyası, s. 105.

3 A.g.e., s. 105.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın