Rasthaber – Dünyayı çepeçevre saran koronavirüs salgınının nereye varacağına dair soru işaretleri her geçen gün artarken bu ölümcül virüsün biyolojik silah olabileceğini ortaya koyan çok sayıda mantıklı gerekçe öne çıkıyor. Koronavirüs bir biyolojik silah olabilir mi? Neden ve ne şekilde sahaya sürüldü? Birbirinden çarpıcı iddialar ve komplo teorileri yazı dizimizde…
2019’un Aralık ayında Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs salgını kısa sürede tüm dünyayı esaret altına aldı. Dünyanın en gelişmiş ülkeleri de dâhil olmak üzere yüzlerce ülkeye bulaşan salgında bugüne dek şimdilik yüz binden fazla insan hayatını kaybetti. Son yüzyılda dünyada benzerine rastlanmamış hızda ve etkide ilerleme gösteren koronavirüsün ortaya çıkma sebebine ilişkin tartışmalar uzun süredir gündemde. Virüsün ortaya çıkmasında iki önemli senaryo var. Bunlardan birincisi hastalığın yarasa, pangolin gibi hayvanlardan insanlara bulaştığı yönünde. Koronavirüsün, Çinlilerin aykırı yemek kültüründe yer alan birçok canlı hayvanın satıldığı Vuhan’daki bir yabani hayvan pazarından yayıldığı konuşuldu. Birçok sağlık otoritesi bu tez üzerinde dururken koronavirüsün biyolojik silah olabilme ihtimali, hiç de hafife alınamayacak delillerle destekli bir senaryo olarak göz önünde duruyor. Dünyayı ve bütün insanlığı kirli çıkarları doğrultusunda dizayn etmeyi planlayan ırkçı emperyalistlerin bugüne kadar milyonlarca insanı katlettiği vahşi kıyımları düşünüldüğünde, koronavirüsü biyolojik bir silah olarak insanlığın başına bela edebilecekleri de güçlü bir varsayım olarak dikkat çekiyor.
İNSANLIĞIN IRKÇI EMPERYALİZMLE İMTİHANI
İnsanlığın yaratıldığı günden bugüne binlerce devlet kuruldu ve bu devletler arasında yüzlerce savaş yaşandı. Tarihin gidişatı içinde okla-kılıçla başlayan savaş serüveni son yüzyılda yerini modern silahlara bıraktı. Teknolojinin daha da gelişmesiyle birlikte batıl güçler tarafından daha az maliyetle daha büyük tahribat oluşturan kitle imha silahları geliştirildi. Bunlar biyolojik, kimyasal ve nükleer silahlar olarak 3 farklı kategoride öne çıktı. 2. Dünya Savaşı’nda Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atılan nükleer bombalar, yarım milyona yakın insanı yaşamdan kopardı. Dünya Savaşları sonrasında gelişen onlarca savaşta kitle imha silahları ırkçı emperyalistlerin hoyratça kullandığı silahlar oldu. Haçlı-Siyonist şer ortakları, yeri geldiğinde bu silahları bahane ederek İslam ülkelerini işgal etmekten de geri kalmadı. ABD, 2003’de kimyasal silahlar bulunduğu yalanıyla Irak’ı işgal etti 2 milyona yakın masum Iraklı bu kirli ve amaçsız işgalde yaşamlarını yitirdi. Uluslararası raporların hiç birinde, Irak’ta kimyasal silah bulgusuna saplanmadı. Vahşi Amerikan zihniyetinin bir İslam toprağını gasp etmek için ortaya attığı kimyasal silah yalanı bu raporlar sonucunda defalarca ortaya çıktı.
Abdussamet Karataş/milligazete
