Libya’da Türkiye ve Mısır Düellosu

rasthaber
Rasthaber –  Libya gelişmelerinde Türkiye ve Mısır arasındaki
ihtilafların yoğunlaşması, konunun BM ve diğer uluslararası kurumlara
taşınmasına sebep oldu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Mısırlı mevkidaşı
Abdulfettah Sisi’nin açıklamalarına karşılık olarak, Mısır hükümetinin
Libya’daki son girişiminin kanun dışı ve sözde Libya ulusal ordusu olarak
bilinen grup komutanı Halife Hafter’e destek bağlamında olduğunu belirterek,
“ülkesinin Mısır’a karşı Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni desteklediğini ve
Libya halkını asla yalnız bırakmayacağını” söyledi.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi Perşembe akşam yaptığı
açıklamada Libya’ya askeri müdahalesinin her iki yasal hükümeti ve ulusal
güvenliği savunma iddiası ile gerçekleştiğini iddia ederek, “Libya’nın kuzeyinde
bulunan Sirte kenti ve Libya’nın ortasında olan el-Cefre hava üssünün Mısır’ın
kırmızı çizgisi olduğunu” vurguladı.

Mısır cumhurbaşkanının tehditleri özellikle de Libya’ya
askeri güç göndermesi, Türkiye’nin geçen Kasım ayında Akdeniz yetki alanları sınırlandırmasına
dair mutabakat muhtırası ayrıca güvenlik ve askeri işbirliklerin
genişletilmesine dair Libya’nın batısında bulunan Faiz el-Seraj hükümeti ile
imzaladığı anlaşmalarla Trablus’ta bulunan hükümete işbirliğinin yasal olduğunu
göstermeye çalıştı.

Yaşanan gelişmelerin ardından Mısır hükümeti BM genel
sekreteri ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dönem başkanına ayrı ayrı
mektuplar göndererek resmen Türkiye ve Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile
askeri ve deniz sınırları hakkında imzalanan iki anlaşmaya itirazda bulundu.

Kahire yönetimi yazdığı mektuplarda Ankara ve Trablus
kararının 2015 yılında Fas’ta Libya’daki çatışmalara son vermek ve ulusal
vahdet hükümetini kurmak amacı ile imzalanan Shayrat anlaşmasına aykırı
olduğunu belirtti.

Kahire ayrıca Türkiye ve Mutabakat Hükümeti arasında
imzalanan iki anlaşmanın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin başta 1970
sayılı olmak üzere birçok kararına aykırı olduğunu ifade etti.

Mısır’ın son tehditleri ardından siyaset uzmanı ve Türkiye
eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, diyalog ve siyaset araçlarının
kullanılmamasından esef duyduğuna işaretle, “Libya’da Ankara ve Kahire
arasındaki mevcut ihtilaf süreci, Türkiye ve mısır arasındaki çatışma
ihtimalini arttırdığını” söyledi.

Tabi ki Sisi itirazlarının Faiz Saraj hükümetinin ilk zaferi
ardından gelmesini göz ardı etmemek gerekir. Asında Türkiye’nin Libya’daki ilk
askeri varlığının getirisi Saraj’ın zaferi ve ülkenin doğusunda olan Halife
Hafter’in yenilgisine sebep oldu.

Bu konu da Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Arabistan
başta olmak üzere Halife Hafter hükümetine destek verenlerin endişesine sebep
oldu. Mısır, Türkiye ve Trablus’ta olan Saraj hükümeti yakınlığının Türkiye
güçlerinin kuzey Afrika ve Akdeniz’deki varlığı ile sonuçlanacağından endişe
ediyor.

Nitekim son hatalarda Libya’da yaşanan son gelişmelerde
Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi önemli aktörler önemli
oranda kendi hedeflerine ulaşmaktan mahrum kaldılar ve General Hafter’e destek
konusunda ciddi şekilde tutumlarını savunamadılar.

Bu yüzden bir ok ülkenin Libya’daki çıkarlarının çelişmesi
nedeni ile bu ülkede barış projesinin ilerleme olanağının pek umut verici
olmadığı söylenebilir. Zira hali hazırda Halife Hafter toprak açısından yasal
hükümet olduğunu ve daha çok cemiyet ve nüfusu kontrolünde bulunduğu nedeni ile
yasal hükümet olduğunu ve onun şartlarının kabul edilmesi gerektiğini iddia
ediyor.

Fakat bölge ve küresel aktörlerin vekalet savaşı nedeni ile
Libya savaşına karışan ülkelerin buradaki sorunlarının daha yeni yeni başladığı
söylenebilir.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın