Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Londra gezisinde Türkiye ve İngiltere arasında Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi’nin imzalanması ne anlama geliyor?
Türkiye ve İngiltere’den yapılan ortak açıklamada söz konusu belge, “tarihi bir dostluğa, mükemmel düzeyde ikili ilişkilere sahip, Ortadoğu’nun güvenlik ve istikrarına yönelik güçlü iradeleri dahil, çok çeşitli uluslararası meseleler ve küresel sınamalar hakkında ortak bakış açısını paylaşan, NATO müttefiki ve stratejik ortak olan iki ülke arasında diyaloğu ve işbirliğini güçlendirmek için sağlam bir temel” diye nitelendi.
Ankara, İsrail’in Gazze’deki politikalarına karşı sert bir tutum aldığını ilan ederken, İngiltere ile İsrail arasındaki yapısal ve derin bağlar ortada. Bu tabloda, Ankara’nın Londra ile “Ortadoğu’ya ilişkin ortak bakış açısı” paylaştığını beyan etmesi, sıradan bir tutarsızlık değil, açık bir stratejik çelişkidir.
İNGİLTERE-İSRAİL ARASINDA DERİN BAĞLAR
İngiltere’nin İsrail ile ilişkileri derin ve yapısaldır. Londra’nın İsrail’e yalnızca diplomatik destek vermekle kalmadığı, askeri ve istihbari düzeyde de aktif bir rol oynadığı apaçık görülüyor. Gazze üzerinde gerçekleştirilen keşif uçuşları ve bu uçuşlardan elde edilen istihbaratın İsrail ile paylaşılması, İngiltere’nin sahadaki çatışmaya doğrudan dahil olduğunu ortaya koyuyor. Buna ek olarak, savunma sanayii alanındaki entegrasyon ve özellikle F-35 savaş uçaklarına yönelik kritik parça tedarikinin sürdürülmesi, resmi kısıtlama söylemlerine rağmen askeri desteğin devam ettiğini gösteriyor. İngiliz şirketlerinin İsrail’in başlıca savunma firmalarıyla yürüttüğü işbirlikleri de bu ilişkinin sürekliliğini pekiştiriyor. İngiltere, doğrudan askeri müdahaleden ziyade, istihbarat ağları, savunma sanayii bağlantıları ve dolaylı askeri katkılar üzerinden etkisini sürdürüyor.
En önemlisi, İngiltere’nin Batı Asya genelindeki politikasının merkezinde Kıbrıs yer almaktadır. Kıbrıs’taki İngiltere’ye ait topraklar üzerindeki iki üs, Kuzey Afrika’dan Afganistan’a uzanan operasyonlarda ana karargâh işlevi görüyor.
SAVUNMA İŞBİRLİĞİ NEREYE?
Bu çerçevede, Kasım 2023’te Ankara ile Londra arasında imzalanan “Savunma İşbirliği Niyet Beyanı” ayrı bir önem kazanıyor. Bu belge, yalnızca teknik bir savunma işbirliği metni değil. “Akdeniz’de ortak tatbikatlar, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da güvenlik işbirliği” gibi başlıklar üzerinden Türkiye’nin İngiltere ile aynı askeri-stratejik zeminde buluşmasını hedefliyor. Eurofighter savaş uçağı alımı meselesi de bu bağlamla ilişkili. ABD’nin F-16 sürecini siyasi koşullara bağlayarak Türkiye’yi baskı altında tuttuğu bir dönemde, İngiltere’nin devreye girerek Eurofighter seçeneğini “çözüm” olarak sunmasının, aslında Türkiye’yi NATO ekseninde tutmaya yönelik yeni bir “havucun” devreye sokulması olduğu anlaşılıyor.
Ayrıca önemle vurgulanması gereken bir nokta da şu: Atlantik cephesi üyeleri, çeşitli konularda farklı tutumlar alıyorlar ama Türkiye’nin, kendi nesnel çıkarları gereği Asya ile bütünleşmesini engellemekte birleşiyorlar.
ÇIKARLAR ARASINDA ÖRTÜŞME DEĞİL KARŞITLIK
Türkiye ile İngiltere arasında “küresel sınamalar karşısında ortak bakış açısı” iddiasının gerçekte nesnel bir dayanağı bulunmuyor. İngiltere’nin amacı, ABD’nin gerilediği, Avrupa’nın ABD’siz arayışlara yöneldiği bir dönemde güç dengelerini kendi lehine şekillendirmektir. Londra, Afganistan’dan Irak’a, Suriye’den Doğu Akdeniz’e uzanan bölgede, bu stratejiye uygun adımlar atıyor. İngiltere’nin genel stratejisi ve bölge politikası ile Türkiye’nin ulusal güvenlik çıkarları arasında, Kıbrıs’tan başlayarak örtüşme değil, karşıtlık ve çelişki söz konusudur.
