Mossad’ın İran’a Karşı Konsensüs Oluşturmaya Yönelik Yeni Operasyonu İfşa Oldu

Fars muhabirine ulaşan bilgiler, Mossad’ın küresel toplumda İran’a karşı bir konsensüs oluşturmak ve hava yaptırımlarını sertleştirmek amacıyla bir “Sahte Bayrak” (False Flag) operasyonu planladığını göstermektedir.

İran güvenlik birimlerine ulaşan bilgiler, Siyonist rejim tarafından insani bir felaket yaratılması ve bunun sorumluluğunun İran İslam Cumhuriyeti’ne yüklenmesine yönelik bir senaryonun tasarlandığını ortaya koymaktadır. Söz konusu senaryodaki seçenekler arasında bölgedeki uçaklara veya havalimanlarına saldırı düzenlenmesi de yer almaktadır.

İran güvenlik kurumlarından birinin Dış İstihbarat Başkanlığı tarafından elde edilen bilgilere göre, Mossad tarafından Siyonist rejimin başbakanlık ofisine sunulmak üzere gündeme getirilen seçenek, bölgedeki uçaklara veya havalimanlarına yönelik bir operasyon düzenlemekti. Bu operasyonun amacının toplu bir kaza/hadise yaratmak ve bunun sorumluluğunu İran’a yükleyecek zemini hazırlamak olduğu belirtilmiştir.

Bu bilgiler, söz konusu senaryonun bir “Sahte Bayrak” operasyonu çerçevesinde tasarlandığını göstermektedir; yani operasyonun gerçek faili, kendi eyleminin sorumluluğunu başka bir tarafa yüklemeye çalışmaktadır.

Mossad’ın Tahran’a Karşı “Sahte Bayrak” Operasyonu Tasarımı: İran’a Karşı Konsensüs İçin Uçaklara ve Havalimanlarına Saldırı

Söz konusu bilgilere göre Siyonist rejimin istihbarat teşkilatının İran masasının hedefi, İran’a karşı uluslararası bir konsensüsün şekillenmesi için gerekli koşulları yaratmaktı.

Mevcut güvenlik bilgilerine göre, şu anda İran istihbarat birimlerinin planlamalarındaki ana eksenlerden biri; İran’ın asılsız bir şekilde suçlanmasına ve İslam Cumhuriyeti’ne karşı yeni bir uluslararası baskı dalgasının şekillenmesine zemin hazırlayabilecek senaryoların uygulanmasını önlemektir.

Bu gelişmeler, geçtiğimiz haftadan bu yana İran’ın bazı komşu ülkelerinin, ABD’nin yaptırım baskılarını artırmasıyla eş zamanlı olarak İran havayolu şirketlerinin uçuşlarını durdurduğu veya kısıtladığı bir ortamda yaşanmaktadır.

Bununla birlikte havacılık verilerinin incelenmesi; Çin, Rusya, Türkiye, Ermenistan ve Pakistan yönlü uçuşların devam ettiğini göstermektedir. Irak’ta ise ulema ve halkın farklı kesimlerinin, özellikle de ülkenin çeşitli şehirlerindeki Şiilerin geniş çaplı protestoları, Ulaştırma Bakanı ve Ez-Zeydi hükümeti üzerinde büyük bir baskı oluşturmuştur; ancak Irak hükümeti şimdilik kamuoyunu kurnazca yönetmektedir.

Birkaç saat önce, Dubai-Tel Aviv güzergahında yaklaşık 100 Siyonisti taşıyan bir uçağın kaçırıldığına dair son dakika haberi yayınlandı. Bazı haber siteleri pilotlardan birinin uçağı düşürmeye ve yolcuları ölüme sürüklemeye çalıştığını, ancak diğer pilotun bu eylemi engelleyerek uçak kaçırma kodunu aktif hale getirdiğini ve Suudi Arabistan’daki bir havalimanına acil iniş yaptığını iddia etti; diğer medya organları ise uçak içindeki arbedeye dair raporlar geçti.

Birkaç gün önce de İngiliz medyası, birkaç gencin İngiltere’deki ABD hava üssüne terör saldırısı düzenlediği yalanını ortaya atarak bunu İran ile ilişkilendirdi. Medya uzmanı Muhammed Muhammedi, bu eylemlerin kamuoyunun zihnini hazırlamak amacıyla tasarlanmış olabileceğine inanıyor.

Eylül ortasında ise Yemen hükümetinin Mekke’ye ve Kabe’ye saldırısını mizansen olarak göstermek amacıyla Suudi Arabistan tarafından ABD ve İsrail’in yardımıyla tasarlanan ve Ansarullah’a karşı konsensüs oluşturmayı hedefleyen operasyon başarısızlıkla sonuçlandı.

İran’a Karşı Baskı Projesinin İflası

Bu senaryoların tasarımı, ABD ve Siyonist rejimin İran’a karşı yürüttüğü siyasi ve ekonomik baskıların ciddi meydan okumalarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde gerçekleşmektedir.

Son günlerde, ABD Başkanı Donald Trump ve Siyonist rejim Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun politikaları doğrultusunda farklı projelerde uluslararası konsensüs oluşturma çabalarının başarısızlığa uğradığına dair çok sayıda işaret gözlemlenmiştir.

Ekonomi uzmanı Ali Rızai, ABD’nin İran’a karşı küresel bir konsensüs şekillendirme çabasına değinerek şunları söyledi: “ABD, Siyonist rejim ve bazı Arap ülkelerinin yardımıyla bir savaşa girdi; ancak istediği sonuca ulaşamadığı gibi petrol fiyatlarının yükselmesi, Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’in kapanması da bu çatışmanın sonuçları arasında yer aldı. Bu nedenle şimdi diğer ülkelerin katılımını sağlayarak çatışmanın alanını genişletmeye çalışıyor. Ancak dünyadaki pek çok ülke, savaşa girmelerinin enerji piyasasındaki durumu ve petrol fiyatlarını daha da kötüleştirebileceğini biliyor; bu durum da söz konusu çatışmaya katılım çağrılarına daha temkinli yaklaşmalarına yol açtı.”

Netanyahu’nun New York’taki konuşma salonundaki koltukların büyük çoğunun boş kalması ile ABD ve Siyonist rejimin Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler konusunda küresel bir konsensüs oluşturmadaki acziyeti, İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı azami baskı kurma çabalarının başarısızlığı olarak değerlendirilen işaretler arasındadır.

Siyasi, ekonomik ve askeri baskılara rağmen Tahran, Hürmüz Boğazı’nın egemenliği ve güvenliğinin korunması konusundaki duruşundan geri adım atmamıştır; ABD ve İsrail ise Hürmüz Boğazı’nı açma çabalarını sürdürmektedir.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın