toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden
ile görüşmesinin olumlu bir havada geçtiğini belirtti, “Türkiye ile ABD
arasında çözülemeyecek bir sorunun olmadığını düşünüyoruz” dedi.
1915 Olayları’nın gündeme gelip gelmediğine ilişkin soruya
da yanıt veren Erdoğan, “Hamdolsun hiç gündeme gelmedi” dedi.
Erdoğan, “Akdeniz’den Karadeniz’e Avrupa’dan Asya’ya
kadar NATO’nun sağladığı güvenlik şemsiyesine ihtiyaç duyulan her yerde ittifak
aktif rol üstlenmelidir” dedi.
ABD Başkanı Biden ile ikili görüşmesine de değinen Erdoğan,
“Uzun yıllara dayalı dostluğumuzun bulunduğu Sayın Biden’la kapsamlı görüş
alışverişinde bulunduk. Hem görüş ayrılığı yaşadığımız meseleleri, hem de ortak
çıkarlara sahip olduğumuz alanlarda iş birliği alanlarını ele aldık” dedi.
Erdoğan, görüşmeyi ‘son derece yararlı, samimi’ olarak
nitelerken, “Her alanda karşılıklı saygı ve çıkara dayalı verimli bir iş
birliği döneminin başlaması anlamında güçlü bir iradenin olduğunu görüyoruz.
Türkiye, ABD ilişkilerinde çözülemeyecek hiçbir mesele olmadığını, tam tersine
iş birliği alanlarımızın sorun başlıklarından daha geniş ve zengin bir görünüm
sergilediğini düşünüyoruz” dedi.
Afganistan’a ilişkin bir karar alınıp alınmadığına ilişkin
soruya yanıt veren Erdoğan, “Eğer çıkmamız istenmiyorsa, özellikle orada
belli bir desteğin verilmesi isteniyorsa, diplomatik, lojistik, bunun yanında
mali konularda Amerika’nın bize vereceği destek büyük önem arz ediyor” ifadesini
kullandı.
S-400’lerin de gündeme geldiğini söyleyen Erdoğan,
“Bizim düşüncemiz daha önce neyse aynı düşünceyi Sayın Başkan’a ifade
ettim. F-35 konusunu aynı şekilde ifade ettim. Bundan sonraki süreçte de
dışişleri bakanlarımız, savunma bakanlarımız muhataplarıyla görüşmek suretiyle
bu işi sağlama bağlayacaktır” açıklamasında bulundu.
Zirveye gitmeden önce 1915 Olayları’nın gündeme geleceğini
söyleyen Erdoğan, konuya ilişkin gülerek “Hamdolsun gündeme gelmedi”
dedi.
Bilindiği gibi Erdoğan, zirve öncesi
havalimanında yaptığı açıklamada, “Biden ile bizim göreve geldikten
sonraki bu yüz yüze ilk görüşmemiz olacak ve birinci derecede Türkiye-Amerika
ilişkilerini masaya yatırmamız gerekiyor. Biden ile bizim göreve geldikten
sonraki bu yüz yüze ilk görüşmemiz olacak ve birinci derecede Türkiye-Amerika
ilişkilerini masaya yatırmamız gerekiyor.Birçok dedikodular vs. İçeride
dışarıda oldu, bunları geride bırakıp nerede neler yapacağız konuşmamız lazım.
Görüşme alanımız çok geniş. 24 Nisan bizler için çok çok olumsuz bir süreç
oldu. Böyle bir yaklaşım beklemezdik. Bizleri ciddi mânâda üzmüştür. Bunu
gündeme getirmeden geçmeyi doğru bulmamız mümkün değil. Türkiye rastgele bir
ülke değil’’ demişti.
Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:
“Demokrasi ve demokratik değerler yara alırken, sorun
çözme mekanizmaları işlerliklerini kaybediyor. Özellikle gelişmiş ülkelerin
korumacı tedbirlere başvurması, salgın kaynaklı ekonomik sıkıntıların
derinleşmesine sebep oluyor. Hepimiz güvende olana kadar hiçbirimizin güvende
olmayacağı gerçeğiyle bir kez daha yüzleşiyoruz. Bu manzara bize NATO’nun da
üzerine inşa edildiği ittifak ve dayanışmanın önemini göstermiştir.
Üye devletler, kurucu ilkelerine sahip çıkmalı ve ittifakı
güçlendirmelidir. Akdeniz’den Karadeniz’e Avrupa’dan Asya’ya kadar NATO’nun
sağladığı güvenlik şemsiyesine ihtiyaç duyulan her yerde ittifak aktif rol
üstlenmelidir. Bilhassa NATO’nun küresel sınamalar karşısında daha etkin
inisiyatifler üstlenmesi gerekmektedir. Zirve vesilesiyle özellikle ABD Başkanı
Joe Biden’la az evvel bir araya geldik. NATO Brüksel Zirvesi’ni küresel ölçekte
kritik hadiselerin yaşandığı atmosferde gerçekleştirdik. NATO 2030 sürecine
ilişkin önemli kararların alındığı zirvemizi tamamladık.
Toplantıda NATO’nun güvenliğine yönelik tehdit ve meydan
okumalar hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Stratejik konseptin günümüz
şartlarına uygun olarak güncellenmesi sürecini başlatan kararı onayladık.
Terörle mücadele başta olmak üzere, Türkiye’nin önceliklerini, hassasiyetlerini
ve haklı beklentilerini müttefiklerimizin dikkatine sunduk. Ancak, terör
meselesinde örgütler arasında ayrım yapan, iyi terörist kötü terörist
sınıflamasına giden çarpık anlayışı korunuyor. Böyle çarpık bir anlayışın terör
örgütlerine cesaret vereceği açıktır. Bir terör örgütüyle diğerinin yok
edilemeyeceği ortaya çıkmıştır.
Türkiye DEAŞ belasına karşı göğüs göğüse mücadele etmiş,
Suriye’nin güneyinden bu örgütün atılmasını sağlamış tek NATO müttefikidir. 8
bin 200 metrekareden fazla alanı terörden arındırdık. İdlib’de tesis ettiğimiz
güven atmosferiyle büyük bir göç dalgasının önüne geçtik. Son günlerde İdlib’e
yönelik hem rejim hem de PKK kaynaklı saldırıların yoğunlaşması bölgeyi kaosa
sürüklemeyi amaçlamaktadır.
Gerek zirve hitabımızda, gerekse ikili görüşmelerimizde
YPG/PKK’ya verilen desteğin sonlandırılması gerektiğini açıkça dile getirdim.
Suriye’nin bir terörist yetiştirme kampına dönüşmesinin de önüne geçmeye
çalıştık. Bugün kadar 9 bine yakın yabancı terörist savaşçı yakaladık,
ülkelerine geri gönderdik. 100 bini aşkın terör şüphelisine ülkemize giriş
yasağı koyduk. Kaynak ülkelere teslime ettiğimiz teröristlerin serbestçe
dolaşabilmesi, hatta kimi ülkelerde terör eylemi yapabilmesi büyük bir
zaafiyettir. Türkiye sadece PKK, FETÖ ve DEAŞ’la mücadelesinde değil, yabancı
terörist savaşçıların engellenmesine yönelik çabalarında da tek başına
bırakılmıştır.
Yaklaşık 10 yıldır 3,6 milyon Suriyeli sığınmacıya sahip
çıkan Türkiye’ye verilen taahhütlerin çoğu yerine getirilmemiştir. Meşru
hükümetin daveti üzerine sağladığımız eğitim ve danışmanlık desteği, Libya’nın
uzun süreli bir iç savaşa sürüklenmesini engelledi. Dağlık Karabağ’da 30 yıllık
bir gecikmeyle de olsa adalet tecelli etti, bölgede umutlar yeniden yeşerdi.
Temennimiz tüm müttefiklerimizin sığ siyasi hesapları artık
bir yana bırakıp, Türkiye ile tam bir dayanışma sergilemesidir.
Belçika hükümetine ve NATO Genel Sekreteri Sayın dostum
Stoltenberg’e teşekkürlerimi sunuyorum.
Afganistan konusundaki düşüncelerimizi çok açık net olarak
sayın Biden’a ifade ettim. Türkiye eğer Afganistan’dan çıkmamız istenmiyorsa,
özellikle orada belli bir desteğin verilmesi isteniyorsa, diplomatik, lojistik,
bunun yanında mali konularda Amerika’nın bize vereceği destek büyük önem arz
ediyor. Ayrıca tabii ki burada Taliban gerçeğini bir kenara koymak mümkün
değil. Onlarla da birçok konuları farklı atacağımız adımlarla sürdürebiliriz.
Biz Pakistan’ı da yanımıza alma düşüncemizi kendilerine söyledik, Macaristan’ı
yanımıza alma düşüncemizi kendilerine söyledik. İstiyoruz ki Afganistan halkı
herhangi bir sıkıntı yaşamadan istiyoruz ki bu desteği kendilerine verelim. Şu
an için bir mutabakat söz konusu, bir sıkıntı söz konusu değil.
S-400’ün gündeme gelmemesi mümkün değil ama bizim düşüncemiz
daha önce neyse aynı düşünceyi Sayın Başkan’a ifade ettim. F-35 konusunu aynı
şekilde ifade ettim. Savunma sanayii ile ilgili olarak yapabileceklerimiz
nelerdir bunları ifade ettim. Bundan sonraki süreçte de dışişleri bakanlarımız,
savunma bakanlarımız muhataplarıyla görüşmek suretiyle bu işi sağlama
bağlayacaktır.
Fransa’yla da bugünkü görüşmemizde özellikle ikili
görüşmelerimizin ciddi bir dayanışma içerisinde devamında mutabık kaldık. İslam
karşıtı anlaşılmaların kendisi açısından yanlış olduğunu, benim İslam’a karşı
olmamın mümkün olmadığını, bunu bana ısrarla söyledi. Bu süreç içerisinde bazı
mahfiller bu tür şeyleri uydurdular ama benim İslam’a karşı olmam söz konusu
değildir ve bunu bir dost olarak size söylüyorum dedi. Dedim ki böyle olduğuna
göre bundan sonraki süreçte de bunları taziye edecek açıklamalar olursa çok çok
isabetli olur Vatandaş olarak söylemiyorum ama Fransa’da bugün 750 bin Müslüman
var. Bunu Türklerin dışındaki Faslısı Cezayirlisi Tunuslusu katarsak rakam daha
da ileri gidebilir. Bu konuyla ilgili olarak da kendisi hassasiyetini ifade
etti.
Suriye ve Libya konusunda müşterek bir çalışmayı yapabilir
miyiz, bunun üzerinde durduk. Biz bunun üzerinde daha rahat, yapabiliriz dedik.
Görüşmelerimizi devam ettireceğiz.
Ben tabii Sayın Miçotakis’in bu ifadelerin aynen katılıyorum.
Sessiz sakin bir yıl oldu, olacak düşüncesini de paylaşıyorum. Aramızda güzel
bir görüşme geçti ve gerek Ege’de olsun, gerek diğer bölgelerde olsun bundan
böyle ben de kendisine şunu söyledim: Üçüncü ülke veya kişileri
karıştırmayalım, bu tür sıkıntılı anlar olduğunda siz beni özel hattan
rahatlıkla arayın, ben sizi arayayım, böylece herhangi bir sıkıntı yaşamadan
Türkiye Yunanistan olarak adımlarımızı atalım.
Yüz yüze görüşmemiz NATO’daki bu zirveyle gerçekleşiyor ve
bu zirveyle birlikte benim şahsen Biden’la tanışmam, görüşmem yeni değil. Çok
çok eski. Türkiye-Amerika arasındaki bu süreç ve bugün yüz yüze yaptığımız
görüşmeden sonra iki ve heyetler arası görüşmelerimizi yaptık. Bizim
Patriot’lar konusundaki düşüncemiz bilinen bir düşünceydi, Amerika’nın da tavrı
belliydi. Amerika Patriot’ları vermedi, biz de S-400’leri almak durumunda
kaldık. Bu konularla ilgili birlikte neler yapabiliriz, bunları savunma ve
dışişleri bakanlarımız kendi aralarında görüşsünler dedik. Bundan sonra biz de
adımlarımızı atalım, böyle bir karar aldık. Bizim yüz milyar dolarlık bir
hedefimiz var ama şu anda bu hedef 22-23 milyar dolar civarında, biz bunları
aşmamız gerekiyor. Bu konuda kendileriyle bir mutabakatımız oldu. Aşı konusu
vesaire bunları konuşma fırsatımız oldu. Sayın Biden’la verimli bir görüşmeyi
ilk buluşmada gerçekleştirmiş olduk. İlişkilerin devamı açısından iyi olduğunu
söylüyorum. Kendisini ayrıca Türkiye’ye davet ettim. Şu yoğunluklarımı aştıktan
sonra Türkiye’ye gelebileceğini ayrıca söyledi.
Bazı ülkeler olumlu yaklaşmaya başladılar, Almaya gibi.
Temennim odur ki Rusya heyet gönderdi. Rusya’nın göndermiş olduğu heyetin
Türkiye’de yapacağı görüşmelerden sonra ne gibi bir tavır takınacaklarını
göreceğiz. Bazı ülkeler kapıyı şu an açamıyor, kapılar sürekli kapalı kalmaz.
Almanya’ya kapılar açıldığı anda onlar gönderdiği gibi biz de göndereceğiz.
Boris Johnson’la yaptığım görüşmeden sonra inşallah ben umutluyum.
Şimdi önümüzde bir Genel Kurul var, Genel Kurul’la beraber
New York’ta bir Türk evimiz bitmek üzere. İnşallah onun da açılışını
yapacağız.”
