Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye’de “13 ayrı bölgede yerel meclis”
kurulacağı yönündeki açıklamasına göstererek, “Bu proje, Suriye’nin toprak
bütünlüğü konusunda bir takım soru işaretleri getiriyor. Türkiye açısından da
son derece ciddi ve tehlikeli bir süreci tetikliyor” dedi.
İdlib’de inşa edilen briket evlerin anahtar teslim törenine
gönderdiği videolu mesajda Cumhurbaşkanı
Erdoğan, “1 milyon Suriyeli kardeşimizin gönüllü geri dönüşünü sağlayacak yeni
bir projenin hazırlıkları içindeyiz. Azez, Cerablus, Tel Abyad başta olmak
üzere 13 ayrı bölgede yerel meclislerde yürüteceğimiz proje bir hayli geniş
kapsamlıdır” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘yerel meclis’ planına AKP’nin
müttefiki Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, şu eleştirilerde bulundu:
“Türkiye için son derece ciddi tehlikeleri
barındırmaktadır”
“Bu proje yeni bir egemenlik alanı yaratıyor. Projenin
uygulandığı topraklar, Suriye-Arap cumhuriyetine ait olan topraklardır. Bu
proje, Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda bir takım soru işaretleri
getiriyor. Türkiye açısından da son derece ciddi ve tehlikeli bir süreci
tetikliyor. Hükümetin niyeti başka olabilir ama girişilen uygulama sonuç
itibarıyla Türkiye için son derece ciddi tehlikeleri barındırmaktadır.”
“Türkiye’den oraya gitmiş olan bazı şirketler bir
yağma düzeni kurmuş durumda”
“Burada birtakım kantonlar kuruluyor. Orada yerel
meclislerin yönetimi altında birtakım kantonlar, hatta bunlara hükümetçikler ve
devletçikler de diyebiliriz. Bu yerel meclisler, Suriye devletine bağlı olan
yerel idareler değil, bunlar Suriye devletine ve Suriye hükümetine muhalif
olan, meşru olan Birleşmiş Milletler tarafından ve bütün dünya tarafından
meşruluğu kabul edilen Suriye hükümetine muhalif olan birtakım unsurların
yönetiminde olan meclisler.
O unsurlara hemen dikkat çekelim. Bunlar Türkiye devleti
tarafından ve Birleşmiş Milletler tarafından terör listesinde bulunan bazı
terör örgütleri. Kısmen ve bu bölgelerde birtakım yağma unsurları faaliyet
halinde. Türkiye’den oraya gitmiş olan bazı şirketler doğrudan doğruya bir
yağma düzeni kurmuş durumda.
O bölgenin bakırlarını, o bölgenin zeytin ağaçlarını söküp
Türkiye’de mobilya malzemesi olarak satmak gibi. Üretimle ilgisi olmayan bir
yağma ekonomisi de oluşturulmuş oluyor. Bu kantonlarda bir yandan o terör
örgütlerini iktidar yapıyor, onların iktidarını pekiştiriyor, bir yandan da bu
yağmacı zümrenin kurduğu talan ekonomisine hizmet ediyor.”
