Reis Ali Delvari’den Hürmüz Boğazı Yiğitlerinin Komutanı Şehit General Tengsiri’ye

Birinci Dünya Savaşı döneminde güneyin büyük komutanı ve özgürlük savaşçısı Reis Ali Delvari’nin şehadet yıldönümü vesilesiyle “İngiliz Sömürgeciliğiyle Milli Mücadele Günü” olarak adlandırılmıştır. Tengestan yiğitlerinin destanından bir asır sonra, bu kez mütecaviz Amerikalılarla karşı karşıya gelen Şehit General Tengsiri, İran güneyinin yabancı unsurları asla barındırmayacağını bir kez daha kanıtladı.

İran, sahip olduğu özel coğrafya nedeniyle tarih boyunca yabancı güçlerin odağında yer almıştır. Bu coğrafyanın en kritik noktalarından biri de ülkenin güneyi ve Basra Körfezi havzasıdır. Ticaret ve seyrüsefer güzergahı olmanın yanı sıra sahip olduğu yüksek ekonomik potansiyel sebebiyle Basra Körfezi, sömürgeci güçler için daima bir nüfuz alanı ve cazibe merkezi olmuştur.

Birinci Dünya Savaşı’nda İran’ın Durumu

Birinci Dünya Savaşı sırasında da İran, tarafsızlığını ilan etmiş olmasına rağmen bu stratejik konumu nedeniyle savaşa taraf olan güçlerin hedefi haline geldi. İngiltere, Sovyetler ve Almanya ülke topraklarına girerek kendi çıkarları doğrultusunda İran’ın belirli bölgelerini nüfuz alanına çevirdi.

İngiltere ülkenin güney topraklarını seçti. Güney şehirleri, Basra Körfezi’ne erişimleri sayesinde İngilizler için son derece stratejik bir konumdaydı. Bu deniz alanı bir yandan coğrafi konumu ve deniz yolları bakımından önem taşıyor, diğer yandan İngiliz İmparatorluğu’nun en önemli sömürgesi sayılan Hindistan ile ana bağlantı hattını oluşturuyordu. Bu nedenle Basra Körfezi’ndeki deniz yollarının güvenliğini ve nüfuzunu korumak İngiltere için hayati önemdeydi.

Yabancı işgaline rağmen merkez hükümetin yabancı güçlerle savaşacak askeri gücü yoktu ve sürece müdahale edemiyordu. Bu çaresizlik yabancı güçlerin küstahlaşmasına zemin hazırladı. Ancak bu koşullar altında bizzat halkın içinden çıkan gruplar, vatan savunması için İran’ın dört bir yanında sahaya indi ve hatta yabancı güçleri ülkenin bazı bölgelerinden çıkarmayı başardı.

Halkın İçinden Çıkan Bir Yiğit: Delvari

Reis Ali Delvari, vatan savunması için halkın içinden bayrak açan işte bu kahramanlardan biriydi.

Reis Ali, Tengestan ve güney hattından yetişmiş genç bir yiğitti. 1915 (H.Ş. 1294) yılından itibaren İngilizlere karşı sergilediği direniş ve indirdiği darbelerle İran halkının hafızasında ölümsüzleşti. O sadece İngilizlerle savaşan bir asker değil, aynı zamanda Meşrutiyet döneminde de aktif rol oynayan, 24 yaşından itibaren Buşehr’deki gelişmelerde yaklaşık 100 milisle bölge güvenliğini sağlayan bir vatanseverdi.

İran Yabancıların Cirit Attığı Bir Sahaya Dönüştüğünde…

Reis Ali’nin gençliği, İngilizlerin Basra Körfezi ve güney İran’daki yoğun varlığına denk geldi. Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla, İran’ın kuzey ve güney komşuları olan Rusya ve İngiltere aynı safta yer aldı.

Bu iki ülke, daha önce yapılan 1907 Antlaşması uyarınca İran’ı kuzey ve güney nüfuz alanları ile bir tarafsız bölgeye ayırmıştı. Savaşın başlamasıyla birlikte merkezi yönetimin zaafından yararlanan Rus güçleri kuzeyden, İngiliz güçleri ise güneyden İran’a girerek ülkenin tarafsızlığını fiilen ihlal etti.

İngilizlerin bölgeye girmesi üzerine Reis Ali, birçok yerel han gibi işgale kayıtsız kalabilir hatta onlarla iş birliği yapabilirdi. Ancak vatanseverliği ve güneyli gayreti buna izin vermedi. İngilizler ayak bastığı an Şeyh Muhammed Hüseyin Borazcani’ye mektuplar yazarak durum değerlendirmesi istedi ve İngilizlere karşı cihad/direniş fetvası aldı.

Reis Ali Delvari Nasıl Direndi?

Reis Ali, merkezi hükümetin karşı koymaya cesaret edemediği devasa İngiliz ordusu ve gelişmiş teçhizatları karşısına kısıtlı gücüyle çıktı. Canı pahasına direnmeye kararlıydı.

Tarihi aktarımlarda, Reis Ali Delvari’nin çatışmalar başlamadan önce Hacı Seyyid Muhammed Rıza Kazeruni ile yaptığı bir toplantıda Kur’an-ı Kerim istediği, gelen Kur’an’ı masaya koyarak hazır bulunanlara şöyle dediği belirtilir: “Ey Kelamullah, sözlerime şahit ol! Sana yemin ederim ki eğer İngilizler Buşehr’i ele geçirmeye ve vatan toprağıma tecavüz etmeye kalkışırlarsa, savunma makamında duracak ve son damla kanım toprağa akana kadar onlarla savaşmaktan vazgeçmeyeceğim.”

Bu sadece bir yemin değildi; Reis Ali çok geçmeden sayı ve teçhizat bakımından devasa farka rağmen kararının arkasında durduğunu gösterdi.

Reis Ali Donanımlı İngiliz Ordusunu Nasıl Çaresiz Bıraktı?

Temmuz 1915’teki ilk büyük çatışmada Tengestan güçleri, İngilizlerin Buşehr’deki mevzilerini hedef aldı. İngiliz belgeleri Reis Ali ile hareket eden güçlerin sayısını 150-200, diğer koldan ilerleyen Zair Hızır Han ve Şeyh Hüseyin güçlerini ise 500 civarında kaydeder. Bu saldırı geri püskürtülse de İngilizlere bedelsiz olmadı; 2 İngiliz subayı ve 1 Hintli asker öldü.

Haftalar sonra Buşehr’e hakim olan İngilizler, doğrudan Reis Ali’nin karargahının bulunduğu Delvar’a yürümeye karar verdi. Bu kez 4 savaş gemisi, 96. Alay’dan 170 piyade, 50 deniz piyadesi, 20 kişilik destek gücü ve çok sayıda makineli tüfekle donatılmış ağır bir kuvvetle geldiler.

Karşı tarafta ise Reis Ali’nin Delvar’da sadece 30 ila 100 civarında tüfekli gücü vardı. Ancak Reis Ali, İngilizlerin belirlediği kurallarla savaşmayacaktı; coğrafyayı çok iyi tanıyordu ve bu avantajı düşmanın askeri üstünlüğünü dengelemek için kullandı. Palmiye bahçelerini pusu alanı olarak kullandı, ani baskınlar ve şok saldırılarla düşmanı yıpratma stratejisi izledi.

General John Nixon’ın gizli raporlarına göre, Delvar Muharebesi sırasında İngiliz kuvvetleri palmiyeliklerden açılan ateşle sıkıştı. İngilizler Juno savaş gemisinden topçu desteği istedi ancak gemiden atılan 6 inçlik 3 mermi yanlışlıkla İngiliz birliklerinin ortasına düştü. Büyük kayıp ve kargaşa üzerine İngiliz komutan geri çekilme emri verdi.

Tengestan Lideri Nasıl Şehit Oldu?

Reis Ali ve Tengestan güçlerinin stratejisi, İngilizlerin ezici üstünlüklerine rağmen güneydeki direnişi kırmasını engelledi. Çatışmalar kesintisiz sürdü.

Nihayet Eylül 1915’te (Şehrivar 1294), Reis Ali İngiliz mevzilerine yeni bir gece baskınına hazırlanırken “Tengek Sefer” bölgesinde 33 yaşında şehit edildi. Tarihi kaynaklar, Ghulam Hüseyin Tengeki adlı şahsın arkadan ateş etmesi sonucu Reis Ali’nin olay yerinde şehit düştüğünü kaydeder.

Ancak onun şehadeti direnişi bitirmedi; Zair Hızır Han, Şeyh Hüseyin Chahkootahi ve diğer Tengestan/Daştestan yiğitleri mücadeleyi sürdürdü.

Güney Halen Ayakta…

Bugün aradan bir asır geçti. Son aylarda vatanımızın toprağına ve sularına yönelik yeni bir yabancı küstahlığına tanık olduk; tek farkla ki İran artık Reis Ali dönemindeki gibi korumasız ve çaresiz bir ülke değildi.

Amerikalılar 6 ay önce Basra Körfezi’ne uçak gemilerini getirdiler; güneyden İran’ı baskı altına alıp kısa sürede dize getirebileceklerini zannettiler. Askeri ve teknolojik üstünlüklerine güveniyorlardı.

Ancak bu muharebede İran, düşmanın sınırlarımıza yaklaşmasının İran için bir tehdit değil, düşmanın kendisi için ölümcül bir tuzağa dönüşeceğini kanıtladı. İran’ın son aylardaki sergilediği performans net bir kuralı ortaya koydu: Düşman İran sınırlarına yaklaşmakta ısrar ediyorsa İran bu angajmandan kaçınmaz, ancak düşman bunun ağır bedelini ödemek zorundadır.

Denizi Tanıyan Adam: Şehit General Tengsiri

Bu kahramanlardan biri de Şehit General Alireza Tengsiri idi; son aylarda Amerikan düşmanının kabusu haline gelen cesur ve zeki bir komutan.

Şehit Tengsiri denizi ve Basra Körfezi’nin potansiyelini çok iyi tanıyan bir komutandı. Hürmüz Boğazı’nı kapatma fikrini kağıt üzerindeki bir konseptten çıkarıp sahada icra edilebilir bir askeri seçeneğe dönüştürdü.

Onun komutanlığı döneminde Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’nin vurucu gücü katlanarak arttı; yüzlerce hücum botu, gelişmiş füze sistemleri ve İHA kapasitesi envantere girdi. En önemlisi, Basra Körfezi’ni düşman için tıpkı ev sahibi olan İran gibi tanıdığı ama düşman için ölümcül bir kapana çevirdi.

Şehit General Tengsiri’nin denizdeki icraatları Amerikalılara o kadar ağır bedeller ödetti ki, sonunda onu suikastla şehit etme yoluna gittiler. Ancak unuttukları şey şudur: İran’da bu kahramanların soyu tükenmez.

Şehit Reis Ali Delvari’nin adı güney tarihinde nasıl ölümsüzleştiyse, Şehit General Alireza Tengsiri’nin adı da Tengestan yiğitlerinin yanında kıyamete kadar yaşayacaktır.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın