Rubio’nun İki Şartı

Bugünkü Senato oturumunda Marco Rubio tarafından dile getirilen iki şart:

Rubio: Birinci şart, onların boğazı açmalarıdır. Boğazın açılması demek, gemilerin ateş altına alınmadan ve herhangi bir ücret ödemeden geçebilmesi anlamına gelir. İran, artık boğazdan geçen ticari gemilere ateş açmayacağını ve ateş açma tehdidinde de bulunmayacağını ilan etmelidir. Çünkü birçok durumda gemiler, fiilen ateş açılmasa bile ateş açılma riski nedeniyle hareket etmemektedir.

Senatör Murphy: Ancak Başkan, onların nükleer programları konusunda da taahhütte bulunmaları gerektiğini söylüyor.

Rubio: İkinci şart, hâlâ dağın derinliklerinde bir yerde depolanmış bulunan zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti konusunda çok net müzakerelere bağlı kalacaklarını taahhüt etmeleridir. Ayrıca ikinci aşama müzakerelerde uzun vadeli ve ağır kısıtlamalar ile zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması konusunda görüşmeyi kabul etmelidirler. Şu taahhüdü vermelidirler:

“Zenginleştirilmiş uranyumu ülke dışına çıkaracağız.”

Senatör: İkinci aşamaya ulaşmak için yaptırımları kaldırmaya veya şu anda ABD’nin bloke ettiği fonları serbest bırakmaya hazır mısınız?

Rubio: Yaptırımlar; uluslararası yaptırımları, Kongre yaptırımlarını ve yürütme organının yaptırımlarını kapsamaktadır. Bu nedenle bazılarını kaldırabiliriz, bazılarını ise kaldıramayız.

Senatör: O hâlde boğazın açılması karşılığında herhangi bir mali ödeme söz konusu olmayacak mı?

Rubio: Hayır. Bu konu görüşülmedi. Böyle bir teklif de yapılmadı.

Rubio’nun açıklamalarının, İran medyasında yer alan mevcut metinlerle ve muhtemel yazılı teklif metniyle farklılık gösterdiği açıktır.

Nükleer anlaşma (KOEP/JCPOA) döneminde de benzer bir durum yaşanmıştı. O dönemde ABD Dışişleri Bakanı’nın Kongre’deki açıklamaları ile anlaşma metni arasında farklılıklar bulunuyordu.

Sonuçta uygulamada, anlaşma metninden çok dönemin Dışişleri Bakanı’nın Kongre’de yaptığı açıklamaların esas alındığı görüldü.

Sonuçlar

  1. Lütfen nükleer anlaşma (JCPOA) deneyimini unutmayın.
  2. İran’a karşı uygulanan temel yaptırımlar, yürütme organının değil, Kongre’nin yaptırımlarıdır. Bu nedenle Trump, Kongre’yi yaptırımları kaldırmaya zorlayamayacağını öne sürerek geri adım atabilir.
  3. 2015 yılından bu yana İran ile yapılacak her anlaşma, INARA kapsamında Kongre’nin olumlu oyunu gerektirmektedir. İsrail lobisinin etkisi dikkate alındığında, Kongre’nin İran’a yönelik yaptırımların kaldırılmasına onay vermeyeceği ileri sürülmektedir.
  4. Lütfen Hürmüz Boğazı’nı en az iki ay daha açmayın.
  5. Lütfen Hürmüz Boğazı’ndan geçiş ücreti alınması konusunu unutmayın. Uluslararası tahminlere göre, boğazdan elde edilecek geçiş gelirleri petrol satış gelirlerinin iki katından fazla olabilir.
  6. Hürmüz Boğazı’nın açılması, ABD’de benzin fiyatlarının düşmesi anlamına gelir. Bu da Trump’ın seçimlerle ilgili sorunlarının hafiflemesi ve İran’a yönelik bir saldırının maliyetinin azalması anlamına gelir.
  7. Bu da şu döngünün tekrar etmesi demektir:

Saldırı → Ateşkes → Müzakere → Saldırı

Fuad İzedi/Farsnews

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın