Şeriatmedari: İran Caydırıcılık Araçlarından Vazgeçmemeli

Keyhan gazetesinin genel yayın yönetmeni ve siyasi analist Hüseyin Şeriatmedari, İran ile ABD arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik mutabakatın bazı maddelerini değerlendirerek, Hürmüz Boğazı’nın stratejik kapasitesinden tam anlamıyla yararlanılmadığını ve Amerika ile müttefiklerine karşı kullanılabilecek bazı önemli baskı araçlarının göz ardı edildiğini söyledi.

Şeriatmedari, sistemin çıkarlarını düşünen çevrelerin samimi çabalarla bu metnin hazırlanmasına katkıda bulunduğunu, ancak içeriği incelendiğinde bazı önemli konuların yeterince dikkate alınmadığının görüldüğünü ifade etti.

“Hürmüz Boğazı herhangi bir füzeden daha güçlü bir araçtır”

İran ile ABD arasındaki coğrafi uzaklık nedeniyle mevcut füzelerle Amerikan topraklarının doğrudan hedef alınmasının mümkün olmadığını belirten Şeriatmedari, Washington’un bölgedeki üsleri ve müttefik ülkeler aracılığıyla askeri baskı uygulayabildiğini söyledi.

Buna karşılık İran’ın, etkisi herhangi bir füzeninkinden daha büyük olan stratejik bir araca sahip olduğunu belirterek bunun Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik olduğunu vurguladı.

Hürmüz Boğazı’nı “küresel ticaretin boğazı” olarak niteleyen Şeriatmedari, bazı çevrelerin yalnızca geçiş ücretleri veya güvenlik hizmetlerinden söz ettiğini, oysa Hürmüz’ün öneminin bunların çok ötesinde olduğunu söyledi. Uluslararası düzenlemelere göre bu su yolunun büyük bölümünün kıyı devletlerinin karasularında bulunduğunu, dolayısıyla geleneksel anlamda uluslararası suların fiilen mevcut olmadığını ifade etti.

Keyhan gazetesinin yöneticisi, hiçbir ülkenin stratejik güç unsurlarını müzakere masasına koymadığını belirterek, Hürmüz Boğazı’nın sağladığı kapasitenin kolayca göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

“Tazminat mutlaka alınmalıdır”

ABD’den tazminat alınması konusuna da değinen Şeriatmedari, Washington’un geçmişte anlaşmalarına sadık kalmadığını, bu nedenle uluslararası garantilere veya Birleşmiş Milletler mekanizmalarına güvenmenin yeterli olmayacağını söyledi.

Anlaşmada yatırım ya da İran’a ait bazı varlıkların serbest bırakılması gibi ekonomik başlıkların tazminat anlamına gelmediğini belirten Şeriatmedari, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyeti sayesinde ABD ve müttefiklerinin çıkarları üzerinde etkili baskı kurabilecek kapasiteye sahip olduğunu, bunun zararların telafisi ve tazminat talebinde kullanılabileceğini, ancak mutabakat metninde bunun yeterince yer almadığını ifade etti.

“İran halkının sahadaki varlığı benzersizdir”

Şeriatmedari, savaşlarda en önemli güç unsurlarından birinin halk olduğunu belirterek, İran halkının son gelişmelerde gösterdiği dayanışmanın tarihte eşi benzeri az görülen bir olay olduğunu söyledi.

Düşmanların, baskılar ve girişimlerle ülke içinde huzursuzluk çıkacağını düşündüklerini, ancak halkın geniş katılımının bütün hesapları bozduğunu ve ABD’nin bölgesel dengeleri değiştirme planlarının başarısız olduğunu gösterdiğini dile getirdi.

“İran caydırıcılık araçlarından vazgeçmemelidir”

İran’ın yalnızca askeri güç değil, küresel ekonomi üzerinde etkili olabilecek başka stratejik araçlara da sahip olduğunu belirten Şeriatmedari, Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı üzerinden sadece deniz taşımacılığının değil, dünya iletişim ve veri altyapısının önemli bir bölümünün de geçtiğini söyledi.

İran’ın caydırıcılık kapasitesinin sınırlandırılmasını savunan görüşleri eleştiren Şeriatmedari, ülkenin askeri gücünün düşmanların tahminlerinin ötesinde olduğunu ve bunun onların hesaplarını bozduğunu ifade etti.

“BM kararları yeterli güvence değildir”

Mutabakatın son maddelerine değinen Şeriatmedari, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına dayanmanın yeterli bir güvence oluşturmadığını, ABD’nin geçmişte birçok uluslararası yükümlülüğünü ihlal ettiğini hatırlattı.

Mutabakatın nihai anlaşma anlamına gelmediğini, yalnızca gelecekteki müzakereler için bir çerçeve oluşturduğunu belirten Şeriatmedari, düşmana verilen zamanın onun baskılarını azaltacağı düşüncesinin doğru olmadığını söyledi.

“Son savaşın kazanımları gölgede bırakılmamalıdır”

İran’ın son savaşta önemli başarılar elde ettiğini vurgulayan Şeriatmedari, bu kazanımların müzakere sürecinin gölgesinde küçümsenmemesi gerektiğini ifade etti.

Yaptırımların hafifletilmesi veya bazı kısıtlamaların kaldırılmasının, İran’ın maruz kaldığı zararları telafi etmediğini belirten Şeriatmedari, Nükleer Anlaşma (KOEP) deneyiminin bile BM Güvenlik Konseyi kararlarının ABD’yi anlaşmadan çekilmekten alıkoyamadığını gösterdiğini söyledi.

“Üstün konumdaki taraf İran’dır”

Cumhurbaşkanı başta olmak üzere İranlı yetkililerin, karşı tarafın yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde İran’ın da buna uygun şekilde hareket edeceğini açıkladıklarını hatırlatan Şeriatmedari, halkın temel beklentisinin elde edilen kazanımların korunması olduğunu söyledi.

Müzakerelerde genellikle kazanan tarafın üstün konumda bulunduğunu belirten Şeriatmedari, sahadaki gerçeklerin İran İslam Cumhuriyeti’nin avantajlı pozisyonda olduğunu gösterdiğini ifade etti.

Şeriatmedari, tazminat, yaptırımların kaldırılması ve İran’ın diğer taleplerinin müzakere sürecinde ciddi biçimde takip edilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

“Bugün kamuoyunun önemli bir kesiminin talebi; milli çıkarların korunması, ülkenin stratejik kapasitesinin muhafazası, uğranılan zararlar için tazminat alınması, Amerikan güçlerinin bölgeden çıkarılması ve direniş cephelerinin birliğinin korunmasıdır.”

Son olarak Şeriatmedari, ABD tarafının Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasına büyük önem verdiğini belirterek bunun karşı tarafın zayıf durumda olduğunun göstergesi olduğunu söyledi ve şu ifadeleri kullandı:

“Karşı taraf müzakerelerin tavanını belirlemeye çalışıyor. Oysa kaybeden tarafın şart dayatma hakkı yoktur.”

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın