Son 48 Saatte 60 Deprem

rasthaber
Rasthaber –  1912’de 12 binden fazla binanın yıkılmasına neden olan Ganos
Fayı, Çanakkale’de Biga merkezli çok sayıda küçük depremin kaydedilmesi
sebebiyle uzmanların radarına takıldı. Çanakkale’de deprem olma olasılığı ve
İstanbul’un yaşananlardan etkilenme ihtimalini konunun uzmanları değerlendirdi.

Çanakkale, Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF) üzerinde bulunan
bir şehir olmasıyla bugünlerde de olası deprem riskiyle dikkat çekiyor. Şehir,
son 48 saatte en büyüğü 3’lük, 60 depremin merkez üssü oldu.

Biga merkezli yaşanan bu depremler, ‘1912’den sonra büyük
deprem yaşanabilir mi?’ sorusunu akıllara getirdi. Marmara Denizi’ndeki
sarsıntıların olası İstanbul depremini etkileme ya da tetikleme olasılığı ise
pek çok kişi için endişe edici olmaya devam ediyor.

Son aylarda önce Gemlik, sonra Çınarcık sallanmış ve bölgede
panik havası hakim olmuştu. Şimdi de Biga’da yaşananlar depremle ilgili ne
ifade ediyor? Jeoloji Mühendisleri Odası Deprem Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr.
Süleyman Pampal ile Sakarya Üniversitesi Afet Yönetim Uygulama ve Araştırma
Merkezi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Utkucu konuya dair
açıklamalarda bulundu.

‘Marmara Denizi içinde İstanbul yönünde, deniz altında da
bir kısmı kırılan Ganos Fayı 7.4 büyüklüğünde bir deprem üretmişti’

Prof. Dr. Süleyman Pampal, İstanbul’u etkileyebilecek
noktaya dikkat çekerek, riskli bir noktada bulunan şehrin deprem geçmişini şu
şekilde anlattı:

“Çanakkale bölgesi, Kuzey Anadolu Fayı’nın hem kuzey kolu
hem de güney kolu üzerinde meydana gelecek yıkıcı depremlerden kolayca
etkilenebilecek mesafede, ikisinin arasında yer alıyor. 1912’de batıda Gökçeada’nın
kuzeyinden başlayıp Saroz Körfezi boyunca doğuya, Marmara Denizi içinde
İstanbul yönünde, deniz altında da bir kısmı kırılan Ganos Fayı 7.4
büyüklüğünde bir deprem üretmiştir. Kırılan bu kesim, kuzey kolun batı bölümünü
oluşturur. 17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’nde ise kuzey kolun doğuda Düzce
civarından başlayıp, batıya doğru Yalova’nın hemen kuzeyinde Darıca-Çiftlikköy
hizasına kadar, yani körfez çıkışına kadar kırılarak yine 7.4 büyüklüğünde bir
deprem üretti. Arada 1894’te kırılıp yıkıcı deprem üreten Adalar Fayı ve onun
batısında; Silivri açıklarında bulunan Orta Marmara Fayı ya da Kumburgaz Fayı
adıyla bilinen ve 1766’da İstanbul’u yıkan depremi üreten fay var ki bu kesim
sismik boşluk konumundadır. İstanbul ve Marmara bölgesini tehdit eden asıl
kırılma ve deprem de burada bekleniyor.”

‘Tehlikenin büyük olduğunu biliyoruz’

Prof. Dr. Süleyman Pampal, KAF’ın kuzey ve güney kollarını
detaylıca açıklayarak, bölgede yıkıcı deprem üretme potansiyeli olan fayların
geçmişine değindi. Prof. Dr. Pampal, 1944, 1957 ve 1967’de yaşanan büyüklüğü
7’nin üzerindeki yıkıcı depremlere de dikkat çekti.

Pampal, “Gelelim KAF’ın güney koluna, Çanakkale bölgesini de
etkilemiş olan, yakın tarihli iki yıkıcı deprem var. Birincisi Yenice, 1953 7.2
büyüklüğünde; ikincisi Gönen, 1964’te 7.0 büyüklüğünde. Marmara Denizi’nin
kuzey kıyılarına yakın, doğu-batı yönünde uzanan parçaya Kuzey Kol, Sakarya
Gölyaka civarında çatallanarak, Gölyaka-Yalova arasında, Çınarcık Çukurluğu
olarak da bilinen bir kol ve güneyinde uzanan
Gölyaka-Pamukova-İznik-Gemlik-Bandırma üzerinden Biga’ya doğru uzanan Güney
Kolun bileşenleri de Güney Kol olarak adlandırılıyor. Güney ve Kuzey kolların
başlangıç bölgesinde; 1944, 1957 ve 1967 yıllarında 7.0 den büyük üç yıkıcı
deprem meydana geldi. Böylece Güney Kolun doğu ve batısında 5 yıkıcı deprem
oldu. Ancak orta ve batıda Biga civarında kırılmamış ve yıkıcı deprem üretme
potansiyeli olan fay parçaları bulunuyor ve kırılmayı bekliyor. Son günlerde
meydana gelen küçük depremler; sismik aktiviteyi işaret etmekte ve büyük
olduğunu bildiğimiz tehlikenin yakın olduğunu anlatmaya çalışıyor” dedi.

Çanakkale’deki 3 ve 3’ten küçük bu depremler ne anlama
geliyor?

Bu depremlerin ‘öncü deprem’ diye nitelendirilip
nitelendirilemeyeceğini anlatan Prof. Dr. Pampal, “Bunu bilebilmek mümkün
değil. Hem ülkemizde hem de dünyada bu türden depremler nadiren gerçekleşir.
Bizde en bilineni 1995 yılında Dinar’da meydana gelen 6.2’lik depremdir. Bu
türden örnek birkaçı geçmez. Olabilir mi? Çok çok düşük ihtimalle olabilir. Bu
küçük depremler bize, ‘Büyük deprem yakında gelecek, önleminizi alın.
Yapılarınızı depreme dayanıklı hale getirin. Aksi takdirde gelirse bana
benzemez, fena yapar’ demektedir” diye konuştu.

İstanbul, Marmara’da yaşanan depremlerden ne derece
etkilenir?

Prof. Dr. Murat Utkucu da bu depremler dışında Türkiye’nin
bir deprem ülkesi olduğunu unutmamak gerektiğini hatırlatarak, depreme her an
hazırlıklı olmanın önemini vurguladı. 2023’te yaşanan Kahramanmaraş merkezli 6
Şubat Depremleri’nden sonra gözler megakent İstanbul’a çevrilmişti.

Peki, ‘depreme dirençli şehir’ haline getirilmesi amaçlanan
İstanbul, Marmara’da yaşanan depremlerden ne derece etkilenir? Çanakkale
merkezli olacak bir depremin büyük İstanbul Depremi’ni tetiklemesiyle ilgili
merak edilen soruları yanıtlayan Prof. Dr. Murat Utkucu, büyüklüklerine göre
farklı risk oluşturacak Çanakkale merkezli depremleri şöyle değerlendirdi:

“Böyle bir anda başlayan küçük depremler yapay kaynaklı da
olabilir. Taş Ocakları, madenler ve yol-tünel yapımlarında yapılan kontrollü
patlatmalar kaynaklı depremler de olabilirler. Tektonik bir ilişki için bu depremlerin
yapay kaynaklı olma olasılığının geçersiz kılınması gerekiyor. Bunun yanında
Biga Yarımadası’nda oluşacak büyüklüğü 6 ve daha büyük bir depremin yer
sarsıntısı İstanbul’da doğal olarak hissedilir. Sarsıntının kuvveti depremin
büyüklüğü arttıkça artacaktır. Ayrıca Biga Yarımadası’ndaki Sarıköy, Biga-Çan
ve Sinekçi fayları Kuzeydoğu-Güneybatı istikametinde uzanan doğrultu atımlı
faylardır. Bu faylar üzerinde oluşacak büyük deprem kırılmaları eğer
güneybatıdan kuzeydoğuya doğru gerçekleşirse bu sarsıntı İstanbul’da daha da
kuvvetli olacaktır. Ancak oluşacak olası hasar sadece bu sarsıntının kuvveti
ile ilişkili değil, aynı zamanda binalarımızın kalitesi ve üzerinde oturdukları
zeminlerle de alakalı. Ayrıca doğrultu atımlı fay karakterli deprem kırılmalarının
uçları ve ötesinde gerilme artışı oluşturdukları düşünüldüğünde belirtilen bu
faylar üzerinde oluşabilecek büyüklüğü 7 civarı bir depremin İstanbul
açıklarındaki sismik boşluktaki faylar üzerinde az da olsa gerilme artışı
oluşturmaları beklenmeli.”

Daha önce büyük bir yıkım getirmişti

Avrupa ve Asya arasındaki 2 geçiş noktasından birine sahip
olan Çanakkale en son 9 Ağustos 1912’de 7.4 büyüklüğünde Mürefte-Şarköy
depremiyle sarsıldı. Yaşanan deprem o günlerde 12 bin 600 yapı yerle bir olmuş,
50 saniye süren depremde 216 kişi hayatını kaybetmişti./sputnik

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın