Suriye’deki Ateşkes, ABD’yi Gereksiz Kılıyor

rasthaber

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu’nun son telefon görüşmesinde Moskova, Ankara ve Tahran’ın imzaladıkları Suriye bildirisinin ilkelerine uygun olarak terörle mücadele çabalarının yürütülmesi ve Suriye genelinde silahlı çatışmaların durdurulması süreci ele alındı.

Rusya ve Türkiye’nin, Moskova Bildirisi çerçevesinde Suriye genelinde silahlı çatışmaların durdurulmasına yönelik ortak çabalarının perspektifleri neler? Konuyla ilgili Sputnik Radyosu’na konuşan Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Salih Yılmaz şu değerlendirmelerde bulundu.

Moskova mutabakatı sırasında özellikle Rusya, Türkiye ve İran’ın Dışişleri Bakanları’nın yapmış olduğu görüşmede Halep’teki Rus-Türk-İran karşılıklı görüş alışverişi ve işbirliğinin ortaya koyduğu sonuç, Suriye’nin genelinde bu şekilde üç ülkenin çalışması konusunda uzlaşı vardı.

Bu üç ülke yeni dönemde terörle mücadele konusunda çalışacaklardı ki, daha çok bu terörle mücadele konusunda Rusya ve Türkiye’de fikirlerinin birbirine yakın olduğunu görüyoruz. Fırat Kalkanı harekatının başlamasıyla birlikte iki ülkenin işbirliği IŞİD’in ve bölgedeki diğer terör gruplarının yenilgisinde ve güç kaybetmesinde önemli bir etki oldu. Tabi Rusya’nın bu görüşmelerde üzerinde hassas olduğu konu, terör gruplarıyla normal muhalif güçlerin birbirinden ayırt edilmesi ve buna göre bir mücadele planı ortaya konulmasıydı ki, Türkiye de bunu ısrarla dile getiriyordu. Çünkü orada Özgür Suriye Ordusu bileşenleriyle bir de tabi terör grupları da var ki, bunlar El-Kaide, IŞİD, En-Nusra vs. gibi Rusya’nın dile getirdiği örgütler. Bu açıdan baktığımızda iki ülkenin görüş birliği içerisinde olduğunu söyleyebiliriz.

Rusya ve Türkiye’nin bu planını sabote etmek için bazı girişimlerin olduğunu da söyleyebiliriz. Fakat Türkiye’nin Suriye’ye sınır olması, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin doğrudan artık Fırat Kalkanı harekatıyla birlikte Suriye’nin içerisinde yer alması, Rusya ile başta güvenlik alanları olmak üzere bilgi paylaşımının çok hızlı olması, bu sabote faaliyetlerini başarısız kılıyor.

İki ülkenin amacı, Suriye’nin toprak bütünlüğü ölçüsünde bir barış ve bir ateşkes. Çünkü iki ülke de biliyor ki, Suriye’de bir bölünme bu ateşkesin ve barışın çok kısa süreli olmasını sağlayacak. Eğer toprak bütünlüğü çerçevesinde bir barış sağlanabilecek olursa başta Batılı ülkeler ve özellikle ABD olmak üzere, bölgeye etki etmek isteyen, bölgeyi karıştırmak isteyen, bölgede kendi etkinliğini arttırmak isteyen devletler bu bölgeye giremeyeceğini düşünüyorlar.

Bu açıdan Rusya ve Türkiye’nin ortaya koydukları plan uygulanabilir. Tabi bu planda iki ülke, üzerinde anlaşamadıkları, üzerinde henüz tam bir plan ortaya koyamadıkları konuları erteliyorlar. Daha çok anlaştıkları konular, daha önce çabuk çözüme ulaştırabildikleri konular üzerinde çalışıyorlar. Aslında güvenli bir alan oluşturmaya çalışıyorlar ve bu süreç hızlı bir şekilde ilerliyor.

Ocak’ın ortasında Astana’da yapılacak görüşmeler, Devlet Başkanları Zirvesi, aslında önemli kararların alınacağı da gösteriyor ki, bu üç ülke, yani Rusya, Türkiye ve İran, Suriye’deki bu ateşkes ve barış görüşmeleri konusunda garantörlük üstleniyorlar. Zaten bu üç ülkenin garantör olduğu ve bölgede etkinliğini gösterdiği bir Suriye’de barışın ve ateşkesin çok da fazla uzak olmaması gerekiyor ki, bu açıdan baktığımızda böyle bir durumda bölgede ABD’ye ve diğer bileşenlere de gerek kalmıyor.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın