Taiz Pazarındaki Katliam ve Suudi Rejimi ile Siyonist Rejimin Ortak Savaş Politikaları

Betul

Suudi Arabistan savaş uçaklarının Yemen’in Taiz vilayetindeki kalabalık Al-Wazi’iya pazarını üç kez art arda bombalaması, sivil halka yönelik son dönemin en kanlı katliamlarından birine sahne oldu. Ticaretin ve insan hareketliliğinin doruk noktasında gerçekleştirilen bu vahşi saldırı, Riyad yönetiminin Muhammed bin Salman liderliğinde, Siyonist rejim gibi sivilleri ve çocukları hedef alırken hiçbir kırmızı tanımadığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Siyonist Rejim ve Suudi Koalisyonunun Ortak Katliam Simgesi

Tarih boyunca Filistin topraklarında Deir Yassin (1948), Sabra ve Şatila (1982) gibi katliamlara imza atan ve Gazze’deki son savaşta 40 binden fazla sivili katleden Siyonist rejim ile 2015 yılından bu yana Yemen’de hastaneleri, okulları, düğünleri ve pazarları bombalayan Suudi koalisyonu, yapısal olarak aynı vahşet politikasını uygulamaktadır. ABD ve İngiltere gibi Batılı güçlerin siyasi ve askeri desteğiyle yürütülen bu hava saldırıları ve insanlık dışı ambargo, binlerce çocuğun ölümüne yol açan açlık ve hastalıkları tetiklemiştir. Uzmanlar, İsrail rejiminin Yemen’e yönelik saldırılarda Suudi yönetimine istihbarat ve danışmanlık desteği sağladığını defalarca vurgulamıştır.

Taiz’de Kanlı Bilanço ve Yemen’in Kararlı Cevabı

Yemen Sağlık Bakanlığı verilerine göre, son saldırılarda aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda sivil şehit olurken ve yaralanırken, saldırıların tırmanmasıyla toplam şehit sayısı yüzlerce kişiye ulaştı. Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Tuğgeneral Yahya Seri, son 24 saat içinde Tayfun ve F-15 savaş uçaklarının Sana, Taiz, Sa’da, Hudeyde ve Ma’rib’e onlarca hava saldırısı düzenlediğini açıkladı.

Yemen silahlı kuvvetleri, bu acımasız saldırılara karşılık olarak Suudi Arabistan’ın derinliklerindeki stratejik noktaları hedef alan başarılı füze ve insansız hava aracı operasyonları gerçekleştirdi. Cizan’daki radar tesisleri, Necran’daki Akife üssü, Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı ve Dammam’daki Kral Fahd Havalimanı bu operasyonlarda vurulan hedefler arasında yer aldı.

Riyad’ın Müttefiklerine Yönelik Güvensizliği ve Bölgesel Tepkiler

Suudi Arabistan, sahadaki başarısızlıklarını telafi etmek amacıyla Türkiye ve Pakistan ile üçlü savunma anlaşmaları arayışına girerken, bu durum kendi içinde de derin çatlaklar yaratmaktadır. Nitekim Türkiye’deki muhalefet milletvekilleri bu anlaşmanın yalnızca ABD ve İsrail çıkarlarına hizmet ettiğini sert bir şekilde eleştirmiştir. Diğer yandan, Suudi güvenlik güçlerinin Yemen’in güneyindeki paralı askerlerinden oluşan Güney Geçiş Konseyi heyetini Riyad’a davet edip ardından gözaltına alması, Riyad’ın müttefiklerine dahi güvenmediğini ve derin bir kriz içinde olduğunu kanıtlamıştır.

Suudi medyası, Yemen ordusunun Taiz’deki ilerleyişini “boğucu kuşatma” olarak yansümaya çalışsa da, bölgeye giren yüzlerce gıda ve yakıt kamyonu ile uluslararası kuruluşların raporları, bu iddiaların sahadaki gerçekliği örtbas etmeye yönelik birer psikolojik harp propagandasından ibaret olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın