Irak Seçimlerinin Ardından: Kazanan Kim?

GİRİŞ: 17.10.2021 17:31      GÜNCELLEME: 17.10.2021 17:31
Rasthaber -  Irak halkı, Irak'taki Amerikan işgali ve Saddam Hüseyin'in devrilmesinin ardından 5. kez sandık başına gitti.

2003 yılı Mart ayında "Irak'ı Özgürleştirme Operasyonu" harekatıyla başlayan işgal günleri Amerika'nın Irak'taki fiili varlığıyla ve çeşitli müdahaleleri ile devam ederken, ulusal ve uluslararası kamuoyunda "Irak'ı bekleyen güzel günler" ifadeleri yer alıyordu o dönemlerde. Ancak öyle olmadı.

Son seçimler farklı bir okumayla, Iraklı emekçilerin ülkenin geleceğine dair umutsuzluklarını ve mevcut durumdan duydukları rahatsızlıkları yansıtıyor.

Irak'ta yaklaşık 40 milyon insan yaşıyor. Seçmen sayısı ise 25 milyon. 167 parti ve ittifakı temsilen 3.249 adayın yarıştığı seçimlerde meclisin toplam sandalye sayısı ise 329.

Bu tabloya karşın halkın yarısı sandık başına dahi gitmedi…

Irak’taki son seçimler bundan yaklaşık 3 yıl önce, 2018 Mayıs'ında gerçekleşmişti. Ancak dikiş tutmayan düzene karşı artan protestolar ve yolsuzluk haberleri ardından sokağa dökülen emekçiler hükümetin erken seçim ilan etmesine neden olmuştu.

2019 yılının Ekim ayında başlayan protestoların ardından hükümet süreci daha fazla götüremeyeceğini görmüştü. On binlerce insanın sokağa çıktığı eylemlerde ekonomik sorunlar başı çekiyordu. Yaklaşık 250 Iraklının yaşamını yitirdiği eylemler sırasında dönemin Irak Başbakanı Mustafa El Kazımi erken seçim ilan etmek zorunda kalmıştı. Ancak araya giren pandemiden dolayı seçimler 10 Ekim 2021 tarihinde yapılabildi. Zaten bu tarihte yapılmasaydı normal takvim olan rutin seçimlere bir yıldan daha az bir süre kalmıştı.

Yaklaşık 25 milyon seçmenin yarısının dahi sandık başına gitmediği 2021 seçimlerinin ardından Irak'ı ilk tebrik eden ülkelerden biri ABD oldu. Seçimlerin, ABD'nin Irak'taki askeri mevcudiyetini sembolik bir düzeye çekildiği döneme denk gelmesi ise tarihsel olarak bir başka öneme işaret ediyor.

Ancak açıkça görülüyor ki, Irak halkı sandık başına giderek bir şeylerin değişeceğini düşünmüyor.

Her şey seçimle tarif edilebilir ya da seçimlerin milat kabul edildiği bir okuma pekala yapılabilir. Ancak halihazırda Iraklı emekçilerin de böyle düşünmediği ve Irak seçimlerine “umutlu” bakmadığı bir konjonktürde dilerseniz Irak seçimlerini, biraz öncesine giderek ele alalım.

Papa'nın Irak ziyareti ve seçimlere uzanan yol

Uzunca bir zamandır tartışılan ABD'nin Ortadoğu'dan çekilme planı veya buna bağlı olarak mevcudiyetini sembolik bir seviyeye çekmeye çalışması, Papa'nın da Irak ziyaretiyle çakışmıştı. Papa'nın Irak'ta yaptığı bir takım görüşmelerin ve temasların verdiği mesaj ile seçim sürecinde ABD'nin mesajları ve tutumu bir doğrultuya işaret ediyor.

ABD'nin özellikle ekonomide Çin etkisi ve rekabetinin bir sonucu olarak askeri ağırlığını Pasifik'e doğru kaydırması, Ortadoğu'da çok bilinen tabiriyle kartların yeniden karılmasına vesile oldu. Tabii kimi çevrelerin yorumladığı gibi ABD'nin tası tarağı toplayıp gittiği yok. Emperyalist merkezlerin strateji değişikliklerinin bir sonucu olarak Ortadoğu pastasını Çin'e karşı mücadelelerinde bir koz olarak kullandıkları görülüyor. Zaman zaman Rusya ile anlaşmalarda zaman zaman ise İran'a karşı yaptırımlarda da kendini gösteren bu süreç, Papa'nın Irak ziyaretinde verdiği kimi mesajlar ile yerli yerine oturtmuştu.

Şii'lerin siyasal olarak merkezi konumunda olan İran dışında Şii geleneğin kültürel ve siyasal merkezlerinden bir diğeri de Irak olarak kabul ediliyor. Örnek olsun Şii inancının tarihsel temsillerine dair birçok örnek Irak sınırları içinde yer alıyor.  Bugün İran'ın bu etkisine dönük bir müdahale aynı zamanda İran'ın Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen gibi ülkelerdeki siyasal hegemonyasına dönük bir müdahaleyi de kapsıyor. Papa Francis'ın Mart ayının başında yaptığı Irak ziyaretinde Şii liderlerden Sistani ile görüşmesi, Irak ve İran Şiileri arasında bir itilaf yaratma çabası ve emperyalist merkezler ile iletişime açık bir Şii lider arayışı olarak yorumlanmıştı. İran'ın Kum şehrindeki geleneksel Şii liderler ile temasın dışında ilk kez dini bir otorite olarak Papalık, Irak'ın Necef kentinde bir Şii dini lider ile yan yana geliyor, görüşmeler yapıyor ve resmi olarak muhatap alıyordu. Daha öncesinde ise protokol ilişkiler İran ve Kum şehri üzerinden ilerliyordu. Irak'ta IŞİD tarafından yıkılan bir kilisede ayin yapan Papa'nın bu mesajları ve temasları, ABD'nin Ortadoğu'dan çekiliş senaryolarında, geride temasın sürdürülebilir olduğu güvenli emanetçiler çalışmasının bir ürünü olarak okunmuştu.

Seçimlerin sonuçları ve bazı olasılıklar

Seçimlere katılımın tarihin en az olduğu örneklerinden birine tanıklık ettiği 2021 Irak Seçimleri, Irak’ta seçimlerin meşruiyetinin de sorgulanmasına neden oldu. İki yıldır erken seçim yapmaya çalışan Irak'ın bunu kaldıracak gücünün olmadığı da açık. Katılım oranının %40 civarında olduğu seçimlerde birkaç itiraz ve yeniden sayım dışında tüm süreç tamamlanmış görülüyor. Özellikle genç nüfusun katılımı rekor seviyelerde düşmüş durumda.

Seçimlerde kazanılan sandalyeler üzerinden genel tabloya özetle bakacak olursak mecliste sandalye dağılımı şu şekilde:

Sadr Grubu: 73 Sandalye. Irak'taki Şiileri temsil ediyor. Ancak Sadr İran ile arasında mesafe olan ve ABD ile ilişkileri devam ettirme taahhüdünde bulunan Şii lider.

Takaddum Partisi: 38 Sandalye. Irak Eski Meclis Başkanı, Muhammed Halbusi liderliğindeki Sünni blok.

Kanun Devleti: 37 Sandalye. Irak Eski Başbakanı Nuri el-Maliki'nin partisi. Sadr'a rakip olan güçlü bir Şii bloğu oluşturuyor.

Fetih Hareketi (İttifakı): 14 Sandalye. Hadi el-Amiri liderliğindeki grup İran Şiileri ile siyasal ilişkilerini devam ettiren, IŞİD saldırıları sürecinde kurulan Halk Seferberlik Güçleri'nin de belirleyeni olan grup. Seçimlerden aldığı düşük oyun nedeninin hile ve usulsüzlük olduğu belirten grup, bedeli ne olursa olsun seçim sonuçlarını tanımayacaklarını ifade etti.

Kürt Partileri: Kürt partileri toplamda 61 vekil gönderdi meclise. Ana bölmesini Barzani'nin Kürdistan Demokrat Partisi'nin oluşturduğu partilerden KDP 32 sandalye, Talabani'ye ait Kürdistan Yurtseverler Birliği 15 sandalye, Yeni Nesil Hareketi 9, Kürdistan İslami Parti 4 ve Adalet Patisi 1 sandalye çıkardı. Ancak Kürt partililerinin bir arada hareket etme ve grup oluşturma ihtimalleri çok düşük.

Seçim sürecinde ne olmuştu?

Seçimler devam ederken Sadr Grubu seçimlerde 100 sandalye kazanmak üzere hedef koyup çalışmalar yürütüyordu. Gerek seçimlere katılımın düşmesi gerek Sadr Grubu'nun önce seçimleri boykot edip son düzlükte tekrar girme kararı alması bu hedefin uzağına düşmesinde etkili oldu. Sonuç olarak 73 sandalye ile mecliste yer alan Sadr grubu tek başına hükümet kuramayacak.

Fetih Hareketi de bu süre zarfında ABD ve İsrail varlığının Irak'ta tamamen sona erdirilmesi gerektiği üzerinden propagandalar yaptı. IŞİD'e karşı verilen mücadelelerde özellikle de Şiiler üzerinde etkisi arttıran parti hedeflerinin çok gerisinde kalarak 14-15 vekil kazanabildi.

Seçimlerde oylarını sembolik düzeyde de olsa arttırabilen tek toplamın İslami partiler olduğunu söyleyebiliriz. Genel olarak katılımın düşük olması ve fazla sandalye kazanan partilerin dahi oy kaybı yaşadığı seçimlerde sembolik de olsa oylarını artırabilen İslami partiler Irak'ın geleceği konusundaki endişelere yeni bir pencere açmakta. Zira radikal İslamcı alanı temsil eden bu partilerin olası çatışma ortamlarında harekete geçebileceği üzerine değerlendirmeler yapılıyor. Bu partiler Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nde  2 sandalyeden 4 sandalyeye yükselmiş durumdalar.

Seçimlerde Kürt partileri arasında da ciddi bir çekişme yaşandı diyebiliriz. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nde hükümette olan Mesud Barzani'nin partisi olarak bilinen Kürdistan Demokrat Partisi (PDK) ile Talabani'nin siyasal belirleniminde olan hareket Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) arasında geçen seçimlerde PKK'nin de sürece dahil olması gündeme gelmişti. Özellikle HDP temsilcilerinin Erbil'de gözaltına alınması bu sürecin tepeye çıktığını gösterirken bu gerilime Şengal'deki Ezidi Kürtler için yapılan seçim çalışmaları da eklendi. Özellikle birbirlerinin seçim alanlarına bir diğer rakip Kürt partiyi sokmamak üzerinden belirlenen gerilimlerde PKK, PDK karşısında Talabani'nin Goran Hareketi ile kurduğu ittifakı destekleyeceğini duyurdu. Ancak PKK'nin güçlü olduğu kimi seçim bölgelerinde KDP'nin ağırlıklı oyu alarak sandalye kazandığını görüldü. Özellikle Şengal'deki Ezidilerin önemli bir çoğunluğunun KDP'ye bağlı bölgelerde mülteci olarak yaşıyor olması da bu sonucun belirleyenlerinden olarak görülüyor.

Seçimin sonuçları, olasılıklar ve kazanan

Seçimleri yakından takip eden ve gelişmeleri bu yazıyı hazırlarken bizlerle paylaşan I News TV Bağdat sunucusu Merve Arab benzer sorunlara işaret etti. Hem Irak hükümeti, hem Birleşmiş Milletler’in "herkes sandığa gitmeli" tavsiyelerine rağmen katılımın düşük olduğunun altını çiziyor Arab; "Geçmişte Ekim ayında başlayan gösterileri ciddiye aldıklarını, Irak'ın bağımsızlığını ve birliğini gözettiklerini söyleseler de Irak seçmeninin nezdinde başarılı olamadılar" diyor.

Bu seçimlerde diğer seçimlerden farkı olarak bir de seçim bölgeleri belirlendi. Adaylar bu bölgelerden aday olarak girdiler seçimlere. Türkiye'dekine benzer bir süreç ilermiş oldu. Oyların düşmesine rağmen vekillerin artmasının bir nedeni de buydu. I News TV'den Merve Arab aynı zamanda geleneksel partilerin dışında yeni kurulan partilerin oy arttırmasının dikkate değer olduğunun altını çiziyor. Irak seçimlerinden 24 saat sonra sonuçları ilan edeceğini duyuran seçim kurulu ise hala birçok siyasi parti nezdinde tam ve güvenilir sonucu paylaşabilmiş değil.

Seçimleri her ne kadar Sadr kazandı gibi görünse de seçim sürecinde önlerine koydukları 100 sandalye hedefinin uzağına düşerek tek başlarına hükümet olma şansını kaybeden Sadr, seçim ittifakları için görüşmeler yapıyor. Rakibi olan Şii ve Sünni hareketler de benzer arayışlar içinde.

Fetih Hareketi dışında kimse ABD'nin Irak'taki varlığını sorgulamıyor. Tartışılan temel husus ABD ile ilişkilerin ne şekilde devam edeceği yönünde. Sünnilerin Şiileri ve Kürtleri ya da Şiilerin Sünnileri ve Kürtleri yanına almaya çalışarak kurmaya çalışacakları hükümet modelinin bugüne kadar defalarca denenmiş ve başarılı olamamış olması Irak halkının bilincinde. Seçimlere katılımın bu denli düşük olmasında belirleyenlerden birisi de halkın seçimlerle bir şeylerin düzeleceğine olan inancının kalmaması. Özellikle de 18-25 yaş arası nüfusun sandık başına gitme oranı sembolik düzeyde. Irak'ta da düzen partileri "Z Kuşağı" tartışmalarına girmiş görünüyor.

Öte yandan yoksulluk ve yolsuzluk devam ediyor. Uzun süreli elektrik ve internet kesintileri, işsizlik ve çöken alt yapı hizmetleri Irak'ta gündelik yaşamın bir parçası. Yıllardır bu sorunlara kaynaklık eden siyasi partilerin ise soruna çözüm getireceğini iddia etmesinin emekçiler nezdinde bir karşılığı bulmuyor.

Seçimlerin sonucunda İran ile siyasal olarak ilişki halinde olan ve ABD ile arasına kırmızı çizgiler çeken Şii blok dışında Irak merkezli, ABD ile ilişkileri devem ettirecek bir Şii temsiliyet mesafe kat etmiş görünüyor.

İran'ın Irak, Yemen ve Suriye'deki etkisini azaltmaya çalışan ABD, Ortadoğu'dan çekilişi sürecinde Afganistan örneğinde de olduğu gibi geriye güvenebileceği ve ilişkileri dolaylı yollardan da devam ettirebileceği modeller deniyor.

Zaten ABD'nin çekilmesi olarak tartışılan şeyin kendisi de ABD'nin askeri varlığından görünürlüğüyle ele alınıyor. “Sivil” ABD siyaseti, şirketleri ve yatırımları bir şekilde devam ediyor.

Geriye ise bu sıkışmayı aşacak ve kendi kaderini çizecek emekçi bir halk hareketi kalıyor. Irak seçimlerinin bugün kaybedeni olan emekçiler kendi geleceklerini kazanabilir. 

 

sol

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM