İsrail'in Lübnan'a Yönelik Artan Saldırganlığının Perde Arkası

GİRİŞ: 05.04.2025 19:52      GÜNCELLEME: 05.04.2025 19:52
Rasthaber - Siyonist rejim son haftalarda Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarını artırarak, bunu Beyrut'un banliyölerine kadar genişletti. Öte yandan rejimin Lübnan'daki terör saldırıları son günlerde artış gösteriyor.

İsrail'in Lübnan'da başlattığı yeni terör operasyonunda, Hamas'ın askeri kanadı Kassam Tugayları Komutanı Hasan Ferhat’ın kendisinin ve ailesinin yaşadığı binaya İsrail ordusunun düzenlediği insansız hava aracı saldırısında şehit düştü.

Haber kaynakları, işgal rejimi ordusunun daireyi iki füzeyle hedef aldığını, Hasan Ferhat ile çocukları Hamza ve Huneyn'in saldırı anında şehit olduğunu belirtti. Bu saldırı sonucunda büyük bir yangın çıktı.

Bu, Lübnan ile İsrail rejimi arasında Kasım 2024'te imzalanan ve Siyonistlerin hiçbir zaman uymadığı ve sürekli ihlal ettiği ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail rejiminin Sayda içinde gerçekleştirdiği ikinci terör saldırısı. 17 Şubat 2025'te, İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın bir diğer komutanı Muhammed Şahin, Sayda kentinin kuzey girişinde İsrail ordusunun düzenlediği insansız hava aracı saldırısında şehit düşmüştü.

Siyonist rejimin Lübnan'daki suikastlarının perde arkası

Siyonist rejimin Sayda'ya düzenlediği terör saldırısı, Lübnan'da tırmanan güvenlik ve siyasi gerginliğin yaşandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Siyasi açıdan saldırı, ABD'nin Ortadoğu'daki yardımcı temsilcisi Morgan Ortagus'un ziyaretiyle aynı zamana denk geldi ve bilgi sahibi kaynaklar, Washington temsilcisinin Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusunda Lübnan yetkililerine önerileri olduğunu söyledi.

Güvenlik düzeyinde ise Siyonist rejim, son günlerde Lübnan'a yönelik saldırılarını artırarak, Beyrut'un banliyölerinde birbirine yakın iki saldırı gerçekleştirdi. Son saldırıda, Hizbullah'ın önde gelen liderlerinden Hasan Ali Bedir, üç kişiyle birlikte şehit düştü, yedi kişi de yaralandı.

Dolayısıyla Siyonist rejimin terör politikası ve sistematik gerginlik tırmandırma politikasıyla kırmızı çizgileri aşmaya çalıştığı ve Lübnan'ı yeniden büyük bir savaşa girmekle tehdit ettiği gayet açıktır. Bu, Lübnan’ın siyasi düzeyde oldukça ihtiyatlı davrandığı ve İsrail saldırganlığına ve Amerikan dayatmalarına karşı ciddi ve kararlı bir tavır almakta şimdiye kadar başarısız olduğu bir durumdur.

Bu bağlamda tanınmış siyasi analist İbrahim Haydar, el-Cezire'ye verdiği röportajda şunları söyledi: Bugün Lübnan'da yaşananlar, tehlikeli olasılıklar sunan yeni bir aşamayı temsil ediyor ve bu olasılıkların ateşkes anlaşması açısından önemli sonuçları olacak; özellikle hem Lübnan'da hem de Siyonist rejimin saldırılarını yeniden başlattığı ve Gazze'yi tümüyle yok etme ve tüm sakinlerini yerinden etme niyetini açıkça ortaya koyduğu Gazze'de.

Bu analist şunları ekledi: İsrail rejiminin 28 Mart'ta Beyrut'un güney banliyöleri ile Litani Hattı'nın kuzey bölgelerini hedef alan saldırıları, ardından 1 Nisan'da Hasan Bedir'in Beyrut banliyölerine yönelik suikastı, ardından Sayda'ya düzenlenen terör saldırısı ve bir Hamas komutanının suikasta uğraması, ateşkes sağlandıktan sonra rejimin tüm kırmızı çizgileri aşma niyetinde olduğunu gösteriyor. Siyonist rejim, ateşkes anlaşmasını değiştirerek ve yeni şartlar koyarak, ayrıca kendisine Lübnan'ın çeşitli bölgelerine saldırma izni ve yeşil ışığı veren ABD'nin desteğini kullanarak yeni bir gerçeklik dayatmaya çalışıyor.

ABD ve İsrail'in Lübnan'ı normalleşme tuzağına çekme çabaları artıyor

Siyonist rejimin Lübnan'a yönelik saldırganlığını sürdürmesi, Siyonist rejimin ABD hükümetinin desteğiyle hazırladığı bir komplo planının varlığına da işaret ediyor. Bu planın amacı, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki beş noktayı işgalini sağlamlaştırarak Lübnan üzerindeki baskıyı artırmak, Hizbullah'ı silahsızlandırmak ve Tel Aviv koşullarını dayatmadan ülkenin yıkıma uğramış bölgesinde herhangi bir yeniden yapılanmaya gidilmesini engellemektir.

İbrahim Haydar şöyle dedi: Siyonist rejim sadece Lübnan'daki Hizbullah ve Hamas'ı hedef almıyor; Aksine, bölgedeki gerginliği daha da tırmandırmayı ve çatışmaları yaymayı amaçlıyor. Rejimin ayrıca Suriye'nin güneyinde Şam kapıları yakınındaki stratejik bölgeleri işgal etme yönünde büyük bir planı var.

Bu analist şunları söyledi: Hizbullah'ın silahsızlandırılması için Lübnan hükümetini sorumlu tutan ABD Ortadoğu Temsilcisi Yardımcısı Morgan Ortagus'un açıklamaları, Amerika'nın bugün Lübnan'da izlediği yolu yansıtıyor. Yani Lübnan'a baskı yaparak Siyonist rejimle doğrudan müzakere etmesini ve Hizbullah'ı tamamen silahsızlandırmasını sağlamayı hedefliyor.

Siyonistlerin stratejik çıkmazı ve terör politikası

Filistinli analist ve siyasi uzma Muhammed ebu Leyli de işgal rejiminin Lübnan'daki saldırganlıklarının ve terör saldırılarının, direnişin gölgesinden bile korkan bu rejimin stratejik çıkmazını yansıttığı görüşünde: ‘Bu suikastlar aynı zamanda Siyonist rejimin tüm kırmızı çizgileri aştığını, Batı ve Amerika'nın kendi amaçlarına ulaşmak için diğer ülkelerin egemenliklerinin ihlal edilmesine açıkça destek verdiğini göstermektedir.’

Bu Filistinli analist şunları vurguladı: Ama bu yıkıcı ve terörist politikalar, direnişi zayıflatmak yerine, onun meşruiyetini, gücünü, varlığını, istikrarını ve bütünlüğünü artırmaktadır. İşgalci rejim bu suikastlarla başta direniş olmak üzere birçok kesime bölgedeki direniş gruplarına karşı yeni bir güvenlik denklemi dayatmaya çalıştığı mesajını vermeye çalışıyor.

Muhammed ebu Leyli şunları ekledi: Ama direniş, önderlerinin şehit düşmesiyle zayıflamadığını, aksine daha da güçlendiğini, daha da kenetlendiğini kanıtladı. Düşman, suikastlerle direniş projesini durduracağına inanıyor. Ancak tecrübeler bunun aksini kanıtlamış durumda ve direniş şehitlerinin kanının özgürlüğe giden yolu açtığını ve Filistinlilerin davalarına olan bağlılığını derinleştirdiğini gösteriyor.

 tesnim

YORUMLAR

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM