Özel Röportaj: Dr. Kamacı’nın Gazze’ye Gidiş Süreci ve Türkiye Halkına Tavsiyeleri

GİRİŞ: 27.04.2024 11:04      GÜNCELLEME: 27.04.2024 11:04
Rasthaber- Gazze’de İşgalci Siyonist İsrail rejiminin gerçekleştirdiği soykırımın ortasında, Filistinli çocukları tedavi etmek amacıyla Türkiye’den gönüllü olarak Gazze’ye giden Doktor Taner Kamacı ile Gazze’ye gidiş süreci ve orada yaşananlar hakkında konuştuk. 

Rast Haber: Öncelikle vakit ayırıp bizimle röportaj yaptığınız için teşekkür ediyoruz. Malumunuz üzere Siyonist İsrail rejimi 6 ay aşkın bir süredir dünyanın gözünün önünde büyük bir soykırım gerçekleştiriyor ve bu soykırıma ABD ve batılı devletler de destek sağlıyor.

Bu durumdan da cesaret alan Siyonist rejim bütün savaş suçlarını işleyerek uluslararası yardım kuruluşları da dahil olmak üzere hastaneleri bombaladığı bir ortamda siz Gazze'ye gittiniz orada yaralı çocukları ameliyat ettiniz işte hastaları tedavi ettiniz. İlk olarak şunu sormak istiyorum: Gazze’ye gidiş fikri nereden çıktı? 

Taner Kamacı: Şimdi dediğiniz gibi orada savaş nerdeyse 7. ayına girecek bütün dünyanın gözünün önünde bir soykırım yapılıyor ve güçlü sesler çıkan birkaç ülke dışında Müslüman ülkelerde, Arap ülkelerinde ve dünyanın diğer ülkelerinde cılız sesler maalesef ki dünyanın çoğu bu soykırıma sessiz kalıyor. Oradaki savaşı durdurmak için bir şey yapmıyor bizim de tabii ki kişisel olarak savaşı durdurma gücümüz yok ama en azından oradaki yaralanan çocuklara bir nebze olsun tedavilerinde katkımız olursa ki vardı bu da bizim bu oraya gitmemizi boynumuza hem inancımız gereği hem de vicdani olarak bir mecburiyet yüklüyordu.

Çünkü oradakiler hem bizim din kardeşimi, Osmanlı kardeşimiz dolayısıyla bir insanın kardeşi bir yerde yararlanıyorsa öldürülüyorsa ondan sonra evi yıkılıyorsa çaresiz bırakılıyorsa Müslüman olarak kardeş olarak yerimizde durmamız, hiçbir şey olmamış gibi davranmamız mümkün değildir. 

Elinle düzeltebiliyorsan elinle, düzeltemiyorsan dilinle onu da yapamıyorsan en azından kalbinle buğz etmelisin. Allah'a şükür ki bir nebze de olsa elimle orda ki Müslüman kardeşlerimize bir fayda vermek nasip oldu. 

Rast Haber: Yani tehlikeli bir ortam vardı bu tehlikeyi göz önüne alarak gittiniz. 

Taner Kamacı: Tabii ki tabii ki. Çünkü biliyorduk yani orda hani biz gitmeden önce de İsrail’in her türlü saldırıyı yaptığını hatta normal sivil vatandaşları vurduğunu, okulları vurduğunu, camileri vurduğunu, ondan sonra Birleşmiş Milletler binalarını vurduğunu, gazetecileri vurduğunu, hastaneleri bombaladığını bunların hepsini görüyorduk. 

Dolayısıyla bunların hepsini bilerek yani ölümü göze alarak daha doğrusu Allah için bir iş yapıldığı zaman ölüm değil artık bunun adına şehadet diyoruz biz şehadeti arzulayarak oraya gittik. Yoksa Allah'a şükür hani ölmekten korkmuyoruz, ölmek bizim için bir kayıp değildir inanan insanlar için Allah yolunda ölmek şehadettir ki bu da derecelerin en büyüğüdür biz şehadeti arzulayarak oraya gittik. Çünkü biliyoruz ki hayatta ölüm de her şey de Allah'ın elindedir eğer zamanımız gelmemişse onun bize yazdığı zaman gelmemişse bütün dünyada toplansa bize herhangi bir şey yapamaz bunu bildiğimiz için içimiz rahat bir şekilde gittik 

Rast Haber: İkinci soru olarak şunu sormak istiyorum Gazze’ye geçiş süreciniz yani gidişiniz nasıl oldu, girişte bir sorun yaşadınız mı? çünkü yani İsrail hatta gıda yardımının yapılmasına dahi müsaade etmiyor. Böyle bir ortamda sizin oraya geçişiniz nasıl oldu? 

Taner Kamacı: Bu konuda biz şimdi uluslararası bir dernek aracılığıyla önceden talebimizi iletmiştik önceden talepler iletildi onaylar alındı. Hem Mısır hem Birleşmiş Milletlerden. Dolayısıyla İsrail’in de onayı olması gerekiyor yoksa hani İsrail onaylamadıktan sonra isterseniz dünyanın bütün tamamı onayı versin orda geçmiyor maalesef. Dolayısıyla önceden bu bunların onayları izinleri alınmıştı. 

O yüzden Mısır Refah Kapısından geçerken bize herhangi bir sıkıntı çıkarmadı ama normalde bireysel olarak kim giderse gitsin bırakın normal bireyleri herhangi bir devlet yetkilisi dahi gitse maalesef o kapıdan bir adım içeriye atamıyor buna İsrail müsaade etmediği için Mısır da müsaade etmemiş oluyor yani. 

Rast Haber: Karayoluyla geçiş sağladınız değil mi? 

Taner Kamacı: Evet. Türkiye’den ben vardım zaten, bir 25 kişilik bir doktor ekibiyle gittik diğerleri Avrupa'nın farklı ülkelerinden ve Amerika'nın farklı eyaletlerinden gelmişlerdi. Mısır’da Kahire’de buluşup oradan karayoluyla Refah Sınır Kapısından geçerek Gazze'ye giriş yaptık, dediğim gibi önceden hani onayları alındığı için geçerken bir sıkıntı olmadı. 

Rast Haber: Medyada gıda yardımlarının dahi geçişinde İsrailliler engel çıkarıyorlar zorluk çıkarılıyorlar sizin için herhangi böyle bir şey söz konusu oldu mu peki? 

Taner Kamacı: Olmadı çünkü biz öncesinde zaten hani gireceğimizi yani bu talebimizi iletmiştik ve onlar da onaylamıştı tabii ki öyle her isteyeni onaylamıyor mesela ben gittiğim grupta Türkiye’den 10 kişinin talebi gönderilmişti sadece iki kişiye onay vermişlerdi. O, iki kişiden de diğer arkadaş işlerini ayarlayamadı gelemedi sadece ben gitmiş oldum. Avrupa'daki, Amerika'daki diğerleri için de öyledir yani öyle herkese de onay vermiyor bize de önceden onay alındığı için sıkıntı çıkarmadılar ama dediğiniz gibi gıda geçişi

her türlü malzeme geçişine sıkıntı çıkarıyorlar çünkü refah kapısının önünde biz kilometrelerce tır kuyruğu gördük en az 3000, 4000 tane tır orda içeriye girmek için bekliyor yardım tırı arama kurtarma tırları Refah Sınır Kapısından giriyor oradan İsrail sınırındaki  ebu salim sınır kapısına gidiyor. 

Gazze'nin içine girmeden sınır hattından gidiyor duvarın bu tarafından İsrail tarafından askerler tarafından aranıyor bütün tırları ve onların onay verdiği tırlar 2 günde 50, 60, 70 o civarda tıra sadece izin veriyorlar. O tırlar ondan sonra Gazze'ye giriyor ve orada dağıtılıyordu Gazze'de 2 milyon insan 2 buçuk milyon insan var yani onların normalde bize söyledikleri günde en az 1000 tırlık yardıma ihtiyaçları var ama içeriye izin verilen tır sayısı işte 50, 60, 70 o civarda çok kısıtlı. 

Rast Haber: Peki siz tam olarak hangi bölgede faaliyette bulundunuz orda sınırda mıydınız yoksa iç kısımlara doğru gidebildiniz mi? 

Taner Kamacı: Evet bizim gittiğimiz hastane Güney Gazze’de Refah Kenti ile Han Yunus kentinin arasında bir yer. İsrail sınırına yakın bir yere zaten hani ayakta kalan birkaç hastaneden birisi olduğu için biz oraya gittik. Yani Refah hariç Kuzey Gazze'nin tamamına ve Güney Gazze'nin de en büyük şehri olan Han Yunus'un neredeyse tamamı bombardımanlarda yıkılmış yerle bir edilmiş kalan halkın neredeyse tamamına yakını Refah kentinde yaşıyor bizim çalıştığımız hastanede Refahla Han Yunus arasında bir yerdeydi. 

Rast Haber: Peki Gazze'de Türk olduğunuz bilindiğinde nasıl bir tepki ile karşılaştınız orada? 

Taner Kamacı: Orda aslında Türkiye'den geldiğimi duyunca bayağı mutlu oluyorlardı. Diğer mesela Avrupa'dan ya da Amerika'dan gelenler Arap olmasına rağmen onların elini sıkarken benim boynuma sarılıyorlardı. 

Gazzeliler hakikaten Türkiye’yi seviyorlar ve Türkiye'den beklentileri de çok fazlaydı ama işte tabii beklentilerini bu sefer bulamadıkları için hep kırgınlıklarını bana ifade ediyorlardı. Türkiye daha öncelerden bize daha çok yardım ederdi hani bu sefer niye çok fazla yardım etmedi, işte hani savaşı durduracak ise ancak Türkiye durdurabilir. Neden bir adım atmıyor gibi ya da işte neden ticareti durdurmuyor gibi böyle şeyleri bana çok söylüyorlardı. 

Döndüğümde de ben zaten havaalanında habercilere bunları söylemiştim, fakat bazıları bunları yanlış anladı ve sosyal medyada bayağı bir linçe de uğradım ama canları sağ olsun Allah'a şükür güzel haberi aldık İsrail’e ticarete ciddi kısıtlamalar geldi. Devamı da gelir inşallah. 

Yani sadece savaş bitene kadar değil çünkü öyle bir zalim bir kavimle öyle bir insanlık tanımaz bir milletle ne kadar az ilişkide olunsa ülkemiz için Türkiye için o kadar daha iyi olacaktır diye düşünüyorum.

Rast Haber: Peki hocam Gazze'deki durumu biraz da merak ediyoruz Gazze'de durumu nasıldı yani orda savaş alanını görebildiniz mi insanların durumu nasıldı? Sadece gittiğiniz yerde mi kaldınız yoksa başka yerlerden de bir bilgi alabildiniz mi? 

Taner Kamacı: Biz gittiğimiz yerden çok ayrılamadık açıkçası hep hastanedeydik hastaneye çok yakın bir yerde kalıyorduk, sadece hastanenin etrafında işte çadırlara birkaç kere gidebildik. Tam bizim olduğumuz hastaneye direkt saldırılar olmadı hiç ama yakın çevreye yani 34 km uzaklıktaki yerlere sürekli zaten bombalar düşüyordu. Öyle ki bombaların rüzgarın basınç etkisi hatta hastanemizin sallandığı çok oluyordu ama sadece oradakilerden aldığımız bilgilerle orayı tahmin edebiliyorduk. Gazze’de durum yani bizim olduğumuz yer Refah sayılırdı oraya hani böyle daha uçaklar gelip bombalamıyordu, kara birlikleri girmemişti, en dokunulmayan yer sayılır ama orda bile durumu içler acısıydı çünkü insanlar hastanenin içinde, hastanenin koridorlarında açıkta yatan, yere atılmış bir minderin üzerine yatan ya da bir çarşafla ne bileyim battaniyeyle 3 tarafı çevrilmiş kalacak yer haline getirilmiş alanlarda aileler yaşıyorlardı, merdiven arasındaki o boşlukta bile bir çaputla çevrilmiş orda aileler kalıyordu onun dışında hastanenin çevresi de hep çadırlarla doluydu çünkü işte yani   hastanelere de saldırıyorlar ama hani en son hastanelere saldırdığı için insanlar biraz daha güvenlik açısından hastanelerin etrafını ve içini kalacak mesken haline getirmişlerdi yani evleri yıkılmayanlar da korkudan evlerine gidemiyordu çoğu çünkü direkt evleri sivil evleri hedef aldığı için bombalar hep evleri vuruyordu o yüzden evleri yıkılmayan bir sürü insan da korkusundan hastanenin içinde bir çadırda veya hastane çevresindeki bir çadırda normal hayatlarını sürdürmeye devam ediyorlardı dolayısıyla hani insanlar bu durumda olduğu için   hastanenin içi insanlarla dolduğu için hastanede de durum bayağı kötüydü işte hastanenin imkanları açısından ne hijyen açısından ciddi sıkıntılar problemler vardı. 

Rast Haber: Sağlık hizmeti siz verirken örneğin bir eksiklik yaşadınız mı? 

TANER KAMACI: Şimdi şöyle tabii şöyle eksiklikler vardı, mesela şimdi çalıştığımız hastanede 7 tane aktif ameliyat salonu vardı bazen 40 tane 50 tane 60 tane aynı anda ciddi ameliyat gerektiren hasta acile geliyordu mesela. Bir binayı vuruyordu atıyorum 4 katlı 5 katlı bir binaya bir kısmı orda şehit oluyordu bir kısmı da acile getiriliyordu enkazdan çıkarılanlar veya etrafındakiler veya şarapnelden yara alanlar dolayısıyla ameliyathane getiriliyordu ama yeterli ameliyathane olmadığı için onları ameliyata bile alamıyorduk anca ameliyatlar bitiyor bir yandan bir hasta bitince hemen diğerini alabiliyorduk veya savaş ortamı olduğu için hani bazı malzemeler tıbbi malzemeler yetersizdi, dolayısıyla eldeki şartlarla eldeki imkanlarla ameliyatları yapmaya çalışıyorduk ameliyattan sonra bazı antibiyotiklerde sıkıntı vardı. Hastalarımıza vermek istediğimiz bazı antibiyotikleri veremiyorduk, pansuman malzemelerinde sıkıntı olduğu için hastaların ameliyattan sonraki yara bakımlarında ciddi sorun yaşıyorduk bu yüzden ameliyattan sonra bir sürü normalde enfeksiyon kapmaması beklenen ya da enfeksiyon riski az olan çok hasta ameliyattan sonra yara yeri enfeksiyonu oluyor çünkü ne hastanede hijyen var ne o yeterli serum ve antibiyotik var  dolayısıyla  hani hastaları ameliyat etsek bile ameliyattan sonra  yara enfeksiyonu gibi  ciddi komplikasyonlar oluşuyordu. Hem ameliyathane salonunun yetersiz olması hem hastanedeki hijyen şartlarının kötü olması hem tıbbi malzemeler  eksiklikler olması hem  hastaların ameliyat edilebilseler bile ameliyattan sonra yara bakımlarını sağlayacak uygun ve yeterli pansuman malzemesinin olmaması enfeksiyon tedavisi için yeterli seviye ve antibiyotiklerin olmaması nedeniyle ameliyattan sonra yara yerlerinde ciddi enfeksiyonlar oluşabiliyor bu enfeksiyonlarından dolayı maalesef kaybedilen hastalar veya işte uzvunu bir bacağını mesela enfeksiyon nedeniyle aslında kemiği kırılmış onarılmış ama o enfeksiyondan dolayı mecburen tekrar o bacağı kesmek zorunda kalınıyordu. 

Rast Haber: Siz hiç böyle bir kayıpla karşı yaşadınız mı yani bir hasta kaybı yaşadınız mı orda? 

Taner Kamacı: Şu oldu bir bomba patlamış şarapnel  bir çocuğun karnına temas etmiş ve bağırsağını kalın bağırsağını bir yerden ince bağırsağını da 6 yerden delmiş parçalamış   bizim hastaneye gelmeden önce işte tabii artık enkazdan çıkarıldıktan kaç saat sonra götürüldü bilmiyorum başka bir hastaneye götürülmüş ama orda ameliyathane şartları uygun olmadığı için çok acil olduğu için almışlar ama bağırsakları çok güzel onaramamışlardı veya belki de uzman belki çocuk cerrahı değildi işin hani uzmanı olmayan bir cerrah mecburiyetten açtı bağırsaklarını uygun olmayan şekilde o yırtılan yerlerini sadece böyle geçici olarak kapatmıştı bize geldiğinde bize söyledikleri işte üzerinden 10 saat geçmiş bize geldiğinde biz yine acil olarak ameliyata aldık bağırsaktaki yaralanan yerlerin hepsini güzelce diktik ameliyat gayet güzel oldu ama aslında bize geldiğinde de ciddi enfeksiyon bulguları vardı sonrasında da enfeksiyon nedeniyle bu enfeksiyon bütün kanına ve bütün vücuduna yayıldı dolayısıyla  ameliyattan 2 gün sonra enfeksiyon nedeniyle çocuğu kaybettik yani halbuki normalde bağırsak delindi diye bir çocuk ameliyat olmuşsa normalde kayıp beklemeyiz ama hem çok geç geldiği için hem de enfeksiyon vücuduna yayıldıktan sonra biz ameliyat edebildik hem de sonrasında da işte yeterli ve uygun antibiyotikler olmadığı için enfeksiyonu kontrol altına alınamadığı için mesela o çocuğu maalesef kaybettik. 

Rast Haber: Peki işte Gazze'deki siz çocuklarla ilgilediniz oradaki çocukların Türkiye'ye bir masajı oldu mu? 

Taner Kamacı: Çocuklar çok tabii olayın farkında değiller ama tabii erişkinlerde hani büyüklerle konuştuğumuz zaman tabii onlar hani Türkiye'den daha fazla beklentileri var işte yani savaşı durdursa Türkiye durdurabilir işte bize yardım etse Türkiye edebilir işte Türkiye'den hakikaten beklentileri diğer ülkelerden daha fazla o yüzden hani bunu da dile getiriyorlardı yani çünkü onlar da biliyorlar Arap ülkelerinin özellikle işte Suudi Arabistan'ın işte Ürdün’ün işte Birleşik Arap Emirlikleri'nin Mısır'ın yani tamamen hani İsrail'e çalıştığını zaten oradaki herkes biliyor yani onlardan zaten zerre kadar bir beklentileri yok o yüzden yani beklenti olarak bence sanki en çok Türkiye'den beklentileri vardı  ama işte bu savaşta çok beklentilerini bulamamış gibilerdi. Çünkü bize hep söylüyorlardı bize tabii ki doktor gelmesi çok iyi gıda gelmesi çok iyi  bunlar çok iyi ama savaş durmadığı sürece sadece yaralarımızı sarmakla olmuyor çünkü ölmeye devam ediyoruz.

Rast Haber: Yani asıl beklentileri Türkiye'nin savaşı durdurması yönündedir diyebiliriz. 

TANER KAMACI: Aynen asıl beklentileri Türkiye'nin savaşı durdurması, durdurulmasına yönelik işler yapması tabii ki Türkiye'nin kalkıp İsrail'e savaşa girmesini beklemiyorlar yani o kadar yüksek değil beklentiler ama hep diyorlar yani en azından bir ticareti durdursalar ne bileyim belki diplomatik ilişkileri kesseler yani bir yaptırım uygulasalar ki bunlar da bu kadar cesaret edemez ise bu dünyanın gözünün önünde oraya toplamışlar 2 milyon kişiyi bir tarafı deniz bir tarafı İsrail bir tarafı Mısır, Mısırı kapıyı açıyor İsrail’e zaten o tarafa geçmesi mümkün değil ve tepelerine sürekli bomba yağdırıyorlar ve bütün dünyanın çoğunun desteği ya da sessizliği nedeniyle buna cesaret buluyorlar dolayısıyla birkaç ülkenin ses çıkarması bunlara ciddi yaptırımlar uygulaması lazım ki bunlar da bu kadar cesaretli olmasınlar. Hakikaten insanlığı öldürüyor yani değil sadece insanları, insanlığı öldürüyor yani çocukları  düşman olarak gören hani bir ordu bir zihniyet olabilir mi  dolayısıyla hani bunların cesareti işte bu özellikle Müslüman ülkelerin sessizliğinden hiçbir şey yapmamasından aldıklarını bildikleri için bu yönde hani beklentileri olduğunu söylüyorlardı. 

Rast Haber: Peki Türkiye’de bir tepkiyle karşılaştınız mı döndüğünüzde yetkililer sizinle bir iletişime geçti mi ya da siz yetkililerle bir iletişime geçtiniz mi bu konuda bir gelişme oldu mu? 

Taner Kamacı: Yok ben giderken zaten uluslararası bir dernek aracılığıyla gittim yani giderken yetkililerden herhangi birisiyle bir iletişimim olmadı dönüşte de olmadı yani sadece etrafımızdaki normal insanlar vatandaşlar herkes işte Allah razı olsun en azından biz bir şey yapamadık yani bu size anlattıklarımı onlara da anlattım yani biraz kırgın olduklarına hani  ‘’savaşı durduramıyorlarsa da en azından ticareti kessinler onların bana söylediklerini burada aynen ilettim fakat bunu iletince bazıları nedense özellikle Twitter'da yani sanki ben kendi yorumumu katmışım gibi ya da benim fikrimmiş gibi ya da hiç öyle bir şey yokmuş gibi sanki Gazzelileri Türkiye ne yaparsa yapsın başımızın tacıdır İsrail'e destek versin sanki diyorlarmış gibi yani oradakiler ne söylüyorsa aynen ilettim ama hakikaten sanki Twitter'da resmen linçe uğradım ya işte ne hakaret etmeyen mi kalmadı küfür etmeyen mi kalmadı işte bizi hain ilan etmeyen mi kalmadı FETÖ’cü diyen ajan diyen yani her şeyler dediler yani ne diyebilirsin öyle insanlara ki ne diyebiliriz işte dün gördüm gittiği yer diyebiliriz demek ki yani bu 54 kalem maddenin ticareti yasaklandığına göre demek ki bunlar doğruymuş yani demek bunlar yalan değilmiş ki bunlara yasak getirildi demek bu işaret varmış ya niye ama şimdi  o gün bize işte iftira atanlar, suçlayanlar ya da hakaret edenler bugün hiç kimse kalkıp ya kusura bakma doktor Taner biz sana böyle attık tuttuk ama sen haklıymışsın filan demedi yani dolayısıyla herkesin Allah’ıyla arasında ben kimseye zaten kin tutmuyorum yani benim isteğim de hani Gazzelilerin çünkü Gazzeliler Türkiye'yi hakikaten çok seviyorlar dolayısıyla onların gözünde bu Türkiye sevgisinin düşmesini istemiyorum yani hem onlar bizim din kardeşimiz hem imanlı insanlar hem onların bu sıkıntıları devam etsin istemiyorum hem de ülkemin prestiji onların gözünde düşmesin istiyorum yani hakikaten Türkiye'den çok beklentileri var ben de istiyorum ki ülkem her zaman güçlü olsun ülkem her zaman bir milletin gözünde yüzyıllardır elde ettiği prestijini 6 aylık bir şey için kaybetmesin yani çünkü dost acı söyler hani insan Hazreti Ali sözü var ya sana nasihat etmeyen dost senin samimi dostun olamaz diye hakikaten yani böyle bir gerçek var ve bu gerçeği  yani görmüyor gibi davranıyordu yöneticiler Allah'a şükür gördüler Allah'a şükür bir adım attılar bizim de buna bir katkımız olduysa ne mutlu bize en azından bundan sonra Türkiye hiçbir şey yapmadı diyemeyecekler yani en azından ticarete bir şey getirildi bir  tepkidir yani en azından ticarete bir sınırlandırma getirildi bundan sonra daha da fazlası olur inşallah savaşı durdurmak için de daha büyük adımlar atar inşallah ülkemiz öylece hem mazlumların yanında olmuş olur hem  o milletin gözündeki prestijini kaybetmezse bizim de bütün gayretimiz çabamız isteğimiz bu yöndeydi 

Rast Haber: Peki hocam Gazze'ye yeniden gitme gibi bir düşünceniz, durumunuz var mı? 

TANER KAMACI: Evet, tabii ki şimdi ihtiyaç orda olursa eğer bu savaş sürerse ve tabii ben yapabileceğim şey ancak hekimliktir doktorluktur başka bir şey elimden gelmez ve doktor ihtiyacı olursa tabii ki giderim ama daha ben ordayken veya döndükten sonra hani bizim gidişimizi duyan yüzlerce doktor, hemşire ve sağlık çalışanı bana ulaşıp oraya gitmek istediklerini hizmet etmek istediklerini söylediler. Birçoğuyla da eğer bizim kendi ülkemizde de sağlık bakanlığı bünyesinde böyle bir ekip oluşturabilirsek diye bu listeleri de hazırlamak istedik ve bazı doktor arkadaşlarla böyle bir listeler de oluşturduk gönüllü olarak gitmek isteyenler dolayısıyla hani şu anda gitmek isteyen yüzlerce gönüllü hekim var bana sıra geleceğini artık sanmıyorum çünkü o kadar çok isteyen var ki ama isteyen olmazsa 1. sırada gönüllü yine benim.

Rast Haber: Siz Türkiye adına gerçekten bir gurur kaynağısınız çünkü bu alanda hem Türkiye'de yaptığınız faaliyetleri de biliyoruz Türkiye'de daha Gazze'ye gitmeden önce birçok protesto gösterisi düzenlemek için öncülük ettiniz bu konuda da öncü bir girişiminiz oldu  yine bunun için işte diyorum tekrardan gitme hani bahsettiniz ya orda çok fazla yaralı var ve bu savaş bitmiş olsa dahi yaralıların hekim ihtiyacı sağlık ihtiyaçları devam edecek bunun için de yine bir girişiminiz olacak mı bu bağlantıda biraz da sormak istedim 

Taner Kamacı: Yani yeniden bu girişimi şöyle yaptık gitmek isteyen kişilerin listeleri CV’lerini    topluyor sanırım direkt ben değil ama bazı yine Gazze gönüllüsü hekim arkadaşlarımız var   bunların listelerini hem topluyoruz hem benim gittiğim yol üzerinden uluslararası dernek üzerinden taleplerini gönderiyorlar hem de biz Sağlık Bakanlığına da bu konuda başvuru yaptık resmi başvuru hekimler olarak böyle gitmek isteyen gönüllü hekimlerin olduğunu işte gidip orada yaralılara yardımcı olmak istediğimizi ve bireysel olarak değil de hani bakanlığımız ve devletimizin aracılığıyla bunu yapmak istediğimizi ilettik çünkü uluslararası dernek olsa da hani İsrail biliyorsunuz hiçbir şeyi takmıyor ama bir bakanlık aracılığıyla gidilirse veya devlet aracılığıyla gidilir İsrail kalkıp cesaret edemez yani bu grubun gittiği hastaneye herhangi bir saldırı yapmaya çünkü Türkiye'yi karşısına almak istemez dolayısıyla hem bundan sonraki gidecekleri için riski azaltmak hem de yani devletimizin de yani  orası için bir şey yapmasından sonra hem Gazzelilerin gözünde hem bütün dünyadaki vicdanlı insanlar gözünde değerinin prestijinin artması için böyle bir çalışma da yürütüyoruz inşallah bakanlığımız da olumlu somut adımlar atar ise inşallah ekipler hazır yani bugün bakanlık dese 500 tane doktor göndereceğiz Gazze'ye hazır da var yani bekleyen. 

Rast Haber: Hocam son olarak şunu sormak istiyorum peki siz dediğim gibi Türkiye adına bir gurur kaynağı oldunuz ve hem daha öncesindeki yaptığınız protesto eylemlerinde hem bu gidişinizle örnek teşkil ettiniz peki Türk halkına söylemek istediğiniz Gazze ile ilgili bir şey var mı, Türkiye halkına bir öneriniz var mı? 

TANER KAMACI: Evet yani Gazze halkının maalesef hiçbir şeyleri kalmamış vatanları yıkılmış yani resmen Refah kenti dışında bütün Gazze neredeyse yüzde yetmişi seksen bütün evler sivil evler işte karakollar değil işte askeri noktalar değil işte hükümet binaları okullar camiler normal sivil evler ondan sonra yani her şey boş tarlalar bile bombalandı yani hiçbir şey kalmadı ellerinde o yüzden her türlü desteğe ihtiyaçları var o yüzden Türk halkından benim isteğim şu ki yani herkesin yapabileceği bir şeyler vardır yani kimse ya ben ne yapabilirim diye düşünmesin hiçbir şey yapamıyorsa da en azından dua etsin en azından onları unutmasın bunu herkes yapabilir işte İsrail'e destek verip onların bu tür işte soykırımı cesaretini artıran şirketlerin ürünlerini almayarak boykot ederek onların bu direncini kırma noktasında herkesin yapabileceği bir şeyler vardır mesela o kola markasını almasın o kahve markasını içmesin ne biliyim o marka şampuanı kullanmasın her şeyin yerlisi var çok kaliteli yerli ürünlerimiz de var yani ben 6 aydır o boykot listelerindeki malzemelerden bir tanesi evime girmemiş hiçbir eksiklik de duymuyorum yani dolayısıyla bunu herkes yapabilir hepsini yapamasa da bile üçünü beşini bile boykot etse almasa çok büyük bir darbe olur onlara boykot yapsınlar her türlü boykotu desteklesinler hem gıda olarak temizlik olarak işte mesela biz doktorlara da buradan seslenmek istiyorum doktorlar mesela bizim yazdığımız ilaçların maalesef çok büyük bir kısmı yine bu Yahudi firmalara yani bu İsrail'e desteği olan firmalara ait mesela biz onlarla ilgili de birçok çalışma yapıyoruz bu İsrail'e açıkça destekleyen firmaların hepsini tespit ettik bunların ilaçlarını çıkardık bunların alternatifi olacak yerli ülkemizde üretilen ilaçların listelerini yaptık broşürlerini yaptık sosyal medyada duyuruyoruz broşür yapıp eczanelere doktorlara halka dağıtıyoruz insanları bilinçlendirmeye çalışıyoruz yani her mesele meslek kendi alanında mesela biz hekimler olarak böyle yapıyoruz her meslek kendi alanında yapabilir mesela diyorum bir mühendis mesela inşaat alanında ya da ne biliyim bir makina alanında ya da bir işte tarım alanda mesela işte tohumda gübrede şunda bunda herkes bu İsrail'i destekleyen markaları işte firmaları boykot edebilir bunu yapsınlar işte yürüyüşler olur gösteriler olur protestolar olur bunlara destek versinler katılsınlar korkmasınlar yani neyden korkacaklar yani eğer korkulmaya layık bir şey varsa en layık Allah'tır ki Allah da razı olmaz yani hani bir millet Müslüman olmasaydı Allah razı olmaz ki herhangi bir kuluna zulmedilsin dolayısıyla işte Allah'tan korkacaklarsa korksunlar yani kimse kimseye bir şey yapamaz yani Allah istemedikten sonra o yüzden ne gösteri yapmaya da korkmasınlar yürüyüş yapmaya da korkmasınlar protestolara da korkmasınlar katılsınlar ellerinden ne geliyorsa ve hiçbir şey yapamıyorlarsa da dediğim gibi hani kalple buğz etsinler Müslümanlara Gazzelilere dua etsinler ve bunu unutmasınlar bir diğer isteğim de çağrım da bu savaş bitse bile savaştan sonra da bu bizi hakikaten bütün dünyayı böyle avuçlarının içine alan bu markalarla işte sermaye desteğiyle tüm dünyayı avuçlarının içine alan bu Yahudi firmalarını markalarını ömür boyu boykot etsinler bu savaşın bu zulmün unutturulmaması bu soykırımın unutturulmaması bütün dünyaya duyurulması açısından   mesela yazarlarımız kitaplar yazsınlar ressamlarımız bu oradaki çocukların kadınların çektiği acıları resimlerle sanatlaştırsınlar ne biliyim şarkıcılarımız bunla ilgili sözler yazsın şarkılar bestelesin ne biliyim işte yönetmenlerimiz yapımcılarımız bu acıları ifade eden bütün dünyayı anlatacak filmler çeksin bunlar hepsi yapılabilecek şeyler ve bunlar hakikaten bu zulümüm unutturulmamasını sağlayacak ki yarın öbür gün ilerde 3 sene sonra 5 sene sonra bu zulümler tekrarlanmasın çünkü insanlar ne kadar bilinçli olursa o kadar az buna cesaret edebilir buradan da hem halkımıza dua boykot gösteri eylem çağrısı hem de sanatçılarımıza işte ne biliyim yönetmenlerimize şairlerimize ressamlarımıza bu konunun duyurulması unutturulmaması ve sürekli yaşatılması için gerekli sanatsal faaliyetlerin yapılması kitapların yazılması romanların yazılma şiirlerin yazılması. Bu konuda çağrımı sizin aracılığınızla da iletmek isterim.

 

YORUMLAR

Tahsin Birdal 1 ay önce
Değerli doktorumuz Taner Kamacı'dan Allah razı olsun, Rabbim sayılarını artırsın. Filistin'de yaşanan dramı ve ortadaki halkın sabır ve direnişini en yakından görüp yaşamış. Rabbimden tüm mazlum halklarla beraber Filistin'e de zafer özgürlük vermesini diliyorum. Allah'ın laneti siyonist-emperyalist şeytanların ve bölgedeki işbirlikçilerinin üzerine olsun.🤲

REKLAM

İLGİLİ BAŞLIKLAR

REKLAM