Hüseyni Kıyam’ın Ayırdığı Şeriatler -IV-

GİRİŞ: 02.12.2021 06:08      GÜNCELLEME: 02.12.2021 06:08
Rasthaber -  İTİRAZ: Ya da insanların koyduğu kurallarla düzenlenmiyordu olacak ve yapılacak işler işleyişler

CEVAP: İslam ahkamı özellikle Medeni ayetlerdeki hükümler sadece bir devlet olduğunda uygulanabilir. İslam kişi ile Allah arasındaki ilişkilerde zorlama yapmaz. Ama insanlarla insanlar, insanla devlet (İslam Devleti başkanı, emir imam) arasındaki işlerde, devletlerle İslam Devleti arasındaki işlerde insanla doğa arasındaki işlerde hükümler koyar ve zorlamalarda bulunur. Had cezaları bu zorlamanın ispatıdır. Toplumsal ilişkilerde İslami hükümlere uymayanlara İslam cazai yaptırım uygulayarak bu zorlamayı sürdürür. Hem Peygamberin kurduğu Medine devleti hem de İmam Ali a.s'ın kurduğu devlet İslam Devleti idi. Bir anayasası vardı bu Kur'an ve Masumların buyrukları idi. Bir devlet başkanı vardı bu Peygamber (s.a.a) ve İmam Ali (a.s) idi, ortak bir parası vardı, ortak bir ordusu ve polis gücü vardı, maliyesi ve denetleyicisi vardı müfettişleri vergisi ve vergi toplayanları vardı. Yezid’in de bir devleti vardı, Muaviye’nin de. Muaviye’nin devleti, İmam Ali a.s'ın devletiyle yönetimdeki kanunlar bakımından hemen hemen aynıydı, ama uygulama taban tabana zıttı. Muaviye adı İslam Devleti ama uygulaması küfür devleti olan bir düzen kurdu. Tıpkı bu günün Suudu ve Afgan talebanı gibi. Bu günkü Suud ve Afganistan şeriatları ile Muaviye şeriatı aynı idi.

YEZİD DİNİ TOPLUMSAL YAŞAMDAN SIYIRIP BİREYSEL ALANA HAPSETMEK İSTEYEN BİR LAİKTİ

Yezidin kurduğu ya da kurmayı düşündüğü devlet tamamen seküler, dinin karıştırılmadığı bir devletti. Biz İslam Devleti dediğimizde kastımız Muaviye devleti değil Ali (a.s) devletidir. Kimse saptırmasın. Biz cahiliye devleti dediğimizde Bu Yezidi devlettir. Muaviye devleti görüntüde İslam, uygulamada küfür devletidir. Yezid devleti laik bir devlettir. Yani İslam’ın hiç anayasaya bile sokulmadığı ve tamamen insan yapımı kanun ve hükümlerin yönetime hakim olduğu devlettir. İslam Devleti dediğimizde İmam Peygamber (s.a.a) ve İmam Ali (a.s) devletini anlayacağına, Muaviye Devletini anlayanlar, İslam Devleti yok deyip meydanı boşaltırlar. Bunlar boş kalan meydanı Yezidlere bırakarak Yezidi Devletin hüküm sürmesini sağlayanlardır.

İran'a gelince; 1979’dan önce Şah’ın iranı Laikti yani Müşrik devlet idi. Yani kanunları İslami değil beşeri idi. İmam Humeyni (r.a) İslam Devletini kurdu. Kanunları İslam kanunları yaptı anayasayı tamamen değiştirip insan yapımı kanunları kaldırdı Kur'an ve Masumların buyruklarına göre bir anayasa yaptı. Devleti de bu inkılaba inananlardan oluşturdu. Sonrasında Halefi İmam Hamenei (Allah gölgesini başımızdan eksik etmesin) aynı Devleti devam ettiriyor. Hateminin ve Rafsancaninin cumhurbaşkanlığı dönemlerinde rayından çıkartılmaya çalışılan İran İslam Devleti Ahmedinejadla yeniden rayına oturtulmaya çalışılırken halk yine rayından çıkartacak bir seçim yaparak Ruhaniyi getirdi. Yönetimde Muaviye tipi yöneticilerin çoğalmasına neden oldu. Ancak tüm olumsuzluklara Rağmen Rehberin başta oluşu, İnkılapçı Müslümanların ve Ordunun ipleri bırakmaması sebebiyle İran İslam Devleti olarak kaldı. Dış politikada bu tam olarak görüldü. Eğer İmam Ali (a.s) bu gün olsaydı dış politikada farklı yol çizileceğini düşünmüyoruz.

İRAN LAİK DEĞİL İSLAM DEVLETİDİR

Neden İran’da yaşamıyorsunuz sorunuza gelince: Eğer İranda doğsaydım orda yaşamanın bir ilahi lütuf olduğunu düşünürdüm. Size göre bir ülkede içkinin, genelevlerinin, faizin, eşcinselliğin, kumarın, çırılçıplak gezmenin, TV’lerde fuhuştan geçilmemenin, yasal ve serbest olduğu; her yerin büyük şeytan ABD üsleriyle örüldüğü; İslam'ın yasalarının reddedilip Tağutun yasalarının üstün tutulup kabul edildiği, Siyonist İsrail’i ayakta tutan desteklerin günden güne arttırıldığı, Yahudi şeriatına göre plajlarda rahat açılıp saçılamayan fuhuş yapamayan Yahudilerin bile Antalya sahillerinde hayvanvari özgürlükle yaşadığı, İran’ın midesine dokunduğu için içinde barındırmadığı pislik hayvanvari insan müsveddelerinin soluğu almak için kaçtığı ... ülke olan... Bu lanetlik işlere ses çıkarmamanın kafasını camiye sokunca çevresindeki bu olaylardan habersiz inkarcı yaşamanın…

Şimdi ben sana sorayım; İran'ı mı onaylıyorsun yoksa burayı mı? Buradan eşcinsellik fuhuş faiz ABD ile stratejik ortaklık, Siyonist Korsan İsraille ilişki ve dostluk, AB üyeliği, yasal. Bunlar midenizi bulandırmıyor mu? Bunların hiç biri İran’da yok ve tamamı yasadışı. Türkiye’yi üstün tutmanız hangi vasfından dolayıdır, İslami bakış mı yoksa cahiliye damarı olan Milliyetçilik bakışıyla mı?

Hristiyanlara Kafir denilemeyeceği iddianıza gelince;

Hiç şüphesiz “Allah üçün üçüncüsüdür” (teslis) diyenler kâfir olmuştur; Oysa bir tek ilahtan başka hiçbir ilah yoktur. Dediklerinden vazgeçmezlerse, şüphesiz onlardan küfre sapanlar elem verici bir azaba uğrayacaktır.Maide 73.

Hristiyan adına rağmen teslise inananlar kafirdir. Kafir diyemeyiz diye fıkhi bir hüküm koymuşsunuz, bir nevi fetva yani... Bu derin bir konudur öyle her cümleyi rahatça kurmamanız gerekir. Bu gün kaç Hristiyan var muvahhid (tek tanrı inancında)?

Hristiyanların da doğru yolda olduğu safsatası FETÖ'nün bir hoşgörü kılıfı içinde Müslümanları bozma ve ifsat hareketiydi. Ama Hristiyanlığın bozulduğu ve saptığı, bu yüzden İslam dininin gönderildiğini bilmeyen yok. O yüzden bu proje tutmadı. La ilahe İllallah Muhammed (s.a.a) Resulullah, demeyen Muhammed (s.a.a)'e inanmayanların kurtuluşu yoktur...

(yazım yanlışlıklarına ve kapalı kalan yerlere ufak müdahalelerle naklettiğimiz sosyal medya alıntımız burada nihayet buldu.)

ÜÇ ŞERİATIN ADALETSİZ BİR UYGULAMAYA BAKIŞI

Diyelim ki İran'da bir adaletsizlik yaşadınız. İranda ya da başka ülkelerde fark etmez, Bunu nasıl değerlendireceksiniz, İran örneğiyle devam edelim.

Bu yaşadığınız olayı dava ettiğinizde hakkınızı alabilecekseniz alabileceğinize inanıyorsanız ya da siz dava bile etmeden yönetim sizin haksızlığa uğradığınızı tespit edip hakkı yerine koyuyorsa burası İslam Devletidir. Ama dava ettiğiniz ve iç hukuk kapılarının hepsinden eli boş dönmüşseniz, ya da dolu örneği var; “Burada hakkını alamazsın dava etmen daha fazla haksızlığa uğraman yeni haklarını kaybetmen ya da masraf ederek zararının çoğalması manasına geliyor.” derseniz bu durumda burası Muaviye devleti olmuş ya da olma yolunda demektir. Muaviye devleti münafık devlettir. aslında Yezid devletidir pratikte. ama müslümanları uyutmak başka türlü mümkün olmuyorsa gizliden ve pratikte küfür, ama görünüşte ve kanunlarda İslami görünmektir.

MUAVİYE ŞERİATINDA HÜSEYNİ DURUŞ

Muaviye Şeriat devletinde Hüseyni hareket dakik ve ayaktadır. Gücü yetmediği için iktidar savaşı vermez. Ama insanları ifsadın daha fazla kurbanı olmasınlar diye korumaya çalışır. Var olan yürürlükteki İslam kanunlarına göre yönetimin sürmesini denetler ve bu konuda halkı uyarırlar. Muaviye’nin gizli maskesini düşürmek için onların gözlerini açarlar.

Şer cephe Ali (a.s) Şeriatını Muaviye Şeriatına çevirmekle yetinmeyecektir hiç şüphesiz. Ali (a.s) Şeriatı’ndan Muaviye Şeriatına geçiş hiç şüpheşiz başarılmıştır ama yeterli değildir. Bu büyük zaferdir ama onların İslam’a kinleri o kadar aşırıdır ki yönetimde göstermelik İslam kanunları bile onları rahatsız etmektedir. Eğer Müslümanların devlete baskısı yok ya da Yezid Şeriatına evrilme onları kışkırtmayacak uyandırmayacak ve rantlarının tamamen kesilmesine neden olmayacaksa o zaman bu devlet tipi derhal laik yani Yezid devleti olur. Kanunlarda ve görünürde de İslam'ın izi ve adı silinir. Çünkü; kanunlar İslami ise birileri güçlenir ya da Müslüman bir vali gelirse müstekbirler zenginler güçlüler rantlarını ve zulümlerini tehlikeye düşürebilir. Zarar görebilir. Bu nedenle kanunların da beşeri olması güçlülerin rantlarının garantisi olmuş olur. Beşeri düzenler İslami duyarlılık  baskı ve kıyamın hiç olmadığı düzenlerdir.

Artık “Muaviye’nin kupa bardağı”na gerek yoktur. En tepe noktada günahlar açıkça ve utanmazca işlenir. Gerçekte günah kavramı değişmiştir Yezid yani Laik Şeriatlarda. Günah devletin kanunlarında yoktur, din tamamen yönetimden kovulmuştur. Ne din adamları devlet kademelerinde görev alabilir ne İslam diye bir varlık kabul edilebilir. Artık insan yapımı kanunlar geçerlidir. Laik kanunların, halkı temsil ettiği iddia edilen bir meclisle yapılması ya da bir kral tarafından yapılması sonucu değiştirmez. Çünkü İslam’a göre yapılmadığından sonuç aynıdır. İslam sadece kendi kanunlarının geçerli görüldüğü devletlerde yaşayabilir.

ŞARAP KUPA BARDAĞINA SIĞMAZSA

Kupa bardağında şarap saklamak kalkmıştır artık içki fabrikaları harıl harıl çalışır insan aklını örtmek için. Devletin vergi alarak yasallık kazandırdığı hatta bizzat kendisini işlettiği normal kurumlar olmuştur. Kumar fuhuş da öyle. Fuhuş evlerinin patronları vergi rekortmeni diye övülür ve fuhuşun reklamına vasıta kılınır. Müslümanların ahlakı hem devletin bizzat işlettiği hem de vergisini alarak onay verdiği Medya kurumları tarafından tamamen bozulur, İslami terbiyeyi vermek zorlaştırılır neredeyse imkansız hale getirilir.

Buna rağmen bireysel yaşamında hala Müslüman kalabilmenin mücadelesini veren bireyler mahkemelerle Laik Şeriata zorla uydurulur. Örneğin Kur’an miras bölüştürmesinde erkeğe iki kıza bir hisse verilmesini emreder. Ali (a.s) Şeriatında bu tam olarak uygulanır. Muaviye Şeriatında eğer Muaviyenin adamlarıysa miras eşit bölüştürülür kız erkek farkı gözetilmez. Laik Yezidi Şeriatta ise kız erkek eşit miras alır şeklinde beşeri hüküm bizzat yasalarda yazar. Artık tüm ülke hakimleri, dini kaygılar nedeniyle mirası Allah’ın istediği gibi pay etmek isteyen çocukları zorla insan yapımı kanuna uydurur.

MESELENİN TEMELİ ADALET

Kur’an Allah’ın kitabıdır. Adalet için gönderilmiştir. Müslümanların Allah ve çevresiyle ilişkilerini düzenler. Devletin yasaları dahil tüm yasaların ve yargılamaların Allah’ın emir ve yasaklarına göre yapılmasını emreder. Müslüman buna Lebbeyk (emrindeyim) diyerek teslim olan kİŞİDir. Ali (a.s) Şeriatı bu emir ve yasakları başta yöneticiler, devletin kanunlar ve halk olmak üzere her yere hakim kılan düzendir. Bu düzenin garantisidir. Muaviye Şeriatı ise görünürde ve lafta bu şekildedir ancak uygulamada tamamen zulüm hakimdir. Halk sınıflara bölünür, Seçkinler sınıfının lehine görülmemiş kanunlar vardır adeta. Bu kanunlarla Muaviye taraftarları kayrılır halk ezilir. Halk fakir yönetim saray ehlidir. Yezid Şeriatında ise Allah’ın yasaları hiç yönetime yaklaştırılmaz Muaviye şeriatında gizli olan günah, Yezid Şeriatında açıktan ve yasal olarak işlenir.

İşte İslam’ın köküne dinamit koymak anlamına gelen bu Yezid şeriatı olduğunda Hüseyni kıyam durmaz. İmam kendini ve tümü 72 kişi olan yarenlerini, Şiilerini şehadete teslim etmekten çekinmez. İslam’ı mazlumiyeti ve kanıyla korur. İslam’ı yok olmaya yüz tutmuş sesini dünyanın belleğinde kaybolmayacak şekilde haykırır:

“Görmüyor musunuz İyiliği emretmek kötülüğü yasaklamak yasaklanmış. Günah açıktan işlenir hale gelmiş. Hem de devlet eliyle! Yok mu şu gök kubbe altında Laik Yezid Şeriatına karşı İslam Şeriatını kurmak isteyen bana uzanacak bir yardım eli!”

Ali Mert

YORUMLAR

Mehmet Ufukalp 5 ay önce
Ali Mert kardeşim. Makalenizin özüne katılıyorum yalnız siyasi değerlendirmelerinzde isabet yok. Ne Rafsancani, ne Hatemi ne de Ruhani'nin maksadı İslam devletini rayından çıkarmak değildi. Onlar da İnkılabın evlatları olarak uygulamaları ile İslam İnkılabına kendi programları çerçevesinde hizmet ettiler.

REKLAM