başkanlığında video konferans yöntemiyle toplandı. Toplantı basına kapalı
gerçekleştirilirken PM’ye sunulan MYK raporunda Kılıçdaroğlu’nun gündeme
ilişkin değerlendirmelerine yer verildi.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisi ile ağır ekonomik
buhranın, devlet krizinin ve toplumsal huzursuzluğun üst üste bindiği 2020’nin
geride bırakıldığını belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye’yi sürüklendiği çok yönlü
buhrandan kurtarabilmek için çizdikleri yol haritasında emin adımlarla yürümeye
devam ettiklerinin altını çizdi.
Irak’ın kuzeyindeki Gara bölgesinde düzenlenen Gara
operasyonuna değinen Kılıçdaroğlu, şu açıklamalarda bulundu:
“Gara şehitlerimizin büyük bölümü 5.5-6 yıldır bölücü
terör örgütü tarafından alıkonulan güvenlik görevlilerimiz. Bu 5-6 yıl
içerisinde aileler tüm siyasilerin ve devlet görevlilerinin kapısını çaldılar.
Bizim de kapımızı çaldılar, kendileriyle bizzat ben görüştüm.
Milletvekillerimizi görevlendirdik, ailelerle birlikte basın toplantıları
yaptılar, defalarca soru önergeleri verdiler.
İktidarın bu konuda inisiyatif alması gerektiğini her
fırsatta söyledik. Ancak maalesef bölücü terör örgütü tarafından alıkonulan
vatandaşlarımız şehit oldular. 83 milyon adına Cumhurbaşkanı’na bu konuda 5
soru yönelttim, yanıt alana kadar da sormaya devam edeceğiz.”
Enis Berberoğlu’nun parlamentoya dönmesi
Hiçbir ayrım yapmadan kim adaleti istiyorsa onun yanında
olduklarını ve olmaya devam edeceklerini bildiren Kılıçdaroğlu, geçen
haftalarda adaletin tecellisi için mücadele eden milyonlar olarak amaçlarına
ulaştıklarını ve Enis Berberoğlu’nun yeniden parlamentonun onurlu bir üyesi
olarak görevine döndüğünü hatırlattı.
Süreç içerisinde bir devlet krizi yaşandığını aktaran
Kılıçdaroğlu, aynı olaya dair bir mahkeme beraat verirken bir başka mahkemenin
müebbet cezası verdiğini anımsattı.
Anayasa Mahkemesinin iki kez ihlal kararı vermek zorunda
kaldığına işaret eden Kılıçdaroğlu, “Oysa Anayasa’mızda hukukun üstünlüğü
ilkesinin güvencesi olan kurallardan biri de AYM kararlarının yasama, yürütme
ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayıcılığı
yönündeki 153’üncü maddedir. Bu maddeye göre, bir hukuk devletinde anayasal
hükümlere uymamanın ilgililer açısından cezai, idari ve hukuki sorunlar,
sorumluluklar doğuracağı açıktır. Bu ülkede gerçek anlamda hukuk, bu ülkede
gerçek anlamda demokrasi varsa ilk AYM kararını uygulamayan yargıcın o görevden
alınması lazım” ifadelerini kullandı.
Yaşanan devlet krizinin ‘talimat üzerine yapılan Anayasa
Mahkemesi üyeliği seçimleri’nde de gün yüzüne çıktığını dile getiren
Kılıçdaroğlu, “Yıllarını Yargıtaya veren, emek harcamış insanlar dururken,
20 günlük Yargıtay üyeliği olan İrfan Fidan’ın yüksek mahkeme üyeliğine
seçildiğini” ifade etti.
Kılıçdaroğlu, “Tuzun koktuğu bir süreçteyiz. Hukukun
hak ve adalet dağıtmasını istiyoruz. Bunun için de ısrarla adliyeye siyaset
sokulmamalı diyoruz” dedi.
Boğaziçi Üniversitesi’ndeki gösterilere de değinen
Kılıçdaroğlu, öğrencilerin Anayasa’ya uygun, demokratik ve barışçıl gösteri
yaptıklarını, kendilerinin de Anayasa’ya uyulması, barışçı eylemlerin özgürce
yapılabilmesi konusunda ısrarcı olacaklarını vurguladı.
Ekonomiyi değerlendirdi
Türkiye’nin çok boyutlu bir ekonomik buhran yaşadığına
dikkati çeken Kılıçdaroğlu, bir avuç imtiyazlı insan dışında milyonlar için huzur
ve refahın olmadığını ifade etti.
Türkiye’nin genç insan kaynağını değerlendirebilmesi için
adımlar atılması gerekliliğini dile getiren Kılıçdaroğlu, iktidar olmaları
durumunda, kapatılan Devlet Planlama Teşkilatı yerine Stratejik Planlama
Teşkilatı kurarak bu konuda adım atacaklarını bildirdi.
Esnafın sorunlarına da değinen Kılıçdaroğlu, “Devletin
esnafa gerçek anlamda destekte bulunmaktan çok onları borçlandırmayı tercih
etmesi esnafı tüketmiş durumda” değerlendirmesinde bulundu.
Kemal Kılıçdaroğlu, 20 Kasım 2020’den beri birçok lokanta,
kafe, restoran, alkollü mekanın kapalı olduğunu hatırlatırken açıklanan destek
paketlerinin ise yetersiz kaldığını dile getirdi.
‘Tonlarca patates, soğan depolarda çürüyor ya da
hayvanlara yem ediliyor’
‘Esnaf Bakanlığı’ kurulması, sicil affı çıkarılması, esnafın
kullandığı kredilerin, faizsiz ve ödeme gücüne göre taksitlendirilmesi,
kiralarda stopajın kaldırılması ve AVM’lerin haftanın bir günü kapanması gibi
önerilerini sıralayan Kılıçdaroğlu, “Esnaf gibi çiftçi de kan ağlıyor.
Türkiye’de tarım bitme noktasına geldi. Tonlarca patates, soğan depolarda
çürüyor ya da hayvanlara yem ediliyor. Çiftçi girdi maliyetiyle ürün fiyatı
arasında sıkışıp kalmış durumda. 19 yılın sonunda üç Trakya büyüklüğünde alan
çiftçiler tarafından ekilemez hale geldi” değerlendirmesinde bulundu.
İlk Kovid-19 vakasının üzerinden bir yıl geçtiğini anımsatan
Kılıçdaroğlu, sağlıkçıların bu süre içerisinde tarih yazdıklarını bildirdi.
Sağlık çalışanlarına “birer aylık maaş, birer aylık ikramiye verelim”
önerilerinin kabul edilmediğini aktaran Kılıçdaroğlu, “Aşıların tedariki,
dağıtımı ve aşılanma sürecinde de şeffaflık tercih edilmedi. Fahrettin Koca’nın
belirttiği aşı doz sayıları belirtilen zamanlarda gelmedi. Hıfzıssıhha Enstitüsü
kapatıldı. Türkiye’de yeni teknolojiyle uygun bir aşı ve serum üretim tesisi
kurulması mümkündü, bu yatırımı yapmayıp yerine kısa dönem için aşı ithalatı
benimsendi” ifadesini kullandı.
CHP’li belediyelerin salgınla mücadelede önemli görevler
yaptığını aktaran Kılıçdaroğlu, iktidarın ise bu süreçte salgını bırakıp CHP’li
belediyelerle mücadele etmeyi tercih ettiğini dile getirdi.
Kılıçdaroğlu, CHP’li belediyelerin Ocak 2021 itibarıyla 7
milyon 200 bin vatandaşa ayni yardım, 1 milyon 250 bin vatandaşa da nakdi
yardım yaptığını vurgularken, 70 milyondan fazla maske ve dezenfektan
dağıtıldığını da bildirdi. CHP olarak neler yapacaklarını da anlatan Kemal
Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
“Türkiye’yi içinden geçmekte olduğu çok yönlü buhrandan
çıkarmanın yegane yolu, buhranı yaratan siyasi sorumluları demokratik yollarla
iktidardan uzaklaştırmak, iktidarı değiştirmektir. Halkın, milyonların
çıkarlarını temsil eden bir siyasi anlayışı iktidara taşımaktır. 19 yıldır
Türkiye’yi yöneten, ancak yurttaşların temel sorunlarına çözüm olamadığı gibi
yurttaşların süregelen sorunlarını daha da büyüten ve derinleştiren bu iktidara
bir son vermek ülkemize ve milletimize olan borcumuzdur. Mücadelemiz bir hak
mücadelesidir.
‘Güçlendirilmiş parlamenter demokrasi ile kuvvetler
ayrılığını tekrar tesis edeceğiz’
Mücadelemiz adalet mücadelesidir. Bizler, iktidara
alternatif olarak neler yapacağımızı, sorunları nasıl çözeceğimizi vatandaşla
sahada istişare ediyoruz. Çözüm yolları için vatandaşla birlikte kafa
yoruyoruz. Öncelikle tüm yurttaşların can ve mal güvenliğini sağlayacağız.
Güçlü bir demokratik yapı inşa edeceğiz, tasfiye edilmiş veya içi boşaltılmış kurumlarımızı
yeniden canlandıracağız. Güçlendirilmiş parlamenter demokrasi ile kuvvetler
ayrılığını tekrar tesis edeceğiz.
Yargı bağımsızlığını tekrar tesis edeceğiz. Parti genel
başkanının hakim tayin ettiği düzene son vereceğiz. Adliyeye, camiye, kışlaya
siyaset sokmayacağız. Medya özgürlüğünü sağlayacağız. Millet iradesini
sınırlayan yüzde 10 seçim barajını kaldıracağız. Temsilde adalet, yönetimde
istikrar ve şeffaflık getireceğiz.”
