başlık, 1.ci başlığı oluşumun sağladı. 1-) Kapitalist finans sistemi ve çöküşü.
2-) Yeni Dünya düzeniyle Tevhid inancını yok etme çabasında olan
küreselciler/Elitler/Illuminati/üst aklı/kabala… vs.
1-) ABD’ni temsil ettiği kapitalist finans sistem çöktü; Avrupa’da ve dünya genelinde salgın gibi yayılan
sisteme itaatsizlik yürüyüşleri tehlikeli bir boyut almasına karşın hemen
Korona virüs epidemisi bir “panzehir aşı” gibi dünya piyasasına yaydılar.
Korona epidemisi daha tam oluşmadan hızlı şekilde medyaya aracılığıyla tüm
dünya yayıldı ve insanlara korku pompalandı ve hemen akabinde kriz enerjiktik
krizini oluşturdular, bizler kurtuluyoruz nefes alacağız demeye kalmadan bu
sefer dünya ekonomiler korona’ ya yakalandı ve şimdi ise dünyaya daha da
ölümcül kaosun kapısın açan Ukrayna krizini çıkartılar.
ABD ve AB yaptığı tüm hazırlıklar; Yunanistan’ı ABD’nin bir üstü haline
getirdiler, Akdeniz’de ABD’ni ve AB’nin Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimini
desteklemesi, Polonya, Moldova ve diğer SSCB’den ayrılmış ülkeleri silah
depoları haline sokmaları ve daha öncesinden bizlerin yaşadığı salgınlar,
krizler hepsi birer hazırlık zamanı idi.
Neden? Küresel sermayeyi elinde tutan Kapitalist sistem finans borsası çok
büyük çapta fazla kriz geçirdi ve küreselciler birçok değişik yollar ile
kapitalist sistemin kalbi olan finans borsasını yaşatmayı denediler fakat
anladılar ki artık bu sistemin yaşatma imkânı yok. Gelişen sosyal &
ekonomik değişimin sunduğu rahatlık ve kolaylık insanları madden doyurmuş artık
içsel arzularını tatmin etmiyor ve sistemde buna cevap veremiyordu.
Bazı şeylere açıklık getirelim ki konunun daha iyi anlaşılmasına vesile
olsun. ABD, kapitalist bir ülkedir, AB ülkelerinde aynı sisteme dahil
kapitalist ülkelerdir ve dünyada her türlü finansman işlevi Kapitalist sistem
kurallarıyla çalışmaktadır. (ABD, Rusya’yı Finansala Sistem dışı bırakmakla
tehdit ediyor.)
2-) Birde Tevhid inancını yok etmek için sistemi(leri) kendilerine araç
olarak kullana çeşitli isimleri olan “küreselciler/Elitler/Illuminati/üst
aklı/kabala.. vs” dediklerimiz var ki; onların bağlı oldukları ne bir
ülkeleri nede inandıkları bir dinleri var. Onların tek hedefi insanların
hayatına yön vermek, yaşantılarını dizayn etmektir; tek amaçları insanların
neye inanması gerekir neye inanmaması gerekir belirleyerek kendilerine köle
etmektir. Daha anlaşılır deyimle, kendi kitaplarını (sistem kurallarını), kendi
kurdukları dinlerini (sistemleri) insanlar isteseler de istemezlerse de
uygulatmaktır. Daha açık söylersek Tevhid inancını insanların kalbiden ve
beyninden yok ekmektir. Şeytanın dediği gibi “ben onların önünden
arkasından ve yanlarından sokulacağım, onları sana itaat eden bulamayacaksın.”
“Küreselcilerin” tek derdi; Tevhid inancını âdem atamızdan buyana insanları
birbirine düşürerek, isyankâr ederek yok etmektir. Fakat kullandıkları araçlar
bizlerin çokça her an konuştuğumuz şeylerdir; Ekonomi (Endüstri, teknoloji, yer
üstü ve altı kaynaklar), Silah sanayisi (Ordu), Medya (Sinema, TV internet ve
sosyal ağlar), sağlık (epidemiler, ilaç endüstrisi) …vs. Bunları kendilerine
birer araç olarak kullanarak pınarın başında oturup tüm kuralları kendi
kurdukları sistemleriyle belirlemişlerdir; Demokrasi, monarşi, diktatörlük,
sultanlık, krallık vs. Dolaysıyla onların derdi hiçbir zaman maddiyat
olmamıştır maddeyi sadece bir araç olarak kullanmışlardır.
O zaman Rusya’dan ne istiyorlar? Rusya’dan hiçbir şey istemiyorlar, sadece
ilk girişte bahsettiğim gibi yeni düzenin işlev hale gelmesi için yıkıcı bir
savaş istiyorlar. Müslümanlara yaptırdıkları savaşlar kapitalist sisteme biraz
daha hayat vermek için kullandıkları oksijendi. Müslüman ülkelerin sistemin alt
yapısıyla hiçbir alakaları yok, sadece o ülkelerde kendilerine hizmet eden uşakları
var, onların değişmesi kendi küresel sistemleri için pek bir şey ifade etmiyor
ya da Müslümanların katledilmesi onların sisteminde bir anlam ifade etmiyor.
Özellikle Müslüman bir toplumu, Müslüman bir toplumla savaştırmak tam aksin
onların işin gelmekte. Ama daha kötüsü yaptıkları zulümüm faturasında Müslüman
ülkelerinin zenginlikleriyle Müslümanlar ödetiyorlar.
Asil hedef ilahi inanç olunca, küreselciler (şeytani yapı), Yahudileri ve
Hristiyanları çoktan kendi saflarına dahil etmiş, üstelik onları yanlarına alıp
çok iyi besleyip Müslüman topluluklara karşı konforlu “insanca” yaşam modeli
olarak sunmuştur. Müslüman toplumların başına da yönetici olarak kendi
uşaklarının uşaklarını getirmiş ve bu uşakcıklarda toplumlara zulüm ve ihanet
yaparak kendi halkları sindirmiş, bezdirmiş ve Avrupa’ya ağızları açık
bakmalarını ve onları örnek almalarını sağlamıştır.
Küreselciler (Deccalın) Planın insanın ilk varlığı ile başlamıştır, Ademe
atamızı cennetten çıkaran, Kabile kardeşi Habil öldürten, daha sonra ırkları,
soyaları birbirleriyle savaştırarak öldürten, Krallıklar, İmparatorluklar ve
her inanca uygun dinastiler kurduran ve kullandıktan sonra arkasından da
sırayla bunları birer birer yıkan yine onlardır. Tüm sistemleri; Demokrasi,
kominizim, kapitalizmi kuranlar yine onlardır, şimdi en son kurdukları sitem
çökmüş, işlemez hale gelmiştir artık yeni bir dünya düzeni kurma peşindeler.
Diyeceksiniz ki ta Âdem atamızdan başlayıp günümüze kadar küreselcilerle
geliyorsun! Nasıl olur küreselciler âdem atamız zamanında ya da krallıklar
zamanında var olabilir? O zamanın insanları daha dünyanın yuvarlak mı değil mi
olduğunu bilmiyorlardı! (Gerçekten dünya tam olarak yuvarlak mı?)
Bizlerin unuttuğu ya da görmediği şey; bizler isimler çok takılıyoruz fakat
yapılarının içerleklerini, özlerini ve hedeflerini göz ardı ediyoruz, marka
takıntımız gibi. Küreselciler/Elitler/Illuminati/Kabala, şeytani ideoloji, vs.
Toplumun öz yapılarına göre elden ele dolaştı ve şimdi yeni düzenle nereye
gidecek? (Muaviye, yezit (lanet olsun
ona) ve de onların temelini attığı İslamcı imparatorluklarda bu gücü kendi
yorumuyla kullandı, Rus çarlığı da İngiliz krallığı da tüm krallıklar bu güçten
faydalandı.)
Bu güç, her zaman, “zamana, mekâna ve ortamın yapısına” göre hareket etti,
ilerde nelerin olacağı bilmesine rağmen zamanın sunduğu araç ve gereçlere göre
hareket etti (Akılı telefonun olmadığı bir ortamda sosyal ağı kuramazdı)
sabretti, acele etmedi. (Geleceği görmek bizler için zor fakat farklı bir
boyuta olan için gelecek tanımı bizimle aynı değil.) “Hani Rabbin,
Meleklere: ‘Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim’ demişti. Onlar
da: ‘Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk
çıkaracak ve kan dökecek birini mi var edeceksin?’ dediler.” (Bakara-30). “İblis
dedi ki: “Ey Rabbim! Beni azdırmana karşılık, ihlaslı kulların hariç, onların
hepsini mutlaka azdıracağım!.” (Hicr- 39,40). “Gerçek şu ki, İblis onlar
hakkındaki tahminini doğrulamış oldu; çünkü inanan bir grup hariç hep ona
uymuşlardı.” (Sebe-20). “O (şeytan) ve taraftarları, sizin kendilerini
göremediğiniz yerden sizi görmektedirler” (A’raf-27)
Size, ilk baştan bizim ebedi düşmanımız “şeytandır” desem bana dersiniz ki
“şeytan ne yapıyor ki? biz hep kendi elimizle yapıyoruz” dersiniz. Evet,
doğru olmakla birlikte tam değil, kimileri de “şeytan yok ki! kendini
kurtarmak için bir suçlu arıyorsun” deriz. Illuminati desem “o, bir
komplo teorisi biliyoruz” dersiniz. Neden bu böyle düşünüyoruz? Çünkü
kafamızı, kelimelerle, isimlerle, şüphelerle, dünyanın çekiciliği ve rızk
korkusuyla o kadar bulandırmışlar ki “Doğru ve yalanı” ayırt edemiyoruz, “Dost
ve Düşman” tanımını yapamıyoruz. Yaptığımız şey “Denize düşen yılına sarılır”
misalinde ki gibi ama çoğumuz yılanı deniz kızı olarak görüyor, severek suya
atlayıp yılana arzuyla sarılıyor. Çünkü bu güç insanlara “mavi boncuk” (insan
hakları, özgürlük, demokrasi, müttefik, stratejik dost,..vs.) dağıtarak
insanları birbirine düşürüyor benciliğimizden ve fırsatçılığımızdan dolayı
göremiyoruz. Neden bu haldeyiz?
Çünkü biz inananlar, Tevhidi ihlasla yaşayıp ve yaşatamıyoruz. (Allah
(cc) bilmek, inanmak, ihlasla itaat etmek/yaşamak ve hiçbir öz nesneyi ortak
koşmamak). Egosantrik arzularımızla şeytanın yönlendirmesine kulak
veriyoruz ve Tevhidi inançtan uzaklaşarak, yutulan en kolay lokma oluyoruz.
Artık şeytan kendi safını yeni düzeniyle daha da netleştiriyor ve tüm
insanlığa tek elden hükmetmek istiyor. O’nun arzusu ve çabası, yer yüzünde
inanan hiçbir kimse kalmayan kadar devam edecek. Ama velakin ihlaslı
kulların varlığı şeytan ve ortaklarını tedirgin ediyor. Şeytan ve dostları,
bizleri göz boyayıcı yalanlarıyla & vaatleriyle, rızk, mal & mülk,
mevki, can kayıplarıyla korkutarak kandırıyor. Şayet bizler Allah’ın seçtiği
hidayet önderini tanıyıp, uyarak onun yanında safımızı almazsak hem bu dünyada
hem de ahirette kaybedenler olacağız.
Şeytanın Allah huzurundaki savunmasındaki şu sözünü unutmayalım ve tefekkür
edelim; “Allah’ın hükmü yerine getirilince şeytan şöyle der: “Şüphesiz Allah
size gerçek bir vaade bulunmuştu; ben de size bir söz verdim ama yalancı
çıktım. Aslında benim sizi zorlayacak gücüm yoktu; benim yaptığım size çağrıda
bulunmaktan ibaretti, siz de benim çağrıma uydunuz. O halde beni kınamayın,
kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz.
Ben daha önce, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim.” Doğrusu zalimler
için elem verici bir azap vardır.” (Ibrahim -22)
Genel bir bakış Notu; Neden
ABD & AB ve diğer uşak devletler Putin’e karşı birlik olup hemen ağır
tedbirler aldı? Çünkü Ukrayna’da özelikle batı kısmında aşırı derecede Yahudi
toplumları bulunmakta, Zelenski’de onlardan biri onun içindir ki AB & ABD
Ukrayna’ya ve zelenski’ye sahip çıktı. Fakat Allah (cc) hesabını o zalimlerin
hesabı üzerinden yapıyor. Bizler deriz ki “Dinsizin hakkından imansız gelir”
ve “Allah (cc), zalimleri zorbalarla kırdırıyor” şeytan, önce
yalan vaatle insanı kandırıp azap dolmuşuna bindiriyor ve o, insan gruplarını
ateşin ortasına getirip bırakıyor, sonrada ben sizden uzağım diyerek ortadan
yok oluyor”
“O zaman şeytan onlara amellerini çekici göstermiş ve onlara: ‘Bugün sizi
insanlardan bozguna uğratacak kimse yoktur ve ben de sizin yardımcınızım’
demişti. Ne zaman ki, iki topluluk birbirini görür oldu (karşılaştı) o, iki
topuğu üstünde geri döndü ve: ‘Şüphesiz ben sizden uzağım. Çünkü ben sizin
görmediğinizi görüyorum, ben Allah’tan da korkuyorum’ dedi. Allah (ceza ile)
sonuçlandırması pek şiddetli olandır.” (Enfal-48)
Mustafa Kemal TASPINAR
3 Şubat 2022
