Uzlaşmacı Grubun Teslimiyetçi Çizgisi!

Betul

İran, ABD-İsrail savaşının geleceği belirsizliğini korurken İran iç siyasetinde de tartışmalar devam ediyor, batıcı siyasetçilerin ABD’ye taviz verilmesi yönündeki açıklamaları ülke içinde sert tepkilerle karşılaşıyor.

Bu bağlamda snn.ir sitesinde yayınlanan analizde İran eski dışişleri bakanı Zarif, Mar’aşi ve Kerbasçi’nin açıklamaları eleştirilidi.

Sitede yayınlanan analiz şu şekilde;

İslahatçı vaftiz babalarının —Zarif, Mar’aşi ve Kerbasçi gibilerin— nihai fikri, Trump’a bir “çıkış yolu” sağlamak adına taviz verilmesi gerektiğidir; ancak hiçbiri, taviz verildikten sonra İran’a bir saldırı olmayacağına dair garanti verme yeteneğine sahip değildir!

İran’a yönelik tehditlerin tırmandığı bu günlerle eş zamanlı olarak, son on yıldır tek fikirleri ABD’ye uzlaşmak ve taviz vermek olan akımın vaftiz babaları sıraya girerek Amerika karşısında teslimiyeti teorize etmeye çalışmaktadır.

Mar’aşi’nin son açıklamaları, Kerbasçi’nin “Be Vakt-i İran” programındaki beyanları, Zarif’in bir yılı aşkın sürenin ardından yayımlanan konuşmaları ve Türkmençay’a dair yeni söylemleri; birbirinden bağımsız kesitler değil, aksine mevcut hassas konjonktürde aynı kadim fikri yeniden üreten bir yapbozun parçaları olarak görülmelidir: “Verelim gitsin!”

Her Zamanki Söylem!

Son günlerde İran siyasi iklimi, “teslimiyet çizgisinin” aktifleşmesine tanıklık etmektedir. Taviz vermenin savaşı engelleyeceği ön kabulüyle, Amerika karşısında uzlaşmayı ve teslimiyeti teorize etmeye çalışan bir çizgi… Kargozeran-ı Sazendegi Partisi Genel Sekreteri Hüseyin Mar’aşi, aynı fikri “taktiksel geri çekilme” kavramıyla yansıtmıştır.

Mar’aşi şunları kaydetmiştir: “Olası bir üçüncü savaşı önlemek adına yetkililerin kesinlikle hiçbir riski üstlenme hakkı yoktur. İran’ın korunması için gerekli olan her türlü siyasi ve askeri tedbir ile her türlü taktiksel geri çekilme gerçekleştirilmelidir. İran, zenginleştirmeden ve nükleer kazanımların korunmasından daha önemlidir.”

Oysa stratejik literatürde “taktiksel geri çekilme”; bir aktörün düşmanına yeniden saldırmak amacıyla geri çekilmesi anlamına gelir, yoksa savaş bitsin diye taviz vermek demek değildir! Gerçekte Mar’aşi’nin talep ettiği fakat kurnazca farklı bir biçimde dile getirdiği şey “taktiksel olmayan geri çekilmedir”; ancak bunu kasten “taktiksel geri çekilme” olarak ifade etmektedir.

Bu durumun nedeni, Şehit Devrim Lideri’nin buyurduğu ve son iki yılın gelişmelerinin doğruluğunu kanıtladığı şu hakikattir: “Taktiksel olmayan geri çekilme, ilahi gazabı beraberinde getirir.”

Öte yandan, bir diğer İslahatçı siyasi aktivist olan Kerbasçi de “Be Vakt-i İran” programındaki varlığıyla; sanki İran’ın Amerika karşısında direnmek için hiçbir imkanı yokmuşçasına bir anlatıyı yansıtmaya çalışmış ve bu doğrultuda: “Biz Amerika’nın anasını belleyemeyiz” ifadesini kullanmıştır. Sanki Ramazan Savaşında ateşkes peşinde perişan halde koşan taraf İran’mış, Trump ateşkes talep etmiyormuş gibi!

Bunun da ötesinde, Amerika karşısında uzlaşma kulvarının en göze çarpan figürü olan Muhammed Cevad Zarif de bir kez daha yeni tartışmalarla sahneye çıkmıştır. Varlığı İran siyasi atmosferini her daim germiş olan Zarif, son beyanatında şöyle demiştir: “Türkmençay Antlaşması neden imzalandı? Çünkü [Rusya] Kazvin’in arkasına kadar gelmişti ve Tahran’ı almak üzere ilerliyordu. Ülkenin varlığı tehlikedeydi. Beka sağlansın diye gidip bir anlaşma yapıyor.” Esasen Zarif mevcut durumu “Türkmençay konjonktürü” ile eşdeğer görmekte ve “Beka korunsun diye verip kurtulmak gerekir” tablosunu çizmeye çalışmaktadır. Bununla birlikte şu soru varlığını sürdürmektedir: Nereye kadar ve ne zamana kadar taviz verilecek? Verilen tavizlerin kendisi bekaya el konulmasının önünü açarsa ne yapılacak? Amerikalıların aşırı talepleri göz önüne alındığında bu soruya yanıt bulunamamaktadır.

Tecrübe ve “Zayıf İran” Kurgusu

İslahatçı vaftiz babalarının nihai fikri, Trump’a bir “çıkış yolu” açmak için taviz verilmesi yönündedir; fakat hiçbiri, taviz verildikten sonra İran’a bir saldırı yapılmayacağına dair garanti verememektedir. Nitekim İran’ın ABD’ye bazı tavizler vermeye razı olduğu, ancak yine de ülkenin saldırıya uğradığı 12 Günlük Savaş ve Ramazan öncesi müzakere tecrübesi; taviz verme konumuna geçmenin yalnızca Amerikalıların zihnindeki “zayıf İran” algısını pekiştirdiğini göstermiştir. Pezeşkiyan’ın ABD’ye yaptığı son ziyarette Trump’ın İran’a karşı o tonda tehditler savurması ve tehditlerin dozunun tırmanması işte bu yüzdendir.

Başka bir deyişle, Trump Amerikasına taviz vermek; “savaşı sona erdiren” Türkmençay Antlaşması’nın aksine bu sonucu doğurmayacak, daha geniş çaplı saldırılara yol açacaktır. Bu nedenle İslahatçı vaftiz babalarının “çıkış yolu” fikri Türkmençay’dan ziyade, İngiltere Başbakanı Chamberlain’in Hitler’e taviz vererek savaşı ertelemeye çalıştığı 1938’deki “Münih Antlaşması”na benzemektedir. Buna rağmen İkinci Dünya Savaşı patlak vermiş ve Chamberlain’in uzlaşmacılığı uluslararası tarihte bir ibret vesikasına dönüşmüştür.

Tehdit Altında Müzakereden Kaçınma

Michael Handel’in “Savaş, Strateji, İstihbarat” kitabında yazdığı gibi: “Uzun süren yıpratma savaşlarının çoğunda, taraflardan biri doğrudan veya aracılar vasıtasıyla savaşı bitirmek için görüşmeye istekli olduğunu duyurduğu anda, karşı taraf bu duyuruyu zayıflık konumunun bir göstergesi olarak değerlendirir ve zaferin erişilebilir olduğuna dair yeniden umutlanır. Bu nedenle savaşı sonlandırma hususunda müzakere çabası bazen bir tür öz-inkar olabilir; buna karşın müzakereden inatçı görünen bir reddediş güç emaresi olarak algılanabilir ve sonuç olarak pazarlık sürecini pratikte güçlendirebilir.”

Handel’in tespitlerinden hareketle; zayıflığı yansıtan açıklamaların yahut İslahatçı vaftiz babalarının “çıkış yolu” diye nitelediği söylemlerin, ülkeye yönelik tehditlerin tırmanmasıyla eş zamanlı sürdürülmesinin savaşı engellemeyeceği, aksine Trump’ı daha da pervasızlaştıracağı ve zihninde “zafere ulaşma imkanı” algısı oluşturacağı söylenebilir. Bu yaklaşımdan imtina edilmediği takdirde, İran’a karşı olası bir savaşın şiddeti ve kapsamı da tırmanacaktır.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın