genel merkezinde düzenlenen ve sosyal medya hesaplarından da canlı yayınlanan
basın toplantısında gündemi değerlendirdi.
İşte Karamollaoğlu’nun açıklaması:
Unutmayınız ki; nefes alamadan paranızı sayamazsınız
Bir hususa dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Bugün içinde
bulunduğumuz dünyanın en önemli problemlerinden birisi de şüphesiz, iklim
krizidir. Ocak ayının içerisinde olmamıza rağmen kar yağmasını geçtik, doğru
düzgün yağmur bile yağmıyor.
Mevcut hava şartları bizi tedirgin ediyor; böyle giderse
Allah muhafaza su sıkıntısı çekileceği ise aşikar. Sadece ülkemizde değil,
bütün dünyada artan etkiye sahip olan iklim değişikliklerine karşı ciddi bir
tedbir alınması zaruret haline geldi.
Açlık, kuraklık ve göç probleminin önüne, ancak bu
tedbirlerle geçilebilir. Bunun da en önemli adımı doğaya saygı duymak ve
korumaktır. Maden alanları için, rant ve para kazanmak için ormanların yok
edilmemesidir. Unutmayınız ki; nefes alamadan paranızı sayamazsınız.
İşte bu sebepledir ki; karşı karşıya kalmaktan endişe
ettiğimiz su problemi ile ilgili hem milletimize hem yetkililere seslenmek
istiyorum. Bizim inancımız göl kenarında abdest alsan dahi suyu israf etmeme
anlayışına dayanır.
Su israfının önüne geçilmesi elzemdir. Bir damla su hayat
kurtarır mantalitesi ile belediyeler de, iktidar da vatandaşı su tasarrufuna
yönlendirmelidir. Boşa giden her bir damla suyun, geleceğimizi tehdit ettiği
şuurunda olmalıyız.
Yetkililere düşen ise doğal dengeyi bozan adımlardan
kaçınılması, ormanlarımızın, su kaynaklarının, toprağımızın muhafaza
edilmesidir.
Boğaziçi gibi bir üniversiteye bu şekilde tayinler doğru
değil
Boğaziçi Üniversitesi’ne Prof. Melih Bulu’nun atanmasını
eleştiren Karamollaoğlu, devleti yönetirken adalet ve liyakatin önde tutulması
gerektiğini, aksi tutumun kaosa neden olacağını söyledi:
Bu ülkede barış ve huzurun olması için birtakım
prensiplerimiz var. Birinci prensibimiz ülkemizdeki şu kaos ortamı ortadan
kalksın, birbirimizi hainlikle, düşmanlıkla itham etmeyi bir kenara bırakalım.
Meselelerimizi akıl çerçevesinde müzakere edelim. Böyle bir ortam doğmadan,
sorunlarımızı çözemeyiz. Bunun da hemen arkasından fikir ve düşünce hürriyeti
gelir. Bunun arkasından da adalet ve liyakat gelir. Siz devleti yönetirken
adalet ve liyakati ön planda tutmazsanız yine kaos olur.
Belli bir makama bir kişi tayin edilirken o makamda bu
millete hizmet etsin, bulunduğu müesseseyi düzgün idare etsin istiyorsanız
ehliyete önem vereceksiniz. Yandaş tayininden vazgeçeceksiniz. Bundan dolayıdır
ki siz belirli mevkilere sizinle siyasi bağı olanları tayin etmeyi önemserseniz
çok büyük hatalar yaparsınız.
‘Yandaş tayini kural haline geldi’
Şu anda yandaş tayini bir kural haline geldi. Geçmişte AK
Parti’de aday olduysanız, sivil hayata döndüğünüzde size itibar ediliyor.
Boğaziçi gibi bir üniversiteye bu şekilde tayinlerin doğru olmadığı
kanaatindeyim. Eskiden de bu konuda birçok kez hatalar yapıldı. Onun için şöyle
bir teklifimiz var; rektör atamalarının, Üniversite Mütevelli Heyetleri
oluşturulsun, onların tercihleri ile atamalar yapılsın.
Burada şu hususu da ifade etmek istiyorum, bu konuya tepki
gösterenler belirli bir usul dairesinde bunu icra etmeleri gerekir. Kaosa
meydan verecek tepki göstermek tepki değildir, şiddete vesile olacak tepkiler
doğru değildir. Bu tip noktalarda terör örgütlerinin ülkemizi kargaşaya sokmaya
çalışan bazı kesimlerin oyununa gelmekten mutlaka kaçınılmalıdır. Ama iktidar
tepkilerin hepsini aynı göstermeye de başvurmalıdır.
