Yemen’in Tahran Büyükelçisi, ümmetin şehidinin milyonların katıldığı cenaze törenini İran’ın gücünün bir sembolü olarak nitelendirdi ve bunun bölgede köklü değişimlere yol açacağını söyledi.
Yemen Cumhuriyeti’nin Tahran Büyükelçisi İbrahim ed-Deylemi, İran halkı ve liderliğinin görkemli ve benzeri görülmemiş bir sahnede “şehadet hüznü ile zafer destanını” bir araya getirmeyi başardığını belirtti.
Deylemi, bu görkemli cenaze töreninin ardından bölgede önemli değişimler ve tutum farklılıklarının yaşanacağını, cihat ve direniş meydanlarının (Direniş Ekseni’nin) kendi aralarındaki ilişkileri her zamankinden daha fazla güçlendireceğini ifade etti.
El-Mesire televizyonuna konuşan Deylemi, Yemen heyetinin törene katılımının istisnai nitelikte olduğunu ve özellikle abluka ile “Aksa Tufanı” operasyonunun sonuçları dikkate alındığında iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendiren sembolik bir önem taşıdığını vurguladı.
Deylemi, şehidin naaşına yönelik milyonluk cenaze töreninin, İran halkının medeniyet seviyesini ve olağanüstü organizasyon kabiliyetini ortaya koyduğunu, bunun da törene katılan heyetlerin takdir ve hayranlığını kazandığını söyledi.
Yemen’in Tahran Büyükelçisi ayrıca, şehit liderin artık dünyanın tüm özgür insanları için bir sembole dönüştüğünü ve Direniş Ekseni’ni desteklemede kilit bir rol oynadığını belirtti.
Kararlarını “Amerikan düşmanına” bağlayan Arap ülkelerine seslenen Deylemi, şunları söyledi:
“Hesaplarını yeniden gözden geçirmeleri ve tutumlarını değiştirmeleri gerekiyor. Bu sahnenin verdiği mesajlardan ders çıkarmalılar. Çünkü bu sahne, İslam Cumhuriyeti’nin ve Direniş Ekseni’nin çok daha güçlü ve sağlam bir liderliğe sahip olduğunu gösterdi.”
Deylemi’ye göre bu cenaze töreni, direniş cepheleri arasındaki birliği güçlendirdi ve düşmanı hesaplarını yeniden gözden geçirmeye zorladı. Ayrıca bölgedeki siyasi gündemde büyük değişikliklerin yaşanacağını, Amerikan ve Siyonist hegemonyasının Direniş Cephesi lehine zayıflayacağını öngördü.
Deylemi, İsrail’in “kazanım” olarak gördüğü şeylerin aslında hayali bir zafere ulaşmak için verilen umutsuz bir çaba olduğunu söyledi. Zamanın bu rejimin lehine işlemediğini belirten Deylemi, önümüzdeki dönemde cihat ve direniş cepheleri arasındaki ilişkilerin daha da güçleneceğini ifade etti. Bu nedenle Arap ve İslam ülkelerinin cihat ve direniş yolunu benimsemeleri gerektiğini, bölge ülkelerinin de bu rolü güçlendirmesi gerektiğini vurguladı.
Deylemi, Siyonist rejimin ABD için bir yük hâline geldiğini belirterek şunları söyledi:
“ABD’nin tutumu her zaman İsrail’in yanında olmuştur. Ancak bu rejim zamanla ABD ve Avrupa’nın sırtında bir yüke dönüşecektir. Çünkü ne birlikte yaşamaya elverişli olduğunu ne de onunla herhangi bir uzlaşmaya varılabileceğini kanıtlamıştır.”
Yemen’deki İran Büyükelçisi ise konuşmasının sonunda Siyonist rejimin yayılmacı politikalarına değinerek şu ifadeleri kullandı:
“Bu rejim kökünden sökülüp atılmalıdır ki bölge nefes alabilsin. Gasıp Siyonist rejim ve onun bölgedeki yayılmacı projeleri için hiçbir kurtuluş yolu bırakılmamalıdır. Çünkü bu rejim bugün kriz içindedir, aldatmacaya başvurmaktadır ve ümmetin evlatlarının bilinç düzeyinin artırılması gerekmektedir.”
