Yemen Savaşı Denklemi Nasıl Değişti?

Adem Namlı

Riyad’ın San’a güçlerine ait füze, İHA ve insansız deniz araçlarına ilişkin endişesi de bu çerçevede anlaşılabilir: Savaşın devam etmesi artık karşı tarafın yanıtıyla karşılaşmaksızın tek taraflı saldırı düzenleme ve maliyet yükleme imkanı anlamına gelmemektedir.

Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu Sözcüsü Türki el-Maliki’nin son basın toplantısındaki açıklamaları, Yemen’deki savaş meydanının yeni durumuna dair dikkat çekici bir tablo sunuyor.

Maliki, Ensarullah Hareketi’nin yeni çatışma döneminde Suudi Arabistan topraklarının derinliklerindeki hedeflere 1104’ü balistik füze ve 1135’i İHA olmak üzere toplam 2239 mühimmat fırlattığını iddia etti.

Sözcü ayrıca, Ensarullah’ın 1 Ekim’den bu yana Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na 20 füze saldırısı gerçekleştirdiğini ve bu hareketin Suudi havalimanlarına yönelik saldırılarında 19 kişinin öldüğünü, 364 kişinin de yaralandığını öne sürdü.

Bu açıklamalara yanıt olarak Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Yahya Seri, Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik “Kararlı Fırtına” operasyonunun başladığı son 12 yıldan bu yana ülke topraklarına 274 bin 302’den fazla hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Seri ayrıca, çatışmaların son döneminde Suudi Arabistan’ın 2350’den fazla füze ve hava saldırısı gerçekleştirdiğini bildirdi. Bu rakamların yan yana konulması, savaş koşullarının değiştiğini ve iki tarafın saldırı oranlarındaki dönüşümü gözler önüne sermektedir; sadece füze ve İHA saldırılarının sayısındaki artışla sınırlı tutulamayacak bir değişim.

Savaşın Durumundaki Değişim

Geçtiğimiz yılların büyük bölümünde Yemen savaşı; Suudi Arabistan’ın hava üstünlüğüne ve geniş askeri imkanlarına dayanarak Yemen’in çeşitli bölgelerine kesintisiz saldırılar düzenlediği koşullarda seyrediyordu.

Buna karşılık San’a güçleri, ağır askeri baskıya rağmen savunma gücünü korumaya ve saldırılara yanıt verme kapasitesini geliştirmeye çalışıyordu. O dönemde askeri operasyonların asıl maliyeti Yemen halkına ve altyapısına yükleniyor, Suudi Arabistan ise geniş çaplı saldırılar düzenleme imkanını elinde bulunduruyordu.

Ancak yeni çatışma dönemine ilişkin açıklanan istatistikler farklı bir durumdan haber veriyor. İki tarafın iddialarına göre Ensarullah, Suudi Arabistan’ın Yemen topraklarına yönelik saldırılarına bir dizi füze ve İHA operasyonuyla yanıt vermeyi başarmıştır.

Böylece, geçmiş yıllarda Riyad savaşı ağırlıklı olarak Yemen topraklarının içine hapsedebildiyse de, bugün Suudi Arabistan’ın kendi derinliğinin de çatışmanın sonuçlarından muaf kalmadığı bir durumla karşı karşıyadır.

Bu dönüşümün önemi, savaşın maliyet denklemindeki değişimde yatmaktadır; zira Suudi saldırılarının devam etmesi artık maliyetlerin tek taraflı olarak San’a güçlerine yüklenmesi anlamına gelmemekte, Suudi Arabistan topraklarının derinliklerinde karşılıklı misillemeyle sonuçlanabilmektedir.

Ensarullah’ın Savaş Kapasitesinin Artması

Bu değişimler yalnızca füze ve İHA saldırıları alanıyla sınırlı değildir. Ensarullah’ın Suudi topraklarının derinliklerindeki hedefleri vurma kabiliyetindeki artışla eş zamanlı olarak San’a güçleri kara meydanında da ilerlemeler kaydetmeyi başarmış, Taiz çevresinde ve Babü’l-Mendeb sınırında önemli mevzileri kontrol altına almıştır.

Bu gelişmeler, San’a güçlerinin ilerleme ve konumunu pekiştirme kapasitesini sürdürdüğünü göstermekte; karşılıklı saldırıların yanı sıra karadaki gelişmeleri dikkate almayan bir savaş değerlendirmesinin eksik bir tablo sunacağını ortaya koymaktadır.

Suudi Arabistan’ın Endişesi

Bu çerçevede, Türki el-Maliki’nin Ensarullah’ın silahlarına yaptığı vurgu dikkat çekicidir. Maliki, fırlatılan füze ve İHA sayılarına değinmenin yanı sıra, bu hareketin balistik füzeler, İHA’lar ve insansız deniz araçlarıyla donatılmasından duyduğu endişeyi dile getirmiş ve bölgesel güçlerin bu ekipmanların sağlanmasında rol oynadığını iddia etmiştir.

Bu iddiaların ortaya atılması, Ensarullah’ın silah gücünün Suudi Arabistan’ın ana endişe odaklarından birine dönüştüğünü göstermektedir. Bununla birlikte silahların menşeine yapılan vurgu, savaş meydanındaki koşulların değiştiği gerçeğini ortadan kaldırmamaktadır.

Temel soru şudur: Yıllar süren geniş çaplı askeri saldırıların ardından San’a güçleri nasıl hâlâ direnişlerini koruyabilmiş ve bugün Suudi Arabistan’ın saldırılarına yanıt verir hale gelebilmiştir?

Sonuç olarak, Maliki’nin açıklamaları Yahya Seri tarafından açıklanan istatistikler ve Yemen’deki saha gelişmeleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Suudi Arabistan son 12 yılda bu ülkeye karşı yoğun saldırılar düzenlerken, Ensarullah yanıt verme kapasitesini geliştirmeyi başarmış ve savaş denklemini tek taraflı saldırılardan karşılıklı bir çatışmaya daha yakın koşullara taşımıştır.

Riyad’ın San’a güçlerine ait füze, İHA ve insansız deniz araçlarına ilişkin endişesi de bu çerçevede anlaşılabilir: Savaşın devam etmesi artık karşı tarafın yanıtıyla karşılaşmaksızın tek taraflı saldırı düzenleme ve maliyet yükleme imkanı anlamına gelmemektedir.

Not: bu analiz tahririeh.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın