Yurttaş Ekonomik Sıkıntıdayken Zam Üstüne Zam

rasthaber
Rasthaber –  Merkez Bankası, Mayıs ayına dair
beklenti anketini yayımladı. Ankete göre gelecek 3 ayda şirketlerin satış
fiyatlarında artış beklentisi yüzde 43.2 olarak gerçekleşti. Böylelikle 13 yıl
sonra ilk kez maliyet artış beklentileri tavan yaptı. Şirketlerin maliyet
artışı beklentisinin sokak ekonomisindeki karşılığı zam yağmuru anlamına
gelirken Merkez Bankası eski Baş ekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara ise
“İthalat maliyeti yüzde 60 arttı; enflasyon kontrolden çıkabilir”
dedi.

Ankete göre gelecek 3 ayda
şirketlerin satış fiyatlarında artış beklentisi yüzde 43.2 olarak gerçekleşti.
Böylelikle ankette ortaya konan bu beklenti 2008 Nisan ayından (%44.3) bu yana
en yüksek seviyeye çıktı. Şirketlerin yanıtlarına bakıldığında gelecek 3 ayda
birim maliyet artışı bekleyenlerin oranı 2020 Mart ayında ulaştığı % 55.80’lik
rekor seviyeye yaklaşarak % 55.40’a çıktı.

Anket sonuçlarını değerlendiren
ekonomist Dr. Murat Kubilay, TL’nin yabancı paralara karşı istikrar
kazanamayacağına dair beklentilerin, ÜFE’nin düşerek TÜFE’ye yakınsamasından
çok TÜFE’nin artarak ÜFE’ye yakınsayacağı beklentisine neden olduğunu söyledi.
2020 Nisan ayında yıllık yüzde 6.71 olan yurtiçi üretici fiyatları (ÜFE) da bu
yıl yüzde 35.17 seviyesine geldi. Söz konusu dönemlerde tüketici fiyatları
(TÜFE) ise %10.94’den %17.14’e çıktı.

Kubilay’a göre hem dış gelişmeler
hem de içerdeki beklentiler 1 yıldır yeni normal haline gelen zam yağmurunun
önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret ediyor. İç üretimin yetersiz
kalması ve TL’de istikrarın sağlanamaması Türkiye’nin yurtdışındaki fiyat
artışlarından kendisini ayırmasını imkânsız kılıyor.

Gelecek 3 ayda fiyat artış
beklentisi olanların oranı dayanıklı tüketim mallarında % 66.6, gıda ve
içecekte ise %42’ye çıktı. Reel sektörde, hem bakır ve alüminyum gibi
hammaddelerin hem de çip ve ayçiçek yağı gibi işlenmiş maddelerdeki fiyat
artışlarının geçici olacağı beklentisinin gittikçe kırıldığını belirten Dr.
Murat Kubilay, “Haliyle reel sektör önümüzdeki süreçte ciro kaybı yaratsa dahi
maliyetlerin bir kısmını tüketiciye yansıtmakta kararlı.

Akaryakıtta 20 Mayıs’ta yapılan
zammın tüketici enflasyonuna en az 0.4 puan yükseltici etki yapması beklenirken
siyaset tarafından kendisinden düşük faiz beklenen ancak yüksek enflasyon
nedeniyle faiz indirme ihtimali her an azalan Merkez Bankası’nın (TCMB) işini
daha da zorlaştıracak.

Reuters’ın hesaplamalarına
başvurduğu ekonomistler akaryakıt vergi artışlarının enflasyona doğrudan
etkisini 0.4 puan hesaplarken, dolaylı olarak da bu tutarın yarısı kadar ek bir
etkinin zamana yayılacak şekilde gerçekleşebileceğini bekleniyor.

Bu etki hali hazırda %17.14 ile iki
yılın rekor seviyelerinde olan enflasyona ve beklentilere de yükseltici yönde
yansıyacak.

20 Mayıs’ta Resmi Gazete’de
yayımlanan Cumhurbaşkanı kararına göre benzin, motorin ve LPG ile bazı
akaryakıt ürünlerinden alınan özel tüketim vergisi (ÖTV) %54, %78 ve %189
oranında artırıldı. ÖTV miktarı 95 oktan benzinde litre başına 0.8652 TL’den
1.3313 TL’ye, 98 oktan benzinde 1.0283 TL’den 1.5836 TL’ye çıkarıldı.

Buğday, arpa, kırmızı mercimek ve
mısır gibi ürünlerde bu yıl kuraklık nedeniyle kayıplar artarken, vatandaş gıda
ürünlerini pahalı tüketmek zorunda kalacak.

Türkiye’yi kasıp kavuran kuraklık
nedeniyle hububat ürünlerinde büyük verim kaybı yaşanıyor. Buğday, arpa, mısır
ve kırmızı mercimekte durumun çok kötü olduğunu söyleyen CHP Edirne
Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, piyasada yaşanacak açığın milyonlarca tonluk
ithalatla doldurulacağını belirtti.

Kuraklığın dünya genelinde de
yaşandığını ifade eden Gaytancıoğlu, ithalat fiyatlarının da katlanarak
arttığını kaydetti. Ayrıca mısır ve arpadaki verim kaybı nedeniyle yem
ithalatının da katlanacağını vurgulayan Gaytancıoğlu, ekmek, makarna, bisküvi
ve et gibi ürünlere büyük bir zammın kaçınılmaz olduğunu aktardı.

İç Anadolu, Doğu Anadolu ve
Güneydoğu Anadolu’da kuraklığın sert yaşandığını anlatan Gaytancıoğlu,
Şanlıurfa’ya giderek arpa üreticisi çiftçilerle görüştüğünü dile getirdi.
Gaytancıoğlu, “Arpanın samanı yok. Ürünler dolmamış, ocak ve şubatta yağış
olmadığı için bitki beslenememiş. Çoğu üretici dekar başına 17-20 TL olan
biçerdöver parasını ödeyemeyecek. ‘En azından tohum alayım’ diyorlar ama o da
çıkmıyor. Kırıkkale, Yozgat, Çankırı, Karaman, Konya’da da kayıplar var. Kayıp
yüzde 50’yi buluyor” dedi.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın