İsrail’in Suriye’ye Hava Saldırıları ve Suriye’nin Hava Savunması

rasthaber
Rasthaber –  Marbuta’dan Emir Aşnas ABD’nin Suriyedeki el-Tanf üssüne
gerçekleştirilen başarılı operasyonun üzerine bir değerlendirme kaleme aldı.
Enir Aşnas’ın ‘İsrail’in Suriye’ye hava saldırıları ve Suriye’nin hava
savunması’ başlığıyla kaleme aldığı yazısı şöyle:

‘Geçtiğimiz yıllarda İsrail hava saldırılarına ilişkin
gözlem ve tahlillerden yola çıkarak, günümüzde ve öncesinde olanlara dair gerçekçi
bir fikir vermek açısından bu konuda Suriye hava savunmasıyla ilgili bazı
önemli noktalara değineceğim. Mümkün olduğu kadar konuyu dar tutarak, yalnızca
temel konuları 3 döneme ayırarak vurgulayacağım.

2016 Öncesi

İsrail’in Suriye’ye yönelik hava saldırılarının dayandığı
temel, savaşın başında sözde devrimcilerin İsrail’e normalde hayal bile
edemeyeceği bir hediye vermeleriydi. Bu da Şam civarındaki hava savunma
ağlarının –esas olarak radarların, özellikle erken uyarı radarlarının-
tahribiydi. Daha sonrasında İdlib, Halep ve Humus’ta hava savunma bataryaları
imha edildi ve sözde devrimcilerin eylemleri, savaşın hemen ardından ve savaşın
ilk yıllarında hava savunma fiilen hizmet dışı kalana kadar bu şekilde devam
etti. 2013’ten itibaren de İsrail’in Suriye’ye yönelik hava saldırıları başladı
ve bugüne kadar devam etti.

Suriye, geniş topraklarını kurtardıktan sonra mevcut hava
savunma sistemlerinin büyük bir bölümünü sökerek yeniden konuşlandırmayı
başardı ve 2016’dan itibaren savunma sistemleri fiilen yeniden çalışmaya
başladı. Ancak, radarların kapsama alanında hâlâ birçok boşluk ve zayıflık
vardı..

Teçhizat ve donanım kayıpları telafi edilemedi. Dolayısıyla
bu sözde devrimcilerin İsrail’e hizmet dışında bir anlamı olmayan eylemleri,
bugün yaşananların temel nedenidir.

2016-2018

2016 yazının sonunda, Suriye hava savunması bu baskınlara
karşı koymaya başladı ve ilk gerçek yanıt, Kurban Bayramı’nda Kuneytra’da
İsrail uçaklarının sözde devrimcilerin saldırısını desteklemek için müdahale
etmesi sırasında oldu.

O dönemde İsrail uçakları, hava saldırıları sırasında Suriye
hava sahasını ihlal ediyordu. Suriye savunması ise henüz yeniden inşa ve
sınırlı konuşlanma sürecindeydi. Hava saldırılarına Suriye’den cevaplar artmaya
devam etti ve hattâ İsrail uçaklarından atılan füzelerin düşürüldüğü oluyordu.

Rusya da ABD’nin Şu’eyrat Hava Üssü’ne saldırısından sonra
Suriye’ye sağladığı Pantsir ve Buk sistemlerini belli bir sayıya ulaştırdı.
Ancak, istenenin ve fiili ihtiyacın hâlâ altındaydı. Bu kapsamda 2017 yılında
Suriye’nin İsrail’in hava saldırılarına karşı koyması giderek büyük ölçüde
arttı.

10 Şubat 2018 tarihi ise çatışma kurallarında (rules of
engagement) büyük bir değişim noktası oldu. Bir “F-16 Soufa” uçağı düşürüldü ve
böylece İsrail Hava Kuvvetlerinin Suriye hava sahasını ihlali (girişi) sona
erdirildi (özellikle Buk ve Pantsir hizmete girdikten ve ülkenin çoğu
bölgesinde konuşlandırıldıktan sonra). Tabii ki bir alan dışında: Amerika’nın
kontrol ettiği Al-Tanf Üssü.

İsrail, uçaklarının Suriye hava sahasından Badiye’ye (Suriye
çölü) ve doğu Suriye’ye girmesi, Suriye radarları üzerinde karıştırma
operasyonları ile destekleyerek sağlıyor. Bu nedenle hava saldırılarının % 90’ı
Suriye hava sahası dışından – Lübnan, Golan ve Filistin’in Celil bölgesi
üzerinden- gerçekleştirilir oldu. Son zamanlarda, İsrail uçaklarının saldırı
sırasında yoğun bir karşı ateşle karşılaşması, onları Suriye uçaksavarlarının
ateşinden daha güvenli bir şekilde kurtulmak için saldırılarını Celil’in
engebeli bölgelerinden, Lübnan kıyılarından ve Beyrut üzerinden yapmaya
zorladı.

Günümüzdeki durum ve sonuç

Suriye savunmasının İsrail füzelerinin büyük kısmını düşürme
başarısının ardından İsrail Hava Kuvvetleri, yaptığı hava saldırılarında daha
gelişmiş füze kullanımın yanı sıra hedefin vurulmasını garanti etmek için füze
boşaltımı (missile dumping)  stratejisini
uygulamış, bir diğer ifadeyle hedefe çok sayıda füze atmaya başlamıştır.

Ayrıca halihazırda İsrail F16 ve F15 uçaklarının büyük
miktarlarda taşıyabileceği, süzülme bombalarını (glide bombs) yaygın olarak
kullanmakta; yanı sıra kalitatif ve yoğun elektronik karıştırma operasyonlarına
ve hayali hedeflerin kullanımına büyük ölçüde başvurmaktadır. Özellikle
Suriye’nin bu konudaki envanterinin büyük bir bölümünü oluşturan SA-6, SA-2,
SA-3 ve S-200 gibi eski hava savunma sistemlerini pratik olarak etkileyen
DRFM-Dijital Radyo Frekans Belleği teknolojisinin İsrail tarafından kullanımı
önemlidir.

Sonuçta Buk ve Pantsir sistemlerinin sayıları hâlâ gerçek
ihtiyacın altındadır. Yanı sıra çok sayıda düşman füzesi aynı anda ateşlenmekte
olduğundan bunlara karşı koymada hava savunmasının büyük zorlukları olmaktadır.
Bunlar, hava saldırılarında düşmanın bazı hedefleri vurmadaki başarısının en
önemli nedenleridir.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın