Amerika’nın Marib’e Yönelik Yeni Hareketleri ve Suudi Arabistan’a Yardımları

rasthaber

Rasthaber –  Suudi yetkililer bir kez daha Marib’in kurtarılmasını
engellemenin tek yolu olarak ABD ordusunu gördüler ve bu ülkeyi çatışma hattına
sokmak için her türlü çabayı gösterdiler.

Marib’i kurtarma operasyonu Yemen savaşında bir dönüm
noktası haline geldi ve medyaya, askeri ve siyasi kaynaklara, dost ve düşmana
göre, bu şehir kurtarılırsa savaş bitmiş sayılabilir. Bu arada Yemen direniş
güçleri son haftalarda saldırılarını hızlandırdı ve hızlı bir ilerleme
kaydetti. Suudiler ise yeniden ABD’yi doğrudan ordu ve halk komiteleriyle
savaşa sürüklemeye çalışıyor.

Yemen Ensarullah Hareketinin web sitesinin haberine göre,
ABD, Riyad ile müttefik güçlerin ardı ardına aldığı yenilgilerin ardından,
Ensarullah kuvvetlerinin ilerleyişini yavaşlatmak ve Marib’in düşmesini
geciktirmek için her türlü silah, lojistik ve istihbarat yardımı sağlamak için
Suudi hükümetinin kışkırtmasıyla bir kez daha savaş alanına girmeye hazırlanıyor.

San’a hükümetinin Marib’in güneyindeki altı kasabanın
tamamını kontrol altına almasıyla birlikte, Suudi hükümetinin ve dolayısıyla
ABD ve İngiliz hükümetlerinin bu eyaletin başkentinin kurtarılmasına ilişkin
korkuları arttı. Çünkü Marib’in düşmesiyle birlikte bu eyaletteki ve güney
eyaletlerindeki çıkarlarının ilk savunma hattı da düşecektir. Bu nedenle,
ABD’nin sözde “meşru hükümetin” düşüşünü önlemek için doğrudan
çatışma hattına girmeye hazır olduğuna dair işaretler ortaya çıktı.

El-Kaide Militanları Nakledilecek

Bu bağlamda Beyrut’ta yayınlanan el-Ahbar gazetesi, çeşitli
kaynaklardan alıntı yaptığı bir haberinde şunları yazdı: ‘ABD ve Suudi subaylar
geçtiğimiz günlerde Hadramut’taki birinci operasyon bölgesindeki bazı müttefik
saha komutanları ve İhvan liderleriyle bir araya geldi ve Marib şehrinin güneyinde
savaşmak üzere bazı el-Kaide teröristlerini göndermeyi kabul etti.

ABD kuvvetleri, Yemen’in güneydoğusunda bulunan el-Mukelle
şehrindeki el-Rayyan Havalimanı’nda ve Hadramut eyaletinin başkentinde geçen
hafta hizmete giren ve ağır teçhizat taşımak için kullanılan C-130 askeri
nakliye uçağı da dâhil olmak üzere günlük askeri uçuşları kapsayacak olan 350
metre uzunluğunda yeni bir pist inşa etti.

Bu konuda el Mukelle şehrindeki yerel kaynaklar, geçtiğimiz
günlerde havaalanından askeri bir konvoyun hareket ettiğini ve geçen hafta
pazartesi günü ABD Ordusu’na ait olduğu söylenen nakliye uçaklarının uçtuğunu
bildirdi. El-Mukelle Havaalanı, 2016’nın ilk yarısından bu yana BAE ve ABD
kuvvetleri için bir üs haline geldi ve geçen Haziran ayında 100 ABD askerini
ağırladı.

Geçen Cumartesi, ABD birliklerinin eşlik ettiği çeşitli ve
gelişmiş büyük bir silah sevkiyatı havaalanına geldi. Bu teçhizatların Sahil
Güvenlik Tugaylığı karargâhına nakledildiği söyleniyor. Ancak asıl mesele,
Amerikalıların Marib eyaleti sınırlarındaki hareketleridir ve bu, müttefik
kuvvetlerin bu eyaletteki mevzilerini güçlendirmek için Suudi hükümetinin
talebi üzerine gerçekleşmiştir.’

San’a’da Yemen askeri uzmanlarından olan Tuğgeneral Halid
Gurrab el-Ahbar Gazetesine şunları söyledi: ‘ABD’nin Marib savaşının gidişatını
değiştirmeye yönelik dikkat ve çabası, bu savaşın belirleyici aşamalara geldiği
bir durumdadır ve Amerikalılar bundan önce Marib’e askeri uzmanlar gönderdiler,
çünkü bu şehrin kurtuluşu sadece Yemen’de değil, tüm bölgede ABD’ye ağır bir
darbedir.

 Yemen’e karşı savaş Washington tarafından ilan edildi ve
öncelikle bu savaş Yemen’e karşı bir Amerikan savaşıdır ve ABD son yıllarda
işgalci koalisyona her türlü desteği vermiştir ve bu duruş herkes için aşikârdır.
Düşman savaş uçaklarının tüm hava saldırıları, Amerikan subaylarının gözetimi
ve programı ile gerçekleşmektedir. ABD, Suudi hava kuvvetlerine hedef alınması
gereken alanları söylemeye devam ediyor ve ABD, istihbarat ve keşif
operasyonlarından sorumludur.’

Amerikalı askeri bir uzman olan Mucib Şemsan da şunları
söyledi: ‘ABD’nin Marib Savaşı’ndaki rolü açıktır. Yemen ordusunun hava
savunması, Medghal ve Sirvah şehirleri üzerinde son derece gelişmiş ABD keşif
uçaklarını defalarca düşürdü. 

ABD’nin donanma yoluyla veya hava operasyonlarında lojistik
hizmetlerin sağlanması yoluyla çatışma hattına girmesi, Washington’un Marib’in
kurtarılmasından duyduğu korkuyu yansıtıyor.’

Biden’ın göreve gelmesiyle birlikte medyanın baskısıyla
onaylanan ABD’nin Suudi Arabistan’a silah satışını ve desteğini kısıtlama emri,
Suudi askeri gücü üzerinde büyük bir baskı oluşturdu. Uzmanlara göre,
Suudilerin hava saldırılarında ekipman kullanımı mevcut süreciyle devam ederse,
bu ülke bir yıldan kısa bir süre içinde hava saldırılarında hassas askeri silah
kullanamayacak ve Arabistan Hava Kuvvetleri’nin teçhizatının batı ürünü olması
nedeniyle, doğu ürünü teçhizatlarla değiştirilmesi çok zor olacak. Batılı
kaynaklara göre Ensarullah’ın el-Beyde, Şebve ve güney Marib cephelerinde hızla
ilerlemesinin sebeplerinden biri de bu cephelerde Arabistan’ın Hadi güçlerine
verdiği hava desteğinin keskin bir şekilde azalmasıydı. Suudilerin kabilelere
verdiği hava desteği de azaldı. Öyle ki, kabile güçleri ihtiyaç duydukları
teçhizatı sağlamak için silah karaborsasına yöneldiler.

Yemen ordusu ve Ensarullah, Marib eyaletinin tamamının
kontrolünü ele geçirirse, Yemen kuvvetleri, Babülmendep Boğazı yakınlarındaki
batı kıyıları ve Makran Denizinin güney ve doğu kıyıları boyunca ABD askeri hatlarına
karşı konuşlandırılacak. Bu bölgeler, Amerika Birleşik Devletleri’nin terörle
mücadele bahanesiyle ve dünyanın stratejik su yollarına ve boğazlarına hâkim
olma amacıyla konuşlandığı bölgelerdir. Bu nedenle Washington’un Marib’in
kurtarılmasını önlemek veya en azından geciktirmek için elinden gelen her şeyi
yapmak istemesi şaşırtıcı değildir. Bu eyalet, petrol ve gaz zenginlikleriyle
dolu bir eyalettir ve buranın kurtarılması, San’a hükümetinin kuşatmasını sona
erdirebilir.

Ama buradaki soru, ABD’nin Marib savaşına girişinin ve
müdahalesinin nasıl olacağıdır; Elbette Suudi Arabistan, Amerikalıların tüm
güçleriyle ve doğrudan savaşa girmesini istiyor. Ancak Washington, özellikle
ABD yerel çevreleri ve milletvekillerinin cumhurbaşkanının askeri çatışmaya
girme yetkisini sınırlamaya çalıştığı bir durumda kendi hesaplamalarını ve
sınırlarını da tartıyor. Bu nedenle, ABD’nin askeri katılımının, askeri,
lojistik ve istihbarat desteğiyle sınırlı olacağı varsayımı güçleniyor.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın