tehdit eden işgalci Siyonist rejime göz yumdu ama İran’ın barışçıl nükleer
programı, İsrail ile normalleşen ülkelerin krallarının gözlerine uykuyu haram
etti!
İran’ın nükleer programı barışçıl amaçlıdır ve Tahran
defalarca bunun belgelerini dünyaya sundu. İran’da nükleer bilgi ve
teknolojinin yukarı doğru hareketinin ivmesi ve eğimi o kadar hızlı olmuştur
ki, bugün İran nükleer teknolojiye sahip ülkeler arasında önemli bir konum elde
etmiştir.
Ancak Batı, İran’ın ilerlemesini görmezden gelerek, sahte
bir terör dalgası yaratarak İran’ın yoluna taş koymaya çalışıyor. Dünyanın
kibirli ülkeleri, egemenliğini sürdürmek ve dış emirlere karşı çıkmak isteyen
her hükümete böyle davranıyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nde “Nükleer İran’a Karşı
İttifak” adlı bir örgüt kurmanın temel amacı da bu, tabii ki komik bir
isim ve Amerikan ikiyüzlülüğünün bir göstergesidir. Zira İran nükleer anlaşmaya
bağlı kalırken, Amerika Birleşik Devletleri eski başkanı Donald Trump bu
anlaşmayı terk etti.
Bahreyn’in ABD Büyükelçisi Abdullah bin Raşid Al-i
Halife’nin Bahreyn rejiminin ABD ile işbirliğini öven ve olası tehlikelere
karşı ülkeleri birlik olmaya çağıran açıklaması ise daha da gülünç.
Emel Ulusal Demokratik Derneği genel sekreteri İbrahim
el-Şerif’in Bahreyn büyükelçisinin İsrail’in nükleer silahlarından bahsetmediği
sözlerini eleştirdiği Twitter’daki yazısı gibi: “Manama bölgede herhangi
bir nükleer faaliyete karşıysa, önce işgalci Siyonist rejimin nükleer programına
karşı çıkması daha iyi olur.”
İbrahim el-Şerif, yaptığı açıklamayı şöyle sürdürdü:
“Nükleer İsrail’e Karşı İttifak’ konferansına ne zaman katılacaksınız?
Bahreyn büyükelçisi bu soruya cevap vermeli, yoksa tüm ortak çabalar sadece
İran’a karşı mı? İsrail’in nükleer silaha sahip olması helal mi?”
Bahreyn büyükelçisi birlikten bahsediyor lakin demek
istediği nedir? Ne yazık ki Müslümanlara karşı birleşmiş ve Siyonist rejimle
normalleşmeyi resmen ilan ederek İslam dünyasının ilk meselesine ihanet
etmiştir.
Bahreyn, her düzeyde İslami hükümetlere, onu takip etmeleri
ve bu kanserli tümörle ilişkilerini normalleştirmeleri için baskı yapmaya
çalışıyor.
Ancak daha gülünç olan şey, egemenlikten ve yurttaşların
çıkarlarının önceliğinden bahsetmesidir. Zira Bahreyn rejiminin insan hakları
ihlalleri Batılı toplumlar, uluslararası kuruluşlar ve insan hakları örgütleri
tarafından kabul edildi ve birçok siyasi tutuklu en ağır işkencelere maruz
kalıyor.
