BAE’nin Yemen Savaşına Katılmasındaki Hedefi Ne?

rasthaber
Rasthaber –  “Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Siyonizm ve
emperyalizmin temsilcilerinin İslam dünyası üzerindeki planlarına ortak olmuş,
başta Filistin davası olmak üzere tüm İslam dünyasına ihanet etmiştir.”

1971 yılında İngiltere’nin Körfez bölgesinden çekilmesiyle
bağımsızlığını kazanan yedi emirliğin birleşmesiyle oluşan, petrol ve turizm
geliriyle diğer Arap ülkelerine göre daha hızlı ekonomik büyüme sağlayan,
gerçekte küçük ama boyundan büyük işlere karışan ülke Birleşik Arap
Emirlikleri’nin (BAE), Yemen savaşına katılmadaki hedefi neydi?

2010’da Arap Baharının yaşanmasıyla Arap coğrafyasında
yaşanan kargaşalardan yararlanan BAE, bölge ülkelerinin iç işlerine müdahale
ederek kendi merkezinde yeni bir politik düzen oluşturmayı hesapladı. Özellikle
Bahreyn’de rejim karşıtı sokak hareketlerinin bastırılmasına, Mısır’da Müslüman
Kardeşler iktidarına yönelik askeri darbeye ve Katar’ın bölgede izole
edilmesine verdiği destekle BAE, bölge genelinde politik nüfuzunu genişletme çabası
içine girdi.

2015 yılında Suudi Arabistan ile birlikte Yemen’e dönük
askeri müdahaleye girişmesiyle, BAE’nin müdahaleci politikası zirveye ulaştı.
Askeri bir kapasiteye ve yeteneğe sahip olmayan BAE, para gücüyle hayallerini
gerçekleştirmeyi umuyordu. Mısır, Pakistan, Sudan gibi ülkelerden paralı
askerler alıp, başta ABD olmak üzere batılı ülkelerden yüksek düzeyde askeri
teçhizat alarak akıttığı milyar dolarlarla bölgesel gelişmelerde oyun kurucu
olmak istiyordu.

BAE, görünürde bu hedeflerle arka planda ve gerçekte ise
Siyonist rejim İsrail ve ABD’nin Ortadoğu planları doğrultusunda Yemen Savaşına
fiili olarak katıldı. Suudi partneri ile kısa sürede San’a ele geçirilecek ve
Ensarullah yok edilecek böylece zafer kazanmış bir ülke olacaktı. Siyonist rejim
İsrail ve ABD’nin tüm desteklerine rağmen Yemen halk güçleri ilk saldırıya
karşı koymuş işgalcileri şoka uğratmışlardı. 2015 Mart’ta başlayan savaş
uzadıkça BAE içeride ve dışarıda sıkıntıya girmişti. Bu savaşta
kazanamayacağını anlayan ekonomik anlamda büyük kayıplar yaşayan ve askeri
saldırıda karizması çizilen BAE, hamisi olan Siyonist rejim İsrail ve ABD’nin
istememesine rağmen Haziran 2019’da Yemen’den çekileceğini ifade etmiş ve Şubat
2020 itibarıyla da Yemen’den askeri kuvvetlerini çektiğini açıklamıştı. Hatta
BAE Şubat 2021 itibarıyla, Yemen’deki askeri angajmanının devam ettiği dönemde
işlevsel olarak kullanılan Eritre’nin Assab limanındaki askeri mühimmat ve
araçları da bölgeden geri çekmişti. Bununla birlikte BAE, Yemen’den askeri
olarak çekilmesine rağmen Yemen’in güneyi ve batı bölgelerinde faaliyet
gösteren siyasi/askeri yapılanmalar olan Güney Geçiş Konseyi altındaki Hizam
el-Emni ve Aden Halka Güçleri ve Ortak Direniş Güçleri/Ulusal Direniş Güçleri
bünyesindeki el-Weyat el-Amaliqa, Tihoma Direnişi, Cumhuriyet Muhafızları’na
destek vermeye devam etmişti.

BAE’nin Yemen savaşından çekilmesinden sonra Ensarullah’ın
liderliğindeki halk güçleri işgalcilere ve ayrılıkçılara karşı büyük ilerleme
kaydetmişlerdi. Ülkenin coğrafi ve ekonomik anlamda stratejik öneme sahip Marib
eyaleti muhasara altına alınmıştı. Petrol ve doğalgaz zengini Marib eyaletinin
önemli kentleri ele geçirilmiş, halk güçlerinin ilerleyişi durdurulamıyordu.
Bunun üzerine Yemen’deki çıkarlarını kaybetmek istemeyen ABD ve Siyonist rejim
yeniden BAE’yi Yemen savaşına soktular.

2022 yılının başında BAE güçleri ve BAE himayesinde olan
Güney Yemenli ayrılıkçı güçler yeniden sahada Yemen Halk Güçlerine karşı
taarruza geçtiler ve Yemen Halk Güçlerinin Marib’deki ilerleyişini durdurdular.  Bu gelişmelerle birlikte Ensarullah güçleri
Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait Yemen halkına karşı kullanılmak üzere yüklü
miktarda askeri teçhizat yüklü Rawabi kargo gemisine el koydu ve mürettebatını
esir aldı. Bu olaydan sonra BAE güçleri Yemen’de askeri ve sivil noktalara
saldırılarını sıklaştırdılar. Bunun üzerine Yemen ordusu ve halk güçleri
BAE’nin başkenti Abu Dabi’deki Musaffah sanayi bölgesine ve havalimanına
Balistik füzelerle ve İHA’larla saldırı düzenledi. Bu saldırılarla BAE
liderliğini Yemen’e askeri, siyasi ve ekonomik olarak müdahil olmama konusunda
uyardılar. Bunun yanında saldırılar, BAE’nin uluslararası standartlar açısından
en güvenli ülkelerden birisi olduğuna yönelik söylemini zedelemiş ve BAE’nin
ekonomik kalkınma politikalarının temeli olan uluslararası piyasalar ile
entegre olma ve dış yatırım çekme hedeflerini baltalamıştır. Bu gerçeklikler
göz önüne alındığında BAE’nin uzun süreliğine savaşa katılamayacağı aşikardır.

Siyonist rejim ve ABD’nin baskısı ve Arap dünyasında rol
kapma hevesi ile yeniden Yemen savaşına katılan BAE yetkilileri
kazanamayacakları kesin olan bu savaşta ekonomik çıkarlarını çok da tehlikeye
atmak istememektedirler. BAE yetkilileri bu anlamda da Yemen ordusunun
düzenlediği saldırı sonucu alelacele ABD’den Ensarullah’ın tekrar terör örgütü
listesine alınmasını ve Ensarullah yetkililerine yaptırım uygulanmasını
istediler.

Ayrıca BAE’yi bu savaşa yeniden sürükleyen sürecin 15 Eylül
2020’de ABD Başkanı Donald Trump’ın ev sahipliğinde Beyaz Saray’da düzenlenen
törende Siyonist rejimle normalleşme anlaşması olduğunu unutmamak gerekir.
Normalleşme sürecinin baş unsuru uluslararası ilişkilerin küçük devleti
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Siyonizm ve emperyalizmin temsilcilerinin
İslam dünyası üzerindeki planlarına ortak olmuş, başta Filistin davası olmak
üzere tüm İslam dünyasına ihanet etmiştir.

Tesnim

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın