hareketinin siyasi büro üyesi Ali el-Gahum, işgal kuvvetlerinin çocuk, kadın
yaşlı demeden katliamlar yaptığını belirtti.
Aydınlık gazetesine Yemen’deki mevcut durumu aktaran
el-Gahum, kendi topraklarında emperyalist ve siyonist harekete karşı büyük bir mücadele
verdiklerini belirtti.
Yemen halkının, Yemen ordusu ve direniş kuvvetlerine büyük
ölçüde destek verdiğini vurgulayan el-Gahum, karşı tarafın gelişmiş askeri
teknolojilerine rağmen Yemen cephesinin zafer elde ettiğini söyledi.
‘DÜŞMAN SAFLARINDA CİDDİ KAYGI VAR’
-Yemen’deki mevcut savaş ne durumda?
Yemen halkı Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri
(BAE), Amerika Birleşik Devletleri (ABD) gibi ülkelerin işgal projelerine karşı
büyük başarılar elde etti. Onların havadan yaptıkları geniş çaplı saldırılara
ve ağır silahlara rağmen, Yemen’de büyük bir direniş hasıl oldu. Yemen’in işgal
ve bölünme planları boşa çıkartıldı. İşgalciler ağır kayıplar verdi. Düşman
saflarında ciddi bir kaygı var. Öyle ki direniş kuvvetleri artık BAE ve
Suudilerin şehirlerini hedef alabilmektedirler. Kendi aralarında Yemen
sahasında rekabet haline düştüler. Bu da onların Yemen’de daha çok saldırgan ve
düşmanca tavırlar sergilemelerine sebebiyet verdi. Çocuklara yaşlılara ve
kadınlara karşı amansızca davranmaktadırlar.
Direniş kuvvetlerinin arkasında büyük bir toplumsal destek
var. Toplumumuz dayanışma içindedir. Yemen halkı bu mücadelenin önemini idrak
etmektedir. Yemen’i küçük devletçiklere bölme ve sömürgeleştirme planlarının
farkındadır. Eğer direnişçilere olan bu toplumsal destek ve sevgi olmasaydı,
Yemen’de bu zaferi ve başarıyı elde etmemiz mümkün olmazdı. Yemen halkı hiçbir
Amerikan ve Siyonist hegemonyaya izin vermeyecektir.
‘TOPRAĞIMIZIN HER KARIŞINI KURTARACAĞIZ’
-Yemen’de direniş kuvvetlerinin öncelikleri nedir?
Önceliğimiz vatanımızın kerametini, şerefini ve
bağımsızlığını korumaktır. Bizi kuşatan güçlere karşı birlik olarak mücadele
etmektir. Ülkenin her karış toprağı düşman işgalinden kurtarılıncaya değin
mücadelemiz devam edecek. Yemen halkının, ordusunun ve direniş kuvvetlerinin
arasındaki güçlü bağ sayesinde zafer muhakkak olacaktır.
‘YEMEN’DE IŞİD KALABALIK VE ABD-SUUD DESTEKLİ’
-Yemen’de DEAŞ (IŞİD) var mı?
Evet, Yemen’de çok kalabalık bir DEAŞ grubu var. Ayrıca El
Kaide ve türevleri de mevcut. Bu kuvvetler, Suudi Arabistan ve BAE ile birlikte
hareket ediyor. ABD ve Suudi Arabistan tarafından, sürekli lojistik, silah,
askeri mühimmat ve hava desteği sağlanıyor.
Bu katil sürülerinin amacı; katliam, talan, yağma, kıyım ve
işgali sürdürmektir. İnsanları yaşadıkları bölgelerden kopararak demografik
yapıyı değiştirmek ve o bölgelerde kendilerine bağlı gerici, yobaz kuvvetleri
kaim edecek bir plan içindeler. Eğer ABD’nin, Siyonistlerin ve İngilizlerin
işgal projesi gerçekleşirse işgal ettikleri bölgelerde DEAŞ ve El Kaide gibi
kuvvetleri hâkim kılacaklar ve onlar tarafından yönetilen özerk bölgeler inşa
edecekler. Buna asla izin veremeyiz.
‘BM, KURBANLARA KARŞI CELLADIN YANINDA’
-BM’nin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Maalesef BM kurbana karşı celladın yanında yer alıyor.
Düşman kuvvetlerin görüş ve programının temsilciliğini üstleniyor. BM,
özellikle Yemen sahasında, insanlık pusulasını kaybetmiş durumdadır. Herkesin
gördüğü Yemen halkının düşman ülkeler tarafından katliamlara maruz bırakıldığı
gerçeği karşısında BM üç maymunu oynuyor ve sadece ABD’nin çirkin yüzünü
örtmekle meşgul.
BAE ve Suudi Arabistan’ın verdiği rüşvetlere BM’nin
prensipleri kurban ediliyor. Bu durum, bizim bu tür uluslararası kuruluşlara
güvenmememize ve onlardan herhangi olumlu bir adım beklemememize neden oluyor.
Bütün yatırımımızı sahadaki yiğitlerimize, bu mukavemetin askerlerine,
yapmalıyız.
‘DİRENİŞİMİZ KARŞISINDA KİBİRLERİ SÖNDÜ’
-Katar, BAE ve Suudi Arabistan arasındaki diplomasinin
Yemen’e nasıl bir yansıması oldu?
Yemen’e karşı işgal başladığından itibaren düşman kuvvetler
kesin bir zafer havası içine girmişlerdi. Kibirli şekilde zafer ilan edip
Yemen’in hemen teslim olacağı kanaatine varmışlardı. Yemen’in tarihini ve
bugününü bilmeyen bu ahmaklar, hülyalarının çok kısa zaman içinde gerçek
olacağını sandılar. Fakat Yemen halkının şanlı mücadelesi karşısında şaşkın
ördeğe döndüler. Yemen’in ne kadar azimli, kudretli ve bağımsızlığına düşkün
bir millet olduğunu sahada yenilerek gördüler. Savaşı kaybettiklerini anlayan
bu kuvvetler kendi aralarında da rekabet mücadelesine giriştiler.
‘BARIŞ İSTEYEN KATAR’I DIŞLADILAR’
Yemen’deki başarısızlıkları BAE ve Suudi Arabistan’ın iç
işlerinde değişimlere yol açtı. İçerideki saflaşmalara derinleşti, birçok kesim
Yemen savaşına karşı çıkmaya ve katliamları protesto etmeye başladı. Bu
ülkelerin içlerine kadar saldırılar örgütleyebilme kabiliyetini göstermiş
olmamız, başka yollar aramalarına sebep oldu. Katar’ın meseleyi diplomatik ve
barışçıl yollarla çözme isteğine karşılık Suudi Arabistan ve BAE, Katar’a
düşmanca davranıp yanlarına Körfez ülkelerini de alarak Katar’a uluslararası
ambargo uyguladılar.
ABD, Siyonistler ve İngilizler, Körfez ülkeleri arasındaki
kavgayı bitirerek Yemen’e karşı birlikte hareket etmelerini sağlamak için çok
çaba sarf ediyor. Aslında bu ülkelerin arasındaki kavga bir çıkar kavgasıdır.
Ama hepsinin ortak özelliği Yemen’e karşı takındıkları düşmanca tavırdır. Bizim
en önemli diplomatik silahımız, sahada kazanacağımız askeri başarıların düşman
kuvvetlerinin saflarında yaratacağı korku olacaktır.
‘TÜRKİYE, YEMEN’İN YANINDA DURMALIDIR’
-Türkiye’yi Yemen konusunda nasıl değerlendiriyorsunuz?
Maalesef Türkiye gördüğümüz kadarıyla özellikle Siyonist
erkle ilişki kurma çabasındadır. Türkiye’nin bir Müslüman devlet olarak bize
Arap ve İslam aleminin haklı davasının ve Filistin, Yemen davasına sahip
çıkması gerekir. Türkiye’den, Suudi Arabistan ve BAE’nin Yemen sahasında ortaya
koyduğu bu vahşiliğe tavır almasını beklerdik.
Türkiye eksen ülke konumundadır. Bölgemizde merkezi ve büyük
bir role sahiptir. Buna uygun davranmalı ve gerekli rolü oynamalıdır.
Arap ve İslam aleminin çıkarlarına uygun hareket etmelidir.
Filistin meselesinin çözümü ile Arap ve İslam alemindeki diğer meselelerin
çözümü için Türkiye çok önemli bir görev üstlenebilir. Türkiye tavrını net
olarak ortaya koymalıdır. Katledilen Yemen halkının yanında durmalıdır.
Denizden, havadan, karadan ambargolara ve ablukalara maruz kalmış; açlığa,
sefalete ve yoksulluğa mahkûm edilmiş bu halkın yanında yer almalıdır.
Yıllardır dünyanın en zengin ülkelerinin işgaline ve saldırılarına maruz kalan
bu halkın yanında yer almalıdır. Sömürge projelerine karşı mazlum milletlerin
yanında yer almalıdır.
