Rusya, Yemen ve Ukrayna Savaşı

rasthaber
Rasthaber –  Rusya’nın BM Güvenlik Konseyi’nin bir kararında Ensarullah’ı
terörist olarak adlandırmayı kabul etmesi medyada tartışmalara neden oldu.

2624 sayılı karar, 2015 yılında çıkarılan 2216 sayılı
kararda Ensarullah’a uygulanan yaptırımların uzatılması amacıyla Brezilya,
İrlanda, Meksika ve Norveç’in çekimser ve Rusya ve Çin de dahil olmak üzere
Güvenlik Konseyi’nin geri kalanının müsbet oyuyla pazartesi günü onaylandı.

Bu arada bu karardaki en önemli değişiklik Ensarullah
hareketinin terör örgütü olarak adlandırılmasıydı. Bu, Yemen krizi başladığı
günden bu yana ilk kez yaşanıyor. Bu konu, Güvenlik Konseyi’nin daimi olmayan 4
üyesinin bu karara katılmamasının ana nedenlerinden biriydi. Güvenlik
Konseyi’ndeki olağan yasal prosedürlere olan bu muhalefetin en önemli nedeninin
insani yardımın azalması nedeniyle kötüleşen insani durum olduğu söylenebilir.

Yıllardır Güvenlik Konseyi’nde Yemen krizi hususunda
Batı’dan bağımsız bir duruş sergileyen Rusya’nın neden bu kararda onlara
katıldığı konusunda Körfez ülkelerinin ilişkisini özellikle bu ülkelerin doğu
ile ekonomik işbirliği hacmini incelemek gerekir.

Son yirmi yılda Fars Körfezi ülkeleri, özellikle Suudi
Arabistan ve BAE tarafından batıdan doğuya sorunsuz ve sürekli bir ekonomik
dönüşe tanık olduk. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri yirminci yüzyılın
sonlarında Suudi Arabistan’ın en büyük petrol alıcısıyken, şimdi bu konumu Çin
almış durumdadır ve Abu Dabi’nin petrol sevkiyatlarının çoğu artık Doğu Asya
ekonomilerine yöneliktir.

Fars Körfezi’nin güney kıyılarındaki ülkeler il ABD arasında
son yıllarda yaşanan siyasi bölünmeler göz önüne alındığında, bu işbirliğinin
ekonomik düzeyde kalmaması ve siyasi bir boyut kazanması doğaldır. Bunun son
yıllardaki en önemli göstergesi de bu ülkelerin Rusya ile petrol piyasasını
OPEC Plus şeklinde yönetmek için anlaşması olmuştur.

Ukrayna savaşı, bu işbirliğinin siyasi ve ekonomik seviyenin
ötesine geçtiğini ve stratejik boyutlar kazandığını kanıtladı ve şimdi Batı,
Rusya, Çin ve Fars Körfezi Arapları üçgeni ile karşı karşıyadır. Daha önce
Batı’nın çıkarları doğrultusunda enerji piyasasını korumak için küresel krizde
ABD’nin stratejik derinlikleri olarak görülen Riyad ve Abu Dabi, şimdi sahaya
Putin’in müttefiki ve Rusya’nın Batı’ya baskı yapmak için bir kozu olarak
girdi.

Bin Salman’ın, Macron’un artan küresel petrol fiyatlarıyla
mücadele talebine olumsuz yanıt vermesi ve Bin Zayed’in Putin ile bir telefon görüşmesinde
OPEC Plus anlaşmasına bağlı kalmakta ısrar etmesi, küresel petrol fiyatının 110
doları aşmasının ana siyasi faktörleri olarak kabul edilmelidir ve şu an enerji
krizi, Batı’nın Putin’e karşı yenilgisinin nedeni haline gelmiştir.

Bu tür birlikteliklerin bedava olmayacağı açıktır ve
Moskova, Körfez Araplarının en önemli dosyasında onlara eşlik etmeli, BAE’nin
Ensarullah’ın terörist olarak adlandırılması önerisine sessiz kalmalı ve bu
karar lehine oy vermelidir.

BAE’nin bu büyük fitnesi ve Rusların menfaatçiliği sadece
Yemen’in mazlum halkının zararına olacak ve bu mazlum millete daha fazla acı
yaşatacaktır.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın