Üçlü Zirve Sonrası Türkiye, Rusya ve İran’dan 16 Maddelik Ortak Bildiri

rasthaber
Rasthaber –  Türkiye-Rusya-İran arasında başkent Tahran’da düzenlenen
“Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın ardından ortak
bildiri yayımlandı. Bildiride, “Suriye’nin çeşitli bölgelerindeki terör
örgütleri ve bunlarla iltisaklı farklı isimlerdeki grupların artan varlık ve
faaliyetlerini kınamışlardır” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye-İran-Rusya Üçlü Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı İbrahim
Reisi’nin katılımı ile İran’ın başkenti Tahran’da gerçekleştirildi.

Toplantı sonrası Türkiye, Rusya ve İran ortak bildiri
yayımladı. Bildiride, “Suriye’nin çeşitli bölgelerindeki terör örgütleri
ve bunlarla iltisaklı farklı isimlerdeki grupların artan varlık ve
faaliyetlerini kınamışlardır” denildi.

Türkiye-İran-Rusya ortak bildirisinde uluslararası topluma,
Suriye’ye dönmek isteyen sığınmacıların yerleşimleri için yük paylaşımında daha
fazla sorumluluk alma çağrısı yapıldı.

Zirvenin ardından yayınlanan 16 maddelik ortak bildiride şu
ifadeler yer aldı:

1. Suriye’de sahadaki güncel durumu ele almışlar, 1 Temmuz
2020 tarihinde video konferans yoluyla yapılan son toplantının ardından meydana
gelen gelişmeleri değerlendirmişler ve aralarında varılan mutabakatlar ile
Dışişleri Bakanlarının ve temsilcilerinin toplantılarındaki mutabakatlar
uyarınca üçlü işbirliğini güçlendirme hususundaki kararlılıklarını
vurgulamışlardır. Ayrıca, son uluslararası ve bölgesel gelişmeleri ele almışlar
ve Astana Sürecinin, Suriye krizinin barışçıl ve sürdürülebilir çözümündeki
öncü rolüne vurgu yapmışlardır.

2. Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliği, bağımsızlığı,
birliği ve toprak bütünlüğü ile Birleşmiş Milletler Şartı’nın amaç ve
ilkelerine olan kuvvetli bağlılıklarını vurgulamışlardır. Bu ilkelere evrensel
olarak saygı gösterilmesi ve kim tarafından yapılırsa yapılsın hiçbir eylemin
sözkonusu ilkeleri zayıflatmaması gerektiğine işaret etmişlerdir.

3. Terörün her tür ve biçimiyle mücadele etmek amacıyla
birlikte çalışmaya devam etme kararlılıklarını dile getirmişlerdir. Sivil
tesisleri hedef alan ve masum can kayıplarına neden olan saldırılar da dahil
olmak üzere, Suriye’nin çeşitli bölgelerindeki terör örgütlerinin ve bunlarla
iltisaklı farklı isimler altındaki grupların artan varlık ve faaliyetlerini
kınamışlardır. Suriye’nin kuzeyi ile ilgili tüm düzenlemelerin eksiksiz bir
şekilde uygulanması gerektiğinin altını çizmişlerdir.

4. Gayrimeşru özyönetim teşebbüsleri dahil olmak üzere,
terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair
her türlü girişimi reddetmişler ve Suriye’nin egemenliğinin ve toprak
bütünlüğünün yanısıra komşu ülkelerin milli güvenliğini tehdit eden sınır ötesi
saldırılar ve sızmalar dahil olmak üzere ayrılıkçı gündemlere karşı durma
kararlılıklarını vurgulamışlardır.

5. Suriye’nin kuzeyindeki durumu ele almışlar, bu bölgede
kalıcı güvenlik ile istikrarın ancak ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün
muhafazası temelinde sağlanabileceği hususunu vurgulamışlar, bu yöndeki
çabalarını koordine etme hususunda mutabık kalmışlardır. Suriye’ye ait olması
gereken petrol gelirlerinin yasadışı olarak ele geçirilmesine ve aktarılmasına
karşı olduklarını ifade etmişlerdir.

6. Uluslararası insancıl hukuk uyarınca, sivillerin ve sivil
altyapının korunmasını sağlarken, terör örgütleriyle bağlantılı tüm diğer
bireyler, gruplar, teşebbüsler ve varlıkların tamamen ortadan kaldırılması
amacıyla aralarındaki süregiden işbirliğinin devam ettirilmesi hususundaki
kararlılıklarını teyit etmişlerdir.

7. İdlip Gerginliği Azaltma Bölgesindeki durumu
ayrıntılarıyla ele almışlar ve sahada sükunetin sağlanması için İdlip’le ilgili
bütün anlaşmaların tam olarak uygulanması gerektiğinin altını çizmişlerdir.
İdlip Gerginliği Azaltma bölgesinin içindeki ve dışındaki sivillere tehdit
oluşturan terörist grupların varlığı ve terörist faaliyetleri konusunda ciddi
endişelerini dile getirmişlerdir. İnsani durum da dahil olmak üzere, İdlip
Gerginliği Azaltma bölgesi ve çevresindeki durumdaki normalleşmenin
sürdürülebilir olmasını sağlamak için daha fazla çaba göstermek hususunda
mutabık kalmışlardır.

8. Suriye’deki insani durumdan duydukları derin endişeyi
kaydetmişlerdir. Uluslararası hukuka, uluslararası insancıl hukuka ve BM
Şartı’na aykırı tüm tek taraflı yaptırımları, ayrıca, belirli bölgelere yönelik
muafiyetler uygulamak suretiyle ayrılıkçı gündemlere yarar sağlayacak ve
ülkenin parçalanmasına yol açabilecek ayrımcı önlemleri reddetmişlerdir. Bu
bağlamda, başta BM ve insani yardım kuruluşları ile diğer hükümet/hükümet dışı
uluslararası kuruluşlar olmak üzere uluslararası topluma, ayrımcılık,
siyasileştirme ve önkoşullar olmaksızın ve daha şeffaf bir şekilde tüm
Suriyelilere yönelik yardımlarını arttırmaları çağrısında bulunmuşlardır.

9. Suriye ihtilafına askeri çözüm getirilemeyeceğine ve
ihtilafın yalnızca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı
çerçevesinde, Birleşmiş Milletler’in kolaylaştırıcılığında, Suriyelilerin
öncülüğü ve sahipliğinde bir siyasi süreç yoluyla sona erdirilebileceğine dair
inançlarını teyit etmişlerdir. Bu bağlamda, Astana garantörlerinin belirleyici
katkılarının ve Soçi’deki Suriye Ulusal Diyalog Kongresinin kararlarının
uygulanmasının sonucunda ortaya çıkan Anayasa Komitesinin önemli rolünün altını
çizmişlerdir. Anayasa Komitesi’nin müteakip oturumlarının sürdürülebilir ve
etkili çalışmasını sağlamak için Komite üyeleriyle ve kolaylaştırıcı olarak BM
Genel Sekreteri’nin Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen ile sürekli
etkileşimi desteklemeye hazır olduklarını yinelemişlerdir. Komite’nin anayasa
reformu hazırlama ve halkın onayına sunma görevini yerine getirebilmesi ve
çalışmalarında ilerleme kaydedebilmesi için çalışmalarında, Görev Tanımına ve
Temel Usul Kurallarına riayet etmesi ve üyeler arasında mutabakat
sağlanabilmesi için dış müdahale ve dışarıdan dayatılan zaman çizelgeleri
olmaksızın uzlaşı ve yapıcı angajman anlayışıyla yönetilmesi gerektiğini ifade
etmişlerdir. Anayasa Komitesinin faaliyetlerini herhangi bürokratik ve lojistik
engel olmaksızın sürdürebilmesi gerektiğinin altını çizmişlerdir.

10. Astana formatının ilgili Çalışma Grubu çerçevesinde
tutukluların/kaçırılanların karşılıklı salıverilmesinin sürdürülmesi
hususundaki kararlılıklarının altını çizmişlerdir. Çalışma Grubunun, Suriyeli
taraflar arasında güven inşa etmekteki etkisini ve gerekliliğini kanıtlayan
özgün bir mekanizma olduğunun altını çizerek, tutukluların serbest bırakılması
konusundaki çalışmalarını sürdürmeye, cenazelerin teslimi ve kayıp kişilerin
kimliklerinin belirlenmesi konusundaki faaliyetlerini görev tanımına uygun
olarak genişletme kararlılıklarını açıklamışlardır.

‘Uluslararası topluma, Suriye’ye dönmek isteyen
sığınmacıların yerleşimleri için yük paylaşımında daha fazla sorumluluk alma
çağrısı’

11. Sığınmacıların ve ülke içinde yerlerinden edilmiş
kişilerin, geri dönme ve bu çerçevede desteklenme haklarını teminen,
Suriye’deki asıl ikamet yerlerine güvenli ve gönüllü geri dönüşlerinin
kolaylaştırılmasının gerekliliğinin altını çizmişlerdir. Bu bağlamda, uluslararası
topluma, bu şahısların yeniden yerleşimleri ve günlük normal yaşamlarının tesis
edilmesi için uygun katkılar sağlama ve yük paylaşımında daha fazla sorumluluk
alma; bu meyanda, temel altyapının restorasyonu da dahil olmak üzere, özellikle
su, elektrik, sanitasyon, sağlık, eğitim, tesisleri, okullar, hastaneler ile
uluslararası insancıl hukuka uygun insani mayın faaliyetleri dahil erken
toparlanma projeleri aracılığıyla Suriye’ye yönelik yardımları artırma
çağrısında bulunmuşlardır.

12. İsrail’in, sivil altyapı dahil Suriye’deki askeri
saldırılarını kınamışlardır. Bu saldırıların, uluslararası hukuku, uluslararası
insancıl hukuku ve Suriye’nin egemenliğini ihlal ettiğini değerlendirmişler;
bölgeyi istikrarsızlaştırdığını ve gerginliği tırmandırdığını teslim
etmişlerdir. İsrail’in bu bağlamda aldığı tüm karar ve önlemleri de geçersiz
sayan ve bunların hiçbir hukuki etkisi olmadığını değerlendiren Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi’nin 242 ve 497 sayılı kararları başta gelmek üzere,
Suriye Golanı’nın işgalini reddeden ilgili Birleşmiş Milletler kararlarının
hükümleri dahil, evrensel olarak tanınan uluslararası hukuk kararlarına
uyulması gerekliliğini teyid etmişlerdir.

13. Suriye meselesine ek olarak, ortak siyasi ve ekonomik
işbirliğini artırmak için farklı alanlardaki üçlü koordinasyonu güçlendirmeye
yönelik isteklerini teyit etmişlerdir;

14. Astana Formatında düzenlenen Suriye konulu Uluslararası
Toplantının 19.sunun 2022 yılının sonuna kadar düzenlenmesini teminen
temsilcilerini görevlendirmekte mutabık kalmışlardır;

15. Bir sonraki Üçlü Zirveyi Rusya Federasyonu Devlet
Başkanı Sayın Vladimir Putin’in daveti üzerine Rusya Federasyonu’nda
gerçekleştirmekte mutabık kalmışlardır.

16. Rusya Federasyonu Devlet Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti
Cumhurbaşkanı, Tahran’da gerçekleştirilen Astana Formatında Üçlü Zirveye ev
sahipliği yapmasından ötürü İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın İbrahim
Reisi’ye samimi teşekkürlerini ifade etmişlerdir.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın