İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, bugün gazetecilerle yaptığı haftalık toplantıda dış politika alanındaki son gelişmeleri değerlendirdi.
* Bazı Hükümetlerin Siyonist Rejimin Suçlarına Göz Yumması Kabul Edilemez
Nasır Kenani, işgal altındaki topraklarda son dönemde yaşanan gelişmeler ve Siyonist rejime karşı direniş gruplarının Aksa Tufanı operasyonuna ilişkin soru üzerine şunları söyledi: ‘ Özellikle son 2 günde Filistin sahasında önemli gelişmeler yaşanıyor. Siyonist rejimin Filistin milletine karşı sürekli olarak işlediği suçlara her zaman destek veren bazı tarafların, 75 yıllık hukuk ihlaline aldırış etmeden, yeni gelişmelerde zalimin ve mazlumun yerini değiştirmeye çalıştıklarını, zalimin yanında durduklarını ve mazlum Filistin halkına karşı zalimleri desteklediklerini gördük.
Batılı hükümetlerin, ABD’nin ve bazı Avrupa hükümetlerinin, uluslararası alanda zalimi desteklemek için Filistin milletine karşı psikolojik savaş ve ağır propaganda yapmaya devam etmeleri hiçbir şekilde kabul edilemez. Bazı hükümetlerin bu rejimin suçlarına göz yumarak Filistin milletini suçlaması hiçbir şekilde kabul edilemez.
Müslüman ülkeler ve hatta gayrimüslim ülkeler de dâhil olmak üzere dünyada çok sayıda ülkenin Filistin milletine ve Filistin direnişine destek verdiğine şahit oluyoruz.’
* İran, Filistin Meselesinde Her Zaman Net Bir Duruşa Sahip Olmuştur
Nasır Kenani şunları söyledi: ‘İran İslam Cumhuriyeti’nin Filistin meselesinde her zaman net bir duruşu olmuştur. Bu konuda hem resmi olarak tutumunu açıklamış hem de en üst mertebede cumhurbaşkanı ve dışişleri bakanı görüşlerini sunmuş ve dışişleri bakanı mevkidaşlarıyla devam eden diplomatik görüşmelerinde Filistin sahnesindeki gelişmelere ciddi bir şekilde yer vermektedir.
İslam ülkeleri, Filistin milletine destek konusunda daha fazla çaba göstermeli, siyasi ve manevi güçlerini eskisinden daha fazla kullanmalıdır.
Emir Abdullahiyan’ın Irak Dışişleri Bakanı ile dün akşam gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Dışişleri Bakanı’nın İslam İşbirliği Teşkilatı’nın olağanüstü toplanması önerisi gündeme geldi. İslam ülkeleri arasındaki çabaların ve sinerjinin devam etmesini ve Mescid-i Aksa ve Kudüs’ün tüm İslam ülkeleri ve dünya Müslümanları için önemli olduğunu dikkate alarak, Siyonist rejimin günlük suçlarına karşı Filistin halkının onurlu direnişini desteklemek için İslam ülkelerinin birlikte hareket etmelerine şahit olmayı umut ediyoruz.’
Nasır Kenani, işgal altındaki topraklardaki gelişmelere ilişkin İslam İşbirliği Teşkilatı’nın acil toplantı düzenlemesiyle ilgili olarak şunları söyledi: ‘Bu toplantının düzenlenmesi, İslam ülkelerinin Filistin milletine siyasi ve manevi destek ve aynı zamanda hukuki ve uluslararası destek için iç ve dış kapasitelerini kullanmalarına yardımcı olacaktır. Bu toplantı ışığında Filistin’e toplu bir desteğin yolu gündeme gelecek ve ülkeler önerilerini sunacaktır.’
* İran’ı Tehdit Eden Kişiler Şunu Bilmelidir ki, İran’a Yönelik Herhangi Aptalca Bir Eyleme Yıkıcı Bir Yanıt Verilecektir
Nasır Kenani, Siyonistlerin ve ABD’li bazı senatörlerin İran’a yönelik tehditlerine ilişkin bir soruya şöyle yanıt verdi: ‘Filistin halkı, 75 yılı aşkın süredir en doğal ve uluslararası kabul görmüş insan haklarını ihlal eden bir rejime karşı, bu saldırıları ortadan kaldırma ve işgali püskürtme güçlerini kullanma hakkına sahiptir. Bu, resmi olarak tanınmış meşru bir haktır.
İran’ı tehdit eden herkes şunu bilmelidir ki, İran’a karşı yapılacak herhangi aptalca bir eyleme yıkıcı bir karşılık gelecektir.’
* İran ve Suudi Arabistan Arasında Ekonomik İşbirliği
Nasır Kenani, İran ile Suudi Arabistan arasındaki ekonomik işbirliği süreci hakkında sorulan soru üzerine şunları söyledi: ‘İkili görüşmelerde çeşitli konular ele alındı. İran ve Suudi Arabistan dışişleri bakanlarının New York’ta yaptığı son ikili toplantıda ticari ve ekonomik işbirliği ve bunun genişletilmesine dikkat çekildi. Emir Abdullahiyan, iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğine yönelik ortak komisyonun faaliyetlerine yeniden başlaması ve toplantılar düzenlemesi ile ekonomik işbirliğinin koordinasyonu ve takibi için komitenin kurulmasına dikkat çekti ve bu, Suudi mevkidaşı tarafından da desteklendi. Bu çerçevede ortak yatırımlar alanında işbirliği konusu gündeme getirildi. Bu konudaki müzakerelerde fikir birliği mevcut.
*El-İttihat ve Sepahan Müsabakası
Nasır Kenani, El-İttihat ve Sepahan takımları arasındaki futbol maçına ilişkin bir soruya yanıt vererek şu ifadelerde bulundu: ‘Bu bir futbol meselesidir ve kendi çerçevesinde ele alınması gerekir. Asya Futbol Konfederasyonu (A.F.C), spor konularının spor mekanizmaları çerçevesinde takip edilmesi, siyasi müdahaleye ve siyasi etkiye maruz bırakılmaması gerektiğini her zaman vurgulamaktadır. İran’ın, maç hakemi hakkında Asya Futbol Konfederasyonu’na sunduğu şikâyet konusunda AFC’nin profesyonelce davranarak adil görüş ve kanaatini açıklamasını bekliyoruz. Konunun sportif mahiyeti dikkate alındığında konuyu ciddiyetle takip etmek, İran takımının ve İranlı taraftarların haklarını korumak İran Futbol Federasyonu’nun görevidir.
Diplomatik araçların devreye girmesi ve iki dışişleri bakanı arasındaki görüşmelerin amacı, bu sorunu spor çerçevesinde çözmek ve spor taraflarını bu sorunu iki ülkenin siyasi ve kültürel ilişkilerine yön veren ruha uygun olarak çözmeye teşvik etmektir. İnşallah spor mekanizmaları siyasi iklime uygun olarak sorunlarını çözecektir.’
Nasır Kenani, Şehit Süleymani’nin resimlerinin kullanımı ve el-İttihat ve Sepahan arasında yakın zamanda oynanmayan maçta yaratılan marjlar hakkındaki bir soruya yanıt olarak şunları söyledi: ‘Şehit Süleymani bizim için ulusal bir kahraman ve terörle mücadelenin kahramanıdır, İmam Hamanei’nin tabiriyle, Şehit Süleymani, terörle mücadelenin uluslararası yüzüdür. Bu, İran milletinin ve dünyanın birçok milletinin, bölgenin ve direniş ekseninin iftihar ve saygı meselesidir. Şehit Süleymani dünyada ve bölgede bilinmeyen bir yüz değildir, herkes tarafından onurlandırılmakta ve saygı duyulmaktadır.’
* İran ile Azerbaycan Arasında Askeri Tatbikat
Nasır Kenani, İran ile Azerbaycan arasında Hazar Denizi’nde ortak tatbikat yapılmasına ilişkin bir soruya şöyle yanıt verdi: ‘Detaylı bilgim yok, savunma ve askeri işbirliği alanında ortak mekanizmalar mevcut ve artık her iki taraf da bu işbirliklerinin güçlendirilmesi konusunda mutabık ve daha önceleri de bu tür manevralar ve askeri iş birliği yapılıyordu.’
* Tahran’daki Azerbaycan Büyükelçiliği’nin Faaliyetlerine Yeniden Başlaması Konusunda Görüş Birliği Var
Nasır Kenani, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Özel Asistanının ziyareti ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Tahran Büyükelçiliği’nin yeniden açılması sürecine ilişkin olarak şunları söyledi: ‘Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Halaf Halafov, iki ülkenin üst düzey yetkilileri arasında siyasi ve ekonomik konular ile Kafkasya ve Karabağ bölgesindeki son gelişmelerin takip edilmesi amacıyla gerçekleşen görüşmelerin devamında Tahran’ı ziyaret etti. Güzel görüşmeler ve istişareler yapıldı. Azerbaycan tarafı Kafkasya’da yaşanan son gelişmelere ilişkin görüşlerini belirtti ve İran İslam Cumhuriyeti de bölgedeki gelişmelere ilkeli bakış açısı çerçevesinde, bölgedeki sorun ve anlaşmazlıkların siyasi diyalog çerçevesinde çözülmesi gerektiğini ve İran’ın Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan’a yardıma hazır olduğunu ifade etti.
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Tahran Büyükelçiliği’nin faaliyetlerine yeniden başlaması konusunda görüş birliği var. Şu ana kadar yapılan görüşmeler ve atılan olumlu adımlar çerçevesinde ve iki ülke arasındaki iyi siyasi sürecin devam etmesi halinde, bu büyükelçilik yakın zamanda Tahran’daki faaliyetlerine yeniden başlayabilir.
İran-Azerbaycan arasındaki ikili ilişkilerde çok iyi bir atmosfer ve süreç içerisindeyiz ve bu gelişmelerin adım adım iki ülke arasındaki işbirliği yönünde ilerleyeceğini umut ediyoruz.
* İran’ın Rolüyle İlgili Konuları Gündeme Getirmek, Kamuoyunun Zihnini Saptırmayı ve Olası Sonraki Eylemleri Meşrulaştırmayı Amaçlıyor
Nasır Kenani, İran’ın Aksa Tufanı operasyonuyla bağlantısına ilişkin iddialar hakkındaki bir soruya şöyle yanıt verdi: ‘Ne mutlu ki Filistin ulusunun direnişi artık kendisini ve milletini savunmak, kaybettiği hakları geri kazanmak için gerekli yetenek ve güce, gerekli irade ve motivasyona sahip ve bu zâti gücüne ve milli gücüne dayanarak kaybettiği haklarını savunabileceğini ve hukuki haklarını geri kazanabileceğini pratikte de gösterdi.
İran ve İran’ın rolü hakkındaki suçlamalar ve açıklamalar vb… Siyonist rejimin ağır yenilgisini haklı çıkarmak, bu rejimin bozulan sahte imajını onarmak, ayrıca ABD rejimi de dâhil olmak üzere Batı’dan gelen çeşitli destekleri ya da Siyonist rejimin Filistin milletine karşı maceraperestliklerini haklı çıkarmak olmak üzere çeşitli siyasi hedeflerle yapılmaktadır.
Siyonist rejimin Filistin milletine ve bölge milletlerine karşı 75 yıldır işlediği suçlar ve işgaller ile ABD rejiminin, İngiliz rejiminin ve bazı tanınmış batılı hükümetlerin uluslararası sorumlulukları arasında bir ayrım yapmak mümkün değildir. Filistin direnişinin de açıkladığı gibi bu operasyon, Siyonist rejimin Mescid-i Aksa ve Kudüs’e defalarca saygısızlıkta bulunmasına ve bu rejimin Filistin milletine karşı sürekli olarak işlediği suçlara tepki olarak gerçekleştirildi.
İran, Hizbullah vb. isimler verilerek bazı iddia ve suçlamalarda bulunulması, Siyonist rejimin 75 yıllık suçlarına destek veren ABD ve İngiliz rejiminin uluslararası sorumluluğunu hiçbir şekilde azaltmaz. Filistin direnişi de ABD’nin Akdeniz sularına uçak gemisi göndereceğini açıklamasıyla ilgili olarak, ABD’nin bu açıklamasının Siyonist rejimin Filistin halkına yönelik saldırısına fiili olarak katılım anlamına geldiğini söyledi.’
Nasır Kenani, Amerika’yı Siyonist rejimin birinci kademe müttefiki ve birinci kademe destekçisi olarak nitelendirdi ve şu ifadelerde bulundu: ‘Sürekli olarak ABD silahlarının gönderilmesi ve ABD’nin bu rejime yıllık mali destek vermesi ve ABD’nin İsrail’e yüklü mali yardım yapmak istediğini açıklaması, ABD rejiminin Siyonist rejime Filistin halkına karşı işlediği suç ve cinayetlerde destek verme konusundaki doğrudan rolünü göstermektedir.
İran ve İran’ın rolüyle ilgili konuları gündeme getirmek, kamuoyunun zihnini saptırmayı ve Siyonist rejimin Filistin ulusuna yönelik saldırı ve suçlarını ve sonraki olası eylemlerini meşrulaştırmayı amaçlıyor.’
* Yaptırımların Kaldırılmasına Yönelik Müzakereler
Nasır Kenani, İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerin bu ay Umman’da yapılacak yeni turuna ilişkin bir soruya yanıt olarak şunları söyledi: ‘Yeni bir dolaylı müzakere turu için belirlenmiş bir tarih bilmiyorum, tabi ki daha önce de açıkladığımız gibi bu konuda diplomasi yolu hala açık ve dolaylı olarak aracılar aracılığıyla mesaj alışverişi yapılabiliyor. Bugün elimde bu konuda yeni ve güncel bir bilgi yok.
*Filistin Milleti de Dahil Olmak Üzere Bölgedeki Hiçbir Tarafın Yerine Karar Vermede Rolümüz Yok
Nasır Kenani, İran’ın işgal altındaki Filistin’de ateşkes sağlamak için Hamas’la ilişkisini kullanıp kullanmadığı sorusuna şöyle yanıt verdi: ‘Mevcut duruma karar verecek olan Filistin milletidir. Filistin milleti de dâhil olmak üzere bölgedeki hiçbir taraf adına karar verme konusunda hiçbir rolümüz yok. İran’ın konumu ve bakış açısıyla ilgili olan şey, Filistin ulusunun Siyonist rejime karşı direnişinin meşru olduğu ve uluslararası açıdan kabul edildiğidir. Zalim ve mazlumun ve saldırgan ve işgalcilerle toprağı ve hakları gasp edilmiş bir milletin yeri değiştirilemez.
İslam ülkeleriyle ilgili çabamız, İslam ülkelerinin Filistin milletinin tanınan haklarının yanında durmasıdır ve biz gaspçı ve işgalci bir rejim olarak Siyonist rejimin varlığını kabul etmiyor, herhangi bir hakka sahip olduğunu düşünmüyoruz. Filistin meselesine ilişkin tüm çabalarımız, İslam ülkelerinin Filistin milletinin haklarına verdiği desteğin güçlendirilmesi ve denizden nehre bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik olacaktır.
Siyonist rejime ilişkin tutumumuzu resmi toplantılarda ve görüşmelerde her zaman dile getirdik.
* İran ve Irak Arasında Güvenlik Anlaşması
Nasır Kenani, General Bakıri’nin İran ve Irak arasındaki güvenlik anlaşmasının tam olarak uygulanmamasına ilişkin şikâyeti hakkında şunları söyledi: ‘Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı el-Araci’nin geçtiğimiz günlerde Irak Kürdistan Bölgesel Güvenlik yetkilisinin eşliğinde Tahran’a yaptığı ziyarette, İran ile Irak arasında güvenlik anlaşmasının uygulanmasına ilişkin son durum ele alındı ve Irak tarafı, güvenlik anlaşmasına ilişkin icraatları hakkında bir raporu İran tarafına sundu ve bu konuda görüşme yapıldı.
İran tarafı bulgularını sundu. İlgili Irak kurumları, Kürdistan Bölgesi yetkilileriyle işbirliği içinde, yukarıda bahsi geçen anlaşmanın uygulanması ve Irak sınır muhafız güçlerinin ortak sınırlara konuşlandırılması ve bölücü teröristlerin karargâhlarının dağıtılması konusunda şu ana kadar etkili adımlar attı. Terörist gruplarla ilgili raporlar İran tarafına sunuldu.
Bu konuda ortak bir komite oluşturuldu. Zaten bir komitemiz vardı. Irak hükümeti ve Kürdistan Bölgesi yetkililerinin İran’dan beklentileri konusunda doğru anlayışla, dostane, kardeşçe ve yapıcı yaklaşımlar ve İran ve Irak arasındaki ilişkiler ve Irak Kürdistan Bölgesi ile iyi işbirliği ışığında güvenlik anlaşmasının tam olarak uygulanması için gerekli adımların atılacağını umut ediyoruz. Bu konu iki ülkenin ortak güvenlik komitesi çerçevesinde devam ediyor.’
* Top, Amerika ve Avrupalı Ortaklarının Sahasında
Nasır Kenani, Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in, İran’ın yükümlülüklerini yerine getirmemesi konusunun Nükleer Anlaşma Ortak Komisyonu’na havale edilmesine ilişkin son açıklamaları hakkında şunları söyledi: ‘Nükleer Anlaşma çok taraflı bir anlaşmadır ve Nükleer Anlaşmanın tüm üyeleri yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır ve eğer bir sorumluluk ve yükümlülük varsa bu tüm üyeleri ilgilendirir. Nükleer Anlaşmanın yükümlülüklerini yerine getirmeyen, Amerika ve Nükleer Anlaşmanın diğer Avrupalı üyeleridir.
Sorumluluk ABD’ye ve Avrupalı ortaklarına aittir ve top onların sahasındadır.’
Nasır Kenani, güvenlik anlaşmasıyla ilgili bir soruya yanıt olarak şunları söyledi: ‘Irak hükümetinin, İran’la yapılan anlaşma çerçevesinde üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesini bekliyoruz.’
* İran, Ulusal Güvenliğin ve İran Ulusunun Haklarının Savunulması Konusunda Asla Eli Kolu Bağlı Oturmamıştır
Nasır Kenani, Amerikalı Senatör Lindsey Graham’ın açıklamaları ve İran’a tehdidine ilişkin bir soruya yanıt olarak şunları söyledi: ‘Tehdit eden taraflar, uluslararası toplumun diğer üyelerine ve Birleşmiş Milletlere karşı tehditte bulunmaya ilişkin yasal ve uluslararası sorumluluklarının bilincinde olmalıdır. Bilsinler ki, İran İslam Cumhuriyeti, ulusal güvenliğin ve İran halkının haklarının savunulması konusunda hiçbir zaman eli kolu bağlı oturmamış, her zaman kararlı ve pişman edici bir şekilde hareket etmiştir.’
* Afgan Göçmenler
Nasır Kenani, Afgan göçmenler hakkında da şunları söyledi: ‘Afgan kardeşlerimizin karşı karşıya olduğu yerinden edilme sorunu, sevgili Afganistan’ımıza ve bu ülkenin aziz insanlarına karşı 45 yılı aşkın süredir devam eden sorumsuz dış saldırıların sonucudur. İran tüm bu koşulların bilincindedir ve Afganistan vatandaşlarına karşı sorumluluk hisseden bir komşu olarak bu konuya kayıtsız kalamaz. Göç, İran’ın yürütme kurumlarının gündeminde yer alan önemli konulardan biridir ve hükümet ve devlet kurumlarında da önemli bir konu olarak değerlendirilmektedir.
Bu konu güvenlik açısından her zaman dikkate alındı. İnsani açıdan, bu ülkede gelişen koşullar sonucunda kendimizi Afgan vatandaşlarının kaderine karşı sorumlu hissettik ve uluslararası forumlarda Afgan göçmenler ve onların hakları için gerekli çabayı gösterdik ve önem verdik. Onlara hukuki koruma ve kolaylıklar sağladık.
Aynı zamanda yerleşim ve hayat koşullarına önem verilmesine ve konunun güvenlik boyutuna dikkat edilmesine rağmen ne yazık ki medya ve sosyal platformlarda bir propaganda ve medya akımının olduğunu da gördük. Bu hareketlerden, kriz ve gereksiz endişeler yaratıp İran-Afganistan ilişkilerini bozmaya yönelik hedefli ve yönlendirilmiş bazı eylemlerin yapıldığı anlaşılıyor.
Gerçek ve aslı astarı olmayan içerik, video, resim ve klipler görüyor, tarafların iki komşu ülke arasındaki ilişkileri bozmaya çalıştıklarını, kendi amaçları doğrultusunda sahte krizler peşinde olduklarını anlıyoruz. Elbette ülkenin ilgili kurumları bu konulara takip ediyor.’
* İlişkilerin Normalleşmesinin Tehlikeleri Konusunda Uyardık
Nasır Kenani, Siyonist rejim ile Suudi Arabistan’ın da aralarında bulunduğu Müslüman ülkeler arasındaki ilişkilerin normalleşmesine ilişkin şunları söyledi: ‘Konuştuğumuz tüm İslam ve bölge ülkeleriyle birlikte Filistin halkına destek ele alınan konulardan biridir ve ilişkilerin normalleşmesinin tehlikeleri konusunda da komşu ülkelere ve İslam dünyasına gerekli uyarı ve tavsiyelerimizi yaptık, bu süreci devam ettireceğiz.’
* İran’ın Bloke Edilen Varlıklarının Serbest Bırakılması
Nasır Kenani, İran’ın bloke edilen varlıklarının serbest bırakılmasıyla ilgili bir soruya yanıt olarak şunları söyledi: ‘Bu, konu kendi çerçevesinde gerçekleşti ve İran’ın varlıklarına erişimi var.’
* Herat Depremi
Nasır Kenani, Herat’ta yaşanan son depremin ardından Afgan göçmenlerin kabulüne ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi: ‘Acı ve hayati tehlike yaratan bir olay olan Afganistan depremiyle ilgili olarak, aziz Afganistan halkına ve hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Kurtarma operasyonunun daha hızlı tamamlanacağını umuyorum. Bu acı olayda yaralananlara acil şifalar diliyorum. Bu acı olaydan haberdar olduğumuz andan itibaren Kabil’deki büyükelçiliğimiz ve Herat’taki İran Başkonsolosluğumuz bilgi göndermiş, İran Kızılayı hemen yardım göndermiş, İran kurtarma ekibi de yardım malzemeleriyle Afganistan’a gitmiştir.
Dün gece İran Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki ile telefon görüşmesi gerçekleştirdim ve son durumu görüştüm. Başta Kızılay olmak üzere, İran’ın ilgili makamları ellerinden geleni yapıyor.
*İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin Türkiye Ziyareti
Nasır Kenani, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin Türkiye ziyaretinin zamanına ilişkin bir soruya yanıt olarak şunları söyledi: ‘Bu ziyaretin konusu iki ülke ilişkileri çerçevesinde değerlendirilen programlardan biridir. Prensip üzerinde anlaşmaya varılan bu ziyaretin kesin tarihi henüz belirlenmemiştir, liderlerin görüşmesi ve üst düzey heyet değişimi iki ülke ilişkilerinin çalışma programında yer almaktadır. Bunlardan biri de zamanı gelince duyurulacak olan Cumhurbaşkanı Reisi’nin Türkiye ziyaretidir.’
Bir Türk muhabiri, Aksa Tufanı operasyonunun Batı tarafından terör saldırısı olarak ilan edildiğini, diğer yandan İran’ın Hamas’ı doğrudan desteklediğinin söylendiğini belirtti ve bu konuda Nasır Kenani’nin görüşünü sordu. Nasır Kenani bu soruya şöyle yanıt verdi: ‘Maalesef zalimin yerine mazlumu koyan ülkeler var. Zalim ve işgalciyi hak sahibi gibi göstererek işgalci ve gaspçı rejim tarafından her gün toprakları işgal edilen bir millete destek vermiyorlar. Bu rejimi destekleyen bu tür rejimler, bir milletin hak direnişini Siyonist rejimin müstehak olduğu şekilde tanımlarlar ve bu da o hükümetlerin kendilerine dönmektedir.
İran, Filistin halkının haklarını ve topraklarının özgürlüğü için direnişini desteklemektedir. Bu, tüm Filistin halkına verilen genel bir destektir. Çünkü tüm Filistin halkının hakları ihlal edilmiştir. Bu destek, İran’ın desteğinden daha geniştir. İslam ülkeleri ve gayrimüslim ülkeler ve Latin Amerika’daki farklı ülkeler net bir pozisyon beyan ederek mevcut operasyonu desteklemiş ve Siyonist rejimi ve özellikle bu rejimin aşırılık yanlısı hükümetini sorumlu tutmuştur.
Siyonist rejimin gasp ve suçunu desteklemek, onu meşrulaştırmak demektir. Filistin halkının hakları desteklenmeyi hak ediyor ve tüm hükümetler ve uluslar bu hakları desteklemelidir.’
* Siyonist Rejime Gemi Göndermek ya da Herhangi Bir Destek, Zalimin Yanında Yer Almak Demektir
Nasır Kenani, bölgeye ABD gemisi gönderilmesi hakkında şunları söyledi: ‘Siyonist rejime gemi göndermek veya herhangi bir destek, zalimin yanında yer almak demektir. Bu çatışmanın yayılması muhtemeldir. Siyonist rejimin Filistin halkına yönelik saldırılarının devamının kışkırtıcı bir eylem olduğunu, ülkelerin müdahale ederek Siyonist rejimin bu aptalca eylemlerine engel olmaları gerektiğini vurguluyoruz.’
Nasır Kenani, Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki Kürt merkezlerine yönelik saldırılarına ilişkin olarak şunları söyledi: ‘Ülkelerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmelidir. Terörizm bölge ülkeleri için ortak bir tehlikedir ve bölge ülkeleri arasındaki ortak iş birliği çerçevesinde ortadan kaldırılması gerekmektedir. İran gelişmeleri takip ediyor, gerekirse olaylara dâhil olup görüşlerini açıklayacaktır.
* Mehrdad Bazarpaş’ın Bakü Ziyareti
Nasır Kenani, Mehrdad Bazarpaş’ın Bakü ziyareti ve İran ile Azerbaycan’ın Doğu-Batı Koridoru’ndaki iş birliğine ilişkin şunları söyledi: ‘Bu yeni bir konu değil ve son 34 yılda İran, Azerbaycan Cumhuriyeti ile dostane ve iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde işbirliği yapmak için Azerbaycan’a kendi topraklarını ve iletişim koridorunu sağlamış ve İran toprağı Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki iletişim için kullanılmıştır ve bu çerçevede işbirliği devam etmektedir.
Karabağ’ın özgürleşmesi nedeniyle yeni coğrafi şartlara göre yeni işbirliklerinin kurulması mümkündür. Azerbaycan tarafı da İran’ın memnuniyetle karşıladığı Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki iletişim yolunun kısaltılması amacıyla İran’la işbirliği talebinde bulundu. Bazarpaş’ın ziyareti ve köprünün açılışı, İran’ın transit koridorunun kullanılmasıyla aynı çerçevede gerçekleşiyor ve bu işbirlikleri ciddiyetle devam ediyor.
Geçiş ve bölgesel koridorların etkinleştirilmesine ilişkin işbirliğini destekliyoruz ancak bu, ülkelerin bağımsızlığına ve uluslararası yasalara saygı gösterilerek yapılmalıdır. İran ikili ve çok taraflı işbirliğini memnuniyetle karşılıyor.
Bazarpaş, iki ülke arasında ekonomik işbirliğinin etkinleştirilmesi çerçevesinde mevkidaşı ile güzel görüşmelerde bulundu, İlham Aliyev ile de çok güzel bir görüşme gerçekleştirildi, görüşmeler yapıcı ve olumlu bir atmosferde gerçekleşti.’
Nasır Kenani, “İran Aksa Tufanı’nın geleceğini nasıl görüyor” sorusu üzerine şunları söyledi: ‘Şu anki gidişatı tahmin edemem. Filistin halkı haklarını savunuyor.’
Nasır Kenani başka bir soru üzerine de şunları söyledi: ‘Kur’an-ı Kerim’in hiçbir şekilde ihlal edilmemesi gerekir ve ifade özgürlüğü adı altında Kur’an-ı Kerim’e saldırılması, hiçbir şekilde haklı gösterilemez.’
