yelpazede sürüyor. Ancak El Aksa Tufanı ve Putin’in İsrail’e mesafeli tutumu
işbirliğinin bir dönem soğuyabileceğine dair işaretler veriyor.
Kuruluşundan bu yana savaşan, Ortadoğu’daki çatışmaların ve
hesapların sürekli içinde olan İsrail bölgedeki komşularıyla ilginç ilişkilere
sahip. Bu yazı dizisinde İsrail’in pek göz önüne çıkmayan dış ilişkilerine
odaklanacağız.
HAMAS öncülüğünde başlatılan Filistin saldırılarıyla yeniden
gündeme gelen İsrail bölgedeki komşularıyla ilginç ilişkilere sahip. Sürmekte
olan kanlı savaşın sıcaklığı devam ederken İsrail’in bu çokca işlenmeyen yönünü
aydınlatmaya çalışacağız.
Zoraki bir evlilik mi?
Rusya’nın İsrail ile olan ilişkileri Sovet Sosyalist Cumhuriyetleri
Birliği’nin dağılmasının ardından başlıyor. Bu yazı kapsamında SSCB-İsrail
ilişkilerine değinmeyeceğiz, belki bu konu başka bir yazıda ele alınabilir. İki
ülke arasındaki ilk ikili ilişki gündemi Rus Yahudilerinin yaşanan ekonomik
krizin ardından kitlesel şekilde İsrail’e göçmesiyle beraber başlar. İsrail
toplumsal hayatındaki bu önemli etkenin değerini ilk olarak anlayan ve Rus
göçmenlerin iç siyasete katkısının arkaya alınması için Rusya’nın desteğinin
alınması gereğine dikkat çekenlerin başında Ariel Şaron olmuştur. Bugün
İsrail’de yaşayan ve toplumsal hayatta önemli konumda olan Rusların toplam
sayısının 1.5 milyonu geçtiği bilinmektedir. Eski Sovyet ülkeleri dışında en
yoğun Rusça konuşulan ülkelerden birisi olan İsrail, Rusya için önemli bir
ülkedir. Tel Aviv-Moskova arasında yoğun uçak seferlerinin yapıldığını da
söylemiş olalım.
İki ülke arasında başlayan ilişkilerin arka planında çok
çeşitli etkenler bulunmakla beraber özellikle 2000’li yılların başında bölgesel
işbirliği arayışı dikkat çekicidir. Rusya, İsrail ile işbirliği fırsatlarını
arayarak hem Rus Yahudileri eliyle İsrail iç siyasetine etki etmekte, hem de
ABD emperyalizminin ileri karakolu konumundaki ülkenin uluslararası hareket
sahasını sınırlayabilmektedir. İsrail ise bölgesel sorun yaşadığı Ortadoğu’da
askeri olarak mevcut olan bir ülkeyle iyi ilişkiler olmanın yaratacağı uygun
siyasal ortamdan faydalanmaya çalışmaktadır.
Elbette bu tablonun ekonomik ve askeri boyutu da vardır.
Bugün Rusya, İsrail’in en önemli ham petrol tedarikçisi konumundadır. Ayrıca
her iki ülke özel sektörü pek çok alanda önemli yatırımlara sahiptir. İsrail’de
önemli yatıran Rus firmaları arasında Yandex ve Mail.Ru başta geliyor. Covid-19
pandemisi sırasında Kudüs’deki Hadassah Hastanesi Rus ilaç sektörüyle işbirliği
yapmış, Moskova’da temsilcilik açmış ve Sputnik-V aşısının geliştirilmesine
katkıda bulunmuştur. Silah sanayiinde iki ülke arasında önemli işbirlikleri
yapılmış, halihazırda bu alanda milyar dolar mertebesinde ilişki mevcuttur.
Rusya ilk nesil insansız hava araçlarını bu ülkeden almış ve yakın zamana kadar
yoğun işbirliği devam etmiştir. İki ülkenin nükleer ve uzay alanda işbirliği
yaptığını, İsrail’in resmî olarak teyitlenmese de bölgedeki önemli bir
kıtalararası balistik füze kabiliyetli nükleer güç olduğunu da hatırlatalım.
Rusya ve İsrail’in müttefik olduğu öne sürmek iddialı
olacaktır ancak her iki ülkenin de birbirinin gücünün farkında olduğunu
söylemek ve bir diğerinin ayağına basmamaya çalıştığı saptamasını yapmak
zorlama olmayacaktır. Yugoslavya Savaşı sırasında Birleşmiş Milletler Genel
Kurulundan onay almaya çalışan ABD öncülüğündeki NATO ülkeleri Rusya ve Çin
vetosu yüzünden bu yönde karar alamasa da NATO kapsamında ülkeye saldırdığında
İsrail saldırıyı kınamıştır. İsrail, Ukrayna İç Savaşı sırasında 2014 yılında
Kırım’ın Rusya tarafından ilhak edilmesini kınamamıştır. Aynı yıl Rusya’nın iki
devlet arasındaki anlaşmalara uygun bir şekilde Suriye İç Savaşı’na Suriye
Cumhuriyeti lehine dahil olmasıyla beraber İsrail-Rusya arasında olası kazaları
önlemek adına temas mekanizmaları tanımlanmıştır. Suriye, İsrail’in devlet
doktrini olarak her zaman en üst sıraya yazdığı ve mümkün olduğu kadar
azaltılması gereken bir tehdit olmuştur. Emperyalizmin bölgeye bütünlüklü
müdahalesinin ardından bu tehdit oldukça düşük seviyeye indiği için İsrail
hükümetleri ve ordusu bu durumu muhafaza etmek için büyük tavizler vermeye
hazırdır. Emperyalizmin yönelim ve emirlerinin aksine Ukrayna Savaşında
İsrail’in kuru bir protestoyla yetinmesi, Rusya’ya yönelik yaptırımlara
katılmaması, ilk dönemde Baltık ülkelerine satılmış olan İsrail silah
sistemlerinin asla Rusya’ya karşı kullanılamayacağını açıklanması, tüm
ısrarlara rağmen başta Demir Kubbe savunma sistemleri olmak üzere MIM-23 Hawk
füzeleri gibi yüksek teknoloji ürünü silahların Ukrayna’ya verilmemesinin
ardında bu neden yatmaktadır. İki ülke arasında adı konmamış çeşitli
“uzlaşılar” olduğu, bu kapsamda Rusya’nın İran’a silah ihracatı yapmaması
karşılığında İsrail’in de Gürcistan ve Ukrayna’ya silah satmadığı
söylenmektedir.
İki ülke arasındaki ilişkinin zoraki olduğundan
bahsetmiştik. Emperyalizmin bölgede bıraktığı boşluklar ve yaşadığı hegemonya
krizi nedeniyle ortaya çıkan manevra sahalarında Rusya ve İsrail kimi alanlarda
karşı karşıya gelirken kimi alanlarda işbirliği yapar. Örneğin Libya İç
Savaşı’nda iki ülke beraber Hafter rejimini desteklemekte, Rusya ABD Başkanı
Trump tarafından İsrail lehine çeşitli Arap ülkeleriyle imzalanan Abraham
Mutabakatına karşı çıkmamaktadır. Buna rağmen Rusya bölgede iki devletli çözümü
destekler ve Filistinli örgütlerle güçlü bağlara sahiptir. Hamas’ı terör örgütü
olarak görmez ve diplomatik ilişkiler yürütür. Ayrıca Rusya, İsrail’i Kudüs’ü
tek taraflı olarak başkent ilan etmiş olmasını da tanımamaktadır.
El Aksa Tufanı’nın başlamasından sonra bir süre sessiz kalan
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin gecikmeli olarak yaptığı açıklamada soruna
soyut olarak yaklaşmayı tercih ederek bölgede ABD siyasetinin başarısızlığına
vurgu yapmıştı. İki ülke arasındaki derin kültürel, ekonomik ve askerî bağlar
ilişkilerin kopmasına engel olduğu çok açıktır. Emperyalizmin bölgedeki
planlarına uygun hareket etmek isteyen Netanyahu hükümeti, atacağı her adımda
anlatmaya çalıştığımız gibi karmaşık ilişkiler içinde bulunduğu Rusya’nın
vereceği tepkileri önemsemek durumundadır.
