Tekelci Yahudi Burjuvazisi ve Filistin

rasthaber
Rasthaber –  Yaygın olan inancın
aksine, Filistin’e bir ‘Siyonist Yahudi Devleti’ni inşa etmek fikriyatı,
projesi ve tatbik edilmesi hikâyesi bir İngiliz, Fransız veya ABD ürünü
değildir. Siyonist Tekelci Yahudi Burjuvazisinin temsilci Rothshild
Hanedanlığının eseridir. Onlarca yıl süren, milyonlarca Avrupalının
öldürülmesine sebep olan din ve ekonomik savaşları, en nihayet Katolik ve
Protestan meşrepli burjuvazinin eseri olan Batı devletlerini üretti. Yahudi Burjuvazisinin
Avrupa’da kendi karakterlerine uygun bir devleti inşa etmeye kalkışabilmeleri
için ne yeterince nüfusu ne de Hristiyanlarla bunun için savaşacak takati
vardı. Bu somut koşullar ve Batı’da çok güçlü olan ‘Yahudi düşmanlığı’
sebebiyle Yahudi burjuvazisi, fırsatçı, riyakâr, münafık, mevcut din, mezhep ve
tarikatların kimliğine bürünme, bekle ve gör siyasetini benimseme, mevcut
sisteme sirayet etme, yükselenin eteğine yapışma ve saltanatından nemalanma,
güçlünün yanında durma, devletlerarasındaki rekabet ve kavgaları körükleme,
çelişkileri lehine kullanma ve Hanedanlığın, devletin kılcal damarlarına sızma
seçeneğini ehven görmüşlerdir. Başta Arap Âlemi, Türkiye ve Avrupa’da olmak
üzere tüm kıtalarda mevcut olan Yahudi nüfusunu Avrupa’ya getirmek, Avrupa’da
bir bölgenin Hristiyan nüfusunu başka yere taşıma ve buraya Yahudi nüfusunu
getirmek maksadıyla bir demografik değişime gitmek Yahudi Burjuvazisi için çok
pahalıya patlayabilirdi.

YAHUDİ BURJUVAZİSİNİN
PLANI

Rasyonel Yahudiler
çözümü, Avrupa Burjuvazisinin inşa edeceği medeniyet ve demokrasilerde
dinlerini, kimliklerini ve kültürlerini koruyarak, yaşadıkları toplumlara uyum
sağlayarak, din, mezhep ve etnik çatışmalar yerine millet olmak ve Yahudilerin,
nerede yaşıyorlarsa bu modern milletlerin parçası olmakta gördüler. Marks ve
Engels gibiler dil, din, köken, cins farkı gözetmeyen ezilenlerin, üreten ve
yöneten İşçi sınıfının iktidarı altında sadece Yahudilerin değil her ferdin
adaletli, huzurlu ve özgür bir toplumda yaşama imkânı bulacağı bir nizam için
mücadele etti. Bu ideal, Yahudi Burjuvazisinin en büyük tanrıları tarafından
kabul göremezdi. Avrupa Burjuva demokrasilerinin uzun ömürlü olmayacağını,
sermayenin fıtratında sahibini daha çok elde etmeğe ve tekelci olmaya
zorladığını, bu sebeple toplumsal kavgaların, savaşların, sömürge tamahların
daha şiddetli olacağını iyi biliyordu. Bu savaşların sadece dışarda,
sömürgelerde değil Avrupa’da da yaşanacağını ve tepişen fillerin ayakları
altında en çok Yahudilerin ezileceğini görüyorlardı. Bu sebeple sadece parçası
oldukları Batı devletlerine güvenmek ve onlardan medet ummak yerine hem
Avrupa’daki varlıklarına güç ve koruma kalkanı sağlayacak hem de tüm Avrupa’nın
arzuladığı Asya ve Afrika’nın kesişen merkezinde kendilerine ait bir karakolun
inşa edilmesi daha uygun olacaktı. Bunun için birçok girişimde bulundular.

SÜVEYŞ KANALI PROJESİ

Mesela 1571’de Osmanlı
hâkimiyetine geçen Kıbrıs adasında bir Yahudi Krallığı talebinde bulundular.
Uzak-yakın tüm devletlerin sömürmek ve etkin olmak istedikleri Asya ve Afrika’nın
ağır sıklet merkezinde, Âlemin ‘atan nabzı’ Şam, Mısır, Anadolu ve Irak
coğrafyasında, Akdeniz’de bir koloni, hanedanlık, devlet kurma fırsatı 1874’te
geldi. Süveyş Kanalı’nın (1869) açılışından sadece 5 sene sonra Mısır,
Kanal’daki hisse senetlerini, kanalı açan Fransa hükümetinin karşı çıkmasına
rağmen, satmaya karar verir. Zira o koşullarda Fransa’nın talep edilen rakamı
ödeyebilme durumu yoktu. Kanal, İngiltere için hayati önemdeydi.
İngiltere-Hindistan arasındaki mesafeyi en az 4 ayda alan gemiler için kanal
sayesinde bu süre 4 haftaya inmişti. Kanalı kullanan gemilerin beşte dördü
İngiliz gemileriydi. İngiltere’de Başbakan Benjamin Disrail’i vardı. Adıyla
müsemma olan bu zat Rothshild hanedanlığın memuruydu. B M Rothshild ve Oğulları
Londra Bankası Evi’nin sahibi Lionel de Rothshild’in “aile dostu” olarak
tanıtılır. İngiltere hükümeti adına alınan Süveyş kanalı hisselerin değeri olan
4 milyon İngiliz poundu (bugünkü değeri birkaç milyar dolar) Rothshild Fonundan
sözleşmesiz, sadece aralarındaki “dostluk ve centilmenlik ilişkisine” binaen
verir.

Tabi ki buna kargalar
poposuyla güler. İngiliz Hükümetini bypass eden bu ticaret ve ilişki
İngiltere’de infial yaratır. Paranın 4 ay sonra geri ödendiği iddia edilir.
Ancak Rothshild hanedanlığın Kanal ve Mısır’da aldığı imtiyazlar, Kıbrıs
adasının 1878’de İngiltere tarafından “kiralanması”, 1882’de Mısır’ın işgal
edilmesi tüm bu gelişmelerin Avrupa Yahudi Burjuvazisinin Batı Asya’da
kendilerine ait bir merkezin kurulması için ortaya konulan faaliyetlerdir.

BALFOUR DEKLARASYONU

Ağustos 1897’de
İsviçre’de toplanan ilk Uluslararası Siyonist Kongresi Avrupa Yahudi
Burjuvazisinin Avrupa dışında İspanyollar, Portekizliler, İngilizler,
Fransızlar, Hollandalılar, Almanlar, İtalyanlar, Belçikalılar, Amerikalılar
gibi kendilerine ait veya bağlı karakol devletler misali bir Yahudi devleti
kurma girişimidir. Fikir babası, finansörü ve alınan kararları dikte eden
Rothshild hanedanlığıdır. Kongrede bu devleti Afrika ve Amerika kıtasında kurma
tartışmaları sürerken Rothshild son noktayı koyar: Bu devlet Filistin’de
kurulacaktır; Filistin’i anavatan olarak kabul eden dindar Yahudileri ikna
etmek daha kolaydır. Rusya ve Doğu Avrupa’da yaşayan yoksul Yahudilere toprak,
imkân ve baskılardan kurtulma imkânı sunar. Filistin, Mısır ve Şam coğrafyasını
birbirine bağlayan köprüdür. Bu köprünün ele geçirilmesi iki coğrafyayı ayırır.
Bu merkez, Süveyş kanalı, Kızıl Deniz, Afrika, Arap Yarım Adası, Akdeniz,
Kıbrıs ve diğer adalarda Jeo-stratejik üstünlük kazandırır. İngilizlerin
Amerika’da, Afrika’da, Avustralya’da, Yeni Zelanda’da kullandıkları meşhur
yalanlarıyla işe koyulurlar; “Filistin insansız, bedevi, barbar, çöl, kuru
topraktır, biz de topraksız, çalışkan, medeni toplumuz.” Bu kararların hayata
geçmesi Birinci Cihan Harbi sonrasında mümkün olur. İngiliz hükümeti üzerindeki
nüfuzu ve savaş esnasında İngiltere’nin savaştığı ülkelerdeki Yahudilerden
istihbarat ve destek sağlamak karşılığında 1917’de İngiltere’nin Savaş
Kabinesinde Dış işleri Bakanı olan James Balfour’un adını taşıyan Balfour
Deklarasyonu ile İngiltere Yahudi Burjuvazisinin arzusunun yerine getirileceğini
vaat eder.

“Filistin’de Yahudi halkı
için ulusal bir yurt kurulmasına” destek vermeği taahhüt eden Balfour
Deklarasyonu, İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusya’sı arasında sağlanan ve
müttefik İtalya’nın da destek verdiği, ‘Savaştan muzaffer çıkılması halinde
Osmanlı İdaresi altında olan ve kurtaracakları bölgelerde, ‘mezhep, etnik ve
din temelli’ koloniler (devletler) inşa etmeyi amaç edinen Sykes-Picot
Projesinin (BOP onun ABD liderliğinde güncellenmiş halidir) maddeleri ile uyum
içindeydi. Buna binaen Şam coğrafyası Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün olarak 4
ana parçaya bölünecekti. Lübnan’da Marunî Katolikler için bir koloni kurulacak.
Ürdün’de bir başka bir Arap kabile devleti olacak. Suriye, Sünni, Alevi, Dürzi,
Süryani diye taksim edilecek. Bu etnik ve mezhepsel taksime uygun olarak ta
Filistin’de bir Yahudi koloni inşa edilecek.


Mehmet Yuva

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın