‘Dünya Amerika’ya Karşı Her Zamankinden Daha Fazla Birlik Oldu’

rasthaber
Rasthaber –  İran İslam Cumhuriyeti Devrim
Muhafızları Komutanı şunları söyledi: ‘Şimdi Cihad meşaleleri yanıyor. Bugün
dünya Amerika’ya karşı her zamankinden daha fazla birlik içindedir ve
Amerika’nın politikalarının kanlı iç yüzü tüm dünyada açıkça görülmektedir.’

İran İslam Cumhuriyeti
Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Hüseyin Selami, bu sabah Tahran’da düzenlenen
cami imamları ve Besic (gönüllü kuvvetler) komutanlarının toplantısında şunları
söyledi: ‘Camiler şeytanlarla savaşın mihrabıdır, bu nedenle şeytan bu topluma
nüfuz edemez, çünkü burada saf ve temiz erkek ve kadınlar vardır.

İmam Zaman’ın (a.f)
vefalı ashabı ve sağlam imana sahip insanların arasında bulunmak büyük bir
fırsattır.

Aziz rehberimiz dün öğrencilerle
yaptığı görüşmede acı bir tarihi ortaya çıkardı ve İslam İnkılabı öncesinde aziz
topraklarımız İran üzerindeki ABD ve İngiliz sömürge yönetiminin acı
gerçeklerini anlattı.

Bugün İslam ve İran
düşmanları gençlerimizin kalplerine ve zihinlerine hâkim olmak için büyük bir
çaba sarf ediyorlar ve bugün, gençlerin zihinlerini Amerika’nın karanlık hâkimiyet
döneminin sinsi tarihiyle bağlantılandırmaya yönelik yoğun bir medya çabasıyla
karşı karşıyayız.

Amerika, İngiltere ve
Siyonizm, acı bir gerçeğin üç yüzü, bir komplonun ve bariz kötülüğün ayrılmaz
parçalarıdır. Bunlar yalnızca birbirine bağlı politikalarla üç ayrı coğrafyada
faaliyet göstermektedir.

Yüz yıl öncesinden
devrimin doğuş anına kadar İran milleti ve ülkesi, sömürgeci eğilimlerin, doğrudan
ve açık müdahalelerin etkisi altında kalmış ve milletin egemenliğini belirleme
gücü elinden alınmıştır. Petrolün bulunmasından ve İslam dünyasının dünya
siyasi coğrafyasındaki coğrafi konumu olağanüstü bir atılımla karşı karşıya
kaldığından beri, Amerika ve İngiltere, İslam topraklarını doğrudan kontrolleri
altına almış, milletlerin maddi ve manevi kimliklerini yağmalamışlardır.

Onlar, o dönem İran’ı
ABD’nin ayrı bir eyaleti haline getirdiler ve Arap-İsrail savaşında İran’ın
Siyonist rejime yaptırım yapmasına izin vermediler ve İran kralı İsrail’in
petrol eksikliğini telafi etti, her şey onların elindeydi ve İran kralı ABD’nin
siyasi satrancında basit bir piyondan başka bir şey değildi.

Bu karanlığın ortasında,
dönemin ABD Başkanı Nixon, Amerika’nın bölgesel ve küresel çıkarlarını korumak
amacıyla İran ve Suudi Arabistan’ı Amerika’nın bölgesel politikasının iki temel
direği olarak konumlandırmıştı.

Hala bu karanlık dönemi
bir medeniyet özelliği olarak bu toprakların gençliğinin zihnine yerleştirmek
isteyenler var, hâlâ düşmanın uşakları var. Tarih ortada, her şey ortada.

İmamın (r.a) ve İnkılabın
liderinin çabaları, İslam dünyasının siyasi coğrafyasını İslam dünyasının
siyasi literatürüne kazandırmış ve etkili bir güç tarafı olarak tanıtmıştır. Düşmanlar
İslam dünyasının hayati bölgelerinde tehlikeli noktaları ele geçirdi. Doğu
Akdeniz’de Siyonistlerin varlığı ise İslam dünyası nezdinde kanlı bir hançerin
varlığı anlamına gelmektedir ve işleri sömürgeciliğin tohumlarını ekmek olan
paralı uşaklar başka yerlerde İslam milletlerine hâkim olmuştur.

Siyonistler, 75 yıl önce
Filistin’i terörle ve cinayetle gasp ederken, aynı zamanda Müslüman milletleri
de derin bir cehalete sürüklemişti. Bugün hâlâ İslam dünyasındaki gençleri
siyasi açıdan körleştirmek istiyorlar ama velayetin bayrağı yükseldiğinde, müstekbirlerin
aldatacak hiçbir yolu kalmamaktadır.

Siyonistler birçok savaş
başlattı. Fakat İslam İnkılabı döneminde düşman, ne kadar savaş varsa İslam
topraklarına sürükledi ve 45 yıl öncesinden bu yana müstekbirler, İslam diye
bir gücün oluşmaması için Müslümanların topraklarını savaşa sürüklediler, ancak
Müslümanlar, mutluluklarının Cihad yolundan geçtiğini anladılar.

İslam’ın hâkimiyeti güç
gerektirir ve düşman sadece güç mantığından anlar ve işte bu yüzden hayat veren
bu bilinç ve iman sözleri Müslümanların gücünün temel direkleridir. Tek yolun
cihat olduğunu öğrendik, çünkü düşman bundan başka bir şeyden anlamaz.

Artık cihad meşaleleri
yanıyor elbette, cihad zordur, zirvelere ulaşmak zordur. Yaşanan olaylar,
düşmanı tanıma konusundaki on yıllık tebyin cihadımız kadar etkili oldu. Biz
asla Amerika’nın Gazze sahnesinde kendisini tanıttığı gibi onu dünyaya
tanıtamadık.

Bugün dünya Amerika’ya
karşı her zamankinden daha fazla birleşmiş ve Amerika’nın politikalarının kanlı
iç yüzü her zamankinden daha fazla kendini göstermektedir. Cihadın ilk şartı
sevgi ve nefrettir ve bu sütunu Amerika ve müttefikleri Müslümanların kalbine dikmişlerdir.
Düşmanlar Gazze’de asla kazanamayacaktır.

Bugün Gazze,
Müslümanların gönlünde onlarca yıllık intikam kapasitesini yaratmıştır. Amerika’nın
en büyük belirsizliği Gazze’deki zaferi tanımlayamamasıdır. Bir milletin
kuşatılması ve katledilmesi zafer değil suçtur. Gazze halkının katledilmesi
İsrail’in erken çöküşünü erteleyebilir mi? Bugün İslam tarihi en hassas
evrelerinden birini yaşamaktadır ve bu, kanın kılıca karşı kazandığı zaferin en
güzel tecellilerinden biridir.

Besic (gönüllü kuvvetler)
ile mescitlerin birliği düşmana karşı en güçlü kalemiz, ev, okul ve cami ise
gücümüzün üç yanıdır.’

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın