Erdoğan: Gazze Konusunda İran’la Ortak Adımlar Atılabilir

rasthaber
Rasthaber –  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan’ın
başkenti Riyad’a düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Ligi Olağanüstü
Ortak Zirvesi dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Erdoğan’ın açıklamaları şu şekilde:

“MACRON DEĞİŞİK AÇIKLAMALAR YAPMAYA BAŞLADI”

Macron şu anda değişik açıklamalar yapmaya başladı. Ama sen
baştan hemen gittin, ziyaret ettin ve her türlü desteği verecek havasında
gözüktün. Ama bu defa buralardaki ölümlerin, katliamın boyutunun çok çok ileri
olduğunu söylemek suretiyle, ona karşı o da bir eylem politikası geliştirmenin
havasına girdi. Şimdi burada özellikle gerek İslam İşbirliği Teşkilatı ile Arap
Ligi’nin bir araya gelerek bu adımı atmış olması büyük önem arz ediyor çünkü
iki teşkilatın tarihinde ilk kez böyle bir toplantı gerçekleşti.

“TÜRK DEVLETLERİ’NDE FİRE YOK”

Sayın Cumhurbaşkanım, Özbekistan dönüşü yine çok önemli
mesajlar verdiniz. Hatta Riyad zirvesinden sonra, “Arkadaşlarımla yine telefon
diplomasisini sürdüreceğiz ve Birleşmiş Milletlerde hakkı ve adaleti
savunanların sayısını daha da arttırmaya yönelik birçok çalışma başlatacağız.”
açıklamasında bulundunuz. Zirve bitti. Biraz önce biraz değindiniz ancak,
bundan sonra barışı sağlamaya yönelik Türkiye’nin yol haritası ne olacak? Bunu
merak ediyoruz.

Şu anda Birleşmiş Milletlerde yapılan oylamada Filistin’in
yanında duran 121 ülke bizim için önemli. Burada 40 ülkenin malum çekimser oyu,
14 de karşı oy var. Karşı olanların başını da Amerika Birleşik Devletleri
çekiyor. Fakat biz “bu 121 ülkeye acaba 40 çekimser ülkeden ne kadar
daha ilave edebiliriz?”
 meselesine odaklandık. Onlarla bir telefon
diplomasisi veyahut da görüşme söz konusu olabilir. Örneğin, şimdi biz bu akşam
Endonezya’yla görüştük ama Endonezya’yla ilgili zaten sıkıntı yok. Örneğin
çekimser ülkeler arasında Macaristan bulunuyor. Onlarla görüşsek, olumsuz
davranmasına rağmen, acaba yanımıza çekebilir miyiz? Ayrıca çekimser olanlardan
yanımıza çekebilecek olduklarımız var mı, yok mu? Bunun arayışı içindeyiz,
şöyle bir gözden geçirelim istiyorum. Bu telefon diplomasisine de Riyad zirvesinden
sonra başlayalım istiyorum. Yoğun bir şekilde inşallah buna da başlayacağız.
Ayrıca ayın 28’inde de İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi bize geliyor. Yani
bunları sağlayabilirsek, bunlar da tabii çok daha farklı bir ses inşallah
çıkaracaktır.

Türk Devletleri’nde zaten fire yok, orada sıkıntı olmadı.
Rusya-Ukrayna meselesinde Ukrayna’nın yanında duran bugün çekimser olanlarla
konuşup “Bak siz orada Ukrayna’nın yanında yer aldınız, şimdi
Filistin’de de binlerce insan öldürülüyor, burada da siz sessiz kalamazsınız.
Biz ne Ukrayna ne Rusya’da ayrım yapmadık ve tahıl naklini tüm Afrika’ya,
Avrupa’ya biz sağladık. Şimdi sesinizi çıkarın”
 deme imkanımız
olacağını düşünüyorum. Ve tabii bu adımları attığımızda Afrika ülkelerinden
ciddi bir fire vereceğimizi zannetmiyorum. Çünkü Afrika ülkelerinin bize bakışı
çok daha iyi. Kaldı ki Mısır’la ilişkileri gayet iyi. Burada inanıyorum ki Katar’ın
devreye girmesi de Afrika ülkelerinin bu sürece destek vermesini ciddi manada
sağlayacaktır.

15 Kasım’da, eşimin, lider eşleri ile toplantısı var. Kaç
lider eşi gelecek bilemiyorum. Şu anda görüşmeler devam ediyor. Bundan sonra 17
Kasım’da bizim bir Almanya ziyaretimiz var. Bu Almanya ziyaretimizde de tabii
Batı’ya yönelik bazı mesajlarımız olacak. Veyahut da Batı’nın en güçlü ülkesi
Avrupa’nın Almanya olması hasebiyle de tabii oradan Avrupa’ya bir ses olur. Ama
21 Kasım’da da inşallah bizim bir Cezayir ziyaretimiz olacak. Cezayir
ziyaretini çok önemsiyorum. Çünkü bu ülkeler arasında gerçekten Cezayir,
duruşunu her zaman net ortaya koyabilen bir ülke. Afrika’da tesir alanı geniş
bir ülke. Onun için Sayın Tebbun’la da bu görüşmeyi çok çok önemsiyorum.
İnşallah bu takvimi de başarılı bir şekilde sürdüreceğiz.

“BİZ AVRUPA BİRLİĞİ’NİN BU TUZAĞINA DÜŞMEYİZ”

Sizin de bahsettiğiniz gibi bir Almanya ziyaretiniz var.
Bu ziyaretin öncesinde Avrupa Birliği Komisyonu 2023 raporunu açıkladı. Bu
raporda özellikle Hamas’la ilgili bir bölüm vardı. Çünkü Avrupa Birliği,
yaşanan bu süreçte Hamas’la ilgili, Türkiye’nin açıklamalarından çok ciddi
derecede rahatsızlık duyduğunu dile getiriyor. Avrupa Birliği Hamas konusunu,
Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri denkleminin içerisine sokmaya mı çalışıyor?
Son komisyon raporuna bunun yansımasını nasıl değerlendirirsiniz? Ayrıca 7 Ekim
öncesi ve 7 Ekim sonrası yapılanlara hiç değinmiyorlar. Sadece 7 Ekim’de
İsrail’e yapılan saldırıdan bahsediyorlar.  Bu tutumlarını da nasıl
değerlendiriyorsunuz?

Her meselede malum Avrupa Birliği’nin, bir defa Türkiye’ye
bakışı ne yazık ki ters. Burada da yine o tersliği görüyoruz. Biz Avrupa
Birliği’nin bu tuzağına kesinlikle Türkiye olarak düşmeyiz, düşemeyiz. Avrupa
Birliği, İsrail’in katliamında insanlık onurunu acaba görebildi mi, buna
saygısı oldu mu? Bunları bizim tersten Avrupa Birliği’ne sormamız lazım. Ben
Avrupa Birliği üyesi ülkelerden maalesef şu ana kadar bir tavır ortaya
koyabilen göremedim. Yeni yeni şimdi çıkmaya başladılar. İşte Macron’un yaptığı
son açıklamalar gibi. Ama Almanya Cumhurbaşkanı ve Başbakanı her ikisi de acaba
ne gibi bir tavır içindeler? Bunu Almanya ziyaretinde çok daha net göreceğiz.
Ama şu ana kadar onlarda da bir netlik henüz yok.

“AB’NİN YAKLAŞIM TARZI BİZİMKİYLE ÖRTÜŞMÜYOR”

Avrupa’ya göre uluslararası hukuku kimin ayaklar altına
aldığı çok önemli. Şu an itibarıyla Avrupa Birliği’ndeki yaklaşım tarzı, ne
yazık ki bizim yaklaşım tarzıyla örtüşmüyor. Fakat Almanya ziyareti birçok
şeyleri deşifre edecek diye düşünüyorum. Hamas’la ilgili Avrupa Birliği, aynen
İsrail gibi düşünüyor. Ama biz onlar gibi düşünmedik, düşünmüyoruz,
düşünemeyiz.

“HAYIR ARKADAŞ HAMAS TERÖR ÖRGÜTÜ DEĞİLDİR”

Çünkü ben Hamas’a Filistin’deki seçimlerin galibi bir siyasi
parti olarak bakıyorum. Onların bakışıyla aynen bakmıyorum. Şimdi oradaki
seçimi kazanan bir Hamas var, o zaman bir siyasi parti, öyle bakılıyor. Şimdi
ise bizi öyle bir yere getirmek istiyorlar ki “Hamas bir terör
örgütüdür”
 diyelim istiyorlar. Hayır arkadaş terör örgütü değildir.
Tam aksine topraklarını koruma mücadelesi veren, müdafaa eden, vatanları için
savaşan insanlardır. Aramızdaki bakış açısı bu kadar farklı.

“YA BUNLAR SİZİN VİCDADINIZI SIZLATMIYOR MU?”

Şunu söyleyeyim, dün de söyledim. Malum Charlie Hebdo olayı.
Orada ne oldu, bütün dünya liderleri, cumhurbaşkanları, başbakanları Paris’te
yürüdüler. İçinde Müslüman ülkelerin liderleri de vardı.  Bugün Gazze’de
çocuk, kadın, yaşlı hepsini bir araya getirdiğinizde 13 bin’e ulaştı şu
anda ölenlerin sayısı. Böyle bir tablo ortada. Ama şu anda dünya liderleri
özellikle Filistin’deki bu olaylarda hiç sesini çıkarıyor mu? Kalkıp da
İsrail’e yükleniyorlar mı? Hayır. Niye? Arkadaşlar şunu artık tespit etmemiz
lazım. Burada akan kan, ölenler, şehitler, bunlar Müslüman. Ama orada ölenler,
Fransız’dı veya başkalarıydı ama her şeyden önce orada da ölenler insandı. Yani
onu da biz değerlendirirken, insan olması açısından bakarak değerlendirdik.
Fakat burada dünya liderleri niye olaya “bu kadar insan öldü” diye
bakmıyorlar? Bunların içerisinde yavrucuklar, çocuklar var ya! Çocuklar var.
Bakıyorsun, beyaz kefene sarmış baba, anne almış kucağına bir taraftan öpüyor,
bir taraftan çocuğunu mezara götürüyor. Sıra sıra dizmişler. Bunları gördük.
Anneleri gördük, çocuğunun cesedini koklayarak, öperek onu mezara götürmeye
gayret edenleri gördük. Ya bunlar sizin vicdanınızı sızlatmıyor mu? Bunlardan
size bir nasip yok mu? Yok. Çünkü bunlar nasipsiz. Onun için de burada büyük
bir trajediyi, büyük bir dramı yaşıyoruz. Bu dram, bu trajedi karşısında sessiz
kalmak, eli kolu bağlı kalmak mümkün değil. Çok çalışacağız, gayret edeceğiz ve
belki bu olay daha başka gelişmelere vesile olabilir. Bu akşam arkadaşlara,
Sisi ile yaptığım görüşmeden sonra dedim, şimdi herhalde bir başka kapı
açılacak bize. Mısır ziyareti ve bu adımla beraber bölgede neler yapabiliriz?
Bunları inşallah yerinde konuşmak, görüşmek noktasında bu adımı da inşallah
atarız.

DİKKAT ÇEKEN ‘BIDEN’ AÇIKLAMASI: BİZİM DURDUĞUMUZ YERİN
KIYMETİNİ BİLECEK HERKESE KAPIMIZ AÇIK

İki gün önce Amerikan Bloomberg’de bir yazı yayımlandı.
“Gazze krizini çözmenin anahtarı Türkiye’de” yazıyordu. “Biden, bu krizin
çözümü için Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı aramalıydı, bunu yapmamış olması
diplomatik bir hataydı diye ifade ediliyordu ve şimdiye kadar aramadı ama
bundan sonrası için ne kadar erken ararsa o kadar iyi diye belirtiliyordu bu
yazıda. Siz de az önce söylediniz, zaten sürecin en başından bu yana yoğun bir
diplomasi trafiği yürütüyorsunuz. Bundan sonra da hız vereceğinizi ifade ettiniz.
Bu kapsamda başlayacağınız bu diplomasi trafiğinde Biden’la görüşme de var mı?
Görüştüğünüzde ona ne mesaj vereceksiniz?

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken daha yeni buradaydı.
Herhalde bizi bundan sonra Biden ağırlar. Benim Biden’ı aramam şık olmaz.
Ortadoğu’da, Doğu Akdeniz’de, bölgemizde kilit ülke konumunda olduğumuzu sadece
biz söylemiyoruz. Bu coğrafyada Türkiye’ye rağmen bir girişimde bulunmak, plan
yapmak mümkün değil. Bizim durduğumuz yer, takındığımız tavır, değerlerimiz ve
ilkelerimiz bellidir. Bizim çabamız insan hayatını korumak, barışı sağlamak,
savaşları sonlandırmak ve masumların gözyaşlarını silmek içindir. Tüm kriz
bölgelerine yönelik bir çözümümüz, hamasi söylemlerden tamamen arındırılmış,
derde derman reçetelerimiz mevcuttur.

Dinlemek isteyenlere anlatıyor, bizi anlayabileceklere
ulaşıyoruz. Bizim durduğumuz yerin kıymetini anlayabilecek herkese kapımız
açıktır. Samimi çözüm için bizimle irtibat kurmak isteyen herkesle bugüne kadar
olduğu gibi konuşmaya ve insanlığın itibarını kurtarmak için çabalamaya devam
edeceğiz. Sorunun çözümü için en uygulanabilir önerileri sunan ülke Türkiye.
Bölgedeki krizlerin, sorunların çözümü için kilit ülke Türkiye.

Coğrafyamızdaki tüm ülkelerle görüşebilen, çatışan, savaşan
tarafları aynı masada toplayabilen tek ülke Türkiye.

“İRAN İLE ORTAK ADIM ATILMAMASI İÇİN HİÇBİR SEBEP
YOK”

Büyük Filistin Mitingi’nde oradaki konuşmanızda İsrail’e,
Gazze’ye yönelik saldırıları üzerinden durumu hilal ve haç savaşı haline
sokmayın uyarısında bulunmuştunuz. Bu uyarınız Batılı medya organları
tarafından yakından takip edildi ve gündemde oldukça yer aldı. Böylesine
kritik bir dönemde siz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın 16’ncı Zirvesi
dolayısıyla Özbekistan’da İran Cumhurbaşkanı Reisi’yle de bir araya geldiniz. O
görüşmede önemli vurgularınız vardı. İslam dünyasının ortak tutum alarak İsrail
üzerindeki baskıyı arttırması gerektiğini vurguladınız. 28’inde de Reisi’nin
buraya geleceğini şimdi sizden öğrenmiş bulunduk. Dolayısıyla bu kapsamda Gazze
konusunda İran’la ortak adımlar atılabilir mi?

Atılmaması için hiçbir sebep yok. Tüm mesele bu ortak
adımları atarken, öyle adımlar atalım ki, yani affınıza sığınıyorum hem nalına
hem mıhına olmasın. Netice alıcı adımlar atalım ve bu adımları atarken
duygusallıktan uzak, uluslararası diplomasiyi harekete geçirecek ve bütün
bunları yaparken de gerek İran halkına gerek Türkiye halkına burada mesajlar
verebilelim. Eğer bunu başarabilirsek bu tabii çok çok isabetli olur. Şu anda
ayni ve nakdi bu Filistin’deki Gazze’deki vatandaşların ciddi ihtiyaçları var. Az
önce de söylendiği gibi. Burada susuzluk var. Burada acaba yakıt sıkıntısını
nasıl gideririz? Jeneratörler hastanelerde çalışmıyor, böyle bir durum var.
Devreye sokulması gereken en önemli ülke malum İsrail üzerinde etkisi olan
Amerika.

“BÖYLE BİR YAKLAŞIM VARSA BIDEN İLE ANLAŞMAMIZ
MÜMKÜN DEĞİL”

Şimdi Amerika’nın üzerine Dışişleri Bakanım muhatabıyla
gidiyor. Biden’a da biz aynı şekilde bunu söyleriz. Tabii Biden’la görüşmede
İran’ın devreye girmesi zaten söz konusu değil. Ancak biz Biden’la görüşmede
bunları onlara iletiriz, söyleriz ve bütün bunlarla birlikte şunu ifade etmemiz
lazım. Gazze bir defa Filistin halkının toprağıdır. Amerika’nın bu kabullenmesi
lazım. Eğer Gazze Filistin halkının değil de kalkıp hayır bu işgalci
yerleşimcilerin veya İsrail’in toprağıdır diye bir yaklaşım Biden’da varsa,
zaten anlaşmamız mümkün değil.

Şimdi kuzeyden güneye sürüklediler. Kuzeye dönüş şu an
itibarıyla ne yazık ki söz konusu değil ve ciddi sıkıntı var. Bunun da önünü
açmak lazım. Burada bir taraftan Mısır’la görüşmeler yapıp bir taraftan Körfez
ülkeleriyle görüşmeler yapıp Amerika’yı bizim baskı altına almamız lazım.
Amerika’yı baskı altına alarak Amerika’nın İsrail’e baskısını artırması lazım.
Batı’nın İsrail’e baskısını artırması lazım. Hangi Batı ülkesiyle Körfez
ülkeleri eğer ilişki halindeyse oraya yapacakları baskıyla İsrail üzerindeki
etkilerini arttırmak lazım. Ateşkesin sağlanması bizim için hayati derecede
önemlidir. İşimiz ateşkesi sağlamakla da bitmeyecek, aksine daha da
yoğunlaşacak. Gazze’deki kardeşlerimize ulaşıp yaralarını sarmak için bölge
ülkelerinin dayanışması çok önemli olacak. Gazze’nin altyapısının ayağa
kaldırılmasından tutun, enkaza dönen yerleşim yerlerinde yeniden yaşamın
başlaması için yapılacaklar bulunuyor. Akan kanın durması, sivil ölümlerinin
son bulması için İran ya da başka devletlerle atılacak her adımı görüşmeye,
harekete geçmeye hazırız.

“BU SAVAŞ HİLAL-HAÇLI SAVAŞINA DÖNMEYECEK”

Diğer yandan bu savaş, hilal-haçlı savaşına dönmeyecek.
Çünkü bu savaş iyi ile kötünün, yalan ile hakikatin, mazlum ile zalimin, hak
ile batılın savaşı haline gelmiştir. Nihayetinde inanıyorum ki iyiler,
hakikatin yanında saf tutanlar, mazlumlar ve hakkın savunucuları yani
Filistinliler ve tüm mazlumlar kazanacaktır.

“DEMEK Kİ İŞİN İÇERİSİNDE OLUNCA BİR ŞEYLER
DEĞİŞİYOR”

Bir eylem planı ortaya koydunuz ve bu plan anladığımız
kadarıyla sadece insani yardımın oraya ulaşması ve ateşkesin sağlanmasıyla
sınırlı değil. Bunun bir siyasi süreci olacak. İki devletli çözüm, bunun
sağlanacağı bağımsız Filistin Devleti’nin sağlanacağı bir siyasi çözümden
bahsetmiştiniz. Bir de Barış Konferansı adımı atmayı planlıyorsunuz. Bu Barış
Konferansından tam olarak beklentiniz nedir? Ateşkes, insani yardım ve
sonrasındaki siyasi süreç yani iki devletli çözüme gidecek, onu sağlayacak olan
siyasi sürecin bu Barış Konferansı’yla birlikte başlamasını mı hedefliyorsunuz?
Bu konferansın katılım düzeyinin nasıl olmasını umuyorsunuz?

Bu bizim çözüm önerilerimizden biri. Bu konuyla ilgili
olarak şu anda dayanışma halinde olduğumuz, meseleleri konuşabileceğimiz,
çözebileceğimiz ülkelerle bu adımı atmanın planlarını yapıyoruz. Bu konuda
Dışişleri Bakanlığımız çalışmalarını daha da geliştiriyor. Bu da muhataplarıyla
çok daha farklı bir zemine inşallah taşıyacak. Tabii biz adil bir barışın
kaybedeni olmaz, bunu başından beri hep söyledik. Söylüyoruz, söylemeye devam
edeceğiz. Çünkü buna samimiyetle inandık, inanıyoruz. Savaşan taraflar dahil
bölgede tüm aktörlerin katılacağı bir toplantıdan daha fazla barışa hizmet eden
bir zemin olamaz. Bunları sağlamaya gayret edeceğiz ve topraklarımız tarih boyu
nice büyük barışlara beşiklik etmiştir.

Bunu bundan sonra da devam ettirmek bizim boynumuzun
borcudur. Bunu yapabilecek güçteyiz. İnsan gücü olarak bizde var, beyin gücü
olarak bizde var. Bu noktada herhangi bir sıkıntımız söz konusu değil ve
geçmişimiz karanlık değildir. İslam İşbirliği Teşkilatı’yla Arap Ligi’nin işte
dün birlikte yaptığı çalışmada ortaya çıkan tablo görünüyor. Bütün mesele demek
ki işin içerisinde olunca bir şeyler değişiyor. İnşallah bu barış konferansında
da böyle bir neticeyi alabiliriz.

“BİR VİCDAN ÇAĞRISI YAPIYORUZ”

7 Ekim’den bu yana insanlık ve küresel vicdan adına
sergilediğiniz duruşunuzu ikinci bir “One minute” olarak değerlendirebilir
miyiz? Sizce Ortadoğu’da bundan sonra ne olacak ne değişecek? Bir de bugün siz
de belirttiniz, zirve marjında Sisi’yle bir araya gelmiştiniz. Aslında biraz
siz de anlattınız ama görüşmenizin detayını biraz aktarabilir misiniz? Refah
Sınır Kapısı, yaralılar, kanser hastalarının nakli ve insani yardım bağlamında
Sisi ile somut bir planı ele aldınız mı?

Davos’ta İsrail tarafından o dönemde yine çocukların
öldürülmesi konusu vardı biliyorsunuz. Samimiyetle oluşmuş ve insanlığın adeta
vicdanı olmuştu ve ben ondan sonra dedim ki bu Davos’a son gelişimdir. Dedim
bir daha ben Davos’a gitmem. O kapıyı kapattım. O zat da zaten artık ortalıktan
kayboldu, yok. Ama Allah ömür verdi bu zat ise burada… Şimdi de aslında
kurduğumuz her cümle, attığımız her adım insanlık görevimizi yerine getirmek
için. Filistin’de yaşananları görmezden gelmek, onların çığlığını yok sayıp yüz
çevirmek bizim için imkansızdır. O zaman Davos’ta da, şimdi dünyanın çeşitli
yerlerinde de bu vicdan çağrısını dillendirmiyor olsaydık, bu tutum kendimizi
inkar anlamına gelirdi. İsrail, son Gazze saldırılarıyla uluslararası
kamuoyunun desteğini yitirmiştir. Ülke yönetimleri emperyalist çıkarları
doğrultusunda İsrail yönetimiyle kucaklaşma yarışına girse de toplumların
nezdinde İsrail artık bebek katili bir ülkedir. Bundan sonraki süreç içerisinde
de attığımız adımlarda dikkat etmemiz gereken hususlar var. Kesinlikle yani
tükürdüğümüzü yalamamak gerekir.

Çünkü burada da nasıl bir vicdan çağrısını o zaman yaptıysak
bugün yine aynı şekilde bir vicdan çağrısı yapıyoruz. Vicdanlara sesleniyoruz.
Herhalde bu insanların tamamı vicdansız değil. Tamamı vicdansız olsa 121 ülke
burada Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bizim gibi düşünmezdi. Hatta ben
çekimserleri dahi adeta yanımızda hissettim. Onun için ne yapacağız?
Markajımızı devam ettireceğiz. Adam adama markaj, alan markajı yapacağız. Çünkü
bu topraklarda özellikle yıllar önce atılmış fitne tohumları var. Bu fitne
tohumlarını temizlememiz lazım. Bunu da yapar mıyız? Ben yapacağımıza
inanıyorum ve bu güç, bu kalite, bu kapasite, bölgede diğer ülkelerde de var.
Fakat hepsinde endişe var ve bu endişe ortadan kalkmalı. Türkiye böyle
düşünüyorsa biz de aynı şekilde bu adımı atabiliriz dedirtmemiz lazım.

Bölgemizdeki çatışmaların, savaşların, ihtilafların ve
gerilimlerin tek bir panzehiri vardır, birlik. Bir olur, iri olur ve diri
olursak bölgemizdeki ateşler bir bir söner. Yangın yerine dönen bu coğrafya
geçmişte olduğu gibi gül bahçesi, medeniyet güneşi haline gelir. Bütün
farklılıklarımızı zenginlik kabul ederek bir kenarda tutup ortak
müştereklerimizi ön plana çıkartırsak emin olun bütün sorunlarımızın çözüm
yoluna girmeye başladığını görürüz.Bölgemiz, on binlerce kilometre öteden
gelerek burada güç devşirmek isteyen ülkelerden bir an önce kurtulmalı.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın