menzilli füzelerle düzenlediği operasyon, Tahran’ın ilk en uzun menzilli
harekatı niteliğiyle dikkat çekiyor. İran Devrim Muhafızları harekât sırasında
toplamda 24 füzenin atıldığını açıkladı. Bunların 11’i Irak’ın kuzeyindeki, 4’ü
İdlib’deki, 9’u da Suriye’nin farklı bölgelerindeki hedeflere atılmış. Birinci
mesaj İsrail’e. Hem İsrail’in bölgedeki örtülü faaliyetlerini yürüttüğü
karargâhların hedef alınması hem de fırlatılan füzelerin menzili ile bu mesaj
veriliyor. İran’ın vurduğu kuvvetler, Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ve onunla
işbirliği içindeki DEAŞ’ın Horasan şubesi, yine onlarla iç içe geçmiş bir yapı
olan Türkistan İslam Partisi (TİP) ve Irak’taki MOSSAD’ın “güvenli evleri”.
Evleri diyoruz çünkü Falcon Grup adlı şirketin sahibi olan Peşrev Dızayi’nin
villasının yanı sıra Irak’ın kuzeyinde başka noktalara da füze isabet ettiğine
dair bilgiler var. Hatta Reuters’in iddasına göre Irak’ın kuzeyindeki bölgesel
yönetimin istihbarat yöneticilerinden birinin evinin ve bir istihbarat
merkezinin de vurulduğu bildiriliyor (Reuters, 16 Ocak 2024).
NEDİR BU FALCON GRUP?
İran’ın MOSSAD merkezi diye nitelediği Erbil yakınlarındaki
villanın sahibi Peşrev Dızai, Falcon Grup adlı bir şirketin sahibi. Aynı
zamanda Empire Holding adlı bir şirketin da başkanı. Falcon Grup, Irak
genelinde faaliyet gösteren en büyük özel güvenlik şirketlerinden başında
geliyor. Açık kaynaklardaki bilgilere göre, Peşrev Dızai’nin yükselişi 2003
yılındaki Amerikan işgaliyle başlıyor. Daha önce İsveç’te yaşayan Dızai, 2003
yılında Irak’ın kuzeyine dönüyor. O dönem Barzani istihbaratı Parastin’in tepesinde
olan şimdiki Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesrur Barzani’ye çok
yakın bir kişi. Doğrudan CIA ve MOSSAD unsurlarınca örgütlenen Parastin’in
başındaki Mesrur Barzani’nin MOSSAD ile derin bağları bulunuyor.
Peşrev’in sahibi olduğu Falcon Güvenlik’in personelinin
kilit görevlerini “eski” ABD askerleri yürütüyor. Falcon Güvenlik’e, işgalden
sonra kurulan yeni Irak Ordusu’nun eğitimi için açılan Al Kasik askeri üssünün
güvenliğini sağlama ihalesi Haziran 2004’te verilmiş. Bu, o dönemde, ABD’nin
bir Iraklı şirkete verdiği ilk ihale. Bu ihaleler için, Amerikan Savunma
İstihbarat Örgütü’nün (DNI) ve CIA’nın temiz kağıdı (klerans) vermesi zorunlu.
Falcon Güvenlik’e, ardı ardına ABD’nin resmi kurumları ve ABD-İsrail bağlantılı
şirketlerin güvenliğini sağlama işleri verilmiş. Barzani peşmergesinin eğitim,
lojistik ve cephane gibi ihtiyaçlarını da karşılayan Dızayi gücüne güç katarak
bugünkü noktaya ulaşmış. Kısacası, Peşrev Dızayi’nin sahibi olduğu şirket, ABD
ve onunla birlikte çalışan İsrail’in Irak’ta kılıf olarak kullandığı önde gelen
organizasyonlardan.
İRAN VE TÜRKİYE’NİN DÜŞMANLARI ORTAK
İran’ın İdlib’de vurduğu DEAŞ’ın Horasan şubesi, İran, Orta
Asya Türk Cumhuriyetleri, Afganistan, Tacikistan, Pakistan ve Çin’e karşı
örtülü operasyonlar yürütmek üzere 2015 yılında CIA ve ABD Özel Operasyonlar
Komutanlığı’nca (SOCOM) imal edildi. Daha önce farklı ülkelerde farklı adlar
altında faaliyet gösteren çeşitli terörist grupların üyeleri tarafından
kuruldu. Bunlar arasında Özbekistan İslami Hareketi ve Tahrik-i Taliban
Pakistan gibi örgütler de var. Suriye’nin kuzeybatısında Türkiye sınırında HTŞ’nin
kontrolü altındaki İdlib bölgesinde yuvalanan bu grup, Suriye’den başlayıp
özellikle Irak’ın kuzeyinden ve kimi zaman da Türkiye üzerinden Orta Asya’ya
uzanan ve iki yönlü olarak CIA’nın örgütlediği terörist trafiğiyle
faaliyetlerini sürdürüyor. Bu trafik, yasadışı olarak çeşitli yöntemlerle
gerçekleştiriliyor. Özellikle Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan’dan
örgütlenen gruplar ile Çin’in Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’nden kaçıp gelen
unsurlar, bu ülkelerdeki devlet denetimi dışındaki alanlardaki kamplarda teorik
ve pratik eğitimlerden geçiriliyor. Farklı yollarla Suriye’ye getirilen
teröristler, buradaki saha eğitimlerinin ardından yeniden Orta Asya’ya ve diğer
bölgelere çeşitli yöntemlerle götürülüyor. 2017 yılbaşında İstanbul’daki Reina
baskınını yapan Abdülkadir Masharipov adlı terörist de aynı güzergahlardan
geçirilerek getirilmiş, aynı yöntemlerle yetiştirilmişti.
TERÖRÜ KAYNAĞINDA KURUTMAK İÇİN…
İran’ın vurduğu bir diğer hedef, Türkistan İslam Partisi.
İdlib bölgesinde, eskiden Doğu Türkistan İslami Hareketi adını kullanan, Çin’in
Sinciang Uygur Bölgesi’nde devşirilen unsurların örgütlendiği Türkistan İslam
Partisi, DEAŞ ve HTŞ ile iç içe. Fırat Kalkanı Harekatı’ndan itibaren
Türkiye’nin karşısında yer alan bu örgüt, Mehmetçiği hedef alan saldırılar da
düzenlemişti.
DEAŞ, HTŞ ve onların kucağındaki Türkistan İslam Partisi
adlı örgüt, Türkiye için çok ciddi güvenlik riski oluşturuyor. Bu örgütlerin
faaliyet gösterdiği İdlib’de Şam yönetiminin otoritesinin olmaması, Türkiye’nin
ulusal güvenliği açısından tehdit yaratıyor. Kamuoyunda çok tartışılmıyor ama
güvenlik güçleri Türkiye’nin farklı bölgelerinde sık DEAŞ’a yönelik
operasyonlar yapıyor. Bu operasyonlar sonucunda Türkiye’de düzenlenecek
saldırılar önleniyor. Aynı zamanda CIA ve MOSSAD’ın yasadışı terörist trafiğine
darbe de vuruluyor. Fakat, terörü kaynağında kurutmak için İdlib bölgesindeki
otorite boşluğunun ortadan kaldırılması zorunlu. Toplam olarak değerlendirecek
olursak, İran’ın vurduğu hedefler incelenince açıkça görülüyor: Vurulan
hedefler sadece İran’ın değil Türkiye’nin de düşmanlarıdır.
Fikret Akfırat/Aydınlık
