savaş türüne şahit oluyor. Muhtemelen Birinci ve İkinci Dünya Savaşları
deneyimi bu tür savaşların şekillenmesinde etkili olmuştur. Bazıları İran ve
Siyonist rejimi bu savaşın iki ana ekseni olarak görüyor ancak bu savaşın
Avrupa ve ABD’den bölgedeki bazı Arap ülkelerine ve Mısır’a kadar başka oyuncuları
da var ama tabi bu ülkelerin katılım düzeyi mutlaka aynı değildir. Bu savaşta
klasik ve simetrik savaşlar, asimetrik savaşlar, kitlesel hava bombardımanları
ve toplu katliamlar ve hedefli cinayetler görüyoruz. Aynı şekilde medya
alanında da büyük bir terör ve özel yıkıcı türde savaşlara şahit oluyoruz.Gazze‘de sürmekte olan asıl savaş hariç, bu savaşların her birinde bir tür
“kontrol” ve “gizlilik” görülmektedir. Muhtemelen eğer bu açık
bir şekilde gerçekleşirse ağır sonuçlar doğuracaktır ve bu sonuçlardan biri,
durumun kontrolünün oyuncuların elinden çıkması ve bunun bu kadar basit ve bu
kadar kısa sürede toparlanmasının mümkün olmaması olacaktır. Her halükarda bu
savaşın bugüne kadar geniş sonuçları olmuştur ve bu genişlemenin kapsamı her
geçen gün artacaktır. Financial Times’da “Stephen Walt’un” ifadesiyle “Bu
savaş, Üçüncü Dünya Savaşı’yla sonuçlanmasa bile, dünya çapında geniş yankı
uyandırabilir ve önemli sonuçlar doğurabilir…”
2- 24 Şubat 2022’de Rusya ile Ukrayna arasında savaş
başladığında neredeyse tüm uzmanlar bu savaştan sonra dünyanın bu savaştan
önceki dünyadan farklı olacağı konusunda hemfikirdi. Batı’daki bazı kesimler,
bu savaş sonucunda Avrupa Birliği’nin çöküşünü ve NATO‘nun zayıflamasını muhtemel
olarak değerlendirdi ve mevcut düzenin “Doğu” lehine değişmesinden
duydukları endişeyi dile getirdiler. Dolayısıyla Batı, gücü ve kaynaklarıyla,
tüm standartlarını ve değerlerini Ukrayna lehine aşma pahasına kontrollü bir
şekilde bu savaşa girdi ve her alanda çok ağır bir bedel ödedi. Ancak Gazze
savaşının başlamasıyla birlikte Ukrayna savaşı Batı açısından önemini yitirdi
ve Zelenski ve ülkesi kendi başına bırakıldı. Neredeyse Ukraynalı bir
yetkiliden “bu durumda savaşı sürdürmemiz mümkün değil” sözünü
duymadığımız bir gün bile geçmiyor. Gazze savaşının Batı için önemini anlatmak
ve Gazze ve İsrail savaşının kaderinin Batı için Ukrayna savaşı ve Zelenski’nin
kaderinden çok daha önemli olduğunu söylemek istiyoruz. Ancak burada bazı
önemli sorular gündeme gelmektedir: Eğer
Ukrayna savaşının sonucu Avrupa Birliği’nin kaderiyle, dünya düzeniyle ve
NATO’nun zayıflamasıyla doğrudan ilgiliyse Gazze savaşı ne gibi gelişmelere yol
açacak? Batı için Gazze savaşının sonucu neden Ukrayna savaşının sonucundan
daha önemli?
3- Öncelikle şunu hatırlatmalıyız ki, belki Gazze’deki
savaş, Ukrayna’daki savaşa katılan tüm Batılı ülkeler için o kadar da önemli
değil ancak görünüşe göre bu belki henüz Amerika’yı kapsamıyor. Bugün
Amerikalılar için Gazze ve İsrail’deki savaşın kaderi, çeşitli nedenlerden
dolayı Ukrayna’daki savaşın kaderinden daha önemlidir. Bu iddianın
nedenlerinden biri de Ukrayna konusunda gördüğümüz terk edilmişliktir. Ukrayna’nın
altyapısı kalmamış ve neredeyse yok olmaya yüz tutmuştur ve Rusya’nın yıkıcı
saldırılarıyla nüfusunun yaş yapısı değişmiştir. Ukrayna Savunma Bakanlığı’nın ifadesine
göre Ukraynalının artık 40 yaşın altında askeri kalmadı ve yaşlılardan oluşan
bir orduyla savaşmaya devam ediyor! Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın 7 Ekim’den bu
yana bir iki defa değil onlarca kez söylediği şey şu: “Gazze savaşının
başlamasıyla birlikte Amerika ve Avrupa bizi terk etti ve eskisi gibi bize
yardım etmiyor.” Yukarıda bahsedilen Ukrayna’nın önemini yitirmesinin nedenlerinden
biri de bu konular olabilir. Ukrayna kaybetti ve Batılılar kaybeden üzerine
bahse girmek istemiyor! Böyle bir Ukrayna Batı için daha fazla harcama yapmaya
değer mi?
Emin olmak için bugünlerde yayınlanan Ukrayna haberlerine bir
göz atın. Bu günlerde Ukrayna ile ilgili haberlerde konu artık Batı’dan gelen mali
yardımlar ve silahlardan ziyade, Batı desteğinin kesilmesi nedeniyle Ukrayna
ordusunun ciddi güç ve silah eksikliği, Rus ordusunun ilerlemeleri ve bu durumun
devam etmesi halinde Ukrayna’nın yenilgisinin kesin olmasıdır. Hatta bazı Batılı
düşünce kuruluşları 2024’ün Ukrayna için korkunç bir yıl olacağını öngörmüş ve
bu uyarı ve tahminler Batı’nın Ukrayna’ya yaklaşımını değiştirmeye yetmemiştir.
Elbette Batı’nın böyle bir yaklaşımı benimsemesinde yani Ukrayna’ya ve Zelenski’ye
sırt çevirmesinde Ukrayna’daki savaşın uzaması ve Zelenski‘nin başarısızlığı da
etkilidir. Ancak asıl sebebin bu olduğunu düşünmüyoruz.
Bu yaklaşım değişikliğinin temel nedeni “İsrail”
meselesi ve bu rejimin Batı, özellikle de Amerika açısından taşıdığı önemdir.
Bazı Batılı ülkelerin Siyonist rejimi desteklemesinin ideolojik nedenleri de var.
Washington Post köşe yazarının ifadesine göre, “Biden hükümetinin Gazze ve
Yemen’deki savaşa girmesindeki itici güç ekonomi ve dünya ticareti değil,
ideoloji olmuştur…” ama her şey ideoloji değildir. Siyonist rejim
Amerika için birçok nedenden dolayı çok önemlidir. Siyonist lobilerin ABD ve
bazı Batılı ülkelerin gücü ve zenginliği üzerindeki yüksek etkisinden, İsrail’in
bölgedeki başarısızlığı ve yıkımının büyük sonuçlarına kadar her şey
Amerika’nın İsrail ile Ukrayna arasında Siyonistleri seçmesine neden olmuştur. Siz
söyleyin Siyonist rejimin yıkılması durumunda (ki birçok delil bunun olacağını
göstermektedir) bölgede ne olacak? Irak ve Lübnan‘daki Hizbullah’tan Yemenli
devrimcilere kadar direniş eksenlerinin bölgede ve dünyada durumu nasıl olacak?
İran’ın durumu nasıl olacak?
4-İşletme Yönetimi okuyanlar şunu söylemektedir: Bazen bir
konunun önemini anlamak için maliyet ve fayda analizi (Cost Benefit) yapılması
gerekir. Yani, bu konuya ne kadar harcama yapıldığı ve bu konunun harcama
yapana ne kadar faydalı olduğu görülmelidir. Bu harcamanın miktarı da konunun
önemini göstermektedir. Eğer Batı, iki yılı aşkın bir süredir Ukrayna’ya para
harcıyorsa, 75 yıldır bu bölgede İngiltere ve Amerika tarafından sahte İsrail
rejimine milyarlarca dolar harcandı. Bu inanılmaz maliyetler sadece dolar ve
ekonomiden ibaret değildi.
Biraz daha açık konuşalım. Sahte İsrail Devleti’nin
kurulması ve bu apartheid ve ırkçı rejimin desteklenmesi Amerika’ya siyasi,
ekonomik vb. olarak ne kadara mal oldu? Böyle bir rejimin kurulması için bu 75
yılda kaç milyon insan öldürüldü? Kaç savaşa yol açtı? IŞİD‘in ağır ve pahalı
projesinin başlatılması İsrail’in güvenliği için değil miydi? Şu anda bu
rejimin savunulması bölgenin, hatta bazen dünyanın ekonomisini ve güvenliğini
bozmadı mı? “Economist” Dünya ekonomisini yalnızca Kızıldeniz’de İsrail’le yaşanan
savaşın sekteye uğrattığını söylüyor, ancak ABD ve birçok Avrupa ülkesinin
İsrail yararına bir deniz koalisyonu kurarak Yemenlilerle savaşa girmek
istediklerini, Gazze’nin işgalini ve Filistinlilerin vahşice öldürülmesini
durdurmaları için Siyonistlere baskı yapmaya hazır olmadıklarını duyuyoruz. Lahey’de
soykırım suçundan yargılanan apartheid rejimine bu kadar para ödenmesi, bu
rejimin Amerika ve Batı için önemini göstermiyor mu?! Siyonist rejimin
zayıflaması bile sadece bölgenin değil dünyanın denklemlerini başta İran olmak
üzere direniş ekseni lehine değiştirebilir. Bu da Batı’nın tahammül edebileceği
bir şey değil. Bu savaşta Batı’nın, gerici Arap rejimlerinin ve küresel Siyonizm’in
tüm kapasitelerini ön plana çıkarmasının sırrı, İslam’ı temsil eden tarafın
kazanamaması içindir. Batı, Rusya’nın Ukrayna ve NATO üzerindeki zaferine tüm
siyasi ve jeopolitik sonuçlarıyla birlikte tahammül edebilir ama Büyük İslami
Direniş Cephesi’nin zaferine asla tahammül edemez.
