Bismillahirrahmanirrahim
Filistin’deki yaşanan zulüm Müslüman ülkelerinin gerçek
yüzlerini çıplaklığı ile ortaya çıkartı. Buna karşın kendine Müslüman demeyen
gayri müslim toplukların büyük bir kesiminin gerçekleri görmelerine hakikati
tanımalarına ve birçoklarında dahil olmalarını vesile oldu. Son yazılarımdan
birinde “İslam’ın
yeniden doğuşu” bu konuyu farklı bir açıdan incelemiştim. İslam’ın
yeniden doğuşu İslam olmaya beldelerde batı (Müslüman olmayan) dediğimiz
beldelerde başlamış fakat buna karşın Müslüman dediğimiz beldelerin çoğunda ise
tam aksin İslam’ın unutulduğu, bozuk para gibi mevki ve popülarite için
harcandığını, lafta kendilerini Filistin taraftarı fakat perde arkasında tam
aksini yaptıklarını görüyoruz.
Bunu içindir ki en son yazımı «kendine rızkını değil imanını dert et »
konusunu işlemiştim.
Rızık, Allah’ın dünya aracılığıyla bizler cömertçe
sunduğu tüm güzellikler, bunları Hava, su, toprak ve ateş, bizlerin
yaşantısının ana temeli bu 4 başlık sayesinde gelişmekte oluşmakta ve varlık
sürmekte.
Havayı tüm canlılar soluyor, su ile birçok canlı can
buluyor, toprağı tüm canlılar mekan edinmiş ve yiyeceklerini teminin sağlıyor
ateş ile her şey olgunlaşıyor ve kendin buluyor. Allah tüm bunları bizlere free/ bedava sunmuşken kısaca
tüm güzellikler Allah tarafından bize bedava verilmişken insanoğlu, tüm
bunların tek sahip (egoizm) olma arzusu, aç gözlülüğü, bencilliği, kibri,
nankörlüğü, kıskançlığı ile kötülükleri kendi eliyle yapıp kendi önüne
koymakta.
Allah, insanlığını iyiyi kötüye çevrime karakterlerinden
ötürü bir düzen getirmiş biz buna Din demişiz, Anlamamızı için ilahi kitaplar,
açıklayıcı eğitmenler olarak Peygamberler yollamış.
Kısaca Allah’ın Dini tek bir din olan TEVHID inancıdır. Tüm
peygamberlerin inancı Tevhittir. Her bir peygamber beli bir kavime gelmiş ama
ilan ettikleri inanç Tevhid
inancıdır.
Buna karşın insanlığın yukarda saydığımız nefsani
yapısını güçlü bir şekilde harekete geçiren bir varlıkta var ki buna şeytan
demişiz. Dolaysıyla bu varlık insanın yapısındaki bu negative yapılanmayı
güçlendirmek için çıkarcı, hükmedici, baskıcı, yalancı, göstermelik sistemleri
insanın eliyle oluşturtmuştur. Böylece bizlerin oluşturduğu beşeri sistemler
varlık göstermiştir. (Hanedanlık, krallık, imparatorluk, demokrasi, laiklik,…vs.)
Bu sistemler baştaki hükümdarın/yöneticinin psikolojik yapısına göre yönetmiştir.
Onun için tarihte “gaddar kral”, “adil hükümdar” vs. lakaplar oluşmuştur.
Özetlersek Allah’ın dini Tevhid
inancıdır bu Adem atamızdan en son peygamberimize kadar öyledir ve
değişmemiştir. Bu inanca tabi olanlara Müslüman denmiştir ve din olarak
adlandırılması en son peygamber olan Peygamberimiz Muhammed Mustafa (sav) ile
Allah (cc) noktayı koymuş ve bundan sonra ne bir peygamber nede bir kitap
gelecek, “Ey insanlık
dininizi artık Kemal’e erdirdim ve adını da İSLAM seçtim”
demiştir. Bu hitap sadece o gün ki peygamberimizin takipçilerine hitaben bir
ilan değil tüm peygamberlerin takipçilerine yapılan bir hitaptır. Daha teknik
açıklarsam Peygamberimiz Muhammed Mustafa ile TEVHID inancı din olarak en son
güncellenmesi olmuş ve bir isim almış o da İslam’dır. Fakat Tevhid inancına
sahip olanlara her zaman (adem atamızdan peygamberimize kadar olan zaman)
Müslüman, Müslime, Müslim denmiştir. *(“iman etmiş” veya “inanan”
anlamlarına gelen mümin veya “Allah’a teslimiyet gösteren” anlamına
gelen Müslüman denir)
En son peygamber olan Peygamberimizden sonra peygamber
gelmeyeceğine göre kitapta gelmeyeceğine göre sapıtmış, kendi aralarında 70
fırkadan daha fazla fırkalar, inanç yapılarına bölünmüş bu “Müslümanlara” ki burada
Hristiyanlar ve Yahudiler, Budistler ve diğer inançlar dahil hakikati doğru
yolu kim gösterecek?
Filistin’deki zulmü görüp te sesiz kalan, hiçbir şey
yapmayan sadece kınamakla yetine korkak dünya peres olmuş, makam kölesi Müslüman
liderler ve halklar kim hakikati uygulatacak? Dünyalıkları için fitne ve nifak
peşinde koşan münafıklara, sahibinin çanağını yalayan yalaka fitne hoparlörüne
kim adaleti uygulayacak?
Kendine “Müslüman” diyen bu aciz varlıklar, Filistin’deki
zulme karşı kıyam edeceklerine zulmü yapanı destekleyen, fitne borusun öttüren
veya seyirci kalmalarına kim karşı çıkacak? Dünya çıkarları, kibirleri,
bencilikleri, aç gözlükleri ve kıskançlıklarından dolayı sapıtmış şekil ve isim
olarak Müslüman ama yaşantısı tam bir gayrı-müslim olan bu insanlara hakikati
doğru yolu kim gösterecek?
Peygamberlik dönemi bittiğine göre insanoğlu, bu
yanılgıdan yanlıştan sapıklıktan kendini nasıl kurtaracak? Peygamber ve kitap
gelmeyeceğine göre, herkes kendine haklı, kendi gibi olmayana sapık dediği bu dönemde
insanlara doğru yollu kim gösterecek?
“Onları öyle rehberler
ettik ki emrimizle
halkı doğru yola sevk ederler ve onlara hayırlı işleri, namaz kılmayı, zekat
vermeyi vahyettik ve onlar, bize ibadet eden kişilerdi.” (Enbiya-73). “Ve
onların içinden, sabrettikleri zaman emrimizle doğru yola iletip-yönelten
önderler kıldık;
onlar bizim ayetlerimize kesin bilgiyle inanıyorlardı.” (Secde-24)
https://rasthaber.com/tr/haber/yazar-haberleri/imamet-ve-gadr-i-hum-beyani-evrenseldir-65249
İroni, gayrimüslim olup ta Filistin’deki yaşana zulmü görerek
hakikat tanıyıp, inanıp dahil olanların varlığına karşın Müslümanım deyip te fitne
çıkararak, ümmeti parçalama peşinde olanların varlığı!!
Ne yazık ki bugün kendine Müslümanım diyen toplumların
liderler ve onlara destek vereneler Filistin’deki zulme seyirci kalmayarak
gayrimüslim olan bir ülkenin uluslararası adalet divanın yaptığı davaya bile
desteklememiş tam aksin dünyalık çıkar için sessizlikleriyle ikiyüzlü halleriyle
zalim destek olmuştur.
Bu tipler, Müslüman isim olarak varlar fakat yaşantı
olarak tam bir Hristiyan, ateist Siyonist’e, bukalemun, kısacası TeHvid*
inancını yaşmaktadır. *“Tek ilaha hayır! illa tüm ilahlar” Dolaysıyla Tevhid
inancı İslam’a sahip çıkması mümkün değildir.
Onlar (Kafirler, Münafıklar, müşrikler) ağızlarıyla Allah’ın
nurun sapıtarak, saldırarak söndürmek istiyorlar ama onlara ne kadarda uğraşsa
Allah nurunu elbette tamamlayacaktır ve o da yakındır.
“Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek
istiyorlar. Oysa kâfirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan
başkasını istemiyor.” (Tevbe-32/saff-8)
Mustafa Kemal TASPINAR
03 Şubat 2024
