İslami Cihad: İran Her Zaman Bizi Destekledi

rasthaber
Rasthaber – Gazze’deki direnişin önemli kuvvetlerinden İslami Cihat’ın
yöneticisi İhsan Ataya, İsrail ile masaya oturarak hiçbir şekilde netice elde
edilmediğini, edilemeyeceğini vurguladı.

İSLAMİ CİHAT’IN MUADELESİ

Aydınlık’a konuşan İhsan Ataya İslami Cihat olarak
felsefelerinin İsrail’e karşı savaşmak ve vatanlarını savunmak olduğunu söyledi.
Saldırının Filistin’de kime ya da hangi gruba yapıldığının öneminin olmadığını
vurgulayan Ataya, “Saldırı oldu mu buna cevap veririz. Bizim geçmişten gelen
bir muadelemiz var. O da Filistin’e bir saldırı oldu mu aynı şekilde Tel Aviv’i
vurarak yanıt vermek. Ve İsrailliler bunu çok iyi biliyor.” ifadelerini
kullandı.

‘İSRAİL İLE KONUŞARAK ANLAŞAMAYACAĞIMIZI ANLADIK’

Ataya, Filistinlilerin topraklarını hiçbir şekilde İsrail
ile anlaşarak alamayacağını tecrübe ettiklerini belirtti. Arap ülkeleri olsun
diğer ülkeler olsun toplantılar yaparak, ellerinden geldikçe bu konuda
girişimlerde bulunduğunu fakat hiçbir şekilde netice alınamadığını söyleyen
İslami Cihat yöneticisi, “Yalnızca savaşarak topraklarımızı alacağımızı
biliyoruz. Lübnan’ın güneyi, savaşarak İsrail’den özgürleştirildi. Biz de bu
şekilde savaşmaya devam ederek topraklarımızı geri alacağız.” dedi.

‘HAMAS’LA KOORDİNELİ ŞEKİLDE HAREKET ETTİK’

Aksa Tufanı Operasyonu başladıktan sonra kendilerine bu
harekatın detaylarının iletildiğini açıklayan Ataya, “Haber geldikten sonra ne
yapacağımız belliydi ve hemen HAMAS’la birlikte koordineli şekilde savaşa
girdik, tıpkı Lübnan’ın güneyinde olduğu gibi. Birlikte operasyon odaları
oluşturduk, liderlerimiz, gazetecilerimiz toplantılar yaptı ve kararlar aldı.
Yapılacaklar çok net şekilde belirlendi.” ifadelerini kullandı. Gazze’de süren
savaşla birlikte neden aynı şekilde Batı Şeria topraklarında bu kapsamda bir
savaşın sürmediğini sorduk. Ataya da şu yanıtı verdi: “Batı Şeria’da İsrail
kontrolü çok fazla. Onlar silah üretimi yapamıyor fakat Gazze kendi silahını
üretiyor. Ayrıca bu süreçte yaklaşık 7 bin kişi esir alındı, yüzlerce de
şehidimiz var. Bu bölgedeki bazı operasyonlarımız gazete ve televizyonlar
tarafından gerektiği ölçüde yansıtılmıyor.”

İRAN HER ZAMAN BİZİ DESTEKLEDİ

Ataya, bu süreçte İran ile de irtibatlarının olduğunu ve
İran’ın devrimden (1979) beri kendilerini desteklediğini söyledi. İslami Cihat
yöneticisi, “Şehit Kasım Süleymani bu destek sürecinin önemli bir parçasıydı.”
dedi.

İran’ın diplomasi anlamında da çok yardımcı olduğunu
belirten Ataya, “İlk günden beri gerçekleri göstermek bizi savunmak için
yanımızda oldular. İran’ın Bakanları, yetkilileri farklı ortamlarda bir
diplomasi süreci yürüttü. Çok farklı ziyaretlerde bulundular ve sürekli
dünyadaki farklı sorumlularla iletişim kurdular. ABD’nin ve Siyonistlerin yalan
haberlerini, gerçek yüzlerini dünyadaki siyasilere göstermek için diplomasi
trafiği yürüttüler. Verilen yanlış haberlerle direnişe karşı kafalarda oluşan
yanlış düşüncenin değişmesini sağladılar. Bu yüzden İran’ın üstlendiği rol
bizim için çok önemliydi. İran devrim sonrası birçok cephede ABD ve Batı ile
savaş halinde. Ekonomik ve siyasi ambargo altında ama buna rağmen bizi de
desteklemeye devam ediyor.” açıklamasını yaptı.

‘FİLİSTİN DİRENİŞİNE DESTEK İÇİN FARKLI CEPHELER AÇILDI’

Ataya ilk günden beri ABD’nin sürecin içinde olduğunu
vurguladı. Washington’un Batı ülkelerini Filistin direnişine karşı
kışkırttığını belirten Ataya, “ Nereden bakarsanız bakın zaten Amerika bu savaşın
sorumlusudur. Bu yüzden bölgedeki mevcut olan ülkelerden direniş için bize
destek geldi. Bizi desteklemek için, Hizbullah güney cephesini açtı. Irak ve
Suriye’de direniş grupları ABD üslerini hedef almaya başladı. Yemen’in yaptığı
da zaten çok cesurca bir davranıştı, İsrail’e giden, oradan gelen gemileri
vurarak çok cesur bir davranışta bulundu.” tespitinde bulundu.

‘SOKAK EYLEMLERİ HÜKÜMETLERE GERİ ADIM ATTIRDI’

Ataya, dünyanın dört bir yanında yapılan Filisitin’e destek
eylemlerine de dikkat çekti. Batı’da yapılan Filistin’e destek eylemlerinin
halkların direnişe bakış açısındaki değişikliğe dair önemli bir örnek olduğunu
vurgulayan Ataya, “İsrail’in kadın, çocuk sivilleri öldürmesi, camileri,
kiliseleri, okulları ve hastaneleri bombalaması vicdanlı yüz milyonları
meydanlara döktü. Ve bu durum, Batı’daki hükümetleri İsrail konusunda geri adım
atmak zorunda bıraktı. Bu gerçekler görününce çok farklı yardımlar almaya
başladık. Bu destek süreci bizim için çok önemliydi. Bize destek olan
ülkelerinden biri de Türkiye’ydi.” ifadelerini kullandı.

‘HEDEFTE SADECE BİZ YOKUZ BÖLGE ÜLKELERİ DE VAR’

Ataya Türkiye ile ilgili de konuşarak şu ifadeleri kullandı:
“Öncelikle, biz inanıyoruz ki bizi destekleyen ülkeler hangi yardıma
ihtiyacımız olursa istemeden o yardım bize iletilecekti. Çünkü sadece Filistin
değil hepimiz hedefteyiz. Bu yüzden, biz hedefteysek bize destek veren ülkeler
de bizden sonra hedef olacaktır. Bu durumdan yola çıkarak şöyle diyebilirim;
Filistin’e yardım etmek isteyen insanlar zaten kendilerini Filistin’le bir
tutuyor. O yüzden ellerinden gelen yardımı yapabildikleri kadar yapıyorlar.
Bunu yakından hissettik. Ama eğer devletlerin yönetimlerine bakacak olursak bir
siyasi bakışı ve stratejisi var. Örneğin Türkiye ABD ile ekonomik olarak
savaşıyor, dolarizasyon var. Bu ülkelerden silahlarını alıp gelip bizim
yanımızda düşmana karşı savaşmalarını da beklemiyoruz. Zaten böyle bir şeyin
beklenmesi çok zaruri değil ve doğru da olmaz. Onlar kendilerinin nasıl karar
vereceğini çok iyi biliyordur. Devlet olarak, bize yardım eli uzatanlardan
uzağız. Ben Türkiye’deyken Türk vatandaşlarından bu konuda ne kadar bilgili, ne
kadar aydınlık ve konuya tamamen hakim olduklarını zaten gördüm.”

ATEŞKES ŞARTLARIMIZI KABUL EDERLERSE SAVAŞI RESMİ OLARAK
KAYBETMİŞ OLURLAR

Ateşkes sürecine ilişkin yorum da yapan Ataya, şartların,
“İsrail’in işgali durdurması, Gazze’den çekilmesi ve kısa sürede Gazze’nin
yeniden inşası” olduğunu belirtti. İsrail’in bu koşulları kabul etmesinin zor
olduğunu vurgulayan İslami Cihat yöneticisi, “Eğer bu şartlar altında ateşkesi
kabul ederlerse, resmi olarak bu savaşı kaybettiklerini ilan etmiş olurlar.”
ifadelerini kullandı.

Ataya kendileri açısından üzerinde durdukları önemli bir
bakış açısını Aydınlık ve Ulusal Kanal’la paylaştı. Ataya, “Direnişten büyük ve
sürpriz bir darbe bekliyoruz. Bu darbe, Gazze’de, Batı Şeria’da, İsrail’de ya
da ona destek veren ülkelerden birinde olacak. Bu büyük darbe sonrası İsrail ve
ABD bu ateşkesi kabul etmek zorunda kalacak. Bu darbe, sadece askeri anlamda
değil siyasi de olabilir. Örneğin İsrail yönetimi iç çekişmeden dolayı
dağılabilir. Ya da ABD’deki seçimler ve sonrasında bir iç savaş çıkabilir.”
ifadelerini kullandı.

7 EKİM SONRASI NE DEĞİŞTİ?

Ataya, 7 Ekim Aksa Tufanı sonrası İsrail’in “büyük, güçlü
devlet” algısının kaybolduğunu söyledi. Artık bölgedeki büyük devlet duruşunu
kaybettiler. İsrail’in askeri, ekonomik ve siyasi anlamda çok büyük bir darbe
aldığını vurgulayan Ataya, “ Siyonistlerin ‘vaat edilmiş kutsal topraklar’
inancı zayıfladı. On binlerce işgalci İsrail’i terk etti ve birçoğu geri dönmek
istemiyor. Göç etme fikri de çok yaygın. Artık bu toprakların kendileri için
güvenli olmadığını düşünüyor. Eminim ki Siyonistler savaştan sonra bile
Gazze’ye gelip yerleşmek istemeyecek. Bu onlar için çok büyük bir kayıp. Aynı
zamanda şu görüldü ki Filistinliler toprakları için nesiller boyu savaştı ve
savaşmaya devam ediyor. Bezmedik, yılmadık, terk etmedik…” ifadelerini
kullandı.

Ataya ayrıca, bu süreçte Arap ülkeleriyle Filistin
arasındaki normalleşme sürecinin de bozulduğunu belirtti. Ataya, İsrail’in
ABD’den milyarlarca dolar yardım alması, savaş uçaklarıyla desteklenmesi en
modern teknolojilerle donatılmasına rağmen başarısız olduğunu vurgulayarak,
“Kendi eliyle silahını yapan Filistinliler gösterdi ki İsrail örümceğin ağından
daha zayıftır. Bu örnek Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’a aittir. Savaşı
kazanmamız çok yakın, bu zafer sadece İsrail’e karşı değil ABD, İngiltere ve
İsrail’i destekleyen Batı ülkelerine karşı da olacaktır. Ve bölgede bu
ülkelerin kayıplarının başlangıcı olacaktır.” şeklinde konuştu./aydınlık

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın