Basem Naim, ‘Filistin’deki direniş, emperyalizme karşı mazlum ülkelerin verdiği
mücadelenin ön cephesidir’ dedi.
Dr. Basem Naim Aydınlık’a verdiği röportajda şu ifadelerde
bulundu: “Bu direniş, İsrail’in bize karşı adına ‘Bitime Projesi’ dediği bir
planı durdurma hedefliydi. Plana göre Mescid-i Aksa yıkılacak ve yerine bir
Süleyman Mabedi inşa edilecekti. Kudüs’ün doğusu tamamen Yahudilerin kontrolüne
geçecekti. Yani zaten yüzde 65’i işgal altında olan Batı Şeria’da işgal her
yere yayılacak. Gazze’deki Filistin varlığı tamamıyla sonlandırılacak. Söz
konusu planı İsrail’in Savunma Bakan Yardımcısı ‘ya ölecekler ya gidecekler’
diye sloganlaştırdı. Ayrıca geçen eylül ayında Birlemiş Milletler Genel
Kurulu’nda kendi haritalarını havaya kaldırarak bu amaçlarını bir kez daha ilan
ettiler.
ARAP ÜLKELERİNE FİLİSTİN TUZAĞI
“Planın en tehlikeli aşamalarından biri, İsrail’in bölge
ülkeleriyle normalleşme projesinin şartlarından, Filistin maddesini
kaldırmasıydı. Trump döneminde başladı. Sudan, Bahreyn, Fas gibi ülkelerin
önüne çeşitli adlarda bir anlaşma koydular. Biden da bunu devam ettirdi. Onlara
dediler ki, ‘Filistin bizim iç meselemizdir, siz artık buna karışmayın ve bu
konuyu uluslararası bir sorun olarak görmekten vazgeçin.’ İşte bu şartlar
altında bizim bir hamle yapmamız, bir yanıt vermemiz gerekiyordu. 7 Ekim
Harekâtı ile onların kurdukları masayı dağıttık. Filistin meselesini dünya
gündeminden kaldırmak üzerelerken bizim bu atağımız onların oyunlarını bozdu.
Filistin yeniden hem bölgenin hem de dünyanın gündemine girdi.
NELER KAZANILDI?
“Birincisi, İsrail’i askeri olarak yenmenin imkânsız
olmadığını bütün dünyaya gösterdik. Filistin’in kurtuluşunun gerçekçi olduğunu
cümle âleme gösterdik.
İkincisi, İsrail’in bu zamana kadar koruduğu bir iddiası
vardı: Dünyadaki bütün Yahudileri koruyabilecek, onları güvenle
barındırabilecek bir ülke olduğu… İsrail’in bu iddiasını boşa çıkardık. İsrail,
ne Yahudileri güvende tutabilen bir ülkedir ne de bölgenin en güçlü ülkesidir.
Üçüncüsü, Filistin yalnızca kendi imkânlarıyla, kendi aldığı
karar ile topraklarını savunabilecek, bağımsızlık savaşını on yıllar sonra bile
devam ettirebilecek kudrettedir. Bu, bir ilktir.
Dördüncüsü, Arap ülkelerine cesaret verdik. Daha önce Arap
ülkelerine karşı yürüttüğü savaşlarda İsrail çok kısa süre içinde üstünlük
kurar ve karşısındakini teslim alırdı. Ama gördünüz, beş aydır devam eden
mücadelede İsrail, Gazze direnişini yenemedi. Demek ki İsrail de kâğıttan bir
kaplanmış!
Beşincisi, İsrail bu zamana kadar uluslararası kamuoyuna
kendisini hem mağdur, hem de Batılı değerlere, insani değerlere sahip gibi
göstermiştir. İsrail, kuruluşundan itibaren ‘soykırıma uğrayanlar’ olarak bütün
eylemlerinde kendisini haklı göstermeye kalktı. 75 seneden fazla bu algıyla
suçlar işledi. Oysa şimdi görüldü ki, soykırımı işleyen ülke İsrail’dir, en
vahşi ve barbar ülkelerden biridir. Bu algı, rivayet çöktü ve İsrail şimdi
suçlu olarak mahkemede yargılanıyor.
Altıncısı, İsrail’in kendi içinde yaşadığı bölünme ve
zayıflamadır. Sağ ve liberal grupların siyasi olarak karşı cephelerden
birbiriyle çatışması sertleşti. Daha da önemlisi, İsrail Ordusu içinde
bölünmeler başladı. İsrail için bu süreç, kendi devletinin çatırdayıp yok
olacağı bir sürece doğru hızla ilerliyor.
FİLİSTİN’LE DAYANIŞMA İÇİNDE OLANLARIN CEPHE ARKADAŞLIĞI
“Bizimle birlikte olan ülkeler, yalnızca Filistin haklı
olduğu için bu tavırları almıyor. Herkes şunu görüyor: Filistin’deki direniş,
emperyalizme karşı mazlum ülkelerin verdiği mücadelenin büyüğüdür, ön
cephesidir. 7 Ekim Harekâtı, bağımsızlık savaşlarının devamıdır. Dünya, 7
Ekim’den önceki haline kesinlikle dönmeyecek. Bu tarihten sonra tek
kutupluluktan çok kutupluluğa geçiş çok hızlanmıştır. Devletler de artık bu
değişimi görüyor, herkes tavrını buna göre alıyor. İngiltere’de ve Brezilya’da
bile saflar Filistin’den yana olanlar ve İsrail yanlıları diye ayrışıyor.
SAHADAKİ GÜNCEL DURUM
“Şunu herkesin bilmesini isterim, sahada İsrail’e karşı
güçlüyüz. Daha aylarca bu savaşı devam ettirebilecek durumdayız. Halkımız on
binlerce ton bombaya rağmen davasına sadıktır. İsrail’in ağır kayıplar
verdiğini sizler de biliyorsunuz. Tabii bununla birlikte İsrail’in yarattığı
vahşeti de bütün insanlık görüyor. Hayatını kaybeden insanlarımız,
çocuklarımız, bebeklerimiz… 2 milyon insan evlerinden oldu. Susuzluk ve açlık…
Yıkılan evler, okullar, hastaneler, camiler, kiliseler… Şu an 80 bin yaralımız
var. Bunun 10 bininin acilen Gazze’den çıkarılıp tedavi altına alınması
gerekiyor. İnsanlarımızı daha ziyade yaralardan değil gerekli tedaviyi almadığı
için kaybediyoruz. Her şeye rağmen İsrail kaybedecek ve biz kazanacağız.”/aydınlık
