İki yüzlü NATO…

rasthaber
Rasthaber – NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, “⁠NATO müttefikleri
aralarında savunma ticaretinde bir kısıtlamaya maruz kalmamalı. Birbirimiz için öleceğimize söz
verdiğimiz bir İttifak’ın içindeyiz.” dedi.
Stoltenberg’in bu sözleri üzerine
NATO’nun Türkiye’ye uyguladığı kısıtlamalar
akıllara geldi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “⁠Türk
hükümetinin ve
savunma sanayisinin savaş uçakları dahil yeni üst düzey gelişmiş
kabiliyetlere yatırım
yapma çabaları önemli.” dedi. AA’ya konuşan
Stoltenberg, “⁠NATO müttefikleri aralarında savunma
ticaretinde bir kısıtlamaya
maruz kalmamalı. Birbirimiz için öleceğimize
söz verdiğimiz
bir İttifak’ın içindeyiz.” diye konuştu.

Stoltenberg, “⁠AB
üyesi olmayan müttefikleri
de kapsayan bir transatlantik savunma sanayisi ekosistemine inanıyorum. Harcamaların yüzde 80’i üye
olmayanlardan.” ifadesini kullandı.
Stoltenberg, üye ülkelerin
hiçbir yaptırıma ve kısıtlamaya
maruz kalmaması gerektiğini
söylemesine rağmen
Türkiye, farklı dönemlerde NATO tarafından kısıtlanmıştı.

NATO’NUN TÜRKİYE KARŞITI HAMLELERİ: AMBARGOLAR

ABD merkezli Pew’in 2020’de yaptığı araştırmaya göre, NATO
ülkeleri içinde pakta en olumsuz bakılan ülke Türkiye çıktı. Türk halkının
Amerikan karşıtlığının da yüksek bir oranda seyrettiğini yine anketler ortaya
koyuyor. Bunun nedenleri güncelden tarihe uzanan şekilde NATO’nun Türkiye’ye
uyguladığı kısıtlamalar oldu.

Suriye’nin kuzeyinden Türkiye’ye yönelik saldırıların
başladığı dönemde Türkiye tarafından ihtiyaç olarak görülen Patriot sistemleri
verilmedi. Hatta NATO’nun Türkiye’nin güney sınırlarına konuşlandırdığı bu
sistemleri söküp götürmesi de hafızalarda yer etti. Türkiye’nin Suriye
sürecinin yanı sıra Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon aramalarında yalnız
bırakılması da bu karşıtlığın önemli bir tetikleyicisi oldu.

NATO üyesi ülkeler ABD, Kanada, Almanya, Fransa ve İtalya
Türkiye’ye silah ambargosu uygulamaya başlamıştı.

Türkiye’ye savunma sanayisinde en ağır yaptırım uygulayan
ülkelerin başında ise ABD geliyor.

ABD, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi
tedarik etmesi üzerine 2017 yılında ABD Senatosunda kabul edilen “ABD’nin
Düşmanlarına Yaptırımlarla Karşı Koyma Yasası (Countering America’s Adversaries
Through Sanctions Act -CAATSA) yaptırımını Türkiye’ye karşı da uygulamaya
koydu. Türkiye’ye karşı yürürlüğe sokulan CAATSA yaptırımları kapsamında;
Savunma Sanayii Başkanlığı, dönemin SSB Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, dönemin
SSB Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Faruk Yiğit, SSB Hava Savunma ve Uzay Daire Başkanı
Serhat Gençoğlu ve SSB Hava Savunma ve Uzay Daire Başkanlığı Grup Müdürü
Mustafa Alper Deniz listeye eklendi. Yaptırımlarla SSB, ABD’den ihracat lisansı
alamayacak, ABD’nin ve bağlantılı olduğu uluslararası finans kuruluşlarının
kredilerinden faydalanamayacak. Yaptırım listesindeki kişilerin varsa ABD’deki
mal varlıkları donduruldu ve bu kişilere vize kısıtlamaları getirildi.

Öte yandan ABD, Türkiye’yi üretim ortağı olduğu F-35 savaş
uçağı projesinden de çıkardı. Türkiye, toplam 100 adet geleneksek iniş-kalkış
yeteneğine sahip F-35A tedarik etmeyi planladığını açıkladı. Bunlardan 30’unun
siparişini de verdi. Türkiye’nin ilk iki F-35 uçağı için 21 Haziran 2018’de
ABD’de Türk yetkililerinin de katılımıyla bir tören gerçekleştirilmişti. Bu
tarihten itibaren Türkiye’nin uçak sayısı 6’ya ulaştı. Hatta Amerika’da Türk
pilotların eğitimi de başlamıştı. Ancak Beyaz Saray, 17 Temmuz 2019’da,
Türkiye’nin Rus menşeli S-400 hava savunma sistemlerini teslim alması sebebiyle
F-35 Programı’ndan çıkarılacağını açıkladı. Türkiye’nin yatırdığı 1 milyar 400
milyon dolarlık para ise henüz geri alınamadı.

Türkiye, buna karşılık ABD’den 40 adet Lockheed Martin
yapımı F-16 savaş uçağı ve mevcut uçakları için 80’e yakın modernizasyon kiti
satın almak için talepte bulundu. F-16 tedariki noktasındaki engellemeler
Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini onaylamasının ardından kaktı.

Kanada, Türkiye’ye yönelik ilk ambargosunu, 2019’da
Suriye’ye yönelik askeri harekata yanıt olarak başlatmış ancak taraflar
arasındaki üst düzey görüşmeler sonucunda Haziran 2020’de bu kararından geri
adım atmıştı. Ancak Ottawa yönetimi, İkinci Dağlık Karabağ Savaşı’nda
Türkiye’nin Azerbaycan’a destek vermesi üzerine Türkiye’ye yeniden silah
ambargosu uygulamaya başladı. Kanada’nın bu kararı almasının arka planında Türk
firması Baykar tarafından üretilen BAYRAKTAR TB2 SİHA’ların, Azerbaycan Silahlı
Kuvvetleri tarafından Dağlık Karabağ’daki harekâtta aktif olarak kullanılması
yer alıyor. Bu SİHA’larda Kanadalı L3Harris Wescam tarafından üretilen ve
istihbarat, gözetleme, keşif (ISR) faaliyetleri için kullanılan WESCAM MX-15
kamera sistemi yer alıyordu. Bu yaptırım halen sürüyor.

Türkiye’nin ilk milli tankı Altay ana muharebe tankında ilk
olarak Alman MTU şirketinin ürettiği motor ve RENK şirketinin ürettiği
transmisyon kullanılması planlandı. Prototip üretimleri de bu sistemler ile
gerçekleştirildi. Ancak seri üretim aşaması için gerekli olan güç sistemleri,
Alman hükümetinin ambargosuna takıldı. Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yaptığı
askeri operasyonlar ambargonun arkasında yatan nedenlerin başında geliyor.

Türkiye’nin önemli ihtiyaçlarından biri olan uzun menzilli
hava savunma sistemi konusunda Fransa ve İtalya ortaklığında SAMP-T projesi
yürütülüyordu. Türkiye, Fransa ve İtalya, 2017 senesinde Fransız-İtalyan
konsorsiyumu EuroSam ile SAMP-T hava savunma sisteminin birlikte üretilmesini
de içeren bir çalışma başlatmışlardı. 2018 başında ise 18 aylık bir tanımlama
çalışması yapılması kararı verilmişti. Ancak ‘Barış Pınarı Harekatı’ gerekçe
gösterilerek 2019’da proje Fransa tarafından askıya alındı.

Türkiye’nin mücadele ettiği terör örgütleri PKK/YPG ve
FETÖ’nün adaletten kaçan mesuplarının NATO üyesi ülkelerde serbestçe faaliyet
yürütüyor olması da NATO’nun Türkiye karşıtı tutumunu gözler önüne seriyor. En
önemlisi de 15 Temmuz 2016 yılında Türkiye’de darbe girişiminde bulunan
FETÖ’nün lideri terörist başı Fethullah Gülen’in ABD’de yaşıyor olması.
NATO’nun başta gelen oyuncusu ABD bu konuda Türkiye’ye hiç yardımcı olmazken,
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde savaştığı PKK/YPG terör örgütüne silah ve mühimmat
yardımında bulunuyor. Eski ABD Başkanı Barack Obama YPG’yi ABD’nin ‘sahadaki
kara gücü’ olarak tanımlamıştı. ABD, YPG’nin PKK terör örgütünden ayrı bir
yapılanma olduğunu öne sürüyor ancak kanıtlar tam tersi yönde. Fakat ABD ve
NATO Türkiye’nin ortaya koyduğu bu gerçeği hiç dikkate almıyor.

KIBRIS BARIŞ HAREKATI’NDA BAŞLAMIŞTI

Türkiye’nin Kıbrıs Türklerinin uğradığı katliamlara karşı
adaya harekat düzenlediği dönemde de NATO’nun tavrı Türkiye karşıtlığı olmuştu.
Türkiye, sözde Sovyet tehlikesine karşı ABD ve NATO’yla tam bir ittifak
ilişkisi içerisinde olarak Kore Savaşı Türkiye’nin 1974’te Kıbrıs Barış
Harekatı’nı düzenlediği dönemde ‘NATO’ya hayır’ sloganları yükseldi ve NATO
karşıtlığı azami seviyelere ulaştı.

Çünkü NATO’da başı çeken ABD tarafından Türkiye’ye ambargo
uygulanmıştı. Harekatta ABD tarafından temin edilen silahların kullanılması ile
bu durumun 1961 yılında imzalanan Dış Yardımlar Kanunu’na aykırı olduğu gerekçe
gösterilmiş ve Türkiye’ye karşı silah ambargosu kararı alınmıştır. ABD
yardımlarıyla temin edilen savunma sanayii ihtiyaçlarının ambargoyla kesintiye
uğramıştı.

Odatv

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın